+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Okul Öncesi Eğitim Forumunda Aile İçi Şiddetin Nedenleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. AGMEHMET
    Administrator

    Aile İçi Şiddetin Nedenleri









    Aile İçi Yaşanan Sorunlar


    Kişilerin beslenme ve bakım gereksinimlerini karşılayan,güven duygusu veren, bireyi koruyan ve geliştiren bir birim olması gereken aile,çoğu kez şiddetin uygulandığı bir ortam olabiliyor. Aile ve toplumsal yaşamdaki bazı değişkenler ile aile içi şiddet arasında ilişki vardır.Bu değişkenler:

    • Ailenin ekonomik gelir düzeyi • Bireylerin eğitim düzeyi • Aile içi meslek yapısı • Aile içindeki rol ve statü dağılımı • Aile içi iletişim biçimi • Gelecekle ilgili beklentiler • Sosyal çevre Yapılan araştırmalar şiddetin çok veya azlığında yaşın,cinsiyetin etkili olduğunu göstermektedir.Şiddet gösterme eğilimleri açısından gençler önemli bir risk grubudur. Toplumumuzda dayak hakimiyet kurma aracı olarak kullanılmaktadır.Bireyler dayağı çözüm yolu olarak görmektedir. Aile dışında gerçekleşen şiddet için toplum sorumlu tutulurken,aile içinde oluşan şiddet gizli kalmakta,özel hayat olarak kabul edilmekte ve çoğu kez olağan ve yasal olarak karşılanmaktadır.Aile içi şiddetle ilgili kamuoyu bilinci çok değişkendir.böyle bir şiddetin varlığına inanmama,inkar etme şeklinde görüşler olduğu gibi bu tür şiddeti onaylayan görüşler de olabilmektedir. Aile içi şiddet büyük bir oranla kadına ve çocuklara yöneliktir.Ve bu şiddeti gerçekleştiren erkektir.Çocuğun ruhsal ve bedensel bütünlüğünü bozucu davranışların tümü çocuk istismarı olarak tanımlanmaktadır.Bu alanda sık kullanılan bir diğer tanım ise çocuk ihmalidir.Bu ise ana ve babaların çocukların bakım, beslenme, barınma, ısınma, giyinme, sağlık ve eğitim ile ilgili gereksinimlerini karşılamama ve bu konularda hatalı tutum sergilemeleri anlamındadır . AİLE İÇİ ŞİDDETİN NEDENLERİ Aile içi şiddetin nedenleri çok çeşitli ve karmaşıktır.Bu nedenleri genel olarak üç ana başlık altında toplamak mümkündür. 1.Aile İçi Şiddetin Biyolojik Nedenleri Biyolojik nedenler arasında erkeklik hormonlarının etkisi,antisosyal kişilik bozukluğu gibi bazı ruhsal bozukluluklar sayılabilir.Saldırgan yani şiddeti uygulan aile bireylerinin büyük oranlarda erkek oluşu ve bu saldırgan davranışların ilerleyen yaşla birlikte azalmaya başlaması,erkeklik hormonlarının şiddet davranışında etkili olduğunu düşündürmektedir. Hallüsinasyonlar gerçeklikten uzaklaşma,duygusal cevapların kaybı,sosyal ilişkilerin bozulması gibi belirtilerle ortaya çıkan şizofreni ve bunun bir çeşidi olan şüphe, kıskançlık, kendini beğenmişlik gibi duyguların görüldüğü paranoid şizofreni diye adlandırılan akıl hastalıkları da biyolojik nedenler arasındadır.Suç işlediğinde bu davranıştan hoşlanma gibi tutumların görüldüğü antisosyal kişilik bozuklukları da şiddetin biyolojik nedenlerindendir . 2.Aile İçi Şiddetin Psikolojik Nedenleri Sürekli olarak,aile içi şiddete maruz kalan kadınlar, böyle olmayı seçmemişlerdir. Şiddet uygulayan çoğu eş, aile birliğinin ilk dönemlerinde bunu uygulamaz.Ne zaman arada derin ruhsal bağlar kurulmaya başlar, işte o zaman şiddet eğilimleri kendini gösterir.İlk şiddet atağı,şiddete uğrayan eş için sürpriz olur ve bunu şiddet eğilimi olarak yorumlamaz.Ancak şiddet zaman içinde artmaya meyillidir.İlk yaralanmalar hafif ve önemsiz kabul edilir ve şiddete uğrayan eş şiddeti uygulayan eşin kendisine zarar verme kastı taşımadığına inanır.Eşine karşı duygularında önemli bir değişiklik olmaz.Ancak şiddetin boyutu ilerlediğinde şiddete uğrayan eşin duygusal bağı giderek zayıflar.Fakat eşini terk ederse uğrayacağı şiddetin artacağından korkar.Sosyal kurumlardan destek alamayacağı endişesi ona”bu şiddete katlanmalıyım”düşüncesi getirir. 3.Aile İçi Şiddetin Sosyal Nedenleri Şiddet uygulama,öğrenilen bir davranıştır.En önemli öğrenme kaynağı ise,şiddeti uygulayan kişinin kendi ailesidir.Çocukluk ve gençlik dönemlerinde,aile içi şiddetin uygulandığı bir ortamda yetişenlerin, şiddet gösterme eğilimlerine sahip oldukları bilinmektedir. Ayrıca şiddetin, toplum tarafından paylaşılan bir değer yargısı olarak kabul edilmesi ve kuşaktan kuşağa aktarılması da sosyal bir neden olarak kabul edilmektedir. Toplumların sahip oldukları iletişim becerilerinin yetersizliği,duygu ve düşüncelerin kışkırtıcı biçimde ifade edilmesi alışkanlığı, bilinçsizce yapılan suçlamalar, hatalı namus ve ahlak anlayışları da şiddetin sosyal nedenleri arasındadır.








