+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve Medeniyetler Forumunda Macaristan Tarihi Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Macaristan Tarihi Hakkında Bilgi








    Macaristan Tarihi Hakkında Bilgi

    Macaristan Tarihi Hakkında Genel Bilgi

    Eski kaynaklarda Macaristan'dan Panonya diye bahsedilmektedir Macaristan'ın bulunduğu Tuna havzası ve Karpatlar bölgesi, coğrafi yer itibariyle kuzeyden ve doğudan devamlı gelen istilaların, akınların mecburi geçiş yolu olmuştur MÖ üçüncü asırda Keltler'in, sonra Daklar'ın istila ettiği Panonya, MÖ 1 asrın sonlarında Romalıların hakimiyetine girmiş ve bu hakimiyet MS 4 asıra kadar sürmüştü

    Panonya 4 asırda Attila idaresindeki Hunların, 6 asırda da Volga Nehrinin doğusundan Tuna Havzasına kadar gelen Avar Türklerinin istilasına uğradı ve Avarlar burada kuvvetli bir imparatorluk kurdularİki yüz elli yıl Orta Avrupa'ya hakim oldular Önceleri Şamanistken giderek Hıristiyanlığı benimsemeye başladılar ve 769'da Charlemagne tarafından ortadan kaldırılan Avar Türkleri, böylece Hıristiyanların özellikle Slavların arasında eriyip kayboldular

    1869 yılında Urallar'ın doğu yamaçları ve Orta Volga arasında yerleşmiş olup, Hazar Türklerinin bir kolu olan Arpatlar batıya göç ederek, Karpatlar ve Tuna havzasını işgal ettiler Macarlar'ın asli unsurunu meydana getiren Arpatların güneye ve batıya yaptıkları akınlar, Germen İmparatoru Birinci Otto tarafından önlenince göçebelikten yerleşik hayata geçtiler

    Moğol istilasına kadar Macaristan'da istikrarlı bir devre başlamış oldu Orta Asya gelenek ve yaşayış tarzlarını bir süre devam ettiren Arpatlar, Prens Geza zamanında Hunlar ve Avarlar gibi Hıristiyanlığı kabul ettiler Türklüklerini tedricen kaybedip Hıristiyanlaşmalarına rağmen, Macaristan'da bugün bile birçok Türkçe kelime ve yer adları kullanılmaktadır Mesela, tyuk, (tavuk), birska (bıçak), szakall (sakal), tengez (deniz), sarga (sarı) teknö (tekne), borju (buzağı), sator (çadır) gibi daha pek çok kelime, Macarların Türk asıllı olduklarını bariz bir şekilde göstermektedir

    Moğol istilasından sonra Arpat Hanedanının yerine, yabancı soydan gelen Anju Hanedanı geçti 1787'den itibaren Macaristan'da idareyi ele alan Sigismund ile beraber bazı fasılalar olmasına rağmen Macar Halkı, Alman asıllı krallarca idare edildi Macarlar, Osmanlıların Balkanlardaki ilerleyişini durdurmak için 1396'da 130000 kişilik bir orduyla harekete geçtiler

    Niğbolu önlerinde Yıldırım Bayezid Han (1389-1402) karşısında ağır bir yenilgiye uğradılar Ancak bundan sonra, devamlı surette, bizzat veya yardımcı olarak Osmanlı fütuhatını engellemeye çalıştılar 1526'da Mohaç'ta tekrar Macar ordusu Osmanlılara yenildi ve Orta Macaristan fethedildi Macaristan Osmanlı hakimiyeti altına girmişse de bu hakimiyet tam olarak kurulmayıp, Transilvanya ve Karpatlar bölgesi Osmanlı tabiiyetinde kalmak üzere Prens Zapolya'ya verildi Kuzey ve kuzeybatı Macaristan Avusturya'da kaldı Zapolya'nın ölümüyle halefi ve varisi Janos isimli bir çocuğa taç giydirilince, Osmanlılar Avusturya'ya fırsat vermeden buraya yerleşmek için, Macaristan'ın tamamı Osmanlı eyaleti haline getirildi ve Budin Beylerbeyliğine bağlandı

