+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Misafir Soruları Arşiv Forumunda barışla ilgili kompozısyonlar istiyorum barış ile ilgili kompozisyon Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    barışla ilgili kompozısyonlar istiyorum barış ile ilgili kompozisyon








    barışla ilgili kompozısyonlar istiyorum acilen







  2. FIRTINA ACiL
    Yeni Üye





    Bir tek çocuğun hayatını kurtarabileceğimi bilsem vatanımdan, bayrağımdan, dinimden, ırkımdan vazgeçerim.

    Bir Kürt çocuğunu bir Türk çocuğundan, bir Yahudi çocuğunu bir Arap çocuğundan, bir Amerikalı çocuğu bir Iraklı çocuktan ayırt etmem.

    Hiçbir çocuğun ölümü sevindirmez beni.

    Onların hepsi çocuk.

    Vurulup yıkıldıklarında, sönmekte olan gözleriyle son kez hayata bakıp başları toprağa düştüğünde, onlar sadece ölü çocuk oluyorlar.

    Hep merak ederim, eğer "savaş ilan edenlerin ve savaş kışkırtıcılığı yapanların çocukları cephenin en ön mevzilerindeki ilk birlikte yer alacaklar" diyen bir kural olsaydı, tarih bu kadar çok savaşa şahit olur muydu?

    Yarın sabah yapılacak ilk saldırıda ölecek ilk askerin kendi oğlu olduğunu bilerek kaç siyasetçi, kaç general savaş kararı verecek, kaç gazeteci "hadi çocukları cepheye gönderelim" diye bağıracaktı.

    Savaş isteyecekler miydi o zaman?

    Savaşa gönderecekler miydi çocukları?

    Ve eğer aralarından biri, ilk ölecek askerin kendi çocuğu olacağını bilerek savaşa karar verecek olsaydı onu "bir kahraman" olarak mı yoksa "oğlunun ölümüne kayıtsız kalan taş kalpli bir canavar olarak mı" görecektik?

    Soracak mıydık kendimize, "yeryüzünde insanın evladından daha kıymetli bir toprak parçası var mı?" diye.

    Her savaşta ilk ölen bir çocuk var.

    O "başkasının" çocuğu olduğu zaman mı savaştan rahatça sözediliyor?

    Siz bir insanın savaşta nasıl öldüğünü hiç düşündünüz mü?

    Önce bir vınıltı duyulur, uğursuz, ürkütücü bir vınıltı, başını kaldırıp gökyüzüne bakarsın, o vınıltı ani bir homurtuya dönüşür sonra, bir karaltı süratle yaklaşır ve dehşetli bir patlamayla etrafındaki hava boşalır, kolların, bacakların patlamanın olduğu yerden uzaklaşan havanın korkunç çekim gücüyle yerlerinden koparılır, alevler içinde yanan bedenin dağılır.

    Böyle ölüyor çocuklar.

    Bazen bir mayına basıyorlar, son duydukları madeni bir mekanizmanın sesi oluyor ve bütün etleri, kasları, damarları parçalanarak havaya uçuyor.

    Gözlerine giren mermiler, ciğerlerine saplanan kurşunlar.

    Kan gırtlaklarına doluyor.

    Niye ister bazı insanlar çocukların böyle ölmesini?

    Vatan için mi, din için mi, bayrak için mi?

    Aynı tanrıya ayrı dillerde yakaran insanların, "Allah için" birbirlerini öldürmesi çok mu uygun dine?

    İlk ölecek asker kendi çocuğu olduğunda kaç dindar böylesine büyük bir istekle destekleyecek savaşı?

    Her biri çocuğunu kurban eden bir Hazreti İbrahim mi olacak?

    Dünya peygamberlerle mi dolu?

    Eğer öyleyse bu zulüm, bu kan, bu korkunç düşmanlık bunca peygambere rağmen nasıl var oluyor?

    Sonsuz kainatın en uzak, en ücra, en ıssız köşelerindeki küçücük mavi bir gezegenin üstündeki canlılar neden yaratıldıklarından beri birbirlerini öldürüyorlar?

