+ Yorum Gönder
Eğitim Arşivi ve Öğrenci odası Forumunda Öğretmen-Öğrenci İlişkisi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Berrak
    Yeni Üye

    Öğretmen-Öğrenci İlişkisi








    ÖĞRETMEN ÖĞRENCİ İLİŞKİLERİ
    Öğretmen Öğrenci İlişkisinde Önemli Olan Nedir ?
    Öğretme ve öğrenmenin iki değişik işlevi olduğunu özellikle vurgulamak gerekir. Çünkü öğretme bir kişi tarafından gerçekleştirilirken öğrenme bir başkasında oluşur. Bu olay çok açık görülse de düşünülmesi gereken bir durumdur. Öğretme öğrenme sürecinin etkili olabilmesi için o iki kişi arasında çok özel bir ilişkinin kurulması gerekir. Başka bir deyişle öğretmen öğrenci arasında bir tür özel bağ kurulmalıdır.
    Bu özel bağ ancak etkili konuşma ile gerçekleştirilebilir. Konuşma , insan ilişkilerinde yapıcı olduğu kadar yıkıcı da olduğundan, öğrenciyi öğretmene yakınlaştırabildiği gibi uzaklaştırabilirde etkili olabilmesi, niteliğine ve öğretmenin değişik durumlar için seçtiği en uygun türe bağlıdır. Örneğin övgüyü ele alalım. Bir çok anne baba ve öğretmen bu yöntemi kullanır. Ama bazı övgüler, öğrencide anlaşılmadığı ya da yanlış yönlendirildiği duygusunu yaratır. Alışılmış övgü dilinden az farklı bir ileti ise öğretmenin insancıl, içten ve öğrenciye önem veren bir kişi olarak görülmesini sağlayabilir.
    Aynı zamanda yapılan araştırmalar, dinlemenin öğrenmeyi kolaylaştırmada ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Her anne-baba ve öğretmen biyolojik olarak çocukları dinleyecek organlarla donatılmış olduğunu bilir. Her zaman dinleseler de, duyduklarını sandıkları şey, çocuğun anlatmaya çalıştığı şey olmayabilir. Bu arada öğrencileri dinlemenin uygun zamanı da vardır. Kimi zaman sınıfta ya da teneffüste bir şey öğretirken öğrencinin davranışlarını düzen bozucu, kabul edilemez bulduğumuzda , iyi dinle! önerisini bir tarafa bırakmalıyız. Böyle durumlarda güçlü iletimizi göndermemiz ve öğrencilere haklarını çiğnediğini vurgulamamız gerekir. Bu tür iletileri, onları savunmaya itmeden ve duygularını incitmeden iletebileceğini göstermeliyiz.
    Öğretmen öğrenci ilişkisinin niteliğinin öğretilmesinde temel etken olduğunun benimsenmesi , bilinmesi gerekir. Herhangi bir konu, bir beceri, bir değer ya da inanç olabilir. Tarih , matematik, Türkçe, hayat bilgisi, fen bilgisi, el becerisi dersler olabilir. Bütün bu konuları heyecan verici ve ilginç kılması öğretmenin öğrenci ile iyi bir ilişki kurmayı öğrenmesine bağlıdır. Bu ilişki içinde öğretmenin gereksinimlerine öğrenci, öğrencinin gereksinimlerine de öğretmen saygı gösterir. Öğrenciler , öğretmenin kendilerini yanlış anladığını, güvenmediğini, bir kenara ittiğini, aşağıladığını, küçük düşürdüğünü ya da eleştirerek değerlendirdiğini hissederse, beden eğitimi, resim eğitimi gibi en ilgisini çeken derslerde bile sıkılır ve öğrenmeye inatla karşı koyarlar.