    Macaristan 1699'daki Karlofça Antlaşmasına kadar yüz altmış beş sene Osmanlı hakimiyetinde kaldı Osmanlıların Macaristan'daki hakimiyet devirleri, bugün bile hasreti çekilip çeşitli vesileler ile bunun ifade edildiği tam bir huzur, sükun, adalet ve imar devri oldu Burada görev yapan Osmanlı paşa ve devlet adamlarının da yaptırdıkları başta hamamlar olmak üzere pek çok eserler büyük bir yekun teşkil etmekte olup, Macaristan'ın Avusturya idaresine düştüğü zaman yapılan tahribata rağmen bazıları günümüze kadar gelebilmiştir

    O devirlerde mezhep savaşları ile çalkalanan Avrupa'da, Macaristan başta olmak üzere, Osmanlı toprakları Protestanların sığınak yeri oldu Osmanlı-Macar münasebetleri sosyal ve iktisadi, her alanda gelişti ve Macaristan'da Osmanlı kıyafetleri giymek moda oldu 1604'teki Osmanlı-Avusturya savaşında Macarlar Osmanlıların yanında yer aldılar ve kurulan Erdel Beyliği içişlerinde bağımsız ancak, Osmanlı Devletine tabi olmak üzereMacarlara verildi

    Macaristan 1689'da Avusturya'nın eline geçtikten sonra da bağımsızlık hareketleriOsmanlılarca desteklendi 1682-1684'te İmre Thököly'nin, 1703-1711'de Ferenc Rakoczi'nin bağımsızlık hareketleri başarısızlıkla sonuçlanınca diğer isyancılar ile beraber Osmanlı Devletine sığındılar Thököly İzmit'te, Rakoczi Tekirdağ'da ölene kadar misafir muamelesi gördüler

    150 yıl sonra Osmanlı Devletine gelen Macar heyeti, Tekirdağ'a yerleştirilen mültecilere verilen araziyi satın almak için kendilerine müracaat eden Türk köylülerine hayran kaldılar Rakoczi'nin arkadaşı Kelemen Mikos'un yazdığı ve mültecilerin hayatını anlatan Türkiye Mektupları isimli eseri bugün Macar tarihi ve edebiyatının kaynak kitapları arasında sayılmaktadır

    Ferenc Rakoczi'nin başarısız teşebbüsünden sonra Macaristan Avusturya'nın yarı kolonisi haline geldi ve bugüne kadar, Osmanlı hakimiyetindeki hürriyetini, iki dünya savaşı arasındaki devir hariç bir daha göremedi 1785'te Almanca resmi dil olarak kabul edilip, Avusturya ile Macaristan arasında gümrük birliği ilan edildi

    1848'de Lajos Kossuth'un bağımsızlık hareketi Rusya'nın yardımıyla bastırıldıktan sonra büyük bir baskı rejimi başladı, ancak 1876'da Macaristan,Avusturya sınırları içinde federatif bir devlet haline gelebildi Böylece Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ismiyle ikili bir monarşi kuruldu

    Avusturya, 1914'te Birinci Dünya Savaşına girince Macaristan da katılmak mecburiyetinde kaldı Ancak Avusturya'nın teslim olması üzerine Macaristan ayrılarak cumhuriyet ilan olundu 1919'da bastırılan Bela-Kun idaresindeki komünist ayaklanmasından sonra Amiral Horty 1 Mart 1920'de kral naipliğine getirildi Macaristan, 1920'de yapılan Trianon Antlaşması ile topraklarının üçte ikisini, nüfusunun beşte birini kaybetti

    İki dünya savaşı arasında Macaristan ideolojik ve ekonomik yönden Hitler Almanyası'na yaklaştı ve Antikomintem pakta katıldı1941'de Almanya ile beraber Rusya'ya karşı İkinci Dünya Savaşına girdi Ancak 1944'te Almanya ile arası açılınca Hitler Macaristan'ı işgal ettirdi Amiral Horty'nin Macaristan'da yirmi dört yıllık idaresi sona erip, yerine Szalas getirildi

