+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve Medeniyetler Forumunda Mısır İmparatorluğu Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Mısır İmparatorluğu








    Mısır İmparatorluğu

    Mısır İmparatorluğu Hakkında Bilgi

    m-s-r-mparatorlu-u2.jpg



    Mısırın ilk devirleri ( 4 binyıl-M . Ö . 16 . yy )

    Mısır , eski dünyanın ilk siyasi birliğidir . Bu erken doğuşta raslantı dan çok olağanüstü şartların oluşturduğu bir yazgı vardır . Bu ülkenin siyasi , etnik manevi dayanıklılığı sürekliliği bu ‘nin oluşumu belgeler . Mısır imparatorlu , Asyanın büyük imparatorluklarından da , Romaİmparatoluğu'ndan da uzun ömürlü olmuştur.

    Sıkı bir gerekirciliğe ( determinizm ) bağlanmadan , elverişli bir koşullar demetinin , Mısır'ın kaderini etkilediği söylenebilir . Bu koşullar hem coğrafi , hem etnik türdendir . Nil nehri'nin ülke için birleştirici bir etken olması ve düzenli taşkınlar kıyılardaki toprakların bereketi sağlaması Mısır bakımından çok güçlü bir etken olmuştur .


    Afrikalılar'ın Samilerin çok erken dönemde mısır topraklarına yerleşmesi ve tek bir halk olarak kaynaşması ise etnik bakımından büyük önem taşır Bir de ülkenin çöllerle çevrilmiş ve böylece dünyanın öbür ülkelerden ayrılmış olması , onun öbür seneler güvenliğini sağlamıştır . Cilalıtaş çağı belgeleri , bu birliğin daha ozaman geldiğini ve Nil kıyılarında kendine has bir uygarlığın doğmuş olduğunu gösterir .

    Mısır 'ın yazısı daha o zaman belirlenmiştir; tarih çağlarında Mısır artık doğal bir gelişme izlemekten başka birşey yapmayacaktır .


    Mısır'ın tarihi üzerine elimizde bulunan ilk belgeler M . Ö . IV ncü binyılınson üçte birine kadar dayanır . Bu belgelere bakarak Mısır'ın önce bir siyasi birlik kurduğunu , sonra birbirinden ayrı iki krallığa ayrıldığını düşünebiliriz . Bu krallıkların biri güneyde yukarı Mısır'da öbürü kuzeyde , Delta'daydı . Bu ayrılış , uzun sürmüş görünmüyor . Güneyin iki hükümdarı , skorpion ve narmer , M . Ö . 3190 sularında otoritlerini kuzeyde , delta'da hakim kılmayı başarıyorlar .


    Narmer'in ardından gelenler ( 3197-2278 dolayları ) birinci ve ikinci mısır sülalesini meydana getiriyor , başkent thinis'tir . Mısır'ın gelecekteki kudretinin temelleri bu dönemde gerek ülkenin yönetim ve hukuk bakımından örgütlenmesiyle , gerek tanrı kadar kutsal sayılan hükümdarın sahip olduğu olağan üstü güç ve etkiyle atılmış oldu .

    Eski imparatorluk ( M . Ö . 2778-2423 )


    Eski imparatorluğun firavunları ( 2778-2423 dolayları ) kendilerinden önce gelenlerin bilgece siyasetinin meyvelerini topladılar ve Mısır'ın gelişmesi üzerine kesin etkiler yaptılar


    Krallığın başkenti kısa bir süre içinde , Mısır'ın tarihinde çok büyük bir önem kazanan menfis şehrine getirildi . Menfis sülaleleri devri başladı .


    Bu dönemde Mısır , yoğun bir askeri etkinlik sürdürüyor; doğu sınırlarında tedirginlik uyandıran Asyalı halklara seferler açıyor ve Libya'da otoritesini güçlendiriyor bu genişleme siyaseti , altıncı sülale ( 2423-2280 ) tarafından da izlenecek ve bunlar çabalarını , Arabistan çölünün Asyalı göçebelerine ve Mısır'ın güneyindeki halklara karşı yöneltecekler , aynı zamanda , Akdeniz yöresinin doğusundaki sitelerle sıkı ticaret ilişkileri kurmağa çalışacaklardır .


