+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve Medeniyetler Forumunda Yumuşama Dönemi Nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Yumuşama Dönemi Nedir








    Yumuşama dönemi nedir

    Yumuşama dönemi ilgili bilgi

    1. Küresel Gelişmeler
    Soğuk Savaş'ın çözülmesinin ardından gelen dönem barışyönünde daha da ileri bir
    aşamaydı. Hatta, denilebilir ki, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra başlaması umulan
    barış ortamı yaklaşık çeyrek yüzyıllık bir gecikmeyle doğmaktaydı.

    "Yumuşama" (Detant) adı verilen bu dönem 1970'lerin sonlarından 1980'lerin orta-
    larına kadar yeniden Soğuk Savaş'ıhatırlatan gergin bir hava içine girmekle birlikte
    uluslararası ilişkilerde barış yönünde büyük gelişmeler yaşanmasını sağladı. Esa-
    sen, Soğuk Savaş'ıhatırlatan 4-5 yıllık devreye genellikle "Soğuk Barış" adının veril-
    mesi de dönemin belirleyici yönünün barışçı olduğunu ortaya koyuyordu.
    Bu dönem içinde, BatıAlmanya'nın da Doğu Bloku'yla ilişkilerini geliştirmesi barış
    ortamının arka arkaya ürünler vermesini sağladı. Şimdi 1969 sonrası gelişmelerini
    ele alalım:
    Yumuşama döneminde dünya barışının sağlanması yönünde atılan adımlar nelerdir?
    Bu çerçevede, 17 Kasım 1969'da Helsinki'de ABD ile SSCB arasında başlayan Strate-
    jik Silahların SınırlandırılmasıGörüşmeleri 26 Mayıs 1972'de anlaşmayla sonuçlan-
    dı. "Stratejik Silahların Sınırlandırılması-I" (Strategic Arms Limitation Treaty-I)
    (SALT-I), ABD CumhurbaşkanıNixon ve SSCB lideri Brejnev arasında Moskova'da
    imzalandı. İki ülke, üç gün sonra yine Moskova'da, "ABD ile SSCB Arasındaki İlişki-
    lerin Temel İlkeleri" başlıklıbir belge daha imzaladılar. Bu belgede, tarafların arala-
    rındaki barış ve işbirliğini geliştirmelerine yönelik 12 ilke yer alıyordu. Taraflar, 21
    Kasım 1972'de de Cenevre'de füzelerin sınırlandırılmasına yönelik SALT-II görüş-
    melerine başladılar.
    Öte yandan, ABD, SSCB, İngiltere ve Fransa Dışişleri Bakanları arasında Berlin'in
    mevcut durumunu perçinleyen bir anlaşmanın da SALT-I'den bir hafta sonra 3 Ha-
    ziran 1972'de imzalanması Doğu-Batı ilişkilerindeki yumuşamanın yeni bir geliş-
    mesi oldu.
    22 Kasım 1972'de başlayan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansıçalışmalarıda 1
    Ağustos 1975'de Helsinki Nihai Senedi'nin imzalanmasıyla sonuçlandı. Bu belgeyi,
    NATO ve Varşova Paktı'nın tüm üyeleri ile Arnavutluk dışındaki bütün Avrupa ül-
    keleri -toplam 35 devlet- imzaladılar.
    Helsinki Nihai Senedi, bir barış antlaşması değilse de, 1945'ten sonra Almanya ko-
    nusunu ele alan geniş katılımlı bir konferansın sonunda imzalanmış olması bakı-
    mından büyük önem taşıyordu.
    Yumuşama Dönemi böylesine ileri boyutlara varmışken, 1979 yılında -aşağıda de-
    ğineceğimiz- İran İslam Devrimi'nin ardından ABD ile bu ülke arasında çıkan ger-
    ginlik, aynı yılın sonlarında da -yine aşağıda değineceğimiz- SSCB'nin Afganistan'ı
    işgali uluslararası ortamı yeniden gerginleştirdi. Bazılarının dediği gibi Soğuk Sa-
    vaş'a yeniden dönüş olmasa bile ancak "Soğuk Barış" biçiminde adlandırılabilecek
    bir ortam doğdu.
