+ Yorum Gönder
Vücudumuzu Tanıyalım ve Organlarımız Forumunda Pankreas ve Şeker Hastalığı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. HARBİKIZ
    Moderator

    Pankreas ve Şeker Hastalığı








    Pankreas ve Şeker Hastalığı


    Pankreas bezi polipeptit yapısında iki önemli hormon olan insülin glükagon salgıladığından yaşamsal önem taşır. Bu hormonlar pankreasın Langerhans adacıkları denen bölümünde yapılır.
    İnsülin vücudun neredeyse her hücresini etkiler, çünkü karbonhidrat, protein ve yağ ****bolizmasına katılan bir hormondur. İnsülin yokluğu, sık görülen ve ölümle sonuçlanabilen şeker hastalığına yol açar. Şeker hastalarının kanında yüksek düzeyde glikoz, yani şeker bulunur ve hasta insülin tedavisi görmezse dokuları enerji gereksinimini karşılayacak glikozu kandan alamaz. Hasta güçsüzleşir. İdrarla aşırı su kaybı ve vücut ortamının asitleşmesi gibi sorunlar ortaya çıkar. Susama artar. Hücreler kaybettikleri enerjiyi yerine koyamazsa tükenir ve hasta ölebilir. Neyse ki, şeker hastalığı insülin iğneleriyle tedavi edilebilmektedir. Hastalığın hafif olduğu durumlarda pankreas insülin üretmekte, ama yeterince salgı yapamamaktadır. Protein yapısında olmayan bazı ilaçlarla pankreasın yaşamı sürdürmeye yetecek düzeyde insülin salgılaması sağlanabilir. Şeker hastalığı glikoz tolerans testiyle kolayca tanınabilir. Bir glikoz eriyiği içirilen insanda eğer şeker hastalığı varsa, kanda şeker düzeyi uzun zaman sonra bile çok yüksek bulunacaktır. İnsülin fazlalığı da bir başka tehlikeli pankreas hastalığıdır. Aşırı insülin salgılaması zayıflama, kaygı, ruhsal çöküntü gibi belirtilere yol açan, hatta tehlikeli kasılma nöbetleri ve şokla sonuçlanabilen ciddi bir hastalıktır. Tedavisi ameliyatla ya da glikoz verilerek yapılır.
    Pankreasın salgıladığı öbür hormon olan glükagon, kanın şeker düzeyini yükseltir. Glükagon ve insülin birlikte etki göstererek kandaki glikoz miktarını normal düzeyde tutar ve vücuda sürekli ve düzenli glikoz sağlar.








  2. Mine
    Devamlı Üye





    GASTROENTEROLOJİ - PANKREAS KANSERİ
    Tanım:
    Pankreas karın en arka bölümünde yerleşmiş, yaklaşık 15 cm uzunluğunda, mide, oniki parmak barsağı ve kalın barsakla ön yüzü tümüyle kapatılmış bir organdır. Birçok önemli görevi olmakla birliktr, alınan gıdaların sindiriminde ve kan şekerinin dengede tutulmasında önemli rol oynamaktadır
    GASTROENTEROLOJİ
    - ALT BÖLÜMLERİ
    - KALIN BARSAK KANSERİ
    - PANKREAS KANSERİ
    - HEMOROİD



    Pankreas kanserleri organın her bölgesinden gelişmekle birlikte en sıklıkla baş bölgesinden gelişmektedir. Yine en sıklıkla salgı yapan hücrelerden köken alırlar ve adeno-kanser olarak adlandırılırlar.

    Çok sıklıkla 65 yaş ve üzeri kişilerde gelişir. Erkeklerde daha sık görülür.



    Hastalığın Belirtileri:

    Sarılık; En sık ve en erken ortaya çıkan belirtidir. Başlangıçta gözlerde ortaya çıkar, daha sonra deride sararma olur, idrar renginin koyulaşarak 'çay renkli idrar' yapma takip eder ve nihayet 'camcı macunu' olarak tanımlan dışkının açık renk alması ile sonuçlanır. Sarılığın nedeni, karaciğerde yapılan biluribun maddesinin, pankreas kanseri tarafından safra yolunun tıkanarak oniki parmak barsağına olan atılımın engellenmesidir.

    Ağrı; Önceleri müphem karın ağrısı olarak tanımlanan, hafif bir rahatsızlık hissi şeklindeyken, ileri dönemde sırta vuran karın ağrısı şeklini alır. Künt tabiatlıdır. Şişkinlik ve hazımsızlık belirtileri ile sıklıkla birliktedir.

    Kilo kaybı; Şişkinlik, hazımsızlık ve iştah kaybı ile birlikte yetersiz gıda alımı sonucunda hasta kilo verir.

    Diyabet; Aniden ortaya çıkan, genellikle aile öyküsü olmadan gelişen şeker hastalığı hastalığın belirtisi olabilir.

    Hastalığın Tanısı:

    Hastalık sinsi belirtilerle ortaya çıktığı için tanı zor olabilir. Erken dönemde yakalanan hastalarda, en sıklıkla hekime başvuru anında, bu hastalıktan hekimin şüphe etmesi ve buna yönelik araştırmalar yapması önemlidir.

