+ Yorum Gönder
Vücudumuzu Tanıyalım ve Organlarımız Forumunda İnsanda Sindirim Sistemi Nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    İnsanda Sindirim Sistemi Nedir








    İnsanda Sindirim Sistemi Nedir

    Sindirim Sistemi Organları İle İlgili

    İnsanlarda Sindirim sistemi vücudumuzun temel besin maddelerini, elektrolit ve sıvı gereksinimini sağlamakla yükümlüdür. Sindirim kanalı kendi özel sinir ağı ile peristaltik olarak hareket edebilme yeteneğine sahiptir. Parasempatik ve sempatik sistemlerden sinirler alır. Parasem-patik sistem, sindirim sisteminin etkinliğini artırır. Bağırsakların boşalmasını kolaylaştırır. Salgılar artar. Sempatik sistemi ise genel olarak sindirim sisteminin etkinliğini yavaşlatıcı et-ki yapar. Ancak sfinkter bölgelerinin yani büzücü kas kapılarının kasılmasına neden olur. Bağırsaktalar ve diğer sindirim sistemi bölgelerinde karıştırıcı, itici segmental hareketler olur. bir bağırsak bölümü sıvazlama hareketi yaparken diğeri gelen kapsamı kabul edici ge-nişleme yapar.

    Alman besinler ağızda küçük parçalara parçalanır. Tükrük salgısı ile iyice karıştırılır. Kayganlaştırılır ve mideye inmeye hazır hale getirilir. Sindirim ağızda başlar sözü sık duyu-lan bir sözdür. Gerçi sindirimin kimyasal bölümünün bir kısmı çok az da olsa ağızda başlar. Bu söz bir anlamda bunu anlatıyor kabul edilebilir. Ama zayıf bir anlamdır bu. Aslında sindi-rim ağızda başlar sözü dişlerin yemekleri öğütme etkinliğini ve yemeklerin ağızda iyi çiğnen-mesi gereğini ortaya koyan bir sözdür.

    Çiğnenen yiyecekler yutulduktan sonra yemek borusu aracılığı ile mideye iner. Mide besinleri depolama, karıştırma, kimus denilen bulamaç haline getirdikten sonra ince bağırsa-ğa verme özelliğine sahiptir. Midede ayrıca açlık dönemlerinde kasılmalar olur. Buna açlık kasılmaları denir.

    Safra kesesi ve salgısı yağların sindiriminde özellikle onların emülsiyon haline getirile-rek indirimlerinin sağlanmasında rol oynar. Kolesistokinin denen hormon safra kesesinin kasılması ve boşlamasını sağlar.

    İnce bağırsakta da ilerletici ve sindirimi kolaşlaştıncı hareketler vardır. Kaim bağırsak suyun en büyük oranda emildiği bağırsak bölgesidir. Karıştırıcı, itici ve işemeyi sağlayıcı ha-reketler vardır.

    Gastrokolik ve duodenokolik refleksler denilen bazı refleksler mide ve oniki parmak bağırsağından başlayarak kalın bağırsakların kasılmasını sağlarlar. Kalın bağırsaktan dışkı-nın sürekli akmasını önleyen iç ve dış büzücü yapılar (sfinkterler) vardır. İşeme, işeme reflek-si denilen bir refleksle sağlanır. Kalın bağırsakların düzenli olarak boşaltılması bu refleksle-rin etkin olarak gelişmesini sağlamaktadır. Mide bağırsak kanalında ilerlemekte olan besin-ler tipine göre özel salgıların yardımı ile alt birimlerine çevrilir ve parçalanır. Emilebilecek hale gelir. Salgılar yerel uyan ve otonom sinir sisteminin uyarısı ile salgılanırlar. Bağırsakla-rın en önemli salgılarından birisi kayganlaştırıcı ve bağırsak yüzeylerinin korunmasını sağla-yan mukus salgılayan bezlerin yaptığı salgıdır. Sindirim olayı ile ilgili olarak bağırsaklardan günlük olarak salgılanan sıvı miktarı günlük yedi litreyi bulmaktadır. Tükrük salgısı 1200 santimetre küp, mide salgısı 1.5-2 litre, pankreas salgısı 1.2 litre, safra 0.7 litre, diğer salgılar 2.1 litre kadardır.