    Her Zaman Karşılaşılan Disiplin Sorunu İle İlgili Ne Yapmalı ?
    Öğrencilerin çoğu genelde kabul edilemez biçimde davranır, öğretmenleri ve arkadaşları için sorun yaratırlar. Öğretmenler için bu çok önemli bir sorundur. Okulda ve sınıfta karşılaşılan disiplin sorunu gözardı edilemez.
    Öğretmenlerin sınıfa girdiklerinde, disiplin kurmak için zaman yitirmek yerine, öğretmek istemeleri doğaldır. Genç ve deneyimsiz öğretmenlerin çoğu kendilerini yeterli ve becerikli bulduklarından, sınıfta disiplin sorunu ile karşılaşmayı pek beklemezler. Deneyimli öğretmenlerin çoğu ise disiplin kurmaları gerektiğinde, bu olayın sevimsiz olduğunu öğrenmişlerdir. Onlarda uğraşmak değil öğretmek , öğrencilerin öğrendiklerini görmekten duyulan zevk ve gururu tatmak isterler.
    Peki yanlış nerededir ? Neden bu kadar çok öğretmen öğretimle geçmesi gereken zamanın büyük bölümünü sınıfta düzeni kurmak için harcar? Çünkü, öğretmenler genelde disiplini ceza tehtidleri , cezalar ya da sözlü utandırmalarla ve suçlamalarla sağlamayı öğrenmişlerdir. Ne yazık ki bu yöntemler iyi sonuç vermez. Genelde bastırıcı ve güce dayanan yöntemler direnci, başkaldırmayı ve karşılık vermeyi kışkırtır. Bu tür baskılar öğrencilerin davranışlarında değişiklikler oluşturmakla birlikte, öğretmen sınıftan ayrılır ayrılmaz ya da tahtaya döndüğünde , çocuklar yine eski davranışlarına yönelirler.
    Öğretmenler disiplin ve düzeni sağlamak için güç kullanmayı gerektirmeyen yöntemleri uygulama becerilerini arttırdıkça , disiplinle ilgili konuşmalarında yepyeni bir dil kullanmaya başladıklarını da göreceklerdir. Öğretmenler geleneksel güç dili olan ; denetim, yönlendirme, cezalandırma, gözdağı verme, sınırlar koyma, zorlama, kuralları hatırlatma, sert olma, kınama , emir verme, isteme vb. disiplin sözcükleri yerine ; sorun çözme, etkilenme, yüzleşme, işbirliği yapma, ortak bir amaçta birleşme, birlikte karar verme, öğrencilerle çalışma, karşılıklı anlaşmalar yapma, gereksinimleri karşılama, bir anlaşmaya varmak için tartışma, bir işi sonuçlandırma gibi yeni deyişleri kullanmalıdır.