    Yaklaşık olarak 2300 yılında Bedeviler , herhalde örgütlenmiş bir direnişe rastlamadan , Mısır'ın iç bölgelerine girdiler . Krallık iktidarının ve yönetici sınıflarının acizliği bir halk ayaklanmasına yol açtı ve bu , bir sosyal devrimle sonuçlandı . O günden beri mısır görülür www.alasayvan.net/ bir anarşi içine girdi ve bu , sekizinci sülalenin sonuna kadar sürdü . ( 2240 ) Bu arada üç krallığa ayrıldı; Asyalı istilacıların ele geçirip oturduğu Delta krallığı; Herakleopolis dolaylarında orta mısır krallığı ve Teb krallığı yukarı mısır krallğı . bunlardan Teb sülalesinin , başarılı olabilmek için , büyük bir siyaset zekası göstermesi ve amacını sabırla izlemesi gerekiyordu . Bu sülale birbuçuk yüzyıl süren bir çabalamadan sonra otoritesini imparatorluğun tümüne hakim kılmayı başardı: Orta imparatorluk böyle kurulmuştu . ( 2060 )


    Eski impartorluk , yağmacıların istilası altında , yok
    Olmayla sonuçlanan çökme dönemine girmeden önce , uygarlık ve siyasi güçler alanında dikkate değer bir dirilik göstermiştir . Bu imparatorluğun en güçlü olduğu dönemde firavunlareşsiz ve olağan üstü bir niteliğin keyfini sürdürüyorlardı . Birer insan olmaktan çok , tanrı gibi tutuluyorlar , resmi dilde “iyi tanrı , Tanrının oğlu , Güneş Ra , Altın Horus”gibi adlarla nitelendiriyorlardı . Aslında , ülkeyi başkentleri olan Menfis'ten despotça yöneten mutlakiyet hükümdarlarıydı . İmparatorluğun boyutları hükümdarların , mahalli yönetimi ve valilerin icra biçimini fiilen kontrol etmesine elverişli değildi . Bunun için bütün eski imparatorluk süresince devlet memurları kendilerini bağımsız saydılar . Hükümdarlar bu duruma karşı koyamıyor ve gerektiğinde valilerin yerini değiştiremiyordu . Böylece valilik kendiliğinden , babadan evlada geçen bir görev oldu bundan , merkeziyetçiliğin büsbütün bozulması ve merkez iktidarının felce uğraması sonuçları doğduki bu , bir anlamda eski imparatorluğun yok olması demekti .


    Bu yarı derebeylik düzenin , Mısır birliği bakımından taşıdığı tehlikeyi farkeden Teb monarşisi öbür krallıklara karşı kazandığı zaferlerden merkezi iktidara bağlı bir yönetim düzeni kurmaya , bu sebeplerle çalıştı . Teb monarşisinin ilk işi , Mısır birliğini yeniden kurmak ve ona , eski imparatorluk döneminde fethedilmiş olan toprakları geri vermek oldu .


    Onikinci sülale zamanında Mısır , Yakındoğu'da en güçlü devlet niteliğini yeniden kazandı . Ammenemes'in kurduğu şaslı sülale sıradan hükümdarlarla sona erdi . ( 1785 ) ;onlardan sonra iktidarı zorla ve haksız olarak elde eden birtakım zorbalar başa geçti . Bunlar monarşiyi güçsüzlendirdiler ve Hyksos'ların istilasına yol açtılar


    Hyksos'ların kökeni uzun zaman karanlık kaldı;ama bugün sorun aydınlatılmıştır . Bu halkların göçü Asya'nın iki binyıl boyunca uğradığı karışıklıklara sıkı sıkıya bağlıdır . Gerçekten Ariler Asya'yı yavaş yavaş işgal ettikçe yerli halklar oralardan göç ediyorlardı . Ariler www.alasayvan.net/ Mitanni'yi istila ettikleri zaman Samiler Kenan'a sığındılar;kısa bir süre sonra oraya Ari grupları yetişti ve onları Mısır'a geçmeye zorladı .


    Delta'ya ilk gruplar 1730 sularında sonuncular da 1680'e doğru vardılar . Bunlar Mısır tarihinin , anısını uzun zaman saklayacağı büyük yıkım , ve zarar yaptıktan sonra , Aşağı ve Orta Mısır'a kesinlikle yerleşeceklerdi








  2. Asel
    Bayan Üye





    Hyksos'lar artık ülkenin sahibi olmuş , ama yukarı Mısır'daki yerli sülale , bu yabancı kralların metbuluğunu tanıyarak varlıklarını korumayı başarmışlardı . Bunlardan , Teb sülalesi , bir yüzyıl Hyksos'ların tabiiyeti altında kaldıktan sonra , bir kurtuluş savaşına girişmek için , yeteri kadar güç kazandığına karar verdi .


