+ Yorum Gönder
Eğitim Arşivi ve Öğrenci odası Forumunda Gönüllüler Medeniyetinde Öğretmenler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Gönüllüler Medeniyetinde Öğretmenler








    Gönüllüler Medeniyetinde Öğretmenler
    Muhammet MERTEK
    Tarih, yüzlerce medeniyete sahne oldu. Her bir medeniyet şöyle veya böyle bir diğerinden etkilendi. İnsanı bütün yönleriyle ele alan, beden-ruh dengesini iyi ayarlayan, insanı mutlu eden, insan-tabiat ilişkisini sağlam temellere oturtan çeşitli medeniyetler kuruldu. Bu medeniyetleri kuranlar; dünyanın belli coğrafyalarını mamur etti, insanca yaşanabilir hale getirdiler. Ruh-beden, insan-tabiat arasındaki denge bozulunca, bu medeniyetleri temsil eden toplumlar ya çöktü veya o toplumlarda yaşayan insanlar birçok ruhî ve içtimaî problemle karşı karşıya kaldılar.
    İslâm medeniyetinin önce Endülüs, sonra Osmanlı varyasyonları, bu mamureleri ve çöküşleri yaşayan iki muhteşem medeniyetti. Çöküşlerinin sebebi ise, insanı medenî ve dengeli kılan İlâhî Mesaj'ın ruhundan uzaklaşmaktı. Sonuç, hâkim medeniyet olmayı kaybetmek oldu.

    Şimdi hâkim medeniyet, Batı medeniyetidir. Üç yüz yıldır dünya toplumlarının birçoğunu etkisi altına alan medeniyet Ferdiyetçi, güçlünün haklı olduğu; teknik ve teknolojik üstünlüğe, tüketime dayalı ve madde boyutlu medeniyet İliklerine kadar sömürülen, köle toplumların üzerinde hayat imkânı bulan ve yapısı gereği milyonlarca insanın kanı üzerine bina edilen medeniyet Bu medeniyeti kuran toplumlar, bunca zenginliğe, refaha ve nimet bolluğuna rağmen gerçek mutluluğu yakalayamadılar. Ne fert ne aile ne de toplum olarak Tesirleri altına aldıkları toplumlar ise asla

    Zira temelde insanı ve toplumları mutlu kılan medeniyet; gönül zenginliği, ruh nezâketi, görüş derinliği demekti. Gerçek medeniyet, başkalarına hayat hakkı tanıyıp, onları da kabul etmek demekti. Bütün bunların olmayışı ise; bunalım, çözülüş, menfaat, zulüm, gözyaşı, ızdırap, kargaşa ve savaş getirdi. İnsanlık, iliklerine kadar bunları yaşadı ve yaşamaya da devam etmektedir.

    'Medeniyet' kavramı yeniden ele alınmalı. "Gerçek medeniyet; daima, ilim ve ahlâkın atbaşı götürüldüğü iklimlerde tahakkuk ettirilebilmiştir. Bu itibarladır ki, her şeyi sadece ilimle ele alan Garp medeniyeti, hep bir meflûç medeniyet olarak kalmış; ilme karşı fermuarını çekip kendi içine kapanan Şark medeniyeti ise, hâli hazırdaki durumları itibariyle o semanın üveyki olmaktan uzak bulunmaktadır. Geleceğin medeniyeti, Garb'ın ilim ve fenleri, Şark'ın da inanç ve ahlâk felsefesi meşcereliğinde boy atıp gelişecektir." (MFG)

    İşte böyle bir medeniyetin arefesindeyiz. Anadolu'da gelişip boy atan tohumlar, artık, dünyanın her köşesinde filiz vermektedir. Her bir sızıntı, bir çağlayan halinde ufuktaki medeniyeti besleyecek ana kanalları oluşturmaktadır. Zira bir asır öncesinden 21. yüzyılın en büyük probleminin eğitim olduğu görülmüş, en büyük düşmanımızın cehalet olduğu, buna karşı ilimle mücadele edilmesi gerektiği gür bir sesle ilân edilmişti. Bu seferberliğin temelini ise, öğretmenler oluşturacaktı. Ama cehaleti kökünden kazıyacak okulları, ilim yuvalarını kimler kuracaktı? Allah, onlara da yardımcı gönderdi. Bu müesseselere yüzlerce, binlerce gönül veren çıktı. Kadın-erkek herkes bu seferberliğin açılışına öncülük eden gönül mimarının çağrısına uymuş, gönüllerine o mimarın ızdırap dolu gözyaşlarını akıtmıştı. Ardından bütün bir toplumu yeniden ihyâ edecek eğitim müesseseleri bütün Anadolu'ya serpilivermişti.

