+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Namaz Forumunda Peygamber (s.a.s.) Efendimizin Namazı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. HaKHaN
    Özel Üye

    Peygamber (s.a.s.) Efendimizin Namazı









    Peygamber (s.a.s.) Efendimizin Namazı


    "Nebiler Sultanı'nın güzel vasıflarını,
    hiç durmadan devamlı olarak şerh etsem,
    yüzlerce kıyamet geçer de yine bitmez."
    Mevlana

    Sevgili Peygamberimiz hiç günahı olmadığı halde, gündüzleri; devlet, millet ve din işlerini yürütüyor, geceleri mübarek ayakları şişinceye kadar namaz kılmakla meşgul oluyordu. Böylece rabbinin ihsan ve ikram ettiği nimetlerin şükrünü edaya ve onun rızasını tahsile çalışıyordu. Hâsılı, korku, hastalık, sefer, sıkıntı ve zorluklar hiçbir şey onun namaz kılmasına mani olmuyordu.
    Mirac'da beş vakit namazın farz kılınmasından itibaren iki cihan Güneşi Efendimiz ömürlerinin sonuna kadar namazı hiç terk etmemişlerdir. Vefatlarına yakın hasta olduklarında, Hz Ali ve Hz Abbas -radıyallahü anhümâ-'nın koltuğuna girerek cemaate devam etmiş, ashabına ve ümmetine namazın ehemmiyetini, devam lüzumunu ve şiddetli hastalık halinde bile hiçbir suretle asla terki câiz olmayacağını fiilen talim ve irşat buyurmuşlardır.
    Hz. Aişe (r.a) anlatıyor: Rasulullah bizimle konuşur, biz de onunla konuşurduk. Ama namaz vakti gelince sanki bizi tanımıyor gibi bir hale gelir, bütün varlığıyla Allah'a yönelirdi. (Fezail-i A'mal s. 303)
    Sahabe-i Kiram, Rasulullah -sallallahü aleyhi ve sellem-'e:
    "- Fetih suresinde Allah Teala, sizi tamamen bağışladığı bildirmiştir. Öyleyse neden böylesine uzun ve ebedi bir ibadet yapıyorsunuz? dediklerinde, Fahr-ı Kainat -sallallahü aleyhi ve sellem-:
    "- Allah'a şükreden bir kul neden ben olmayayım?" diye cevap vermiştir.
    Bir Hadis-i Şerifte bildirildiğine göre; Rasul-i Ekrem -sallallahü aleyhi ve sellem- namaz kılarken, mübarek göğsünden sürekli el değirmenin sesi gibi hıçkırıklı ağlama sesi gelirdi.
    Hazret-i Aişe -radıyallahü Anhâ-'den rivayete göre Rasul-i Ekrem -sallallahü aleyhi ve sellem-'in namazda göğsünden tencere tokurtusuna benzeyen tarzda sesler gelirdi. (İbn-i Mace, Mukaddime, 3.)
    Hazret-i Aişe -radıyallahü Anhâ-' Validemizin anlattığına göre, Hazret-i Peygamber -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimiz, geceleri mübarek ayakları şişinceye kadar uzun müddet teheccüde devam ederlerdi. Durumdan müteessir olan muhterem zevcesi:
    "-Ey Allah'ın resûlü, geçmiş ve gelecek günahların bağışlandığı halde niçin böyle yapıyorsun?" diye sorunca;
    "-Ey Âişe! Rabbime çok şükreden bir kul olmayayım mı?" karşılığını vermiştir. (Buhari, Teheccüd, 6)
    Hazret-i Ata -radıyallahü Anh- şöyle anlatmıştır. Hazret-i Aişe -radıyallahü Anhâ-'ya :
    "-Allah Resulünden şahit olduğun en şaşırtıcı hadiseyi bize haber ver." dedim. Hazret-i Aişe ağladı ve dedi ki:
    "- Onun hangi hali şaşırtıcı değildi ki. Bir gece geldi. Benimle beraber yatağa girdi. Tenim tenine değdi ve sonra dedi ki:
    "-Ey Ebû Bekir'in kızı, bırak beni! Rabbime ibadet edeyim." Ben dedim ki:
    "-Senin yanında olmayı seviyorum, fakat senin arzuna uymayı tercih ederim."
