+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Okul dersleri Forumunda Silifke tarihi yerleri, silifke tarihi yerler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Silifke tarihi yerleri, silifke tarihi yerler








    silifke tarihi yerleri, silifke tarihi yerler







  2. Asel
    Bayan Üye





    silifke tarihi yerleri, silifke tarihi yerler



    ADAM KAYALAR

    Kızkalesi'nden Silifke'nin Hüseyinler Köyü'ne giden asfalt yolun 5. kilometresinde batıya ayrılan 2 kilometrelik taşlık yolun sonunda Şeytan Deresi vadisine varılır. Bu vadinin dik yamacında, kayaların yüzünde 9 niş içerisinde İ.S.II yy'dan kalma 11 erkek, 4 kadın, 2 çocuk ve bir dağ keçisi kabartması vardır. Bazı nişlerin alınlığında Roma kartalı kabartması görülür.



    AFRODİSYAS

    Halk arasında Ovacık Yarımadası olarak bilinen, arkeoloji literatüründe Kilikya Afrodisiası diye geçen bu antik yerleşim merkezine Silifke - Anamur karayolunun35. Kilometresinde güneye ayrılan tali bir yolla varılır. İ.Ö. XII. yy'da yapıldığı tahmin edilen ve toplam uzunluğu 4 kilometreye yaklaşan kiklopik sur duvarları ve burçlar görülebilen en eski kalıntılardır.
    Antik kentin en önemli eseri St. Pantaleon Kilisesi'dir. İ.S. IV. yy'a ait kilisenin tabanı tamamen mozaikle kaplıdır. Geometrik şekiller, bitki ve kuş motifleriyle süslü mozaik taban oldukça iyi korunmuş durumdadır.Şövalye evleri, sarnıçlar ve nekropol görülebilecek diğer antik kalıntılardır.



    ALAADDİN CAMİ

    Roma köprüsünün karşısında bulunan cami, Selçuklu sultanlarından Alaaddin Keykubat döneminde yapıldığı için Alaaddin Camisi adını almıştır. Şehrin tam merkezinde olduğu için Merkez Camisi olarak da bilinir.



    ANIT MEZAR

    Silifke - Uzuncaburç Karayolunun 7. kilometresinde, antik imbriogon şehrinin soylularına ait tek ve çift katlı anıt mezarlar vardır. Dört tanesi hemen yol kenarında bulunan anıt mezarlar İ.S. II. yy Roma dönemi kalıntılarıdır.
    Uzuncaburç beldesinin güneyindeki bir tepe üzerinde yapılmış olan anıtmezar Dor biçimindeki mimarisi ile yörede tektir. Piramit çatılı, 15 m yüksekliğindeki mezaranıt 5,5 m X 5,5 m ölçülerinde kare planlıdır. 2300 yıllık anıtmezarın Selefkoslar veya Olba Krallığının yöneticilerinden birine ait olduğu tahmin edilmektedir.



    ASTIM-DİLEK MAĞARASI

    Cennet çöküğünün 300 m güneybatısındadır. İçine helezonik demir bir merdivenle inilir. Birbirine bağlantılı, toplam uzunluğu 200 metreyi bulan galeriler çok ilginç şekilli dev sarkıt ve dikitlerle süslüdür. İçi ışıklandırılmış olup, mağaranın astımlılara iyi geldiğine inanıldığı ve içinde dilek tutulduğu için Astım - Dilek Mağarası denmiştir. Mağarada sıcaklık ortalaması 15 derece santigrat olup, nem oranı yazın %85, kışın %95'e ulaşır.
    Cennet ve Cehennem çökükleri ile Astım - Dilek Mağarası çevresindeki ağaç ve çalı dallarına burayı ziyarete gelenler dilek dileyip bez parçası bağlarlar.