    Ahmet , Mısır birliğini yeniden gerçekleştiriyor ve Mısır tarihinin en parlak sülalesi olan onsekizinci sülaleyi kuruyordu ( 1580 ) .


    Mentuhotep ve onbirinci sülalenin hükümdarları tarafından girişilen , “Mısır'ın birleştirşilmesi sorunu” gerçekleşince , önemli bir yönetim sorunu da çözümleniyordu .



    Mısır'ın birliğini sağlayan koşular , ülkenin manevi birliğini sağlamakta da büyük ölçüde etkili oldu . Mısır , çok erken bir dönemde , din , sanat ve edebiyat alanındaki özgür uygarlığla kendini gösterdi . Çeşitli dış etkilere ve din anlayışındaki değişikliklere rağmen bu özgürlüğü uzun süre koruyabildi .

    Yeni imparatorluk ( M . Ö . 1580-1085 )

    Bu birliğin sürebilmesi için bütün Mısır kurıluşlarında ve genel siyasetinde tam reform gerekiyordu . Onsekizinci sülale kendini bu işe adadı . Denilebilirki yeni imparatorluk dönemindeki Mısır ( 1580-1085 ) , onsekzinci sülalenin ve özellikle ülkenin iç ve dış siyasetine kişilikleri ile yön veren birkaç olağanüstü hükümdarın eseridir . Bu sülalenin hükümdar5ları beceriklikleriyle , sık sık başgösteren taht kavgaların sebeb olduğu karışıklıkları önlemeyi bildiler ve böylece , siyasi , iktitarın uzun ömürlü olmasını sağladılar .


    Dışta , Mısır siyaseti yeni meydana gelen olaylara uygun biçimde değişiklik geçiriyordu . Hyksos'ların istilası Mısır'ın ençok , Asya'dan gelen sataşmalardan korkması gerektiğini açıkça göstermişti . Böylece bir tehtidin tekrarlanmasını önlemek için , önsekizinci sülale Asya'da bir Mısır imparatorluğu kurmaya çalışacak ve bu siyasetin , Mısır uygarlığının geleceği bakımından son derece önemli sonuçları olacaktı .


    Filistin , Fenike ve Lübnan'ın fethedilmesi , Mısır'a Asya'da sağlam bir harekat üssü saağladı; özellile fenike limanlarına sahip olmak , Mısır birliklerini denizden daha kolayca götürmeğe elverişli oluyordu .


    Tutmes IV ( 1425-1405 ) MitanniKralı'nın kızlarından biriyle evleniyor . Bu itifak aslında , Mısır'akafa tutmağa yetenekli tek devlet olan Hitit imparatorluğu'na karşı yönetilmiştir .


    Amenofıs ( 1405-1370 ) hiçbir bakımdan kendinen önceki krallara benzemiyordu , ; gevşek , tasasız bir prenti ve Asya'daki Mısır politikası onu ilgilendirmiyordu . Bu davranış Mısır imparatorluğunun gerileme sebeblerini bir bakıma açıklar .


    Asya'da fetihler yapma politikası XIX . Sülalenin hükümdarlarınca yeniden ele alındı .


    Hitit Kralı Mursil II , bu Mısır ilerlemesini durdurmaya çalıştı ama , Kadeş'te yenildi ( 1315 ) . Buna rağmen Sethi I , otoritesini Suriye'de sağlam kurmayı başaramadı . Bu yüzden , ikinci Kadeş seferi askeri harekata bir duraklama dönemini gösterir ve Mısır , Sethi I'in krallığının sonuna kadar artık Asya siyasetine karışmaz .


    Mısır'ın aradan çekilmesi Hititler için elverişli bir durumdu; böylece yeniden Suriye ve Lübnan'ı kontrol altına almış oluyorlardı . Sethi ı'in halefi Ramses II . ( 1298-1232 ) , Güçlü ve hırslı bir prensti; Mısır'ın kudretini tehlikede bırakmak onun tabiatına uygun değildi . Hitit hükümdarı Muvatalli de aynı derecede hırslıydı . Böylece bu iki prens arasında savaş , kaçınılmaz bir hale geldi . Muvatalli Mısır'a baskın yapmak için erken davranarak güçlü bir koalisyon kurdu ve Kadeş yakınında bir ordu topladı . Ramses II hemen Filistin'den dört ordu ile yukarıya doğru ilerledi . Kanlı bir savaş başladı . Ramses II yenik düşmek üzereyken kişisel yiğitliğiyle durumu kurtardı , savaş alanını hakim aldı ( 1292 ) .