    Kim bilebilirdi, 80'li yıllarda binlerce gencin öğretmenlik mesleğini seçip, 90'lı yıllarda da öğretmen olarak bütün dünyaya dağılacaklarını

    Evet, asrın ruh mimarının izinde, yol göstericilerini bulan bu çiçeği burnunda gönüllü öğretmenler, bir hedefe kilitlenmişlerdi. Mesleklerini peygamber mesleği olarak görme, insana hizmet etme, ona faydalı olma, bununla da Allah'ın rızasını kazanma Anadolu kadar saf, berrak bu yağız delikanlılar, bir karasevdaya yakalanmışçasına, tarihte bu çapta ilk defa gerçekleştirilecek büyük buluşmaya çıktıklarının, bir medeniyetin temellerini attıklarının farkında bile değillerdi. Çok kısa sürede Anadolu'ya kök salan yüzlerce eğitim yuvası, dünyanın her tarafına dal budak saldı. Şimdi her yerde rengarenk meyvelerini vermektedir. Belli ki kabul görmüştür ötelerde Çünkü bu aydınlık ufuklara bir ömür boyu gözyaşı dökenler vardır. Mum gibi erimelerine rağmen, ellerinde meşale, karanlıklarla boğuşan hasbiler vardır. Her şeye rağmen, her hâdiseye göğüs geren ümit ve inanç kahramanları vardır.

    İşte sonuç: İzmir, Manisa, İstanbul, Ankara, Van, Edirne derken; Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Moğalistan, Sibirya, Rusya, Kamboçya, Avustralya, Fas, Papua Yeni Gine, Amerika, Etopya, Nijerya, Senegal, Güney Afrika'ya kadar eğitim yuvaları birbirini takip etti. Kalbleri safvet dolu bu öğretmenler, vardıkları yerlerde kabule mazhar oldular. Şimdi binlerce öğrenci, onların maharetli ellerinde geleceğe hazırlanıyor. 21. yüzyılın en muhteşem fenomeni olacak bu yeni medeniyeti, bir kaneviçe gibi örüyorlar.

    Aynı ruh yapısı, aynı duygu ve düşünceye sahip bu gönüllü öğretmenler; her yönüyle yabancı oldukları kültür ortamlarında, o coğrafyanın insanlarıyla ortak çalışmalar yapıyorlar. Acaba bunlar çok kültürlülüğü, bizzat yaşayarak iş yapmayı nerede öğrendiler? Hangi diplomasi kursundan geçtiler? Birbirlerinden oldukça farklı coğrafyalarda nasıl kabul gördüler? Bu soruların cevabını araştırmacılara bırakarak devam edelim. Evet; öğrenmeyi, öğretmeni, okulu öğrencilere sevdiren bu öğretmenler, birbiriyle yıllarca savaşmış, düşmanlık duyguları içinde büyümüş insanları aynı sofrada buluşturuyorlar. Ülkelerinden, anne ve babalarından binlerce kilometre uzakta, çok kötü şartlarda, bazıları 40 derece sıcak, bazıları da 40 derece soğuk havada, karın tokluğuna çalışıyorlar. Yaşadıkları kötü tecrübelere takılmadan, tesir altında kalmayarak, her şeyin hep müspet yönünü gören gerçek sabır kahramanları, yaşadıkları toplumlar için de bir denge unsuru oldular. Çok kültürlülüğü en sağlıklı biçimde hayata geçirip, sağlam temellere oturttular. Hele çalıştıkları okullarda, gerçekleştirdikleri çok dillilik başlıbaşına bir deha örneği sayılsa yeridir.

    Görev yaptıkları okullarda hem annelik, hem de babalık yaparak; sanki bir aile ortamında değişik kültür, inanç, anlayış, ırk ve dildeki on binlerce çoçuğu cihanşümul değerlerle yetiştiren ve gerçek manada eğiten yine onlardır. Hangi din, ırk, kültürden olursa olsun; insanlarla dost olmanın, Allah'la dost olmak olduğunu kavramış bu öğretmenler, yeni bir medeniyetin öncülüğünü yapıyorlar. Zira şimdiden dünyanın değişik coğrafyalarında gerçekleştirdikleri çok dillilik, farklı kültürlerle birlikte yaşama, kalp ve kafa bütünlüğü, bilim ve araştırma heyecanı, dayanışma ruhu, insana saygı ve sevgi gibi cihanşümul değerler, bu yeni medeniyetin temel dinamiklerini oluşturuyor. İlmik ilmik örülen dünya çapındaki bu kaneviçede ortaya çıkacak tablo; yeni bir doğuşun müjdeleyicisi olacaktır. Evet, 2000'li yıllara da damgasını vuracak çatışmaların, savaşların ve dünyanın önemli bir bölümünü saracak kaotik gelişmelerin arefesinde, insanlığın kurtuluş ümidiyle sarılacağı 'öğretmenler medeniyeti'ne doğru hızla ilerliyoruz. Herkesin -bu gönüllü öğretmenlerle- bir gün bütün dünyanın hayran olacağı, hakkında destanlar yazacağı gönüllüler medeniyetine katılacağı günler, hiç de uzak değil.







  2. Ziyaretçi





    Hayatımın tadı tuzu
    Işığı ve kılavuzu
    Ayrıcalıklı yerdesin
    Öğretmenim kalbimdesin

    Nice eşsiz güzellik
    Hep senin eserin
    Sen bütün gönüllerdesin
    Öğretmenim kalbimdesin

    Rüyamda bile varsın sen
    Ruhumda titrer nefesin
    Hem gönülde,hem dildesin
    Öğretmenim kalbimdesin




+ Yorum Gönder