    ATATÜRK EVİ

    Büyük Atatürk, Silifke'ye olan ilgisini burayı dört defa şereflendirerek göstermiştir. Ulu Önder, Silifke'yi ziyaretlerinden birinde burada bir çiftlik satın almış ve merkezi bu çiftlik olmak üzere bir Tarım Kredi Kooperatifi kurulması için talimat vererek kendileri de bu kuruluşun 1 no'lu üyesi olmuştur.
    Atatürk, Silifke'ye ve Silifkelilere olan sevgisini, Silifke İdman Yurdu'nu ziyaretinde, şeref defterine yazdığı şu ibarelerle belirtmiştir.
    " Silifke'ye geldiğimden çok memnunum. Beni unutmayacağınızı bilirim. Sizi kalbimden çıkarmam. Gazi Mustafa Kemal "
    Ata'nın Silifke'ye ilk gelişlerinde (27 Ocak 1925) gecelediği ev bugün restore edilmiş; kullandığı eşyalar sergilenerek Atatürk Evi Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.






    AYATEKLA
    Taşucu yolu üzerinde 4. Kilometreden sağa dönülüp bir km gidildiğinde Hıristiyanlığın en eski ve en önemli merkezlerinden biri olan Meryemlik'e varılır. Meryemlik'in tarihi Azize Tekla'nın buraya gelişi ile baslar.
    İsa Peygamber'in havarilerinden St. Paul'ün vaazlarından etkilenen 17 yaşındaki Tekla kendini Hıristiyanlık dinine adar. St. Paul'ün bu değerli öğrencisi Konya ve Yalvaç'ta Hıristiyanlığı yaymak için propaganda yaparken paganların baskılarına maruz kalıp, öldürüleceğini öğrenince kaçıp Seleukia'ya gelir ve sonradan kiliseye çevrilen bir mağara da saklanır. Sığındığı mağaradan yöredeki insanlara çok tanrılı dine karşı Hıristiyanlık inancını yayarken mucizeler yaratarak hastaları da iyileştirir. Yine öldürüleceği bir sırada bu mağara da kaybolduğuna inanılır.
    Aya Tekla'nin içinde yaşadığı mağara onun kayboluşundan sonra Hıristiyanlarca kutsal sayılmış; ta ki bu din I.S. 313 yılında serbest bırakılıncaya kadar gizli bir ibadet yeri olarak kullanılmıştır.Bu mağara daha sonra IV. yy'da kiliseye dönüştürülmüştür. Hıristiyanlığın resmen kabulünden sonraki dönemlerde birçok yapı ile bezenen Meryemlik'te Mağara Kilisesinden başka, bu mağaranın üzerinde bugün sadece apsisinin bir bölümü ayakta kalan Azize Tekla Kilisesi; imparator Zenon tarafından Aya Tekla'ya ithafen yaptırılan kilise ile Kuzey Kilise; hamam, birçok sarnıç, mezarlıklar ve şehir suru kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.



    CAMBAZLI KİLİSESİ

    Adam kayalardan sonra Hüseyinler köyünden geçilip Cambazlı Köyüne varılır. Cambazlı' nın Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir yerleşim merkezi olduğu Uzuncaburç ve Ura ile Kızkalesi'ne döşeme antik bir yolla bağlantılı olmasından ve günümüze kadar gelebilmiş zengin kalıntılarından anlaşılmaktadır. Burada, kaya mezarlarının yanı sıra birer küçük mabedi andıran anıt mezarlar, lahitler, sarnıç ve özellikle köyün girişinde bulunan kilise görülmeye değer tarihi kalıntılardır. Cambazlı kilisesi, benzerleri arasında orijinal özelliklerini korumuş en iyi durumdaki örneklerden biridir. Kuzey cephesi tamamen kapalı olan yapının içindeki iki sütun dizisinden sağdaki Korint başlıklı bütün sütunlarla bunların üstünde sıralanan galeri sütunları ayaktadır. V. yy ait 20m X 13m ölçülerindeki kilisenin apsisi ve tüm duvarları sağlamdır.