    Mısır ile hatti arasındaki çekişme sonsuza kadar sürebilirdi . Ama Mutavelli ‘nin ölümü ( 1282 ) ,


    Hitit imparatorluğu'nun kadekaderini değiştirdi . Gerçekten , ondan boşalan yere yeni bir prens geçeceği sırada Hatti'yi güçsüz düşüren büyük karışıklıklar oldu . Bir başka yönden , Asur'unyeni beliren kudreti Hitit hükümdarlarını kaygılandırmaya başlıyordu . www.alasayvan.net/ Bütün bu koşullar Hitit politikasının birdenbire bir dönüş geçirmiş olmasını , açıklar . 1275'ten sonra Hatti hükümdarı Hattuşil III , Ramses II ile bir itifak anlaşması imzaladı . Tarihte Kadeş Barışı olarak geçen bu anlaşma Batı Asya'ya yarım yüzyıllık bir barış sağlıyordu .



    Bununla birlikte Asya'yı yine de yeni tehlikeler tehtid ediyordu . Bu tehlikelerden biri Asur devleti , öbürü , Balkanlar'ı ve Küçük Asya'yı işgal edilecek olan Hint-Avrupa dalgalarının gelişiydi .



    Ramses III'ün güçlü direnişi Mısır'ı büyük bir felaketten kurtardı; Hint – Avrupalılar , Mısır yazıtlarında “deniz kavimleri” diye adlanlandırın topluluklar durduruldu .



    Mısır , duruma hakim olarak Asya'da imparatorluğunu yeniden kurdu . Ardından


    Gelen güçsüz ve otoritesiz prensler Ramses III'ün eserini tehlikeli durumda bıraktılar ve yeni imparatorluğun sonunda ( 1085 ) , Mısır artık Asya politikasını gözden çıkarmıştı .



    Onsekizinci sülale sonunda imparatorluğun genişlemesi , kuruluşlarda farkedilir değişikliklere yol açtı . Kral artık tek başına bütün görevleri yerine geteremez oldu . Görev sorumluklarının bir kısmını vezirine , bir kısmını Nübye tabii kralına ve Amon büyük rahibine aktardı . Böyle bir siyasi sistemde kralın yönetimde birliği koruyabilmek için çok güçlü ve uyanık olması , çevresindede kendine bağlı danışmanlar bulundurması gerekiyordu . Orta imparatorluğun düşmesini doğuran olaylar , kralları yeni ve sürekli bir ordu meydana getirmeye yöneltti; bu ordu , subay ve askerden oluşan yeni bir imtiyazlar sınıfı yarattı .


    Onsekizinci sülale zamanında imparatrluğun genişlemesinin sonucu , yalnız kuruluşlarda köklü değişiklik olmadı; bu genişleme imparatorluğun uapısınıda değiştirdi . Mısırlı halklar Asyalı halklarla temas halindeydiler; bu yüzden , imparatorluk , bir dereceye kadar kozmolopit ( dünya vatandaşı ) oldu . Bu halkların bütününe göre , Mısırlıların geneleksel dininde fazla özel çizgiler vardı . Daha evrensel bir dine karşı duyulan ihtiyaç , dini aton ayrılığının nedeni olmuş gibidir . Ama bu şartlar din devrimini açıklamaya yetmez , din devrimini teşvik eden hükümdarın , benzeri olmayan kişiliğini de hesaba katmak gerekir .



    Amenofis IV ( 1370-1352 ) , inaçların etkisiyle olduğu kadar siyasi sebeblerlede tahtta geçtiğinden beri Amon rahilerinin iktidarına karşıydı;sonra , Teb'i bırakarak Akhetaton ( tell el amarna ) adlı bir başkent yarattı . Amenofis ( Amon hoşnuttur ) adını da Akhnaton ( Aton'un parlaklığı ) adıyla değiştirdi . Böylece geleneksel dinden kopuyor ve tek tanrı Aton , tanrılaştırılmış güneş dairesi ( Güneş kursu ) kültürünü kuruyordu . Bu yeni tek tanrılıcıkta kral , büyük rahip ve peygamber görevlerini yerine getiriyordu;eski ahlak anlayışı ortadan kalkıyor ve yerine son derece özgürlükçü bir doğacılık geçiyordu . İçtenlik , bireysel yönelişlerle eylemler arasında uyum , din yükümlülüklerinin başında yer alıyor . Yeni din , yaşama sevincini , doğaya ve canlı varlıklara aşkı aşırı derecede övüyordu .


