+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Osmanlıda kurumlar ve bilimsel çalışmalar etkisi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Osmanlıda kurumlar ve bilimsel çalışmalar etkisi








    Osmanlıda kurumlar ve bilimsel çalışmalar etkisi


    a)Medreseler

    Osmanlılar,bilim ve kültüre hizmet etmek amacı ile o zamanlar birer yüksek öğrenim kurumu durumunda olan medreselere çok önem vermişlerdir.

    Osmanlıların medrese geleneği, daha önceki Büyük Selçuklular ve Anadolu ( Türkiye ) Selçukluları’ndaki medreselere dayanır.

    Osmanlıların Anadolu’da açtıkları ilk medrese, İznik Medresesi’dir.

    Bu medrese, Osmanlıların ikinci Sultanı Orhan Gazi tarafından 1336 yılında yaptırılmıştır.Burada dini ve akli ( felsefe, mantık, astronomi, matematik ) beraberce okutulmaktaydı.İlk idarecisi ve dekanı, meşhur Kayserili Davut ( 1261-1350 )’dur.

    Orhan Gazi, daha sonra ayrıca Bursa’da da bir medrese açmıştır. Daha sonraki yüzyıllarda, Osmanlı medreselerinin sayısı çok çeşitli kentlerde açılan yeni medreselerle çoğalmıştır. II. Murat, Edirne’yi ele geçirince, burayı başkent yapmak istemişti. İlk iş olarak buraya bir medrese ve ona bağlı olarak bir hastane yaptırmıştır.

    Fatih, İstanbul’u alınca, önce bazı kilise ve manastırları, medreseye çevirip, hemen eğitimi başlatmıştır. Diğer taraftan, devrinin ünlü mimarı Sinanüddin Yusuf’a kendi adını taşıyan bir külliye, Fatih Külliyesi’ni yaptırmıştır.

    b) Gözlemevleri

    Osmanlıların, XVI. yüzyıldan önce gözlem evi kurup kurmadıkları henüz pek belli değildi. Fakat, Osmanlılar’ dan önce Anadolu Selçuklukları devrinde Anadolu’ da kurulmuş gözlem evleri vardı. Osmanlılar devrinde kurulan gözlem evi, XVI. yüzyılda ünlü bilgin Takiyüddin tarafından İstanbul’ da kurulmuştur. Osmanlı astronomi tarihinde bu gözlem evinin önemli bir yeri vardır.

    c) Hastaneler
    Osmanlı döneminde, bir çok hastaneler de açılmıştır.Bu hastaneler ya bir medreseye bağlı olarak ya da ayrı olarak açılıyordu.

    Böylece, bir taraftan sağlık hizmetleri verilirken, diğer taraftan tıp ve eczanecilik konularında araştırmaları da yürütülüyordu. II. Murat’ın Edirne’de kurduğu hastane ve Fatih’in İstanbul’da kurduğu hastane medreseye bağlı olarak açılan hastanelere birer örnektir.Yıldırım Beyazıt’ın Edirne’de açtırdığı hastane, bağımsız bir hastaneydi, hastanede
    tıp ile ilgili araştırmalar da yürütülüyordu.Bu hastanelerin diğer bir önemli özelliği, akıl hastaları için ayrı bir bölümün oluşu ve onların musiki ile tedavi edilmesidir.Musiki ile tedavi daha önce Anadolu (Türkiye)Selçukluları devrinde kurulan Amasya hastanesinde de vardı.

    Musiki ile akıl hastalarının tedavisi, Türklerin tıp tarihine önemli bir katkısı olarak değerlendirilmelidir.

    d) Kütüphaneler

    Osmanlılar genel olarak diğer İslam uluslarında olduğu gibi, kütüphaneye çok önem veriyorlardı. Gerek müstakil olarak gerekse medreselere bağlı olarak, birçok kütüphane açmışlardır. Külliyelerde merkezi kütüphaneler vardı. Osmanlı kütüphaneleri, zenginlikleriyle bu gün de Dünya’ nın hayranlıklarını çelmektedir. Bulundurdukları zengin kitaplar ve koleksiyonlar ile geçmişte olduğu gibi bu gün de bilimsel araştırmalara, önemli katkılar sağlamaktaydı.

    Osmanlılarda Bilim Alanında çalışmalar
    ve Bilim adamları

    a)Astronomi

    Osmanlılar, kuruluş devrinde astronomiye ve matematiğe yoğun ilgi göstermişlerdir. Özellikle Fatih , yerli ve yabancı bilim adamlarını İstanbul’ a davet ederek bilim hayatına büyük bir canlılık kazandırmıştır. Bu dönemin en dikkate değer matematikçileri ve astronomistleri arasında Ali Kuşçu , Mirim Çelebi , Matrakçı Nasüh gibi ünlüler vardır.