    CENNET - CEHENNEM
    Cennet Çöküğü:
    Bir yeraltı deresinin kimyasal erozyonla tavanın çökmesi sonucu meydana gelmiş büyük bir çukurdur. Elips biçimdeki ağız kısmı çapları 250m ve 110m olup derinliği 70 metredir. Çökük tabanın güney ucunda 200m uzunluğunda ve en derin noktası 135m olan büyük bir mağara girişi ve bu mağaranın ağzında küçük bir kilise vardır. Kilisenin giriş kapısı üzerindeki dört satırlık kitabede, bu kilisenin V.yy'da Paulus adında dindar bir kişi tarafından Meryem Ana'ya ithafen yaptırılmış olduğu yazılmaktadır. Cennet çöküğünün içine her biri oldukça geniş 452 basamaklı taş bir merdivenle inilir. Kiliseye 300. basamakta varılır. Kiliseden sonra mağaranın bitim noktasında mitolojik bir yeraltı deresinin sesi duyulur.
    Cehennem Çukuru:
    Cennet çöküğünün 75 m kuzeyindeki Cehennem çukuru da Cennet çöküğü gibi oluşmuştur. Ağız çember çapları 50 m ve 75 m, derinliği 128 metredir. Kenarları içbükey olduğu için içerisine inmek mümkün olmamaktadır.
    Mitolojiye göre Zeus, alevler kusan yüz başlı ejderha Typhon'u buradaki bir kavgada yendikten sonra, onu Etna Yanardağı'nın altına sonsuza dek kapatmadan önce bir süre Cehennem çukurunda hapsetmiştir.






    FREDERİK BARBAROSSA ANITI

    Roma - Germen İmparatoru Frederik Barbarossa, III. Haçlı Seferi'nde ordusu ile Filistin'e giderken 10 Haziran 1190 günü Eksiler Köyü yakınlarında Göksu Irmağı'nda boğulmuştur. 1971 yılında Alman Büyükelçiliği tarafından Frederik Barbarossa'nın boğulduğu yere yaptırılan anıt taş Silifke - Konya karayolunun 9. kilometresinde yolun hemen sağ kenarındadır.



    IŞIK KALE

    Karadedeli'nin kuzeyinde ve 8 km mesafededir. Aynı yol üzerinde Karakabaklı'dan 1 km sonra, erken Bizans dönemine ait iyi durumda bir bazilika, lahit, sarnıç ve gelişigüzel planlı tek katlı evlere ait kalıntılar vardır.



    JUPİTER TAPINAĞI

    Şehir merkezinde bulunan ve doğu ile güney yanlarındaki sütun tabanlıkları orjinal şekilde korunmuş olan tapınağın uzun kenarında 14'er, kısa kenarında 8'er sütun bulunmaktaydı. Ancak, her biri 10m boyundaki Korint başlıklı bu sütunlardan bugün sadece biri ayakta kalmış olup 3 tanesi de yıkılmış durumda yerdedir. 1980 yılında Kültür Bakanlığı'nca başlatılan kazı çalışmaları aralıklarla devam etmektedir. I.S. II. yy'da yapılmış olduğu anlaşılan tapınak V. yy' da planında önemli değişiklikler yapılarak kiliseye dönüştürülmüştür. I.S. V. yy'da yaşamış tarihçi Zosimos "Tapınak, ovadaki ürünlerine musallat olan çekirgelerden kurtulmak için Güneş ve Sanat Tanrısı Apollon'dan yardim isteyen ahali tarafından, çekirgeler Apollon'un gönderdiği kus sürüsünce yok edilince O'na bir şükran ifadesi olarak yaptırılmıştır" diyorsa da Zeus adına yaptırıldığı da söylenmektedir.




  3. Asel
    Bayan Üye
    KIBRIS BARIŞ HAREKATI Şehitleri Hatıra Ormanı

    Kıbrıs Barış Harekatında şehit düşen 454 subay, astsubay, erbaş ve er'imizin anısına Silifke - Gülnar yolunun 5. km Çamdüzü mevkiinde bir hatıra ormanı oluşturulmuştur.
    1976 yılında tamamlanan ve 9 hektarlık bir alanı kaplayan şehitlikte, Atatürk Anıtı ve tören alanı ile çevresinde şehitlerimizin sembolik mezarları vardır. Her mezar yanına bir de ağaç dikilmiştir.Şehitlikte ayrıca 220 Kıbrıs Türk Mücahidi Şehitleri anısına bir de abide bulunmaktadır.1974 Kıbrıs Barış Harekatında ele geçen Rum tank, top, zırhlı araç ve silahların bir kısmı burada sergilenmektedir.