    Bu ortam içinde ABD'nde 1980 yılında yapılan Başkanlık seçimini Cumhuriyetçi
    Parti'nin adayı Reagan kazandı. Reagan, Demokrat Başkan Carter'i 1976'dan beri
    Sovyetler Birliği'ne karşıpasif davranmakla suçlamışve ABD ve NATO'yu yeniden
    eski üstün konumuna getirmek vaadiyle seçimi kazanmıştı.
    Reagan, ABD'nin savunma harcamalarını arttıracaktır. SSCB'yle Zirve Toplantıları
    da bir süre yapılmayacaktır.
    Ancak, 1984 Başkanlık seçimini yeniden kazandıktan sonra Reagan SSCB'ne karşı
    tutumunu tekrar yumuşatacaktır.
    1985 yılında SSCB'nde Gorbaçov'un iktidara gelmesi ve "Glastnost" ve "Prestroika"
    adınıalan açıklık ve yeniden yapılanma (demokratikleşme) politikalarınıbaşlatma-
    sıAmerikan-Sovyet ilişkilerinin de, uluslararasıortamın da tekrar yumuşama içine
    girmesini sağladı.
    2. Bölgesel Gelişmeler
    2.1. Uzak Doğu Gelişmeleri
    Yumuşama döneminde ABD'nin Uzakdoğu politikası ne olmuştur?
    Uzak Doğu'daki gelişmeler dönemin genel özelliğine uygun biçimde oldu. Bu dö-
    nemdeki iki temel gelişme ABD-Çin ilişkilerinin kurulması ve ABD'nin Viet-
    nam'dan çekilmesidir.
    ABD Başkanı Nixon'un 1969'dan itibaren "Nixon Doktrini" çerçevesinde daha dik-
    katli bir Uzak Doğu politikasıizlemeye başlamasıÇin'le ilişkilerin hızla düzelmesi-
    ni sağladı.
    Bu ortam içinde Çin 1971 yılında BirleşmişMilletler'e alındı. Başkan Nixon 21-28 Şu-
    bat 1972'de Çin'i ziyaret etti.
    ABD-Çin ilişkilerinin gelişmesi Sovyetler Birliği'ni de Batı'yla -yukarıda değinilen-
    anlaşmaları yapmaya teşvik edecek, hatta mecbur bırakacaktır.
    ABD-Çin ilişkilerindeki bu gelişmelere rağmen diplomatik ilişkiler hemen kurul-
    mamıştır. Nihayet 10 Ocak 1979'da iki ülke arasında diplomatik ilişkiler de kurul-
    muştur.
    Bunun için de önce ABD'nin Vietnam'dan çekilmesi gerekecektir.
    ABD Çin'le -ve SSCB'yle- yakınlaşmasına paralel olarak 27 Ocak 1973'te Paris'te im-
    zalanan barış antlaşmasıyla Vietnam'dan çekildi.
    Bu tarihten sonra Uzak Doğu'daki "bölge-içi" çatışmalar kendini gösterecektir. Ku-
    zey Vietnam Güney Vietnam'ı ele geçirecek, daha sonra Vietnam Kamboçya'yı
    ("Kampuchea"yı) işgal edecek, ardından da Çin Vietnam'a saldıracaktır.
    Kuzey Vietnam'ın Güney Vietnam'ı ele geçirmesine benzer bir gelişmeye Kuzey
    Kore de Güney Kore'ye karşı niyetlendiğinde ise ABD Güney Kore'nin yanında yer
    almaya devam edeceğini açıklayacaktır. Kuzey Kore de bu durumda herhangi bir
    girişimde bulunamayacaktır.
    2.2. Orta Doğu Gelişmeleri
    Yumuşama dönemi ilk anda Ortadoğu'yu nasıl etkilemiştir?
    Yumuşama Dönemi'nde Orta Doğu'da hemen barışoluşmadı. Tersine, sınırlıda ol-
    sa bir barış ortamının doğmasından önce yeniden savaş yaşandı.
    Ekim 1973'te çıkan Orta Doğu Savaşı'nda Arap ülkeleri bir önceki savaşa (1967 Sa-
    vaşı'na) oranla önemli askeri, siyasal ve -petrol silahını kullanmaları nedeniyle de-
    ekonomik başarılar elde ettiler.
