+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Okul dersleri Forumunda Halime kaptanın çok kısa özeti Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Halime kaptanın çok kısa özeti








    ya lütfwn ACİL halime kaptanın çok kısa özti lazım ama kitabın arkasından değil.Lütfen çok kısa lazım







  2. Asel
    Bayan Üye





    halime kaptanın çok kısa özeti


    Ocaklı odanın camı yavaştan tıkırdar gibi olmuştuBirden camın açılmasıyla içeriye asker urbalı birinin atılması bir oldu Sabri’den başkası olamazdı bu adam:

    “Bırak Yaygarayı da biraz beni dinle!” dedi, “Evde kalıcılardan değilim Babamın öldüğünü duydum da geldim Duydun mu sen de?”

    “Duydum!” dedi Halime hiç kıpırdamadan

    “Sen bu sandalı yarın satacaksın!”

    “Git içerde otur Nasıl olsa senin eve girdiğini duydu çocuk-(Terbiyeden-Yoksunum)-lar”

    “Hangi çocuklar?”

    “Halil'le Zeynel Bir de bizim Bekir Memiş de uyanık”

    Çocukların dördü de donup kalmışlardı sofada Sabri uysallaşarak sordu:

    “Peki, sen ne pişiriyorsun gecenin bu saatinde?”

    “Çocuklara süt çorbası pişiriyorum”

    “Bir çanak da bana verirsin elbet”

    Elindeki mavzeri çiviye astı Fişeklileri de taktı üstüne Çivi çeker mi çekmez mi diye baktı bir süre Gözü tutmadı Fişek-(Terbiyeden-Yoksunum)-likleri omzuna sallandırdı Tüfeği aldı eline yeniden Belki de bir baskından çekiniyordu Kimseye görünmediğini sanıyordu ama, peşinde jandarmaların dolaştığını biliyordu İki gün ön-(Terbiyeden-Yoksunum)-ce, Irmak'ta karşıdan karşıya geçerken sıkıştırmışlardı, zor kur-(Terbiyeden-Yoksunum)-tulmuştu ellerinden Şube Reisi haber göndermişti Reşit'le Halit'in ölü olarak ele geçirilmesinde ki yardımı Öğrenmiş olacak-(Terbiyeden-Yoksunum)-tı; ama jandarmalar lâf dinlemezlerdi, çektikleri gibi vururlardı teslim olmayınca,

    “Merhaba çocuklar!” diyerek geçti sofaya

    “Merhaba Sabri Abı!”

    “Babamı bırakmışsınız İnebolu'da öyle mi?”

    “Öyle oldu Sabri Abi”

    “Bu uğursuz sandalı satıp parasını getireceksiniz bana ya-(Terbiyeden-Yoksunum)-rın! Önümüzdeki kış! Bana para lâzım, eve de”

    “Halime Abla bir şey diyemez Bu evin erkeği benim”

    Yere sofra örtüsünü sermekte olan Halime, işine ara verme-(Terbiyeden-Yoksunum)-den sözünü kesti kocasının:

    “Bu evin erkeği sensin ama, askerliğini yapıp gelirsen Ya-(Terbiyeden-Yoksunum)-rın ne olacağın belli değil!”

    “Sana geçimin için para gerek Sandal her zaman yerine ko-(Terbiyeden-Yoksunum)-nur”

    “Eğer beni çok düşünüyorsan yarın gider şubeye teslim olursun”

    Sofrayı getirip koydu örtünün üstüne Çorba çanağını da koydu Tahta kaşıklan dizdi sofranın çevresine Kocasının yüzüne bakmadan:

    “Haydin!” dedi, “Geçin sofra başına!”