    Tükrük içerisinde pityalin enzimi ile nişasta sindirimi başlatırken, salgıladığı iyonlar, diğer maddeler aracılığı ile ağız sağlığının korunmasına da katkıda bulunur. Lokmaların kayganlaşmasını yemek borusu aracılığı ile kolayca mideye inebilmesini sağlar. Yemek borusun-da daha çok kayganlaştırıcı salgılar bulunmaktadır. Mideden büyük oranda hidroklorik asit, az miktarda lipaz ve mide amilazı salgılanır. Diğer bir salgı mukus salgısıdır. Bu mide duvarı-nın direncini arttırır. Mide salgılanmasında gastrin denilen hormonunun salgıyı arttırıcı ve uyarıcı etkisi bulunmaktadır. Ayrıca bütün mide bağırsak kanalında olduğu gibi sinir sistemi-nin sempatik ve para sempatik uyarıların salgıların niteliğinde değişiklikler yapması miktarı-nı değiştirmesi mümkündür.

    Pankreas proteinleri parçalayan tripsin, kemotripsin, karboksi polipeptidaz, ribonükleaz ve deoksiribünükleaz enzimlerini salgılar.

    Karbonhidratları sindiren pankreas amilazı, yağlan sindiren pankreas lipazı salgılar. Bu enzimler özellikle proteolitik enzimler öncü enzimler halinde salgılandıktan sonra bağırsakta etkin duruma geçerler. Ayrıca tripsin inhibitörü ve bikarbonat iyonları salgılanır.

    Safra karaciğer tarafından salgılanır. İnce bağırsakta da proteinleri, karbonhidratları ve yağları salgılamakta olan bir çok enzim salgılanmaktadır.

    Karbonhidratlar polisakkarit yapısındadırlar. Önce disakkaritlere daha sonra monosakkaritlere kadar parçalanırlar. Yağlar yağ asitlerine ve gliserolle gliseridlere parçalanarak emilir hale gelirler.

    Bağırsaktan emilim villus denilen ve bağırsakların parmak biçimindeki çıkıntıları tara-fından sağlanmaktadır.
    Su bağırsaklardan diffüzyonla emilir. Sodyum aktif olarak alınırken, klor ince bağırsa-ğın üst ucundan pasif olarak alınmaktadır. Karbonhidratlar genellikle monosakkarit halinde emilmektedir. Proteinler ise hemen hemen tamamiyle amino asit halinde emilmektedir.

    Hergün kalın bağırsağa 500-1000 santimetre küp kadar kimus girer. Su ve elektrolitlerin büyük bölümü kalın bağırsakta emilir. Ayrıca kaim bağırsakta bakterilerin etkisi parçalan-ma davlarını tamamlar. Dışkının genellikle dörtte üçü su dörtte biri ise katı artıklardır. Kah-verengi renk sterkobilin ve ürobilin denilen bilurubin parçalanma ürünlerinden gelmektedir. Dışkının kötü kokusu ise indol, skatol, merkaptanlar ve hidrojen sülfürün bulunmasına göre değişir.
    Sindirim kanalının sık rastlanılan hastalıktan:

    Sinir felçleri, bazı hastalıklar (botulismus:gazlı kangren gibi)yutma kaslarının felcine neden olarak yutmayı önlerler.

    Mideyi döşeyen mukozanın iltihabına gastirit denir. Mideyi tahriş eden yiyeceklerin. bakterilerin üremesine yada midenin kendi salgılarının aşırı salgılanmasına bağlı olarak olu-şabilir. Genellikle yanma biçiminde bir ağrısı olur. Eğer gastrit süregenleşirse mide mukoza-sı gerilemeye uğrar ve midenin salgı işlevlerini de olumsuz etkiler.

    Eğer mide salgısı midenin bir bölümünde bulduğu zayıf bir kısmı sindirir, aşındırır ve vara haline getirirse buna mide ülseri denir. Yüksek mide salgısı, tahriş, midenin kan akımının bozulası yetersiz mukus salgılaması mide ülserlerinin gelişiminden sorumludur. Mer-kez sinir sisteminin uyanları mide salgısı üzerindeki etkisi ile mide ülserlerinin gelişimine katkıda bulunabilir. Özellikle ruhsal olayların ve gerginliklerin mide ülserlerini ve diğer sin-dirim kanalı ülserlerini kolaylaştırıcı etkisi vardır








  2. saqopakajmer
    Devamlı Üye





    İNSANDA SİNDİRİM SİSTEMİ

    Sindirim sistemi, bazı yerleri geniş ve bazı kısımları dar olan bir sindirim kanalı ile, bu kanala açılan yardımcı salgı bezlerinden meydana gelir.


    1. Sindirim Sisteminin Kısımları

    İnsanın sindirim sistemi; ağız, dil, dişler, yutak, tükrük bezleri, yemek borusu, mide, bağırsaklar, karaciğer, pankreas, rektum ve anüs yapılarından meydana gelir.