    Savaştan sonra -Uzak Doğu'da olduğu gibi- Orta Doğu'da da barışı sağlamak yo-
    lunda ABD kilit rol oynadı. ABD Dışişleri BakanıKissinger, "mekik diplomasisi" yo-
    luyla 1974 ve 1975'de İsrail ile komşuları Mısır ve Suriye arasında anlaşmalar yapıl-
    masını sağladı.
    1967 Savaşı'ndan beri Orta Doğu'daki etkinliği artmakta olan ABD bu gelişmelerle
    durumunu daha da güçlendirmişti. Öte yandan, Nasır'ın 1970'te ölümü üzerine Mı-
    sır'ın yeni lideri olan Sâdat -selefinin öngördüğü biçimde- ABD'yle ilişkilerine ya-
    kınlık kazandırmaktaydı.
    Orta Doğu'da barışçı bir ortamın doğmakta olduğu bu sırada Lübnan'da iç savaş
    çıktı.
    Müslüman ve Hıristiyanlar arasında olduğu kadar, her birinin de kendi içinde has-
    sas dengelere dayanan Lübnan'da 1975 yılında çıkan iç savaş1976'da sona erdiğinde
    Filistin KurtuluşÖrgütü (FKÖ) ülkede egemen duruma gelmişti. Lübnan'da yalnız-
    ca iç savaş bitmiş, sorunlar ise sona ermemişti.
    1979'daki İran İslam Devrimi üzerine Lübnan'daki Şii terör örgütlerinin faaliyetleri
    artacak, bu ülke daha da karmaşık hale gelecektir.
    FKÖ ile İsrail arasındaki çatışmalar da 1982'de İsrail'in Lübnan'a karşı harekat dü-
    zenlemesine yol açacaktır. Bu harekat sonunda FKÖ Lübnan'ı terketmek zorunda
    kalacaktır. İlgi çekici husus, FKÖ'ye yeni yerini (Tunus'u) ABD'nin bulması olacak-
    tır.
    Böylece FKÖ'nün ülkeden çıkarılmasıyla Lübnan'daki "devlet içinde devlet" görü-
    nümü ise ortadan kalkmış olmayacaktır. Çünkü, İsrail de Güney Lübnan'a yerleşe-
    cektir. Esasen, Suriye de Lübnan üzerindeki geleneksel iddiasına uygun olarak bu
    ülkedeki askeri varlığını sürdürecektir.
    Lübnan İç Savaşı'nın sona ermesi, Ortadoğu'da barışın sağlanmasınınasıl sağla-
    mıştır?
    Lübnan İç Savaşı'nın sona ermesinin ardından, Orta Doğu'da ABD çizgisinde barış
    gelişmeleri yeni bir ivme kazanmıştır.
    Mısır lideri Sâdat'ın 19-21 Kasım 1977'de İsrail'i ziyaret etmesi görünüşte "büyük bir
    sürpriz"di. Gerçekte ise, yukarıda sözü edilen sürecin doğal bir sonucuydu.
    Birçok Arap ülkesi Sâdat'a büyük tepki gösterdiler. Bu durum ise Mısır'ıABD ve İs-
    rail'le yakınlaşmaya daha da itmiştir. Mısır'a tepki gösterenler ise yaklaşık 15 yıl
    sonra benzer bir politikaya kendileri de yöneleceklerdir.
    5-17 Eylül 1978'de Camp David'de ABD, Mısır ve İsrail liderleri arasında yapılan gö-
    rüşmelerin sonunda 17 Eylül'de Camp David Anlaşmaları imzalandı.
    Mısır ve İsrail 26 Mart 1979'da da Washington'da barışantlaşmasıimzalayarak ara-
    larındaki ilişkileri düzenlediler.
    Mısır ve İsrail arasında imzalanan barış antlaşması Arap ülkelerince nasıl karşı-
    lanmıştır?
    Aynı gün ABD'nin de İsrail'le bir anlaşma imzalayarak, Mısır-İsrail barış antlaşma-
    sının ihlali veya İsrail'in bir saldırıya uğraması halinde ABD'nin İsrail'e yardım için
    gerekli diplomatik, ekonomik ve askeri önlemleri almayıkabul etmesi ilgi çekiciydi.
    Mısır ABD ve İsrail'le girdiği bu yakınlık yüzünden Arap dünyasında yalnızlığa iti-
    lecektir. Batıaleyhtarlığının yeniden güçlendiği bu ortamda özellikle Suriye'de Sov-
    yet varlığının da tekrar ortaya çıktığı görülüyordu.