    KÜLTÜR EVİ

    1995 yılında Belediyemiz tarafından yörenin geleneksel kültürünü tanıtmak amacıyla Silifke Kültür evi açılmıştır.Burada Türk Sanat Müziği, halkoyunları ve tiyatro kursları verilmektedir.Yörenin tanınmış ressamlarından Bahattin ERİM'in de çalışmalarını yürüttüğü bir resim atölyesinin yanısıra çulfalık ve ıstar tezgahları, Silifke de eski yıllarda kullanılan bir dizgi ve bir matbaa makinası yer almaktadır.



    Poimenios Hamamı ve Üç Güzeller Mozayiği
    Narlıkuyu koyunda hemen deniz kıyısında bulunan hamam IV.yy Roma dönemine aittir. İmparatorluk yönetiminde etkin bir kişi olan Poimenios tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Cennet obruğu içindeki yeraltı deresinin denize ulaştığı yerdeki tatlı su kaynağından yararlanılarak burada yaptırılan hamamın yıkanma bölümünün tabanında yarıtanrıça üç kızkardeş tasvir edilmektedir. Baskın renkleri beyaz, siyah, kahverengi ve sarı olan mozaikte Zeus''n kızları Aglaia, Euphrosyne ve Thalia çıplak olarak kumru ve keklikler arasında dans ederken görülmektedir. Mozaik tablonun üst kenarındaki Grekçe yazının Türkçesi şöyledir:"Ey konuk dost! Bu mucizeli suyu kimin bulduğunu, saklı kaynağını kimin gün ışığına çıkardığını merak ediyorsan, bil ki O, imparatorların dostu ve Kutsal Adalar'ın dürüst yöneticisi Poimenios'tur".Yazıttan da anlaşılacağı gibi Poimenios, Roma imparatorları Arcadius ve Honorius'un dostu ve bugünkü Büyükada, Kınalıada ve Heybeliada'nın o dönemlerdeki yöneticisi imiş. Narlıkuyu'dan kuzeye doğru giden asfalt yolun 2. Kilometresinde antik şehir kalıntıları ile mağaraların bulunduğu yere ulaşılır. Roma ve Bizans dönemlerine ait yapı kalıntıları arasında hala ayakta duran üstü hatıllı kapı söğeleri ile taş kemerler, sarnıç ve Cennet Obruğu'nun hemen yanında Zeus Tapınağı bulunmaktadır.




    Roma Tapınağı
    Şehir merkezinde bulunan ve doğu ile güney yanlarındaki sütun tabanlıkları orijinal şekilde korunmuş olan tapınağın uzun kenarında 14'er, kısa kenarında 8'er sütun bulunmaktaydı. Ancak, her biri 10 m boyundaki Korint başlıklı bu sütunlardan bugün sadece biri ayakta kalmış olup 3 tanesi de yıkılmış durumda yerdedir.
    1980 yılında Kültür Bakanlığı'nca başlatılan kazı çalışmaları aralıklarla devam etmektedir. İ.S. II. yy'da yapılmış olduğu anlaşılan tapınak V. yy'da planında önemli değişiklikler yapılarak kiliseye dönüştürülmüştür.
    İ.S. V. yy'da yaşamış tarihçi Zosimos "Tapınak, ovadaki ürünlerine musallat olan çekirgelerden kurtulmak için Güneş ve Sanat Tanrısı Apollon'dan yardım isteyen ahali tarafından, çekirgeler Apollon'un gönderdiği kuş sürüsünce yok edilince O'na bir şükran ifadesi olarak yaptırılmıştır" diyorsa da Zeus adına yaptırıldığı da söylenmektedir.