    Pekala bilinir ki din üzerine bu kadar köklü bir reform sert bir karşı geliş uyandırmadan yapılamazdı . Hükümdar , eski kültürlere kerşı aldığı sert tedbirlere rağmen ülkenin bütününe kendini kabul ettirmeyi başaramadı . Başkaldırmalar o kadar güçlü oldu ki ömrünün www.alasayvan.net/ sonunda Akhnaton Amon rakipleri ile bir yakınlaşma sağlamayı bile denedi . Yerine gelen Tutank Haton Tell el armana'da üç yıl kadarAton kültürüne bağlı kaldı;sonra birdenbire eski dinine döndü ve Amon rahiplerine boyun eğdi . Adını Tutank Hamon adıyla değiştirdi . Aton devrimi yenilmişti ve bir an tehtit altında kalan Amon kültür önemli bir sınavdan yengin çıkıyordu . Amon rahipleri bu sonuçtan sivil iktidar için tehlikeli bir güç ve gurur elde etmiş oluyorlardı .





  3. Asel
    Bayan Üye
    Mısır'da yer alan piramitler Dünyanın 7 Harikasından biri olarak bilinir . Ehramlar olarak da bilinen Mısır piramitleri , çoğu eski ve orta krallık döneminde Mısır krallarının ( Firavun ) mezarları üstüne yapılmış büyük anıtsal yapılardır . Orta ve Güney Amerika'da Mayalar , Aztekler ve İnkalar tarafından benzer yapılar yapılmıştır , ama gerçek piramitler Mısır'dadır. Yunanca pyramis sözcüğünden türemiş olan piramitlerde genellikle taş ya da tuğla kullanılmıştır . Dörtgen bir taban üzerinde yükselen piramitlerin üçgen biçimli dört kenar yüzeyi tepede bir noktada birleşir . Mezar odası çoğunlukla piramidin üzerine oturduğu kayanın içine oyulmuştur .

    Eski Krallık'ta 2 . hanedan döneminin sonuna kadar ( yaklaşık İ . Ö . 1650 ) krallar ve soylular mastaba denen mezarlara gömülürlerdi . Mastabalar , dikdörtgen biçimli , yan duvarları içeriye doğru eğimli ve üst yüzeyi düz olan; daha çok üstü kesik bir piramide benzeyen anıtmezarlardı . 3 . hanedan döneminde ( İ . Ö . 2650-2575 ) kral mezarlarında taş kullanılmaya başlandı . İlk piramit , bu dönemde , Kahire'nin yakınındaki Sakkara'da ünlü mimar İmotep tarafından yapıldı . Kral Zoser için tasarlanan ve üst üste konmuş altı mastabadan oluşan bu anıtmezara Basamaklı Piramit denmiştir .

    Kutsal sayılan ölmüş krala armağanların sunulduğu bir tapınağı da içeren Basamaklı Piramit ve ek yapıları geniş bir duvarla çevrelenmiştir . 60 metre yüksekliğinde olan ve kireç taşından yapılan bu piramit Eski Mısır'ın en güzel anıtlarından biridir . Yapının altından toprağın içine uzanan 11 geçitte kral ve bazı soyluların pembe granit ve albatrdan ( kaymak taşı ) yapılma lahitleri bulunur . Ne var ki , bu lahitler , daha önce soyulduğu için bu kişilerin mumyalanmış cesetleri bulunamamıştır . Bölgede daha birçok piramidin yapıldığı sanılmaktadır . 1953'te Sakkara'da 3 . hanedan döneminden kalma tamamlanmamış bir başka basamaklı piramidin kalıntılarına rastlanmıştır .