    Bu ortamda Mısır lideri Sâdat'ın 1981 yılında öldürülmesi Orta Doğu'daki gelişme-
    lerin seyrini etkileyebilirdi. Ancak, öyle olmadı. Sâdat'ın yerine geçen Mübarek Ba-
    tı'yla ve İsrail'le yakınlığı sürdürmekle birlikte daha mesafeli bir politika izlemiştir.
    Arap dünyasıyla ise ilişkilerini düzeltmeye çalışacaktır.
    Batıve Doğu Bloklarıarasında yaşanan Yumuşama PolitikasıÜçüncü Dünya ül-
    kelerini nasıl etkilemiştir?
    Öte yandan, Soğuk Savaş'ın çözülmesi döneminde Üçüncü Dünyanın liderlerinden
    olan Mısır'ın bu konumunun değişmiş bulunması da Orta Doğu'daki gelişmelerin
    daha ileri boyutlara varmasını önledi. Aslında, değişen Mısır'ın liderliğinden ziya-
    de Üçüncü Dünya'nın kendisiydi. Gerçekten de Yumuşama Dönemi'nin ilk yarısın-
    da etkili konumunu sürdüren Üçüncü Dünya hareketi bir yandan Birleşmiş Millet-
    ler çerçevesinde "77'ler Grubu" olarak biraraya gelip uluslararası alanda daha adil
    bir ekonomik düzen için iktisadi girişimlerde bulunuyorlar, öte yandan da ırk ayı-
    rım(apartheid) politikası uygulayan Güney Afrika Cumhuriyeti'ne karşı ambargo
    gibi siyasi nitelikli kararlar aldırabiliyorlardı. Ancak, 1980'lerin başlarından itibaren
    Üçüncü Dünya hareketi eski gücünü kaybetmeye başladı.
    Üçüncü Dünya, güçlü bir alternatif olma başarısını gösterememişti. Ne siyasal sis-
    tem, ne de ekonomik model olarake başarılı bir uygulama ortaya koyabilmişlerdi.
    Genellikle tek-ürün ülkeleri olan Üçüncü Dünya, uluslararası ekonomide 1980'ler-
    de ortaya çıkan durumdan da olumsuz yönde etkilendi. Kuzey-Güney uçurumu da-
    ha da büyüdü. Özellikle petrol üreten Üçüncü Dünya ülkeleri, Batı'nın alternatif
    enerji kaynaklarına ve tasarruf önlemlerine yönelmesi sonunda büyük gelir kayıp-
    larına uğradılar.
    Bu ülkelerin, gelirlerinin yüksek olduğu 1970'lerde giriştikleri genellikle gösterişli
    alt-yapı projeleri de aksadı. Dış kaynak ihtiyacı birçok ülkede Dünya Bankası ve
    Uluslararası Para Fonu'na başvurulmasını gerektirdi. Bunun sonucu olarak sözko-
    nusu ülkelerde uygulanması şart koşulan kemer-sıkma önlemleri ise az-gelişmişli-
    ğin temel bir sorunu olan gelir dağılımı dengesizliğini daha da bozdu.
    Bu ülkelerde ortaya çıkan kitlesel tepkiler özellikle köktendinci akımlarının güçlen-
    mesi sonucunu verdi. Sözkonusu akımlar, genellikle laik-milliyetçi çizgideki ülke
    yönetimlerini başarısızlıkla suçladılar.
    Bütün bu gelişmeler Üçüncü Dünya'yıuluslararasıalanda daha da etkisizleştirdi.
    İşte, Üçüncü Dünya'nın eski liderlerinden Mısır'ın ABD ve İsrail'le gittikçe artan bir
    yakınlığa girmesini yukarıda belirtilen olguyla da bağlantılıolarak değerlendirmek
    gerekir.
    Üçüncü Dünya'nın gücünü yitirmesi olgusu bazı başka gelişmeleri de hem etkile-
    miş, hem de onlardan etkilenmiştir.
    Şubat 1979'da İran'da Şahlık rejiminin yıkılmasından sonra kurulan İslami yönetim
    küresel ve bölgesel ilişkilere önemli etkilerde bulundu: Bir yandan, eski rejime ya-
    kınlığı nedeniyle suçlanan ABD'yle ilişkilerin gerginleşmesi -Büyükelçilik baskını
    olayıvb. küresel planda ortamıolumzus yönde etkiledi. Öte yandan da bölgesel or-
    tam gerginleşti.