    Szalas'ın kurduğu terör rejimine karşı başlayan muhalefet, komünistlerin güçlenmesine ve Rusların Macaristan'ı işgaline yol açtı4 Şubat'ta cumhuriyet ilan edildi ve aynı sene madenler, ağır sanayi tesisleri, bankalar devletleştirildi Üç milyon hektar arazi, sahiplerinden zorla alındı Macaristan İşçi Partisi öncülüğünde kilisenin mallarına el konuldu ve kilise aleyhtarlığı kampanyası başlatıldı

    Ancak başgösteren tepkiler sonucu 1953'te ülkede mevcut bulunan Sovyet askerleri İmre Nagy'ı başa getirerek yumuşama politikası takip etmeye başladılarİmre Nagy'ın reformlarına tahammül edemeyip, 1955'te görevden alınınca Macaristan'da muhalefet çok büyük oldu 1956'da tekrar hükumetin başına getirilen İmre Nagy, Macarların Sovyet işgal güçleri aleyhine "artık yoldaş değiliz" diye başlattıkları ihtilal hareketi sırasında Macaristan'ın Varşova Paktından çekilip, tarafsız kaldığını, 2 Kasım 1956'da Birleşmiş Milletlere, 3 Kasımda da Sovyet Büyükelçisi Yuri Andropov'a bildirdi

    "Eskunzuk, eskunzuk hogy tovabb nem leszunk!" (Yemin ediyoruz, artık köle olmayacağız!) diyen Macar halkının hürriyet mücadelesi, 4 Kasım'da Budapeşte'ye giren yüzlerce Sovyet tankı tarafından kanla bastırıldıBinlerce Macar, komünizmden kurtulmak için seyirci durumda kalan Batı'ya iltica ettilerİmre Nagy de yakalanarak 1958'de idam edildi 1989'da komünist parti feshedildi 1990 seçimleri çok partili oldu ve merkez sağ partiler iktidara geçtiler








  2. Asel
    Bayan Üye





    Tarihçe: Macaristan'ın tarihi, göçebe Macar kabilelerinin 896 yılında Karpatya bölgesine gelmeleri ve burada yaşamakta olan Keltler, Romenler, Slavlar, Hunlar ve Avarlarla yapılan uzun savaşlar sonucunda bölgeyi ele geçirmeleri ile başlamıştır Feodal yapıdaki ilk Macar devleti 1000 yılında kurulmuş daha sonra 1041-42 yıllarında Moğolların istilasına uğrayarak önemli zararlar görmüştür Orta çağ boyunca oldukça güçlenen Macaristan, 1490 yılında kral Mazhias'ın ölümüyle birlikte güçsüzlüğe sürüklenmiş ve 1526 yılında; Mohaç Savaşı i1e Osmanlı İmparatorluğu'na yenilmiştir Osmanlıların bölgedeki hakimiyeti 150 yıl sürmüş olup, onların çekilmesinin ardından Hapsbug hanedanının imparatorları Macaristan'ın da yöneticisi haline gelmişlerdir Uzun yıllar süren bağımsızlık mücadelesi sonucunda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu kurulmuş ve Macaristan'a örıemlì ölçüde özerklik tanınmıştır Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıcında bu İmparatorluk dağılmış ve gerek bu esnada, gerek savaş boyunca Macaristan topraklarının üçte ikisini kaybetmiştirİkinci Dünya Savaşı'nın başlangıcında ise, Almanya'nın Macaristan'ın kaybettiği toprakları geri almasını sağlayabileceği inancıyla Macaristan bu ülkenin yanında savaşa girmiştirAncak uzun süren mücadelelerden sonra, Rusya ordusu tüm :Alman birliklerini Macaristan'dan çıkararak 4 Nisan 1945 tarihinde ülkeyi denetimi altına almıştır 1 Şubat l946 tarihinde cumhuriyet rejimi kurulmuş ve yüksek enflasyonu önlemek için yení bir para birimi (1·Forint) benimsenmiştir Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkenin yeniden inşa edilmesine ve sanayileşmeye ağırlık verilmiş, ancak tarım sektörünün ihmal edilmesi ve yaşam koşullarının önemli ölçüde kötüye gitmesi 1956 yı1ı Ekim ayında silahlı bir ayaklanmaya yol açmıştıAyaklarıma sonrasında yönetim sisteminde belli değişiklikler yapılmış ve merkezi parti Sosvalist (İşçi Partisi adı altında yeniden yapılanmıştır Macaristan, demir perde ülkeleri arasında özellikle ekonomik açıdan komünist rejimin en toleranslı biçimde uygulandığı ülke olmuş, özel mülkiyete ve girişimlere belli ölçüde izin verilmiştir 1980'li yılların sonlarına doğru yaşanan gelişmeler doğrultusunda başlayan reform hareketleri, 1990 yılında serbest piyasa ekonomisine dayalı yeni bir rejimin benimsenmesi ile sonuçlanmıştır Bu tarihten günümüze kadar geçen dönem, devletin küçülmesi ve yeniden yapılanma süreci olarak tanımlanabilir
    Yürütme ve Yasama: Ülkenin rejimi, demokratik, çoğulcu, parlamenter sisteme dayalı cumhuriyettir Milletvekilleri iki turlu genel seçimlerle dört yılda bir seçilmekte olup, halihazırda Parlamentoda 386 milletvekili bulunmaktadır Parlamento, yasama görevinin yanısıra, Cumhurbaşkanı'nı seçme, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi üyelerini, Ulusal Banka Başkanını, Yüksek Mahkeme Başkanını ve Cumhuriyet Başsavcısını atama, hükümet programını kabul etme, bütçeyi ve uluslararası anlaşmaları onaylama gibi önemli yetkilere sahiptir Ülkede halihazırda, son seçimlerde en çok oy alan iki parti olan Macaristan Sosyalist Partisi ile Hür Demokratlar Birliği partisinden oluşan bir koalisyon hükümeti iktidarda bulunmaktadır Bu partilerden ilkinin Parlamentodaki milletvekili sayısı 209, ikincisinin ise 69'dur