    Kendisine izin verdim, kalktı, su ibriğine gitti, abdest aldı. Suyu çok dökerek israf etmedi. sonra namaza durdu, ağlamaya başladı. Öyle ki, göz yaşları, mübarek göğsüne doğru aktı. sonra rükûa gitti, gene ağladı. sonra secdeye gitti, gene ağladı. sonra başını secdeden kaldırdı, gene ağladı. Bu ağlaması sabaha kadar devam etti. Sabah namazı vakti Bilal geldi. Ezan okudu. Ben o zaman dedim ki:
    "-Ey Allah'ın rasûlü! Seni ağlatan sebep nedir? Allah senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affetti. Buyurdular ki:
    "-Şükreden bir kul olmayayım mı? Bu şükrü ben neden yapmayayım?" (Sâdık Dânâ, Altınoluk sohbetleri, C.1, s. 193)
    Fahr-ı Kainat -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimizin, ahir ömürlerinde ruhi saadetlerini teslim ederken yaptığı son nasihati, namaza dikkat etmek hususunda olup; bu, ondan rivayet edilen son Hadis-i Şeriftir. Hazret-i Enes -radıyallahü anh- anlatıyor:
    "Rasûlullah Aleyhissalâtü Vesselama ölüm geldiği vakit, can çelişirken yaptığı vasiyetin hepsi:
    "-Namaz(ı ihmal etmeyin) ve sağ ellerinizin sahip oldukları (nın yani kölelerinizin hukukuna riayet edin!) demek olmuştur." (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, c. 17, s. 338)
    Bir kimseye en çok sevdiği insanlardan birinin geldiği müjdelendiğinde nasıl sevinir ve kendinden geçerse; Allâh Rasûlü de namaza duracağı zaman, bu sevinçten yüzlerce kat fazlasıyla sevinç ve coşkunluk duymaktaydı. Rabbine karşı huşû ve tevâzûun zirvesine çıkar ve O'na yalvarıp yakarmaktan ayrı bir kulluk zevki alırdı. Bir defâsında Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve selem- namazı şöyle târif buyurdular:
    "Namaz ikişer ikişer kılınır. Her iki rek'atta bir teşehhüd vardır. Namaz huşû duymak ve temeskün (tezellül) izhâr etmektir Ellerini, içleri yüzüne dönük olarak Yüce Rabbine kaldırırsın ve Yâ Rabb! Yâ Rabb! Yâ Rab! diye yalvarırsın. Kim bunu yapmazsa namazı ek------." (Tirmizî, Salât, 166) Yani namaz kulun Yaratanı karşısında aczini ve za'fını idrak ederek muhtaçlığını arz etmesi ve gönülden gelen feryatlarla iç âleminde kıyâmetler koparması, tazarrû ve niyazda bulunmasıdır.
    Müslümanlar kendilerine farz olan beş vakit namazı kılarlardı, halbuki Rasûl-i Ekrem fazla olarak kuşluk, işrak, teheccüd gibi nâfile namazlar da kılardı. Bütün müslümanlar her gün üzerlerine farz olan on yedi rek'at farz namazı kılarlarken, Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve selem- geceli gündüzlü günde farz ve nâfile olarak 50-60 rek'at namaz kılardı. Bu namazlarda Allâh'a muhabbet manası Rasûlullâh'ın kalbindeki her şeyden ve her manadan daha üstündü. Rükûu uzatırdı, o derece ki uzaktan bakan onu secdeye kapanmayı unuttu zannederdi.
    Huzeyfe -radıyallâhu anh- şöyle anlatıyor: Bir gece Nebî -sallallâhu aleyhi ve sellem- ile berâber namaza durdum. Bakara sûresini okumaya başladı. Ben içimden:
    - Yüzüncü ayete varınca rukûya varır, dedim. Yüzüncü ayete geldikten sonra da okumasını sürdürdü.