    Bölgesel ilişkilerin gerginleşmesinin sonut göstergesi 22 Eylül 1980'de İran ile Irak
    arasında savaş çıkmasıdır.
    İran ile Irak arasında geçmişten gelen sorunların 1979 İran İslam Devrimi'nden son-
    ra iki yönetimin Sünni-Şii ayrılığı nedeniyle de hızlanması üzerine çıkan savaş 8 yıl
    sürecektir.
    Üçüncü Dünya'nın eski gücünü yitirmişbulunması, 1969 yılında kurulmuşolan İs-
    lam Konferansının da aynı biçimde etkisizleşmesi, savaşı sona erdirmek yolundaki
    girişimleri de başarısız kılmıştır.
    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 598 sayılı kararını 17 Temmuz 1988'de
    Irak'ın, 18 Temmuz'da da İran'ın kabul etmesi üzerine 20 Ağustos'da bütün cepheler
    de ateş-kesin yürürlüğe girmesiyle sona eren savaş, taraflar arasındaki mevcut so-
    runlara herhangi bir çözüm getiremeden bitmişti. Hatta yeni sorunlar doğmuştu.
    Bu çerçevede, Irak lideri Saddam Hüseyin İran'ıdize getirememenin ezikliğini üze-
    rinden atmak istercesine 2 yıl sonra Kuveyt'e saldıracaktır. Bu noktaya 1989 sonrası
    gelişmelerinde yer vereceğiz.
    Yumuşama Dönemi Orta Doğu'da genellikle çatışmalarla geçmişti. Ancak, döne-
    min sonuna doğru Orta Doğu'da barışa doğru umut ışıkları da doğdu.
    Filistin sorunu nasıl çözümlenmiştir?
    1970'lerin ortalarında FKÖ'nün göreli olarak ılımlı bir çizgiye yönelmesini izleyen
    yıllarda bazıBatıAvrupa forumlarında BatıŞeria ve Gazze'yi içine alacak küçük bir
    Filistin devleti (mini-palestine) konuşulmaya başlamıştı.
    Ancak, 1980'lerin başındaki "Soğuk Barış" ortamı, genel planda olduğu gibi Orta
    Doğu bölgesinde de BatıAvrupa'nın manevra alanınıkısıtladı. Filistin devleti konu-
    sunda arayışlar da durdu.
    Bu ortam ise Filistin hareketini yeniden umutsuzluğa, onun sonucu olarak da sert-
    leşmeye itti. İsrail'e karşıyeniden artan Filistin gerilla eylemleri ise -yukarıda değin-
    diğimiz gibi- 1982 yılında İsrail'in Lübnan'ı işgaline yol açmıştı.
    İşgalin sonunda Beyrut'u boşaltarak Tunus'a taşınmak zorunda kalan FKÖ birkaç
    yıl zor bir dönem yaşadı. Sertleşmesine yol açmış olan uluslararası ortam devam
    ediyordu. Ancak, sertleşmesinin sonucu olan eylem gücü ise kırılmıştı. FKÖ'nün
    varlığıadeta "fiilden sona ermişti." Ancak, 1980'lerin ortalarından itibaren uluslara-
    rası alanda tekrar yumuşamaya dönüş FKÖ için de yeniden diriliş demekti.
    FKÖ lideri Arafat, uluslararası gelişmelerin yeniden sağladığı manevra alanından
    yararlanarak, önce Filistinlilerin bütün haklarınıelde etmeye yönelik geleneksel po-
    litikasına dönmeyi denedi. Bu çerçeve içinde, 15 Kasım 1988'de Filistin devletinin
    kurulduğu ilan edildi.
    Arafat, birçok ülkenin Filistin devletini diplomatik açıdan tanıma kararıda almala-
    rına rağmen bunun yeterli olmadığınıgördü. "Devleti olan-ülkesi olmayan" Filistin-
    lilere "ülkeyi" kazandırmanın yolunun ABD'nden geçtiği belliydi. ABD'nin buna
    onay vermesinin ise Filistinlilerin İsrail'e güvence vermesine bağlıolduğu da anlaşı-
    lıyordu.