    Etnik yapı: Resmi rakamlara göre, ülkedeki azınlıkların toplam nüfus (yaklaşık 10 milyon) içindeki payları %22 civarındadır Sözkonusu azınlıkların başında çingeneler (%1371), Almanlar (%029) ve Hırvatlar (%013) gelmektedir Bununla birlikte, ülkedeki çeşitli özel ve etnik kuruluşlara yapılan araştırmalarda, azınlıkların paylarının yukarıda verilen resmi rakamların çok üzerinde olduğu iddia edilmektedir





  3. Asel
    Bayan Üye
    Eski kaynaklarda Macaristan´dan Panonya diye bahsedilmektedir. Macaristan´ın bulunduğu Tuna havzası ve Karpatlar bölgesi, coğrafi yer itibariyle kuzeyden ve doğudan devamlı gelen istilaların, akınların mecburi geçiş yolu olmuştur. M.Ö. üçüncü asırda Keltler´in, sonra Daklar´ın istila ettiği Panonya, M.Ö. 1. asrın sonlarında Romalıların hakimiyetine girmiş ve bu hakimiyet M.S. 4. asıra kadar sürmüştü.

    macaristan.jpg

    Panonya 4. asırda Attila idaresindeki Hunların, 6. asırda da Volga Nehrinin doğusundan Tuna Havzasına kadar gelen Avar Türklerinin istilasına uğradı ve Avarlar burada kuvvetli bir imparatorluk kurdular. İki yüz elli yıl Orta Avrupa´ya hakim oldular. Önceleri Şamanistken giderek Hıristiyanlığı benimsemeye başladılar ve 769´da Charlemagne tarafından ortadan kaldırılan Avar Türkleri, böylece Hıristiyanların özellikle Slavların arasında eriyip kayboldular.

    1869 yılında Urallar´ın doğu yamaçları ve Orta Volga arasında yerleşmiş olup, Hazar Türklerinin bir kolu olan Arpatlar batıya göç ederek, Karpatlar ve Tuna havzasını işgal ettiler. Macarlar´ın asli unsurunu meydana getiren Arpatların güneye ve batıya yaptıkları akınlar, Germen İmparatoru Birinci Otto tarafından önlenince göçebelikten yerleşik hayata geçtiler.