    Silifke Kalesi
    Temel tespitlere göre Helenistik veya erken Roma dönemine ait olduğu anlaşılan kale, geçirdiği onarım ve değişiklikler sonucu bugün bir Ortaçağ görünümündedir.
    Silifke'ye hakim, 185m yüksekliğinde bir tepe üzerinde yapılmış olan, etrafı kuru hendekle çevrili oval biçimdeki kalenin içinde kemerli galeriler, su sarnıçları, depolar ve diğer yapı kalıntıları bulunmaktadır.
    Ünlü gezgin Evliya Çelebi Seyahatname'sinde, XVII. yy'da Silifke kalesinin 23 burcu olduğunu, içinde bir cami ve 60 ev bulunduğunu yazar. Ancak, burçların bir kısmı ve kale içi tamamen yıkık durumda olduğundan tam tespiti yapmak mümkün değildir. Halen görülebilen 10 adet burç mevcuttur.



    TAŞ HAN
    İlçemizin çarşı merkezinde bulunan Taşhan, yaklaşık 210 m2 alana sahip kâgir bir yapıdır. Güneybatıda bulunan ve 1.dönem olarak tanımladığımız bölüm büyük olasılıkla Silifke merkez ve çevresinde yoğun olarak bulunan ‘Geç Roma-Erken Bizans’ dönemi eserlerinden biridir. Kuzeydoğuda bulunan 2.dönem bölümün ise bir Selçuklu eseri olabilir. Yapının 1226 yılında Selçuklu hükümdarı Alaattin Keykubat tarafından yaptırılmış olan Alaattin Cami’ne yakınlığı, plan şekli ve sivri kenarları bulunduğundan, sade ve küçük bir Selçuklu hanı olma olasılığı yükseltir. Yapıda tipik Selçuklu hanlarında olduğu gibi kemerler ve sütunlar kesme taştan yapılmış ve tuğla kullanılmamıştır. Ancak yapıda hiçbir süsleme ve kitabeye rastlanmamıştır. 1940-1960 yılları arasında Silifke eşraflarından Şıhali Yalçın tarafından han (otel) olarak hizmet veren taşhanın bugünlere gelmesi için çok iyi bir koruma gayreti gösterilmiştir. Söz konusu han Şıhali Yalçın’ın torunları işadamı Ali ve Uğur Yalçın kardeşler tarafından 2006 yılında Anıtlar Kurulu Restorasyon projesi ile restore edilmiştir. Tarihi han şu an Silifke’de önemli bir yapı olarak restore edilmiş ve halkın hizmetine açılmıştır.



    TAŞ KÖPRÜ
    Şehir merkezinin ortasından geçen Göksu (Kalykadnus) Nehri'nin üzerindedir. I.S. 77 - 78 yıllarında Kilikya Valisi L.Octavius Memor tarafından dönemin imparatoru Vespasianus ve oğulları Titus ile Domitianus adına yaptırılmış olduğu 1870 yılında yapılan bir onarımda bulunan tas kitabeden anlaşılmaktadır. Yedi gözü bulunan ve Roma uygarlığı örneklerinden biri olan Taşköprü, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde onarım görmüştür.



    TEKİR AMBARI
    Kalenin eteğinde, Bizanslılardan kalma bu su deposu 46 m uzunluğunda, 23 m genişliğinde ve 14 m derinliğinde olup, içine doğu kösesindeki helezonik merdivenle inilmektedir.
    Anadolu sarnıç mimarisinde örneği az görülen Tekir Ambarı su sarnıcının tüm duvarları su sızmasını önlemek ve ayrıca anıtsal bir özellik vermek için düzgün kesme taslarla desteklenmiş, uzun kenarında 8; kısa kenarında 5 yuvarlak kemerli niş oluşturulmuştur.



    TEVEKKÜL SULTAN TÜRBESİ

    Taş köprünün hemen yanındaki türbe hakkında yazılı herhangi bir kaynak bulunmamaktadır. Selçuklu hanedanlarından birine ait olduğu rivayet edilen mezarın üzerindeki çatı daha sonradan ilave edilmiştir.