    Gerçekten de, Filistinliler İsrail'in ortadan kaldırılmasını artık hedeflemediklerine
    ilişkin tutum değişikliği içine girince ABD'nin de tavrıyumuşadı. ABD ile FKÖ ara-
    sında görüşmeler başladı.
    Bu gelişme, kısa süre içinde İsrail ile FKÖ arasında da görüşmelerin başlamasını
    sağladı. Bunun sonucu ise 1990'ların başlarında barış antlaşmasına varılması ola-
    caktır. Bu konuya daha sonra yer vereceğiz.
    2.3. Güney Asya Gelişmeleri
    Orta Doğu'da olduğu gibi Güney Asya'da da Yumuşama Dönemi'nde çatışmalar
    yaşandı. Bunların biri Hindistan ile Pakistan arasında, diğeri ise Afganistan'da orta-
    ya çıkmıştır. Önce Hindistan ile Pakistan arasındakine temas edelim.
    1971 yılında Doğu Pakistan'ın "Bangladeş" adıyla bağımsızlığınıalmasına varan ge-
    lişmeler sırasında Hindistan'ın da bu ayrılık hareketini desteklemesi yeni bir Pakis-
    tan-Hindistan savaşına yol açtı.
    Bu savaş sırasında SSCB Hindistan'ı destekledi. Hindistan'la arası iyi olmayan ve
    esasen 1962 yılında bu ülkeye karşı bir saldırı harekatı da gerçekleştirmiş bulunan
    Çin ise Pakistan'ın yanında yer aldı. ABD'de Pakistan'a destek verdi. Böylece, o sıra-
    da gelişmekte olan Amerikan-Çin ilişkilerine de paralel olarak bu iki ülke aynı cep-
    hede yer almaktaydılar.
    Savaştan sonra, yeni bağımsızlığını kazanan Bangladeş'le Hindistan yakın ilişki
    kurdu. Bu durum Hindistan ile Pakistan arasındaki ilişkileri ise daha da olumsuz bir
    noktaya götürmedi. Çünkü, 1974 yılında Pakistan da Bangladeş'i tanıyacaktır.
    Güney Asya'daki diğer çatışma ise Afganistan'da yaşandı.
    27 Nisan 1978'de Afganistan'da meydana gelen Sovyet yanlısı darbeden sonra bu
    ülke hızla SSCB'nin etkisi altına girmeye başladı. İki ülke arasında 5 Aralık 1978'de
    imzalanan antlaşmadan sonra bu yakınlaşma daha da arttı.
    SSCB'nin Afganistan'ı işgali uluslararası sistemi nasıl etkilemiştir? Tartışınız.
    Sovyet yanlısıyönetim içeride direnişle karşılaşmıştı. Çıkan iç çatışmalar karşısında
    Afgan yönetiminin zorlandığınıgören SSCB, Aralık 1978'de imzalanan dostluk ant-
    laşmasından yararlanmak suretiyle 24 Aralık 1979'dan itibaren Afganistan'ı işgale
    başladı.
    Ancak, bu defa Sovyetler Birliği Afganistan'daki direnişçilerle çetin bir mücadeleye
    girişmek zorunda kalacaktır. Bu mücadele yaklaşık 10 yıl süreyle SSCB'ni meşgul
    edecektir. Nihayet, Gorbaçov sonrasıdönemde Sovyetler Birliği ve Doğu Blokunda
    meydana gelen değişime paralel olarak SSCB Afganistan konusundaki tutumunu
    da yumuşatmak zorunda kalacaktır. 21-23 Mart 1988'de Washington'da ABD ile
    SSCB arasında yapılan görüşmelerin ardından, SSCB'nin Afganistan'dan çekilmesi-
    ni öngören anlaşmalar 14 Nisan'da Cenevre'de imzalandı.
    1989 yılında Sovyetler Birliği Afganistan'dan çekildi.
    1979'da Afganistan'a Sovyet askerinin girişi "Soğuk Barış" denilen gergin ortamıya-
    ratan temel bir unsur olmuştu. 10 yıl sonra Afganistan'dan çekilmesi ise dünyanın
    yeni bir döneme girmekte olduğu bir sırada gerçekleşmekteydi.








  2. Acil

    Yumuşama Dönemi Nedir isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


yumuşama dönemi nedir