    En tanınmış piramitler , Kahire'nin güneyinde Gize'de bulunan üç piramittir . Bu piramitler 4 . hanedan döneminden ( İ . Ö . 2575-2468 ) kalmıştır . En büyüğünü Yunanca adıyla Firavun Keops yaptırmıştır . Keops Mısırlılar'ca Khufu olarak adlandırılır . Keops Piramidi'nin taban kenarları yaklaşık 230 metre ve yüksekliği 146 metredir . Ama dış kaplaması aşındığı için bugün yüksekliği 9 metre daha düşüktür . Kayalık bir zemine oturan piramidin dış bölümü kireç taşı ve granitten yapılmıştır . Tüm yapıda her biri ortalama 2 , 75 ton ağırlığında toplam 2 , 3 milyon taş blok kullanılmıştır .

    Piramidin yapımında kullanılan kayalar Nil ırmağının karşı kıyısından getirilmiş , kireç taşı Kahire yakınlarından , granit ise Assuan'dan taşınmıştı . Kabaca yontulan granit bloklar , silindirler üzerinde çekilerek ırmağa getirilir ve buradan mavnalarla piramide en yakın yük iskelesine taşınırdı . Bloklar , iskele ile piramit arasında döşenmiş granit geçitten , tahta silindirler üzerinde çekilerek yerine ulaştırılırdı . Taş blokları çıkaran ve taşıyan kişiler kendi adlarını kırmızı bir boya ile taşın üzerine yazarlardı . Bu yazılar bugün de okunabilmektedir . Taşlar çok düzgün bir biçimde bakır aletlerle işlenirdi .

    Keops'un ardından Kefren ve Mikerinos tarafından yaptırılan öbür ünlü iki piramit , ilkine göre daha küçüktür . Her üç piramit de yağmalanmış oldukları için içlerindeki eşyaların çoğu kaybolmuştur . 5 . ve 6 . hanedan kralları da ( İ . Ö . 2465-2150 ) Gize ve Abu Şir'de birçok piramit yaptırmışlardı . 11 . ve 12 . hanedan krallarının ( İ . Ö . 2130-1756 ) piramitleri daha çok Dahşur , Havara ve el-Lahun'da bulunmuştur . Bu dönemden sonra , soylulara mezar olarak kullanılan piramitlerin yapımına son verildi . Mısırlılar krallarını , 18 . hanedan döneminde ( İ . Ö . 1540-1292 ) başkent olan Teb yakınlarındaki Krallar Vadisi'nde kayalara oyulmuş mezar odalarına gömmeye başladılar .

    Bir zamanlar Nil ırmağının batı kıyısı boyunca birçok piramit yer alırdı . Bunların Eski ve Orta Krallık döneminde yapılmış olmaları ile Mısırlılar'ın Güneş tanrısı Ra'ya tapınmaya ve ölülerini mumyalamaya başlamaları arasında bir ilişki olduğu sanılmaktadır . Eski Mısırlılar , ölen bir kişinin bedenini koruyarak , ona yiyecek ve içecek sunarak ölümden sonra yaşamasını sağlayabileceklerine inanırlardı . Bu nedenle ölülerini , öbür dünyada gereksinecekleri eşyalarla birlikte gömerler , mezar duvarlarına çizdikleri resimler ve yazdıkları yazılarla ölülere karşılaşabilecekleri tehlikelerden korunma yollarını gösterirlerdi .




    Piramitlerin Gizemi


    Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir . Binlerce yıl önce yapılan piramitlerde bugün bile hala binlerce sır yatmaktadır . İşte piramitlerle ilgili birbirinden ilginç bilgiler

    Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eser , Mısır'daki Keops Piramidi dir . Mısır'ın başkenti Kahire yakınındaki Nil Nehrinin batısında bulunan Giza Yaylasında bulunmaktadır .

    Keops Piramidinin yanında biraz daha küçük olan Kefren ve Mikorinos piramitleri bulunmaktadır . Ayrıca , içlerinde prenseslere ve firavunun en yakın yardımcılarına ait mumyaların bulunduğu beş piramit daha vardır .

    Büyük Piramit de denen Keops Piramidi , M . Ö . 2800 yıllarına doğru hüküm süren Mısır'ın 4 . Sülale devri hükümdarlarından Keops'un mezarıdır . İkinci büyük piramit , Keops'un kardeşi olan ve O öldükten sonra firavun olan Kefren'e aittir . Küçük piramit ise M . Ö . 2500'lü yıllarda hüküm süren Mikerinos'a aittir .

    Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir . Bunların en haşmetlisi olan Keops Piramidi dış görünüşü ile de "Dünyanın Birinci Harikası" olma niteliğine hak kazanmıştır .