    Ben: - Herhalde bu sûre ile iki rekat kılacak, diye zihnimden geçirdim. Okumasına devam etti. Sûreyi bitirince rükûa varır, diye düşündüm. Sonra Nisâ sûresini okumaya başladı. Bitirince Âl-i İmrân sûresini okumaya başladı. Ağır ağır okuyordu. Tesbih âyetleri geldiğinde 'sübhânallâh' diyor, dua âyeti geldiğinde duâ ediyor, istiâze ayeti geldiğinde de Allâh'a sığınıyordu. Sonra rükûa vardı. 'Sübhâne Rabbiye'l-Azîm' demeye başladı. Rükûu da kıyâmı kadar sürdü. Sonra 'Semiallâhu limen hamideh. Rabbenâ leke'l-hamd' diyerek (doğruldu). Rükûda durduğuna yakın bir müddet kıyamda durdu. Sonra secdeye vardı. Secdede 'Sübhâne Rabbiye'l-A'lâ' diyordu. Secdesi de kıyâmına yakın uzunlukta idi. (Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn, 203)
    Vahyin başlangıcından itibaren namazını Beytullah'ın avlusunda kendisine düşman olan, insafsızca eza ve cefâ eden müşriklerin gözünün önünde kılardı. Namazda iken müşriklerden bazıları üzerine hücum etmişti de onlardan korkup da namazını bile bırakmamıştı. Savaş esnasında iki tarafın kuvvetleri karşılaşıp da kılıç seslerinin şakırdadığı, mızrakların vızıldadığı, kalplerin hızla çarptığı bir zamanda dahî namaz vakti geldiğinde, namazı kılmak için müslümanlar saf saf olurlar, önde Peygamberleri imam olurdu.
    Ebû Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor: Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- bir sefer esnâsında
    Dacnân ile Usfan arasında konaklamıştı. Müşrikler:
    - Onların bir namazları vardır ki onlar için babalarından ve evlatlarından çok daha kıymetlidir. Bu namaz ikindi namazıdır. Hazırlığınızı yapın, üzerlerine toptan bir kerede çullanın!'' dediler.
    Cebrail aleyhisselam, Resulullah -aleyhi's-salâtü ve's-selâm-'a gelerek ashabını iki kısma ayırmasını, onlardan bir grupla namaz kılarken diğer grubun geri tarafta ayakta beklemesini, tedbirli olmalarını ve silahlarını beraberlerinde almalarını, birinci gruba bir rek'at kıldırmasını, bu kısmın birinci rekatten sonra geri çekilmesini, arkadaki grubun öne ilerlemesini, bu yeni gruba da bir rek 'at kıldırmasını, böylece her bir grubun Resulullah'la birlikte birer rek'atlerinin olmasını, Resulullah'ın da böylece iki rek'at kılmış olmasını emretti. (Tirmizî, Tefsîr, 4 (3035)
    Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve selem-'in âllâh'ın huzûruna durma iştiyâkı o kadar yüksekti ki savaşlarda sâdece farz namazları kılmakla yetinmez, geceleri sabahlara kadar doya doya ibâdet iklimini yudumlardı. Nitekim Ali -radıyallâhu anh- Bedir Gazvesi'ni anlatırken şöyle demektedir:
    - Bedir günü aramızda Mikdâd'dan başka süvâri yoktu. İyi biliyorum, o zaman Allâh Rasûlü hâric hepimiz uyumuştuk. Rasûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- ise sabaha kadar bir ağaç altında namaz kılıp ağlamıştı.
    İşte onun Alâh'a bağlılığı böyleydi. Namazlarını dâima vaktinde kılmıştır. Hatta vefat ettikleri hastalıklarının en şiddetli ânlarında dahî, bile bile namazı geçirmemişti. Bu hastalığı o kadar çok şiddetlenmişti ki kuvvet ve tâkatten kesilmişti. Öğle ve ikindide iki kişinin yardımıyla odasından çıkarak mescide kadar vardı ve namazı cemaatle kıldı. Ölüm acıları içinde kıvranmasına rağmen ümmetinin en çok istifâde edeceği husûsları hatırlatmaktan geri durmamış ve son sözleri: "Namaz! Namaz! Mâlik olduğunuz (köleler) hakkında Allâh'tan korkun!" olmuştu. (Ebû Dâvûd, Edeb, 133)