    Bu yapılar başka görevler de yapmaktadırlar. Örneğin, dil besinleri karıştırmanın yanında; hem bir duyu organı, hem de konuşmada etikilidir.

    a. Ağız: İnsanda sindirim ağızda başlar. Ağızda sindirime yardımcı olan dişler, dil ve ağıza açılan tükrük bezleri bulunur. Ağızda; dışarıdan alınan besin maddeleri dişler yardımıyla mekanik olarak, tükürük içinde bulunan enzimle kimyasal olarak sindirime uğratılır.

    Dişler, besinlerin mekaniksel olarak parçalanmasını sağlar. Dişin dıştan içe doğru kesiti incelendiğinde mine, dentin ve öz olmak üzere üç bölüm ayırt edilir.

    Dil, çizgili kaslardan yapılmış olup, tat almaya, besinleri karıştırmaya, yutmaya ve konuşmaya yarar.

    b. Tükrük Bezleri: Kulak altı, dil altı ve çene altı olmak üzere, ağızda üç çift tükrük bezi bulunur. Tükrük içerisinde amilaz, mukus, Na+ ve Ca++ iyonları vardır. Tükrükte bulunan amilaz pişmiş nişastayı kimyasal olarak parçalayabilir.

    c. Yutak ve Yemek Borusu: Dil besinleri yutağa doğru iter. Bu sırada soluk borusu gırtlak kapağı ile kapatılır. Yutak ile mide arasında yemek borusu bulunur. Yutulan besinler yemek borusuna geldiğinde, yemek borusu peristaltik hareketlerle kasılarak besinin ilerlemesini sağlar. Olayda yerçekimininde katkısı vardır.

    d. Mide: Mide besinleri depo eden, mekanik olarak parçalayan ve proteinleri sindirmek için enzim salgılayan bir organdır. Çalışması otonom sisteme ait vagus sinirleriyle denetlenir.

    Mide bezleri tarafından mide özsuyu salgılanır. Mide özsuyunun salgılanması gastrin hormonu tarafından sağlanır. Mide özsuyu içerisinde hidroklorik asit (HCl), pepsinojen ve süt çocuklarında lap enzimi bulunur. Mide ortamı asidikdir (pH 2 – 3). Goblet hücrelerinin salgıladığı mukus, mide yüzeyini HCl etkisinden korur.

    e. İnce Bağırsak: Kimyasal sindirim ince bağırsakta tamamlanır. Gerekli enzimler ve yardımcı sıvılar, pankreas, karaciğer ve bağırsak çeperinden gelir. Sindirimi tamamlanmış besin maddelerinin emilimi en fazla buradan olur. İnce bağırsağın mideden sonra ilk bölümüne oniki parmak bağırsağı, bundan sonra gelen kısma boş bağırsak ve en son bölgeye kıvrımlı bağırsak denir.

    İnce bağırsağın iç yüzeyinde emilme yüzeyini artırıcı villus (tümör) adını verdiğimiz çıkıntılar yer alır. İnce bağırsakta besinlerin hareketini kolaylaştıran, mukus salgılayan goblet hücreleri bulunur. İncebağırsakta besinler yemek borusunda olduğu gibi peristaltik hareketlerle ilerler.

    f. Kalın Bağırsak: Kalın bağırsak sindirilmeyen maddeleri toplama ve atma işini görür. İnce bağırsakla kalın bağırsağın birleştiği yerde kör bağırsak (çekum) bulunur.

    İnsanda, bu kör bağırsağın ucunda, körelmiş bir çıkıntı apandix bulunur. Kalın bağırsak rektum denilen bir yapı ile sonlanır. Rektumun dışa açılan kısmına anüs denir. Kalın bağırsakta ince bağırsaktan farklı olarak villuslar bulunmaz ve kimyasal sindirim yapılmaz.

    g. Pankreas : Pankreas dış salgı olarak farklı besinler için sindirim enzimleri içeren pankreas özsuyunu salgılar. Bunların en önemlileri; amilaz, lipaz, peptitaz ve nükleazlar dır.

    Pankreas özsuyunun salgılanması ince bağırsaktan gelen sekretin hormonu tarafından düzenlenir.

    h. Karaciğer: Karaciğer vücudun en önemli organlarındandır. Karaciğerin yapı ve görevi birimi lopcuklardır.

    Karaciğerin alt yüzeyinde safra kesesi (öd kesesi) bulunur. Karaciğer hücreleri tarafından üretilen safra karaciğer kanalıyla öd kesesine getirilir.