    Piramitler , firavunun mumyası ile hepsi birbirinden değerli eşsiz nitelikteki sanat eserlerini; kral , kraliçe , prens heykellerini de içlerinde saklıyordu ve bu eşsiz hazineleri saklamak için yapılmışlardır .

    Keops Piramidinin yüksekliği 138 metredir . Tepeden 10 metre kadar aşınmıştır . Bazıları 10-15 ton ağırlığında olan 2 . 300 . 000 adet blok taşın üst üste yığılmasıyla oluşturulmuştur . Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50 . 524 metrekarelik bir alanı kaplar . Piramidin iç ortasında , tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır . Firavunun mumyası , hazinesi ve özel eşyası bu odaya konmuştur . Oda 10 , 5 metre uzunlukta , 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir . Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir . Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır .

    Kefren Piramidinin taban kenarlarının uzunluğu 216m , yüksekliği 143m'dir .

    Mikorinos adına yapılan 66m uzunluğundaki piramidin taban kenarlarının uzunluğu 109m'dir

    Tarihçi Herodot'a göre , ağır granit blokları , piramidin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda , 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır . Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür . Bu muazzam mezar , üç ayda bir toplanan 100 . 000 esirin çalışmasıyla 30 yılda tamamlanmıştır . Daha sonra da Keops'un ve eşinin mumyalanmış cesetleri bu mezara yerleştirilmiştir .

    Bu üç piramit tam bir teknik ustalık ve mühendislik yeteneği başyapıtıdır . Yerleştirilişi , yapının dev boyutları , kullanılan kireçtaşından yapılan blokların boyut ve ağırlıkları şaşırtıcıdır . Bu piramitler Dünyanın Yedi Harikası içinde günümüzde sağlam kalan tek yapıdır .

    Gize piramitleri tahmini olarak M . Ö 3000 yıllarında eski krallık döneminde yapıldığı zannedilmekte . Bunlar; Keops , Kefren ve Mikerinos piramitleridir ve isimlerini aldıkları firavunlar tarafından yaptırılmıştır .

    Gize piramitleri dünyanın en büyük piramitlerdir . Bunlarla birlikte ve Mısır'da yüzlerce irili ufaklı piramit mevcuttur . Gize piramitlerini diğerlerinden ayıran farkların başında içlerinde yazı bulunmaması ve nasıl yapıldıklarının hala çözüme ulaşmamış olmasıdır .

    Keops'un oğlu Kefren için yapılmış piramit 136 metre yüksekliğe sahip .

    Kefren piramidinin dış yüzeyinde yer alan kaplamalar bugün sadece tepesinde görülebilmekte .

    Piramitler ile ilgili çeşitli matematiksel bulgular arasında ilginç olanları şunlar: Keops piramidinin yüksekliginin 1 milyarla çarpımı yaklasık olarak güneşle dünyamız arasındaki mesafeyi veriyor . ( 149 . 504 . 000km )

    Piramitlerin üzerinden geçen meridyen karaları ve denizleri tam iki eşit parçaya bölüyor . Keops Piramidinin Taban cevresinin , yüksekliğinin 2 katına bölünmesinin pi=3 . 14 sayısını veriyor .

    62 metre yüksekliği ile Gize Piramitleri içerisinde en küçüğü olan Mikerinos Piramidi Kefrenin oğlu için yaptırılmış .

    Piramitler hala yapımları esnasındaki gizi korumaktalar . İşçilerin olağanüstü bir çabayla günde 10 metreküp taşı üst üste koyduklarını kabul edersek keops piramidinde yer alan yaklaşık 2 . 5 milyon metreküp taş , 250 . 000 gün , yani yaklaşık 664 yılda yerleştirilebiliyor . Oysa piramitler 20 ila 30 yıl arasında bir sürede tamamlanmıştır .


    Sfenks

    70 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğinde olan Sfenks 14 . yy da Memluk'lar tarafindan top bataryalarına talim hedefi olarak kullanılmış ve ciddi biçimde zarar görmüş .

    M . Ö . 2520 yılında Keops'un oglu Kefren'in mezar kompleksi için yontulmuş . Sfenks Mısır dilinde 'SEZP-ANHE' Yaşayan görüntü ) anlamında . Tarih boyunca Sfenks Nil nehrine bakiyor ve nehir yoluyla gelenleri karşılıyordu





+ Yorum Gönder


mısır,  belgesel seyret,  mısır imparatorluğu,  mısır resimleri,  mısır krallığı