  2. Fatih
    Yeni Üye





    Peygamber Efendimizin Namaz Kılışı


    Peygamber Efendimizin (a.s.m.) namaz kılışı öylesine muhteşemdi ki, onu tasvir etmekten insanlar aciz kalırdı.

    HZ. PEYGAMBER IN NAMAZ KILMA SEKLI

    KABE'YE YÖNELMEK

    "Hz. Peygamber (S.A.V.), farz veya nafile namazlar için, namaza kalktigi zaman, Kabe'ye yönelir. Kabeye yönelmeyi emr ederdi. Bu sebeple, namazini güzel kilmayan birine söyle buyurdu: "Namaza kalktigin zaman, abdesti tam al, sonra kibleye yönelerek tekbir al."Buhari,müslüm

    "Hz. Peygamber (S.A.V.), seferde iken nafile namazlari ve vitir namazini binegi üzerinde kilar binegi, onu sark ve garb hangi yöne dogru yöneltirse o tarafa dogru kilardi."Buhari,müslüm

    Bu konuda Allah Telâlâ söyle buyuruyor . "Ne tarafa dönerseniz, Allah'in yüzü oradadir." (el-Bakara,2/115)

    "Hz. Peygamber (S.A.V.), bazen devesi üzerinde nafile namaz kilmak isteyince, onu da kibleye dogru yöneltip öyle tekbir alirdi, daha sonra binegi ne tarafa yönelirse o sekilde kilmaya devam ederdi."ebu davud
    "HzPeygamb er (S. A. V.) binegi üzerinde basi ile ima ederek rüku' ve secde yapar, secdeyi ruku'dan daha fazla egilerek yapardi." Ahmed b. Hanbel ve Tirmizi. (Tirmizi onu sahih kabul eder.)

    "Hz. Peygamber (S .A.V.) farz namazlari kilmak isledigi zaman, devesinden iner namazi öyle kilardi."- Buharî ve Ahmed b. Hanbel.

    Siddetli korku zamanlari nda kilinan namaza gelince, Hz. Peygamber (S.A.V.) bu namazi ümmetine yaya giderken ayakta; binekli iseler, kibleye, yahut kible disina yönelerek kilmalari ni mesru' kildi."Buharî ve Müslim.

    ve söyle buyurdu: "Ordular bir birine girdigi zaman, namaz ancak, tekbir almak, ve bas ile isarette bulunmakt an ibarettir ."Buharî ve Müslim'in isnadi ile Beyhakî.

    Hz. Peygamber (S.A.V.), yîne:"Dogu ile bati arasi kibledir." buyurdu.-- Tirmizi ve Hâkim nakletmis ve sahih oldugunu söytemislerdir. Ben de irvaul-Galilde (292) tahriç ettim.