    Safranın içinde safra tuzları, kolesterol, yağ asitleri, safra pigmentleri ve su bulunur.

    Safranın Görevleri :
    •Yağların mekanik olarak sindirilmesini sağlar.
    •Yağda eriyen A – D – E – K vitaminlerinin emilimini artırır.
    •Mideden gelen asidik besinleri bazik hale getirir.
    •Bağırsak kokuşmalarını önler, zararlı bakterilerin üremesine engel olur.
    •Bağırsak villuslarının hareketini artırır.

    Karaciğere iki kaynaktan kan gelir. Birincisi dalak ve sindirim organlarıdır. Bunlardan toplanan kan, kapı toplar damarı ile karaciğere götürülür.

    İkincisi damar ise aortun bir koludur. Aorttan gelen kan karaciğer atar damarı yoluyla karaciğere ulaşır.

    Karaciğerin Görevleri :
    •Vücut ısısını düzenler.
    •Antitoksik fonksiyonu ile zehirli (toksik) maddeleri zehirsiz hale getirir.
    •Pıhtılaşmada rol oynayan protrombin ve fibrinojeni üretir.
    •Yaşlı alyuvar hücrelerini parçalar. Embriyo döneminde kan hücrelerinin üretimini sağlar.
    •Kanda bulunan fazla glikozu glikojen halinde depo eder.
    •Safra üretir ve salgılar. Bunun için alyuvarların parçalanması sırasında açığa çıkan hemoglobini kullanır.
    •Kanın damar içinde pıhtılaşmasını engelleyen heparini üretir.
    •D, B, A ve bağırsaklarda sentezlenen, kanın pıhtılaşmasında rol oynayan K vitamini ile; demir, kalsiyum, bakır, protein ve yağları depo eder. Karotenden A vitamini sentezler.
    •Zehirli (amonyaklı) maddeleri daha az zehirli üre ve ürik asit haline dönüştürür.
    •Cinsiyet hormonlarının fazlasını yok eder.
    •Lenf yapımında görev alır. Antikorların önemli bir kısmını üretir.
    •Proteinlerin karbonhidrat ve yağlara dönüşümünü sağlar.

    2. Besinlerin Sindirimi

    Kimyasal sindirimle proteinler amino asitlere, karbonhidratlar monosakkaritlere, yağlar yağ asidi ve gliserole parçalanarak hücre zarından geçecek küçüklüğe getirilir.

    Kimyasal sindirimle parçalanan moleküllerin bir kısmı hücrelerde hemen kullanılmazlarsa dokularda depo edilebilirler. Hayvanlar yedek besinlerini glikojen ve yağ şeklinde, bitkiler ise nişasta şeklinde depo eder.

    Bitkiler vitaminleri kendi bünyelerinde yapabildikleri halde, hayvanlar ve insanlar yapamazlar. Bu yüzden, hayvanların ve insanların başlıca vitamin kaynağı bitkilerdir. B ve K gibi bazı vitaminler hayvanların ve insanların bağırsaklarında yaşayan mikroorganizmalar tarafından sentezlenebilir. Beslenmede, temel besinlerden başka, sodyum (Na), potasyum (K), mağnezyum (Mg), fosfor (P), kalsiyum (Ca) ve demir (Fe) gibi mineral tuzlarının da alınması gerekir. Vitaminler ve mineraller sindirime uğramadan kana geçebilirler.

    a. Karbonhidratların Sindirimi: Karbonhidratların kana geçebilmesi için sindirim organlarında en küçük yapı birimi olan glikoz, fruktoz, galaktoz, riboz ve deoksiriboz monomerlerine kadar parçalanmaları gerekir.

    Karbonhidratların sindirimi ağızda başlar. Besin ağızda çiğnenirken tükrükteki amilaz enzimi, nişasta ve glikojen molekülündeki bağları koparır. Onları daha küçük parçalara (dekstrin) ve maltoza ayırır.

    Karbonhidratlar mideden hiçbir kimyasal değişikliğe uğramadan oniki parmak bağırsağına gelir. Besin bağırsağa girdiğinde, bağırsak hücrelerinden pankreası uyaran bir hormon salgılanır. Bu hormon, pankreastan öz suların salgılanmasını sağlar. Pankreas öz sularındaki enzimler (amilaz) ağızda tam olarak parçalanmayan karbonhidratları disakkaritlere (maltoza) kadar parçalar.

    Disakkaritlerin sindirimini sağlayan enzimler ise bağırsak öz suyunda bulunur. Bu enzimler (maltaz, sükraz ve laktaz) ise disakkaritleri monosakkaritlere parçalar. Böylelikle karbonhidratların sindirimi tamamlanmış olur.