    Moğol istilasına kadar Macaristan´da istikrarlı bir devre başlamış oldu. Orta Asya gelenek ve yaşayış tarzlarını bir süre devam ettiren Arpatlar, Prens Geza zamanında Hunlar ve Avarlar gibi Hıristiyanlığı kabul ettiler. Türklüklerini tedricen kaybedip Hıristiyanlaşmalarına rağmen, Macaristan´da bugün bile birçok Türkçe kelime ve yer adları kullanılmaktadır. Mesela, tyuk, (tavuk), birska (bıçak), szakall (sakal), tengez (deniz), sarga (sarı) teknö (tekne), borju (buzağı), sator (çadır) gibi daha pek çok kelime, Macarların Türk asıllı olduklarını bariz bir şekilde göstermektedir.

    Moğol istilasından sonra Arpat Hanedanının yerine, yabancı soydan gelen Anju Hanedanı geçti. 1787´den itibaren Macaristan´da idareyi ele alan Sigismund ile beraber bazı fasılalar olmasına rağmen Macar Halkı, Alman asıllı krallarca idare edildi. Macarlar, Osmanlıların Balkanlardaki ilerleyişini durdurmak için 1396´da 130.000 kişilik bir orduyla harekete geçtiler.

    Niğbolu önlerinde Yıldırım Bayezid Han (1389-1402) karşısında ağır bir yenilgiye uğradılar. Ancak bundan sonra, devamlı surette, bizzat veya yardımcı olarak Osmanlı fütuhatını engellemeye çalıştılar. 1526´da Mohaç´ta tekrar Macar ordusu Osmanlılara yenildi ve Orta Macaristan fethedildi. Macaristan Osmanlı hakimiyeti altına girmişse de bu hakimiyet tam olarak kurulmayıp, Transilvanya ve Karpatlar bölgesi Osmanlı tabiiyetinde kalmak üzere Prens Zapolya´ya verildi. Kuzey ve kuzeybatı Macaristan Avusturya´da kaldı. Zapolya´nın ölümüyle halefi ve varisi Janos isimli bir çocuğa taç giydirilince, Osmanlılar Avusturya´ya fırsat vermeden buraya yerleşmek için, Macaristan´ın tamamı Osmanlı eyaleti haline getirildi ve Budin Beylerbeyliğine bağlandı.

    Macaristan 1699´daki Karlofça Antlaşmasına kadar yüz altmış beş sene Osmanlı hakimiyetinde kaldı. Osmanlıların Macaristan´daki hakimiyet devirleri, bugün bile hasreti çekilip çeşitli vesileler ile bunun ifade edildiği tam bir huzur, sükun, adalet ve imar devri oldu. Burada görev yapan Osmanlı paşa ve devlet adamlarının da yaptırdıkları başta hamamlar olmak üzere pek çok eserler büyük bir yekun teşkil etmekte olup, Macaristan´ın Avusturya idaresine düştüğü zaman yapılan tahribata rağmen bazıları günümüze kadar gelebilmiştir.

    O devirlerde mezhep savaşları ile çalkalanan Avrupa´da, Macaristan başta olmak üzere, Osmanlı toprakları Protestanların sığınak yeri oldu. Osmanlı-Macar münasebetleri sosyal ve iktisadi, her alanda gelişti ve Macaristan´da Osmanlı kıyafetleri giymek moda oldu. 1604´teki Osmanlı-Avusturya savaşında Macarlar Osmanlıların yanında yer aldılar ve kurulan Erdel Beyliği içişlerinde bağımsız ancak, Osmanlı Devletine tabi olmak üzereMacarlara verildi.

    Macaristan 1689´da Avusturya´nın eline geçtikten sonra da bağımsızlık hareketleriOsmanlılarca desteklendi. 1682-1684´te İmre Thököly´nin, 1703-1711´de Ferenc Rakoczi´nin bağımsızlık hareketleri başarısızlıkla sonuçlanınca diğer isyancılar ile beraber Osmanlı Devletine sığındılar. Thököly İzmit´te, Rakoczi Tekirdağ´da ölene kadar misafir muamelesi gördüler.