    Laboratuar tetkikleri: Serum bilurubinleri, alkalen fosfataz, karaciğer trans-----zları ile CEA, Ca 19-9 ve Ca 125 gibi tümör belirteçleri yükselmiştir. İdrarda bilurubin pozitifliği mevcuttur.
    Ultrasonografi: Hemen daima ilk başvurulacak inceleme yöntemidir. Pankreasta solid yada kistik kitle varlığını, kitlenin boyutu, kitlenin diğer çevre yapılarla olan ilişiksi ve damarsal yapılara olan yakınlığı hakkında bilgi verir.

    Tomografi ve MR: Tomografi ağız ve damar yolu ile kontras ilaç verilerek çekildiğinde pankreas tümörleri hakkında çok önemli bilgiler verir. Yaklaşık %95 ve üzerinde tanı koydurucu özelliği vardır. MR görüntüleme aynı şekilde tümörün ayırıcı tanısında önemlidir. Bu iki inceleme gerektiğinde birlikte kullanılarak hastaya verilecek ameliyat kararı için doğru sonuçlara ulaşılmasını sağlarlar. Tümörün evrelendirilmesinin doğru yapılmasını sağlarlar.

    TEDAVİ:

    AMELİYATSIZ TEDAVİ YÖNTEMLERİ:

    Yapılan fizik muayene, laboratuar ve radyolojik incelemelerin sonunda, pankreas tümörünün hangi evrede olduğu, komşu organlarla ilişkisinin ne durumda olduğu ve özellikle komşu damarlara yayılımın olup olmadığı ortaya konur. İleri evredeki tümörlerde cerrahi uygulanmaz. Bu hastalara uygulanacak kemoterapi ile birlikte, mevcut sarılığının düzeltilmesi, beslenme desteğinin sağlanması, ağrının azaltılması ve diğer yaşam konforunun düzeltilmesi amaçlarıyla bazı girişimler uygulanmaktadır. Bunlar;

    1.ERCP yapılarak safra yoluna stent konulması
    2.PTK yapılarak safranın dışarı akıtılması
    3.Ağrı için kateter takılarak devamlı analjezinin sağlanması
    4.Oniki parmak barsağında tıkanıklığa yol açan tümörlerde bu kısma stent takılması
    CERRAHİ TEDAVİ:

    Yapılan incelemelerde tümör ameliyatla çıkartılmaya uygunsa klasik olarak 'Whipple ameliyatı' uygulanmaktadır. Ayrıca tümör pankreasın gövde ve kuyruk kısmına yerleşmişse nispeten daha kolay rezeksiyon yöntemleri uygulanmaktadır. Tümörün cerrahi olarak çıkartılması bu hastalar için tek kür şansını oluşturmaktadır.

    Pankreas başı tümörlerinde, cerrahi olarak yalnızca pankreasın baş kısmını çıkartabilmek mümkün olamadığı için ameliyat daha karmaşık olmaktadır. Uygulanan Whipple Ameliyatında; pankreasın başı ile birlikte, safra kesesi, ana safra kanalının bir kısmı, oniki parmak bağırsağı, midenin bir kısmı ve etraf lenf bezleriyle birlikte bir blok halinde cerrahi rezeksiyon yapılmaktadır. Bu ameliyat tekniğinin değişik uygulama çeşitleri vardır. En çok tercih edileni, daha iyi yaşam konforu sağladığı için, mideden rezeksiyon yapılmaksızın pilor koruyu yapılan Whipple Ameliyatıdır.

    Oldukça uzun süreli, çok çeşitli organların çıkartıldığı ve yeniden rekonstrüksiyonun yapıldığı bu ameliyat sırasında veya kısa süre sonrasında hastanın ölüm ihtimali (mortalite) ve kanama olması, fistül olması, gibi kötü durumlarla (morbidite) karşılaşılabilmektedir. Dünyada kabul edilen ölüm oranı %5 ve altındaki orandır. Yine ameliyat sonrasında ortaya çıkan komplikasyonlar için dünyada kabul edilen oran %15-20 dir. Ülkemiz şartlarında bu oranlar %5-10 mortalite ve %20-25 morbidite oranlarıdır.




  3. Zeynep
    Görevli Bayan Üye
    Şeker hastalığı günümüzde sadece yaşlılarda değil çocuklardada sıkça ratladığımız bir hastalaıktır.Bu hastalık pankreasın insülin hormonunu salgılamamasından kaynaklanıyor.İnsülin hormonu salgılanmadında dokulara yeteri düzeyde enerji sağlanamıyor.bu yüzden şeker hastaları tedavi süreçleri boyunca insülin iğnesi yapılmaları gerekiyor.




+ Yorum Gönder


pankreas şeker hastalığı,  pankreas ve şeker,  pankreas ve şeker hastalığı,  pankreas şeker,  şeker hastalığı ve pankreas,  şeker hastalığı pankreas