  2. HARBİKIZ
    Moderator







    Aile İçi Şiddetin Çocuk Üzerindeki Etkileri


    KAYSERİ - Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Didem Öztop, aile içi şiddetin, çocukların ruh sağlığını olumsuz etkilediğini kaydetti.

    Öztop, ''şiddetli karın ağrısı'' şikayetiyle cerrahi müdahalede bulunulan bir kız çocuğunun aslında aile içi şiddet nedeniyle depresyonda olduğunun belirlendiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

    ''12 yaşındaki bu kız çocuğu şiddetli karın ağrısı şikayetiyle uzun bir süre genel cerrahi servisinde yattı. Daha sonra cerrahi müdahale yapıldı, ama karın ağrısını açıklayacak bir şey bulunamadı. Ardından çocuk psikiyatrisine gönderildi. Değerlendirme sürecinde babanın alkol kullandığı ve anneye şiddet uyguladığı ortaya çıktı. Çocuk, bu şiddete şahit oluyor. Çocuğun, anne şiddet gördüğünde onu koruması, sakinleştirmesi, rahatlatması gerekiyordu. Depresyon tanısıyla anne ve kızı uzun süre takip edildi. Baba da başlangıçta gelmesine rağmen daha sonraki süreçte görüşmelere katılmadı. Bu vakayı yaklaşık 3 yıl takip ettik.''

    Fiziksel şiddetin olduğu, çocuğun duygusal ihtiyaçlarının karşılanamadığı durumlarda da ''duygusal istismarın'' ortaya çıktığını dile getiren Öztop, ''Çocuğun üzüntüsü, sevinci, korkusu, endişesi yetişkinler tarafından fark edilemiyor. Evdeki mutsuzluk nedeniyle temel ihtiyaçları karşılanamıyor, okul durumu takip edilemiyor, fiziksel istismara ihmal ve duygusal istismar da eşlik etmiş oluyor'' dedi.
    FİZİKSEL ŞİDDETİN ETKİLERİ

    Öztop, çocukların da fiziksel şiddete, duygusal, bilişsel, davranışsal, toplumsal ve fiziksel tepkiler verdiğini belirtti. Öztop, fiziksel şiddetin, çocuklarda suçluluk duygusu ve ebeveyne karşı duygularda karışıklığa sebep olduğunu anlattı. Şiddet gören çocuğun, sevgi ve nefreti aynı anda yaşadığını dile getiren Öztop şöyle devam etti:

    ''Bununla beraber terk edilmekten, duygularını ifade edememekten, en önemlisi de fiziksel olarak zarar görmekten, yaralanmaktan korkuyor. Bu tip duygular kızgınlık duymasına, evde olan bitenlerden utanmasına, kendisini çaresiz ve güçsüz hissetmesine, ardından da bir ruhsal bozukluk olan depresyonun eklenmesine neden oluyor. Kendi davranışları nedeniyle başkalarını suçlama, düşük benlik algısı, istediklerini ve ihtiyaçlarını belirtememe, başkalarına güvenememe ve bunun sonucunda derin ilişkiler geliştirememe ve sosyalleşememe, rollerle ilgili katı yargılara sahip olma ve cinsiyetçi bir bakış açısı geliştirme ortaya çıkmakta.''