    Câbir (R.A.) söyle dedi: "Biz Resululla h ile birlikle bir yolculukt a yahut askerî bir birlikte bulunuyor duk. Bu esnada hava bulutland i. Kibleyi arastirdi k, fakat kible konusunda farkli görüslere sahip olduk. Herkes namazini tek basina kildi, içimizden biri, yerini belirleme miz için, önüne bir çizgi çiziyordu. Sabah olunca, o çizgiye baktik ki, kibleye ters bir yöne dogru namaz kilmisiz. Durumu Hz. Peygamber e söyledik. Bize namazin iadesini emretmedi . Ve "Namaziniz caizdir" buyurdu. Dârekutnî, Hâkim, Beyhakî, Tirmizi, Ibn Mace, Taberanî. Bu hadis "Irva"da da zikr edilmisti r. (296)

    "Resululla h (S.A.V.) "Yüzünün göge çevrildigini görüyoruz. Simdi seni hosnut olacagin bir kibleye döndürüyoruz. Artik namazda yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir",(el-Bakara.2/144) âyeti indirilme den önce, Kabe önünde oldugu halde, yüzünü Kudüs'e dogru çeviriyordu. Âyet inince, Kabe'ye yöneldi. Bir ara Küba'da halk sabah namazini kilarken, onlara bir kimse gelerek söyle dedi: Bu gece, Resululla n"(S.A.V.)'e bir âyet indi ve Kâ'be'ye dogru yönelmesi emredildi . Siz de hemen Kabe'ye yöneliniz."Bunun üzerine, Sam'a dogru yönelmis bulunan halk, imamlari ile birlikte yönleri kibleye gelinceye kadar döndüler."*Buhari, Müslim, Ahmed, Serraç, Taberanî (3/108/2), ibn Sa'd, (243) el-irva (290).

    NAMAZ'DA KIYAM

    Hz. Peygamber (S.A.V.), Allah Teâlâ'nin "Gönülden boyun egerek Allah için namaza kalkin." (el-Bakara,2/238) emrine uyarak farz ve nafile namazlari ayakla kilardi. Fakat, seferde nafileler i binek üzerinde kilardi.S iddetli korku zamanlari nda (savasta), yukarida geçtigi gibi, ayak üzerinde, ya da binekli olarak namaz kilmalari ni ümmetine mesru' kildi. Bu husus Allah Teâlâ'nin "Namazlara ve orta namaza devam edin.', "Gönülden boyun egerek Allah için namaza kalkin. Eger korkarsan iz, yaya yahut binekte iken kilin. Güvene erisince, bilmedikl erinizi size Ögrettigi gibi, Allah'i anin." (el-Bakara,2/238) ayetleriy le ilgilidir .

    "Resululla h (S.A.V.), ölümüne neden olan hastaligi nda namazlari oturarak kildi."*Tirmizi bu hadis Için "Sahih" demistir

    Bundan önce de bir defasinda namazi böyle kilmisti. :Hz. Peygamber hastalanm is, cemaat da onun arkasinda ayakta namaz kilmisti. Onlara oturmalar ini isaret etti, onlar da oturdular . Namazdan çikinca söyle buyurdu: Az önce, siz nerede ise iranlilar in ve Rumlarin yaptigi gibi yapiyordu nuz. Onlar, krallari otururken ayakla dururlar. Siz böyle yapmayin. Imam ancak kendisine uyulmasi için tâyin edilmisti r, îmam rüku' edince siz de rüku' edin; rüku'dan basini kaldirinc a siz de kaldirin. Imam oturarak namaz kilinca, siz de birlikte oturarak namaz kilin."'Müslim ve diger kaynaklar

    Hastalari n Oturarak Namaz Kilmalari

    Imran b. Husayn (R.A.) söyle demistir "Bende basur hastaligi vardi. Durumu Resululla h (S.A.V.)'e sordum. Buyurdu ki; namazi ayakta kil. bunu yapamazsa n oturarak kil. Buna da gücün yetmezse, yan yatarak kil.Buharî, Ebû Dâvud ve Ahmed b. Hanbel

    Yine Imran söyle demistir: "Oturarak namaz kilan bir kimsenin hükmünü Hz. Peygamber'e sordum. Buyurdu ki; ayakta namaz kilmak daha faziletli dir. Oturarak namaz kilan kimse, ayakta kilanin yari sevabini alir. Bir kimse (Bir rivayete göre, yatarak) namaz kilarsa, ayakta namaz kilanin yari sevabini alir." Bu namazdan hastanin namazi kast edilmisti r. Enes (R.A.) da söyle demistir "Resululla h (S.A.V.), hastalikt an dolayi oturarak namaz kilan bir grup insanin bulundugu yere çikti ve oturanin namazi ayakta kilanin namazinin yarisina denktir." buyurdu.1 9- Ahmed b. Hanbel, Ibn Mâce. saglam bir isnatla rivayet ettiler.