    Çocuklar oturdular Sofra örtüsünü çektiler dizlerinin üstüne Kendisi de geçti Bekir'le Memiş'in arasına Sabri onların oturduklarını görünce sofraya bir göz attı Karısı bir kaşık da kendisi için koymuştu Çağrılmayı beklemeden kaşığın bulunduğu yere geçti oturdu Tüfeği hâlâ elindeydi Dipçiği sofraya gelmek üzere uzattı geriye doğru namlusunu Kaçaklıktan son-(Terbiyeden-Yoksunum)-ra, güvensizlik onda huy olmuştu Çöplü, samanlı saç ekme-(Terbiyeden-Yoksunum)-ğinden iri lokmalar kopararak çorbayı kaşıklıyordu Sabahtan beri gırtlağından sudan başka bir şey geçmemişti Parası olsa, bile insan içine çıkacak cesareti kalmamıştı Jandarmaların, gü-(Terbiyeden-Yoksunum)-nüne göre sivil dolaştıklarını öğrenmişti Erkütlü bir kaçaktan Cide'den ayrılıp Amasra köylerine geçse Samsun'dan tanıdığı oralı bîr iki arkadaşının yanında kalabilirdi

    Bir üs vardı Amasra'da Samsun'a gidip gelenler eksik olmazdı Belki de Samsun'a bir takayla geçer, eski şube arkadaş-(Terbiyeden-Yoksunum)-larının yardımını sağlayabilirdi

    Sabri, karnını doyurup kaşığını sofraya bırakmıştı ki kapı vuruldu Babasını gördüğü andan ben susup kalan Memiş birden koştu kapıya:

    “Kim o?” diye seslendi

    Annesi geceleri kapıya onu gönderirdi Kapıyı açmadan hep Memiş konuşur, annesi lâfa karışmadan dinler ne yapması gerekirse söylerdi sonunda Memiş'e göre, babasının evde olmasıyla olmaması aynı kapıya çıkıyordu ki böyle koşmuştu kapıya Soruyu tekrarladı:

    “Kim o?”

    Tanıdık bir ses cevap verdi dışardan:

    “Benini ben Reşit!”

    Başlar Sabri’den yana dönmüştü Sabri birden yerinden kalkmış, fişekliğini beline sıkı sıkı bağlamıştı Eve girdiği cama doğru yürürken Reşit sanki-ne yaptığını görmüş gibi seslendi:

    “Sakın Sabri Ağam camdan atlamasın Ev sarılı Jandarma Kumandanı haber almış eve girdiğini Sardı bir bölük jandarmayla Ev değil, köy bile sarılı Beni de gönderdi buraya Şu-(Terbiyeden-Yoksunum)-be Reisi demiş ki, gelsin teslim olsun Ona erkek sözü Bîr ke-(Terbiyeden-Yoksunum)-resine bağışlarını”

    Halime'nin kaşları çatılmıştı:

    “Hadi!” dedi, “Aç kapıyı da çık, teslim ol!”

    Karısına cevap verecek yerde kapıya çevirdi başını:

    “Ulan Reşit!” dedi, “Beni bu yalanlarla tuzağa mı düşürecek;sin Alıştın kahraman olmaya, öyle mi?”

    “İki gözüm kör olsun hilafım varsa!”

    “O çıpıl gözlerin çok sürmez kör olur yakındaBaşka bir yemin biliyorsan et de inanayım”

    “Eğer yalan söylüyorsam”

    “Yalan söylüyorsan nasıl olsa yaşatmam seniDaha mavze-(Terbiyeden-Yoksunum)-rim elimdeİlkin seni temizlerim”

    Sonra Halil'e döndü:

    “Aç Halil kapıyı!”

    Mavzerin namlusunu burnuna dayamıştı:

    “Haydi!” dedi, “Götür beni Jandarma Kumandanına!”

    Halil kapıyı açınca Reşit içerden vuran idare lambasının ışı-(Terbiyeden-Yoksunum)-ğıyla bir karaltı gibi çıkıvermişti ortaya Ortalık zifir karanlığı olsa da gene elinde martinin bulunmadığı görünüyordu,

    “Nerde martinin be?” diye sordu Sabri

    “Yok!”

    “Kim aldı?”

    “Muhtar aldı,”

    “Elinden alırım diye korktu, öyle mi?”

    “Yok! Ondan değil Karşı gelirsin de seni vururum diye korktu”

    Keyifli keyifli güldü Sabri




+ Yorum Gönder


halime kaptanın kısa özeti,  halime kaptan kitabının kısa özeti,  halime kaptan kısa özeti,  halime kaptan kitabının kısaca özeti,  halime kaptan özeti,  halime kaptan kitap özeti kısa