    İnsanda selüloz sindirici enzim üretilmediği için selüloz kalın bağırsakdan dışkı olarak atılır.

    b. Proteinlerin Sindirimi : Proteinlerin ve proteinli bileşiklerin kana geçebilmeleri için, sindirim sisteminde yapı taşları olan amino asitlere parçalanmaları gerekmektedir.

    Proteinlerin kimyasal sindirimi midede başlar; ince bağırsaklarda tamamlanır. Yutulan besin mideye geldiğinde, bazı mide hücreleri bir hormon salgılar. Bu hormon mide bezlerinden enzim (pepsin) üretilmesini sağlar. Bu enzimler proteinlerin daha küçük birimlere (peptonlara) parçalanmasını sağlar.

    Parçalanan proteinler oniki parmak bağırsağına geldiğinde, pankreasın enzimleriyle (tripsin ve kimotripsin) ince bağırsaklarda amino asitlere ve dipeptitlere parçalanır. Dipeptitler ise bağırsak çeperinden salgılanan erepsin enzimiyle amino asitlere ayrışır.

    Bütün sindirim enzimleri protein yapıda olup, sağlıklı bir insan günde 100 gr kadar enzim salgılar. Bu miktar, dışardan alınan protein miktarına yakındır. Salgılanan enzimler ince bağırsağın son kısmında pinositozla emilerek hidroliz edilir ve emilir. Böylece protein kaybı önlenmiş olur.
    c. Yağların Sindirimi : Yağların ince bağırsaktan emilebilmesi için yağ asitleri ve gliserine kadar parçalanmaları gerekir.

    Yağlar, safra tuzlarının ve pankreastan salgılanan lipaz enziminin etkisiyle ince bağırsakta yağ asidi ve gliserole ayrılır. Safra tuzları, yağ damlalarının yüzeyini artırararak lipaz enziminin etkisini kolaylaştırır (mekanik etki).

    Oluşan sindirim ürünleri; tekrar hidroliz edilemeyecek kadar basit moleküller olduklarından hücre zarından geçebilirler, hücrelerde yapı maddesi olarak veya vücudun enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılabilirler.

    3. Sindirilen Besinlerin Emilmesi

    Sindirim sonucu en küçük parçalara ayrılan besin maddelerinin kan ve lenfe geçmesine emilme denir.

    a. İnce Bağırsakta Emilim: Besin maddeleri en fazla ince bağırsaktan emilir. İnce bağırsaktaki emilme difüzyon veya aktif taşımayla gerçekleşir. Emilen besinler iki yol izler.

    I. Yol : Glikoz, galaktoz, fruktoz, amino asit, mineraller, su ve bazı vitaminler incebağırsaktan difüzyon ve aktif taşımayla kan damarlarına geçer.

    II. Yol : Yağ asitleri, gliserol, A, D, E, K vitaminleri bağırsak villuslarında emildikten sonra lenf kılcallarına geçer. Bu kılcallar peke sarnıcında toplanır. Peke sarnıcı göğüs lenf kanalı yoluyla sol köprücük altı toplardamarına oradan da üst ana toplardamara bağlanarak kalbe ulaşır.

    b. Kalın Bağırsakta Emilim: Sindirilen besin maddelerinin içerisinde bulunan suyun büyük bir kısmı kalın bağırsakta emilir. Kalın bağırsakta bakteri faaliyetleriyle K ve B vitaminleri sentezlenir. Bu vitaminler ve tuzların emilimi de kalın bağırsakta olur.






  3. Zühre
    Devamlı Üye
    Sindirim Sistemi Nedir


    Yediğimiz besinlerin, vücudumuzca kullanılabilir biçime gelene kadar küçük parçalara ayrılması olayına sindirim denir. Karbonhidrat, yağ, protein, vitamin, su ve mineral gibi maddelere vücudun ihtiyacı olduğundan bunları besinler aracılığıyla vücudumuza kazandırırız. Bu maddelerinin kana ulaşabilmesi amacıyla çok küçük parçalara bölünmelidir. Bunu sağlayan sisteme sindirim sistemi denir





  4. Zeynep
    Görevli Bayan Üye
    İnsanda sindirim ağızda başlar daha sonra yutak,yemek borusu ,mide ve son olarak ince bağırsakta sindirim son bulur.sindirim sistemi sayesinde enerji için ihtiyaç olan büyük moleküllü besinler küçük moleküllere dönüştürülür.

+ Yorum Gönder