    Mesleğe Yeni Başlayan Öğretmenlerin İdeali ve Yaşanılan Düş Kırıklığı
    Bir öğretmen üniversite ortamında eğitim yöntem ve tekniklerini, her yaşa göre çocuk psikolojisini, öğretme tekniklerini vb. dersleri görmüş bir şekilde mesleğine büyük bir inanç ve idealist düşüncelerle başlar. Öğrencilerin okul ve sınıf ortamında tembel, yaramaz, yalan söylemeleri, kopya çekmeleri, birbirlerini aşağılamaları, sürekli birbirlerinden şikayetçi olmaları, kavgacı olmaları, az çalışma ile sınıf geçmek istemeleri gibi sürekli çekişmelerle dolu bir ortamda, öğrencilere karşı yaşam savaşı verirken bulurlar. Böyle ortamla karşılaşan öğretmenler, olanları anlamaya çalışırlar. Bir şeylerin yanlış gittiği ortadadır. En kötüsü de bazıları suçu kendisinde bulur ve öğretmenlik yeteneğinin kendisinde olmadığını düşünür. Her ne kadar bütün bu açıklamaların geçerli bir tarafı varsa da , temelde öğretmen yetiştirenler çeşitli bilgi ve uzmanlıkla donanmış olsalar da , bireysel deneyimlerini öğretmen olacak öğrencilere aktaramazlar. Herkes okuldaki mesleki deneyimini kendine özgü bir biçimde edinir ve bu deneyim aktarılamaz.
    Öğretmen ve öğretim ile ilgili çok kişi tarafından kabul edilmiş yaygın inançlar vardır. Bunlar ;
    1- İyi öğretmen sakindir, telaşlanmaz, sinirlenmez. Her zaman soğukkanlıdır ve aşırı duygularını göstermez.
    2- İyi öğretmen önyargılı ve yanlı değildir. Bütün öğrencilere eşit davranır. Cinsiyet ayırımı yapmaz.
    3- İyi öğretmen gerçek duygularını denetler ve öğrencilere göstermez.
    4- İyi öğretmen bütün öğrencileri aynı biçimde kabullenir. İyi öğretmenin her zaman gözde öğrencileri yoktur.
    5- İyi öğretmen coşkulu, uyarıcı ve özgür bir öğretim ortamı yaratır, ama yine de bu ortamı her zaman düzenli tutar.
    6- İyi öğretmen her şeyden önce tutarlıdır. Değişmez, unutmaz, çok neşeli ya da asık suratlı değildir ve hata yapmaz.
    7- İyi öğretmen her sorunun yanıtını bilir. Öğrencilerden daha akıllıdır.
    8- İyi öğretmenler birbirlerine destek olur, kendi duyguları, değer yargıları ve inançlarından etkilenmeden öğrencilerine karşı birleşik cephe oluşturur.
    Kısaca iyi öğretmenler sıradan insanlardan çok daha iyi, çok daha anlayışlı, çok daha bilgili, çok daha kusursuz olmalıdır. Başka bir deyişle öğretmenlerden ermiş olmaları beklenmektedir. Buradaki temel yanlışa göre , öğretmenlerin insan olmayı kabul etmemeleri gerekmektedir. Bu ancak abartılı rol yapıp kendi kendini düş kırıklığına uğratma pahasına elde edilebilecek davranışlardır. Daha da kötüsü, pek çok öğretmen bu iyi öğretmen modelini kafalarının bir köşesinde destekler ve inançlardan hepsinin değilse bile çoğunun iyi bir öğretmende olması gerektiğine inanır. Sonuçta kendilerini bu modele göre değerlendirir ve doğal olarak başarısız olduklarına karar verirler.
    Öğretmenler , öğrencileri ile iyi ilişkiler kurduklarında, rolden role geçmelerine, sert davranmalarına, insanüstü ve erdemli kişiliklere bürünmelerine gerek yoktur. Öğrencileri ile ilişkileri iyi olmadığı zaman, en iyi öğretim tekniklerinin bile yararsız olduğunu göreceklerdir.
    Öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişki ;
    1- Açıklık
    2- Önemsemek
    3- Birbirine gereksinim duymak
    4- Birbirlerinden ayrı olmak
    5- Gereksinimleri karşılıklı olarak giderebilmek
    Özelliklerini içerirse , iyi bir öğretmen öğrenci ilişkisi kurulmuş olur.








  2. faluk
    Yeni Üye





    çok teşşekürler ödevim vardı çok yardımcı oldunuz çok teşşekürler




  3. Ziyaretçi
    benim bununla ilgili projem vardı sadece yarısını tamamladım bana braz az ve eksik gibi geldi ama yine de teşekkürler