    150 yıl sonra Osmanlı Devletine gelen Macar heyeti, Tekirdağ´a yerleştirilen mültecilere verilen araziyi satın almak için kendilerine müracaat eden Türk köylülerine hayran kaldılar. Rakoczi´nin arkadaşı Kelemen Mikos´un yazdığı ve mültecilerin hayatını anlatan Türkiye Mektupları isimli eseri bugün Macar tarihi ve edebiyatının kaynak kitapları arasında sayılmaktadır.

    Ferenc Rakoczi´nin başarısız teşebbüsünden sonra Macaristan Avusturya´nın yarı kolonisi haline geldi ve bugüne kadar, Osmanlı hakimiyetindeki hürriyetini, iki dünya savaşı arasındaki devir hariç bir daha göremedi. 1785´te Almanca resmi dil olarak kabul edilip, Avusturya ile Macaristan arasında gümrük birliği ilan edildi.

    1848´de Lajos Kossuth´un bağımsızlık hareketi Rusya´nın yardımıyla bastırıldıktan sonra büyük bir baskı rejimi başladı, ancak 1876´da Macaristan,Avusturya sınırları içinde federatif bir devlet haline gelebildi. Böylece Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ismiyle ikili bir monarşi kuruldu.

    Avusturya, 1914´te Birinci Dünya Savaşına girince Macaristan da katılmak mecburiyetinde kaldı. Ancak Avusturya´nın teslim olması üzerine Macaristan ayrılarak cumhuriyet ilan olundu. 1919´da bastırılan Bela-Kun idaresindeki komünist ayaklanmasından sonra Amiral Horty 1 Mart 1920´de kral naipliğine getirildi. Macaristan, 1920´de yapılan Trianon Antlaşması ile topraklarının üçte ikisini, nüfusunun beşte birini kaybetti.

    İki dünya savaşı arasında Macaristan ideolojik ve ekonomik yönden Hitler Almanyası´na yaklaştı ve Antikomintem pakta katıldı. 1941´de Almanya ile beraber Rusya´ya karşı İkinci Dünya Savaşına girdi. Ancak 1944´te Almanya ile arası açılınca Hitler Macaristan´ı işgal ettirdi. Amiral Horty´nin Macaristan´da yirmi dört yıllık idaresi sona erip, yerine Szalas getirildi.

    Szalas´ın kurduğu terör rejimine karşı başlayan muhalefet, komünistlerin güçlenmesine ve Rusların Macaristan´ı işgaline yol açtı. 4 Şubat´ta cumhuriyet ilan edildi ve aynı sene madenler, ağır sanayi tesisleri, bankalar devletleştirildi. Üç milyon hektar arazi, sahiplerinden zorla alındı. Macaristan İşçi Partisi öncülüğünde kilisenin mallarına el konuldu ve kilise aleyhtarlığı kampanyası başlatıldı.

    Ancak başgösteren tepkiler sonucu 1953´te ülkede mevcut bulunan Sovyet askerleri İmre Nagy´ı başa getirerek yumuşama politikası takip etmeye başladılar. İmre Nagy´ın reformlarına tahammül edemeyip, 1955´te görevden alınınca Macaristan´da muhalefet çok büyük oldu. 1956´da tekrar hükumetin başına getirilen İmre Nagy, Macarların Sovyet işgal güçleri aleyhine "artık yoldaş değiliz" diye başlattıkları ihtilal hareketi sırasında Macaristan´ın Varşova Paktından çekilip, tarafsız kaldığını, 2 Kasım 1956´da Birleşmiş Milletlere, 3 Kasımda da Sovyet Büyükelçisi Yuri Andropov´a bildirdi.

    "Eskunzuk, eskunzuk hogy tovabb nem leszunk!" (Yemin ediyoruz, artık köle olmayacağız!) diyen Macar halkının hürriyet mücadelesi, 4 Kasım´da Budapeşte´ye giren yüzlerce Sovyet tankı tarafından kanla bastırıldı. Binlerce Macar, komünizmden kurtulmak için seyirci durumda kalan Batı´ya iltica ettiler. İmre Nagy de yakalanarak 1958´de idam edildi. 1989´da komünist parti feshedildi. 1990 seçimleri çok partili oldu ve merkez sağ partiler iktidara geçtiler.





+ Yorum Gönder