  3. Fatih
    Yeni Üye
    "Hz. Peygamber {S.A.V.) bir hastayi ziyareti esnasinda onu yastigi üzerinde namaz, kilarken gördü. Yastigi kaldirip atti. Bu sefer hasta namaz kilmak için bir tahta aldi. Resululla h (S.A.V.) onu da kaldirip attiktan sonra buyurdu ki: Gücün yeterse namazini toprak üzerinde kil. Degilse isaretle kil ve secdeni rükuundan biraz daha fazla egilerek yap."Taberani,Bezzar

    Gemide Namaz Kilmak

    "Hz. Peygamber'e, gemide namaz, kilmanin hükmü soruldugu nda söyle buyurdu: Gemide iken namazi ayakla kil. Bogulmakt an korkarsan o baska."-Bezzar 68

    "Hz. Peygamber in yasi ilerleyin ce, üzerine yaslanmak için namazgahi nda bir dayanak edindi."Hakim. Hakim ve Zehebî "Sahih" demislerd ir

    Gece Namazini Ayakta ve Oturarak Kilmak

    "Hz. Peygamber (S.A.V.) bazi geceler, ayakta uzun süre namaz kilar, bazi gecelerde de oturarak uzun süre namaz kilardi. Kiraati ayakta yapinca, rüku'u da ayakta yapar; oturarak kiraat yaptigi zaman ise, rüku'u da oturarak yapardi."Müslim ve Ebû Dâvud

    "Yine Hz. Peygamber, bazi zamanlar, oturarak namaz kilar; kiraati oturarak yapar; geride otuz yahut kirk âyci kalinca ayaga kalkar; bunlari ayakta okur; sonra rüku' ve secdesini yapardi. Ikinci rekâtta da bunun gibi yapardi." Buhari ve Müslim.

    "Hz. Peygamber iyice yaslandig i zaman, hayatinin son dönemlerinde sünnet namazlari oturarak kilardi. Bu durum vefatinda n bir gün Öncesine raslamakt aydi." Müslim ve Ahmed b. Hanbel.

    "Hz. Peygamber bazen de bagdas kurarak namaz kilardi." Nesaî ve Ibn Huzeyme (Sahih (1/107/2); el-Makdisî, Sünen (80/1, Hâkim. Sahih demis. Zehebî de ona katilmist ir
    AYAKKABIL ARLA NAMAZ KILMAK

    "Hz. Peygamber (S.A.V.) bazen yalinayak, bazen de ayakkabil arla namaza dururdu."Ebû Dâvud ve Ibn Mace, Bu mütevatîr bir hadistir. Tahavî de böyle demistir.

    bunu Ümmeti için de mubah kilarak söyle buyurdu: "Sizden biri, namaz kilarken ayakkabil arini giysin, yahut da bunlari çikararak ayaklan arasina koysun; baskalari na eziyette bulunmasi n.'" Ebû Dâvud

    "Hz. Peygamber, bazen ayakkabi ile namaz kilma konusunda daha tekitli konusarak söyle buyururdu: "Yahudiler in yaptiklar inin aksini yapin. Zira onlar ne ayakkabi, ne de mestleri ile namaz kilarlar."Ebu Davud

    "Hz. Peygamber (S. A.V.) bazen de namazda iken ayaklarin dan ayakkabil arini çikarir, sonra namaza o sekilde devam ederdi."Ebu Davud