    Niye içimizde tükenmeyen bir öldürme isteği var?

    Ve, niye her toplum "öldürenleri ve öldürtenleri" alkışlıyor?

    Tolstoy’un muhteşem eseri Savaş ve Barış’ta, Prens’in karısı edebiyat tarihinin en olağanüstü karakterlerinden biri olan Pierre’e anlamaya çalışarak sorar:

    - Hiç anlayamıyorum, neden erkekler savaşsız yaşayamaz? Niye biz kadınlar böyle bir şey istemeyiz, niye bizim buna ihtiyacımız yoktur?

    Bir başka sayfada, ertesi sabah meydan savaşına katılacak olan Prens Andrew’ın düşünceleriyle karşılaşırız.

    O gecenin son gecesi olabileceğini, ertesi gün ölebileceğini düşünür.

    Birçoklarıyla birlikte ölümün onun da kapısını çalabileceğini aklından geçirirken hayal kurmaya başlar, ertesi gün savaş kaybedilirken kendisi ortaya çıkacak, yeni bir saldırı planı ortaya koyacak, emrine verilen kuvvetlerle düşmana saldırıp onları bozguna uğratacak, bunun üzerine ordu kumandanlığına getirilecektir.

    İçindeki bir ses "sonra ne olacak" diye sorar ona, "bütün bunları yaparsan sonra ne olacak?"

    - Sonra ne olacağını bilmiyorum, der Prens kendi kendine, bilmek de istemiyorum. Ama bütün bu şanı şöhreti, insanlar tarafından sevilmeyi istiyorsam ve hayatta tek istediğim buysa, sadece bunun için yaşıyorsam, bu benim suçum değil. Evet, sadece bunu istiyorum. Bunu kimseye söyleyemem ama, aman tanrım, bütün yapacaklarımı şanı şöhreti çok sevdiğim için mi yapacağım? Ölüm, yaralanma, ailemi kaybetme ihtimali, hiçbirinden korkmuyorum. Bütün sevdiklerimden, bu ne kadar aykırı görünürse görünsün, bir zafer anı için, hiç tanımadığım insanların hayranlığı için vazgeçmeye hazırım.

    Bunun için mi savaştı erkekler binlerce yıl?

    Diğer erkeklerin saygısını ve hayranlığını kazanmak için mi?

    Bunun için mi öldürdüler?

    Bunun için mi öldürttüler?

    Prens Andrew, başkalarının hayranlığını kazanmak, şana şöhrete ulaşmak, erkekçe bir saygı görmek için kendi hayatını tehlikeye atmayı hayal ediyordu, bunlar için kendi hayatından ve ailesinden vazgeçmeye razı oluyordu ama bugünkü "kahramanlar" cephelerden çok uzaklarda gizliler, kendi hayatlarını değil çocukların hayatlarını tehlikeye atıyorlar, kendi ailelerini değil başka insanların ailelerini acılara sokuyorlar.

    Bugünkü kahramanlardan hangisi, hangi başkan, hangi lider, hangi önder, ilk ölecek olan kendi çocuğu olacak olsaydı bu savaşı başlatacaktı?

    Hangisi, Prens Andrew gibi kendisiyle yüzleşme cesareti gösterebilecekti?

    Hangisi, "binlerce genç çocuğu sırf kendime şan şöhret sağlamak için ölüme gönderiyorum, adımı taçlandıracak bir zafer anı için binlerce insanı ölümün kucağına bırakıyorum" diyecekti?

    Ve hangisi, "yıkılmış binaların, çökmüş evlerin, göçmüş mağaraların içinde ölen çocukların hayatını, o çocukları öldürten silahları yapanların servetlerini biraz daha arttırmak, yaptığım gizli anlaşmalarla kanı paraya çevirmek için feda ediyorum" diyebilecekti.




+ Yorum Gönder


çocuk ve barış ile ilgili kompozisyon,  barış ve sevgi ile ilgili kompozisyon,  sevgi barış ile ilgili deneme