    Tiyatro
    Roma İmparatorları Marcus Aurelius (161 - 180) ile Lucius Verus (161 - 169)'un birlikte yönetimleri sırasında yapılmış olduğu burada bulunan bir yazıttan anlaşılmaktadır. Yer olarak doğal çukur bir arazi seçilerek oturma basamakları arazinin meyilinden faydalanılarak yapılmıştır.




    TOKMAR KALESİ
    Silifke - Antalya karayolunun 22. km kuzeye ayrılan 5 km asfalt bir yolla ulaşılan Tokmar Kalesi (Castellum Novum), denize hakim bir tepe üzerine inşa edilmiştir.
    Güneyi yalçın bir kaya ile çevrili kalenin kuzeyinde savunma burçları vardır. XII. yy'da yapıldığı tahmin edilmektedir.



    Tyche (Fortuna) Tapınağı

    Sütunlu caddenin bitimindeki Şans Tapınağı İ.S. I. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Bugün beşi ayakta olan, 6'şar metre yüksekliğindeki yekpare granit 6 sütunun taşıdığı arşitravdaki kitabe, tapınağın kentin soylularından Oppius ile eşi Kyria tarafından yaptırılıp kente hediye edildiğini bildirmektedir.





    Uzuncaburç Kulesi
    İçel'in en önemli ve en iyi korunmuş tarihi kalıntıları Silifke'nin 30 km kuzeyindeki Uzuncaburç beldesindedir. Helenistik çağda merkezi Uzuncaburç'un 4 km doğusundaki (ura) Olba Krallığı'nın ibadet yeri olan bugünkü Uzuncaburç yerleşim yeri, Roma döneminde, İ.S. 72 yılında İmparator Vespasianus zamanında Olba'dan ayrılarak Diocaesarea (Tanrı-İmparator Kenti) adıyla özerk, kendi adına para basabilen yeni bir site durumuna getirilmiştir.
    Diocaesarea'daki Zeus Tapınağı, burç ve piramit çatılı anıtmezar Selefkoslar, yani Helenistik; sütunlu cadde, tiyatro, tören kapısı, çeşme, Şans Tapınağı ve Zafer Kapısı Roma döneminden kalma yapılardır. V. yy'da hristiyanlığın yörede gelişmesi ile Zeus Tapınağı kiliseye dönüştürülmüş, ayrıca yeni kiliseler de yapılmıştır. Bizans döneminin ardından Anadolu Türkleri buraya şehrin sembolü olan yüksek burcun ismini vererek "Uzuncaburç" demişlerdir.



    Zafer Takı
    Güney - kuzey yönündeki ikinci sütunlu yol üzerinde ve Zeus Tapınağı'nın kuzeyinde bulunan kapının ortasında bir büyük; yanlarında iki küçük kemerli girişi vardır. Üzerindeki kitabede, depremde zarar gören kapının Roma İmparatorları Arcadius (395 - 408) ile Honorius (395 - 423)'un birlikte yönetimleri sırasında önemli ölçüde onarım gördüğü yazılıdır.
    Anıtsal nitelikli kapının çeşitli yerlerindeki konsollarda vaktiyle heykel ve büstlerin yer aldığı anlaşılmaktadır. "Zafer Takı" görünümlü bu muhteşem yapı Zafer Kapısı olarak anılır.



    Zeus (Jupiter) Tapınağı
    Üç ayrı dönemde hizmet vermiş olan bu tapınak tanrıların babası Zeus'un dev ejderha Typhon'a karşı kazandığı zaferin bir simgesi olarak yapılmıştır. Kuzey yan duvarının doğusundaki taşlarda Helenistik ve Roma dönemlerinde görev yapmış 130 din ve devlet adamının isimleri kazınarak yazılmıştır. Bu bilgiler ışığında, tapınağın geç Helenistik veya erken Roma döneminde yapılmış olduğu düşünülebilir.Hristiyanlık döneminde tümüyle yıkılarak, kendi taşları ile kiliseye çevrilmiştir. Kimin adına ve ne zaman yapıldığı kesin bilinmeyen kilise en erken IV.yy; en geç V.yy'dan kalmadır.




+ Yorum Gönder