    Nitekim Ebû Saîd el-Hudrî de söyle demistir:
    "Hz. Peygamber (S.A.V.) bir gün bize namaz kildirdi. Namazin bir kismim kilinca ayakkabil arim çikarip sol tarafina koydu. Cemaat bunu görünce, onlar da ayakkabil arini çikardilar. Namazi bitirince, Resululla h (S.A.V.) buyurdu ki; size ne oluyor ki, ayakkabil arinizi çikardiniz? Söyle cevap verdiler BIz senin ayakkabil arini çikarip attigini görünce, ayakkabil arimizi çikarip attik. Bunun üzerine Hz. Peygamber buyurdu ki; Cebrail (A.S.) bana gelerek, ayakkabil arda pislik oldugunu haber verdi. Bunun üzerine ben de onlari çikarip attim. Sizden biri camiye geldigi zaman ayakkabil arina baksin. Eger onlarda bir pistik görürse, silsin ve ayakkabil arla namaz kilsin."Ebu Davud

    "Hz. Peygamber (S.A.V.), namazda ayakkabil arini çikarinca, onlari sol tarafina koyar"32 ve söyle buyururdu: "Sizden bîri namaz kilarken ayakkabil arim sagina koymasin. Baskasini n sagina gelecek sekilde soluna da koymasin. Eger solunda biri bulunmazs a, o takdirde soluna koysun. Solunda biri varsa o zaman ayaklari arasina koysun."Ebu Davud,Nesei

    MINBER ÜZERiNDE NAMAZ KILMAK

    "Bir defasinda Resululla h (S.A.V.) minber üzerinde (Bir rivayette üç basamakli minber üzerinde) namaz kilmisti. Minber Üzerinde kiyam yapti; tekbir aldi; cemaat da arkasinda tekbir aldilar. Sonra Hz. Peygamber minber üzerindeyken, rüku'a gitti, sonra rüku'dan basini kaldirdi ve geri inerek minberin dibinde secde yapti, ikinci rekâtta da ayni sekilde yapti. Namazi bu sekilde bitirdikt en sonra cemaata karsi dönerek söyle buyurdu: "Ey cemaat! Bana uymaniz ve nasil namaz kildigimi ögrenmeniz için böyle yaptim." Buhari, Mislim. Ibn Sa'd (1/253). Bkz. el-Irvâ".545




  4. Fatih
    Yeni Üye
    NAMAZDA SÜTRENlN LÜZUMU


    Hz. Peygamber (S.A.V.), namazda sütreye yakin durur, sütte ile kendisi arasinda üç arsinlik bir mesafe bulunurdu . Buhari ve Ahmed b. Hanbel.

    Secde yeri ile sütre arasinda ise; bir koyun geçecek kadar bir mesafe bulunurdu ."Buhari ve Müslim.

    Hz. Peygamber yine söyle buyururdu: Sütresiz namaz kilma, önünden herhangi bir kimsenin geçmesine müsaade etme. Eger geçmek isterse, onunla mücadele et. Çünkü seytan onunla beraberdi r." Ibn Huzeyme, (Sahih", 1/93/1) saglamca bjr senet ile.
    Yine Resullah (S.A.V.) söyle buyuruyor Sizden biri, sütreye dogru namaz kilarsa, ona yaklassin da seytan onun namazini kesmesin."Ebû Davud ve Bezzar

    Bazen Resululla h (S.A.V.) kendi mescidind e, namaz kilmak için, arastirir ve direk arkasinda namaz kilardi."A. Hanbel

    Resululla h (S.A.V.) sütre olabilece k herhangi bir seyin bulunmadi gi bir boslukta namaz kilarken, kendi önüne bir kargi diker ve ona dogru namaz kilar, cemaat da arkasinda kilardi."Buharî, Müslim ve ibn Mâce

    Bazen de binegini önünde yan sekilde durdurur, ona dogru namaz kilardi."Buharî ve Ahmed.