    SOMATİK YAKINMALAR ARTAR

    Öztop, hekim, öğretmen ve ailelerin en çok karşılaştıkları şeyin aşırı hırçın, isyankar, saldırgan ya da içine kapanık, pasif, okulda başarısız, okula gitmeyi reddeden ya da tam tersi başarı için aşırı gayret gösteren çocuklar olduğuna dikkati çekti. Didem Öztop, bu çocuklarda ''somatik yakınma'' olarak tarif edilen ağrı şikayetleri, parmak emme, altını ıslatma gibi davranış sorunları, intihar amaçlı olmayan, kendi vücuduna zarar verme vakalarının sık görüldüğünü anlattı.

    Fiziksel şiddet gören çocuklarda, erişkin dönemde alkol ve madde kullanım oranının arttığına dikkati çeken Öztop, ''Bu çocuklarda ruhsal hastalıkların yanı sıra, kalp, karaciğer ve romatizmal hastalıklar ile alerji ve psikiyatrik ilaç kullanımı daha sık karşımıza çıkmaktadır. İntihar düşünceleri ve davranışları ile depresyon da daha sık görülmektedir'' dedi.

    ŞİDDETİ ÖNLEME YÖNTEMLERİ

    Fiziksel şiddeti önleme yöntemlerinin, ''toplumu bilgilendirme, risk gruplarını destekleme ve etkilenenlere müdahale ile olayın yenilenmesini önleme'' olduğunu vurgulayarak ''Ne yaparsa yapsın hiçbir çocuk dövülmeyi ya da istismar edilmeyi hak etmiyor'' diyen Öztop, şunları kaydetti:

    ''Çocuğun bu tür davranıştan öğreneceği tek şey, bunun bir sorun çözme yolu olduğudur. Peki ne yapabiliriz? Şiddete yol açan kişileri ya da olayları yok etmemiz, değiştirmemiz de mümkün değil. Aile içinde şiddeti önleyebiliriz, ama çocukların okulda, televizyonda, toplumda karşılaştığı şiddeti, anne babanın engellemesi çok zor. Bu nedenle çocuklara böyle durumlar karşısında göstereceği içsel ve dışsal tepkileri nasıl kontrol edeceğini ve nasıl yapıcı bir şekilde yöneteceğini öğretebiliriz.''

    Saldırgan davranışların bazen çocuk için ''istediği şeyi elde etme aracı'' olduğunu vurgulayan Öztop ''Bunu çocuğa biz öğretebiliyoruz. Çocuk, kardeşine vurduğu zaman, kardeşine karşı çıktığı, saldırgan davranışlar sergilediğinde istekleri yapılıyorsa ödüllendirilmiş oluyor. Saldırgan davranışın istenmeyen bir davranış olduğunu hemen göstermek gerekiyor, ama tabii ki dayakla değil sakin davranmak ve anormal duygusal tepkiler vermemek, saldırgan davranışlarla istediğini elde edemeyeceğini göstermek gerekiyor'' dedi.

    Çocuklara kendileri gibi düşünmeyenlerle kavga etmeme, farklılıkları kabul etme ve sorunları karşısındaki kişinin bakış açısından görmenin öğretilmesi gerektiğini ifade eden Öztop, ''Sorumluluk vermek, başarma duygusunu yaşatmak ve sosyal faaliyetler, çocuğu şiddetten uzak tutacak en önemli şeylerden bazılarıdır'' diye konuştu.





  3. Ezlem
    Üye
    Aile içi şiddet in bir çok nedeni vardır.bu karşılıklıdır.Anne ve babanın anlaşamadıkları konular büyüyüp gider.Buda şiddet in başlıca nedenlerindendir.




  4. Eleman
    Devamlı Üye
    Aile içi şiddet bşr çok ailede yaşanılan bir durum ailenin eğitimli olması maalesef ki durumu değiştirmemekte yapılan araştırmalar eğitimli bir çok kadının şiddete maruz kaldığını ve statüsünden dolayı bunu gizlediği göstermektedir. Şiddetin çok olduğu ailelerde yetişen çocuklarda psikolojik sorunlar görülmektedir. Şiddet anne baba arasında kalmamakta çocuğa da yansıtılmakta hatta çocuk bile fiziksel şiddet maruz kalabilmektedir. Şiddete maruz kalan çocuk öfkelenmekte, agresifleşmekte ve saldırganlaşmaktadır.

+ Yorum Gönder