  4. Ziyaretçi
    Herkes "öğretmen nasıl olmalıdır'ın peşinde. Onun problemlerine, dertlerine, sıkıntılarına dair bir satır bile yok. Çizilen protreye bakıyorum da, öğretmeni herkes bir çamaşır makinesi, yahut bir başka alet gibi görüyor; onun duyguları yok, onun ihtiyaçları yok, o yorulmaz, o sinirlenmez, o acıkmaz; öyleyse bas düğmeye çalışsın Ben 27 yılımı bu mukaddes mesleğe verdim. Bu zaman zarfında ilk yılımda bir mefettiş gelmişti (Allah ondan razı olsun, ölmüşse rahmet eylesin) O benimle oturmuş uzun uzun konuşmuş, dertlerimi dinlemişti. Bunun dışında hiçbir Allah'ın kulu 'nasılsın, nicesin' diye sormadı. Bana istediklerimi vermediğin müddetçe istediğin kadar portre çiz, beni çizdiğin yerde bulamazsın. Maaştan, paradan yana şikayetim yok; ama beni kimse adam yerine koymuyor. Ben zavallı bir adamım. Bu halimle ben öğrenciye nasıl eğiteceğim? Yönetmelikleri açıp okuyun, hangisi mantıklı Allah aşkına söyleyin. Okullarda zorba yetiştirmekten başka bir şey yapamıyoruz. Disiplin kurulları laf olsun diye ihdas ediliyor. Bir etkisi yok ki "Ödüle dayalı eğitim" gibi tek taraflı garip bir anlayış var. "Başarısızlığı değil başarıyı ölç" gibi garip bir anlayış var. Belli notu tutturan 'Takdir' alıyor, 'Teşekkür' alıyor; hani orada yazana 'insanı değerler'" Onlara bakan yok. Serbest kıyafet geldi, adam yataktan kalktığı eşofmanla okula geliyor. Erkeksen onu sınıfa sokma; telefonlar çalıyor, her seviyedeki yönetici herekete geçiyor, öğretmenin çaniına ot tıkılıyor. "Öğretmeni Şikayet Hattı" gibi rezalet var memleketimde. Atatürk 'Öğretmenler Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister; bu nesilleri siz yetiştireceksiniz!" diyor. Fikrim hür değil, söylersem benimle uğraşıyorlar; vicdanım hür değil, müthiş bir rahatsızlık içindeyim; irfanım hür değil, yalaka olmam isteniyor. Peki ben bu memleketin çocuklarına mı hizmet edeceğim, yoksa birilerinin değirmenine su mu taşıyacağım? Uzman geçinenler bir takım (nereden aldıkları belli değil) maddeler sıralayıp beni bir çendereye almaya çalışıyorlar ve 'öyle olursan iyi öğretmensin' diyorlar. Bırakın da öğretmenliği ben kendi vicdanıma göre yapayım. Bırakın da şu aziz millet çocuklarına adam gibi hizmet edeyim. Neden bana güvenilmiyor; ben uzaydan mı geldim? Neden benden başka herkes bu memleketi, bu vatanı, bu çocukları benden daha çok sevdiğini iddia ediyor? Böyle saçma bir zan nerede görülmüştür? Hangi hakla benden daha vatanperver olduğunu iddia ediyorlar? Bu memleket için benim de dedelerim şehit oldu; benim de ceddim savaş meydanlarında yere düştü, kanını döktü, canını verdi? O halde bazıları neden bunun parsasını toplamaya, beni bir kenara itip kendilerini bu memleketin sahibiymiş gibi hareket etmeye kalkışıyor? O kadar değersizim ki, artık öğretim öğrenci merkezli hale geldi. Konuyu ben değil öğrenci belirleyecek!? Değerlendirmeme güvenmiyorlar, notu öğrencinin kendisi, arkadaşları ve velisi belirleyecek!!! Eğitim namına hiçbir hereket yok. Öğretmene saygı sıfır. Sonra da 'eğitim önemli' diyorlar. Hadi canım sen de, buna kargalar bilmem neresiyle güler
    'Öğretmen öğrencilerden daha akıllıdır" diyor yukarıdaki maddelerden birinde
    Bilmem belki de öyledir; ancak bunu okuyan öğrenciler rencide olabilir; hatta psikolojileri bozulabilir! Hafazanallah, okuldan, okumaktan kopabilirler!!!

    Selam ve saygılar.

+ Yorum Gönder


öğrenci öğretmen ilişkisi,  öğretmen öğrenci iletişimi ile ilgili sloganlar,  öğretmen öğrenci ilişkisi nasıl olmalıdır,  öğretmen ve öğrenci ilişkileri,  öğretmen ve öğrenci ilişkileri ile ilgili kompozisyon,  öğrenci öğretmen iletişimi ile ilgili sloganlar