    Deve agillarin da namaz kilmak böyle degildir. Buharî ve Ahmed

    Çünkü Hz. Peygamber buralarda namaz kilmayi yasaklami stir. "Bazen de binegin semerini alir, onu kibleye gelecek sekilde ve arkasina durarak namaz kilardi."
    "Hz. Peygamber (S.A.V.) yine söyle buyururdu: Sizden biri, önüne koyacak semerin arka kasi kadar bir sütre bulunca ona dogru namazini kilsin. Sütrenin arkasinda n geçenlere aldiris etmesin." Müslüm

    Bir defasinda da Resululla h (S.A.V.) bir agaca dogru namaz kildi. "Bazen de Hz. Âise(R.A.)'n üzeri örtülü olarak yattigi divana dogru namaz kilardi."Buhari

    Hz. Peygamber (S.A.V.), sütre ile kendisi arasindan hiçbir seyin geçmesine müsaade etmezdi. Bir defa namaz kilarken, önünden bir koyun geçmek isterken onunla adetâ yarisarak öne geçti ve karnini duvara yapistird i. Koyun ise Hz. Peygamber'in arkasinda n geçmek zorunda kaldi." lbn Huzeyme"Sahih'inde(1/95/l);Taberânî(3/140/3); Hâkim Sahih demis, Zehebî de ona katilmist ir.

    Hz. Peygamber (S.A.V.) bir defasinda farz namaz kiliyorke n yumrugunu sikti. Namazi bitirince cemaat: Yâ Resululla h! Namazda bir sey mi oldu? dediler. Hz. Peygamber de: Hayir, dedi ve söyle devam etti: Seytan önümden geçmek istedi. Ben de onu yakalayip bogdum, öyle ki, dilinin soguklugu nu ellerimde hissettim . Allah'a yemin ederim ki,kardesim Süleyman (A.S.) benden önce davranmas aydi, seytan mescidin direkleri nden birine baglanir, Medine çocuklari da onun etrafinda dolanirdi . Kiblesi ile kendi arasina herhangi bir kimsenin girmesine mani olabiliyo rsa olsun."Ahmed,Darekutni

    Yine Resululla h (S.A.V,) buyuruyor ki;sifcden biri kendisini insanlard an gizleyen bir seye karsi namaz kilarken, birisi önünden geçmek istese unu gögsünden itsin. Gücü yettiginc e iki defa engel olmaya çalissin. Sayet israr ederse, onunla mücadele etsin. Çünkü o seytandir ."Buharî, Müslim, ibn Huzeyme'den baska bir rivayet için Bkz.. (1/94/1)

    Yine Hz. Peygamber buyuruyor ki; namaz kilanin önünden geçen kisi bunun ne kadar günah oldugunu bilseydi, kirk gün beklerdi de onun önünden geçmezdi." Buhari, Müslim, ibn Huzeyme'den baska bir rivayet için Bkz. (1/94/1)

    NAMAZI KESEN SEYLER

    Peygamber Efendimiz bu konuda söyle buyuruyor "önünde semerin arka kasi gibi bir sütre bulunmaya n kimsenin namazini; hayizli kadin (Yani baliga olan kadin. Buluga eren kadin),, esek, ve siyah köpek geçtigi zaman keser. "Ebû Zer (R A.) diyor ki; "Yâ Resûlellah! Siyahin beyazdan farki ne?" diye sordum. Söyle cevap verdi: "Siyah köpek seytandir . "Müslim. Ebu Dâvud ve ibn Huzeyme (1/95/2).

  5. Nesrin
    Devamlı Üye
    Peygamber efendimiz allah yolunda sürekli olarak ibadet ederdi. hatta sürekli olarak farz namazlarından farklı olarak farklı nama zlar kılardı. peygamber efendimiz öyle güzel namazkılardıki bizlerin onun namaz kılınışını anlatmakta aciz kalırız.

+ Yorum Gönder