    Ali Kuşçu

    Ali kuşçu, Türk dünyasının XV. yüzyılda yetiştirdiği, önemli matematikçilerden birisidir. Timur’ un torunlarından olan babası Muhammed , büyük bilgin ve devlet adamı Uluğ Bey’in doğancıbaşısıydı.

    Bu yüzden kendisine, Kuşçu lakabı verildi.
    Ali Kuşçu , İstanbul’un enlem ve boylamını ölçmüştür. Çeşitli Güneş saatleri yapmıştır. Ondalık kesir sayılar , “Türk Sayısı” adıyla Ali Kuşçu vasıtasıyla Batı’ ya geçmiştir. Uluğ Bey’ in meşhur Zic’ inin hazırlamasında
    büyük katkısı olmuştur.

    Takiyüddin

    Osmanlı döneminin XVI. yüzyılda yetişen en değerli bilginlerinden birisi de , Takiyüddin’ dir.İstanbul’da 1585 yılında çok sayıda bilimsel eser bırakarak ölmüştür.
    Takiyüddin, çok değerli bir matematikçi, astronomi bilgini ve mühendistir. III. Murat’ın emriyle, 1575 yılında Tophanede bir gözlem evi kurar.Takiyüddin ilk defa saati bir gözlem aracı olarak kullanan kişidir. Takiyüddin yaptığı bu saat, saniyeyi de gösteriyordu.Takiyüddin’ in yapmış olduğu bu İstanbul gözlem evi, pek uzun ömürlü olmadı. Çünkü aradan 5 yıl geçtikten sonra gözlem evini 1580 yılında III. Murat’ın emriyle Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa tarafından yıktırıldı. Bunun nedeni ise şuydu ;Gözlem yapmakla Allah’ın işine karıştığına inandıkları için Allah’ın onlara salgın hastalık (veba) yolladığını düşünmeleriydi.

    Takiyüddin’ in trigonometri alanındaki çalışmaları da , oldukça önemlidir. Henüz Kopernik , sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjanttan bile söz etmeden , Takiyüddin bunların tanımlarını bile vermiş ve cetvellerini de çıkarmıştır. Trigonometrik hesaplamalarda , o devirde henüz logaritma tabloları veya hesap makineleri olmadığı için , Takiyüddin basit bir alet kullanmıştır. Bu alete, “Trigonometrik Çeyreklik” de denir.

    Cep , duvar ve masa saatleri ile astronomik saatlerin yapısını konu alan “Mekanik Saat Yapımı” adlı eseri , çok meşhurdur.

    b) Tıp

    Osmanlılar’daki tıp çalışmaları,İslam dünyasındaki tıp çalışmalarının bir devamıdır. Hippokrat , Calinus ( Galen ) , Razi , İbn Sina ve İbn Baytar, tıpta otorite kabul edilmiştir.

    Akşemseddin

    Akşemseddin (1390-1459) ünlü bir tıp bilgini ve din adamıdır. Fatih ile birlikte İstanbul’ un fethinde bulunur. Tıp konusundaki ünlü eseri “Maidetü’l-Hayat” tır.
    Bu eserinde Akşemseddin , ilk defa bazı hastalıkların tohum adını verdiği mikroplardan meydana geldiğini söylemiştir . Ayrıca akşemseddin aynı eserinde , pasteur’den çok önce bazı hastalıkların kalıtım yoluyla geçtiğini belirtmiştir.

    Sabuncuoğlu Şerafettin

    Fatih devrinin ünlü tıp bilginlerinden biriside Şerafettin Sabuncu_oğlu ( 1386-1470 )’dur. Amasyalıdır.
    “Cerrahi” adlı eseri, Osmanlılar devrinde yazılan tek resimli cerrahi, yani ameliyat kitabıdır.Cerrahi ve eczacılık konularında da eserleri vardır.
    Mesane taşları ve fıtık ameliyatı için önerdiği yöntemler ve kullandığı aletler, kendisine aittir.

    c) Coğrafya

    Osmanlıların üç kıtaya yayılması, onlarda coğrafya bilimine verilen önemi artırmış ve bu bilimin gelişmesine katkıda bulunmuştur.

    Kara ve deniz coğrafyası büyük gelişmelere sahne oldu. Ayrıca haritacılık alanında da yeni gelişmeler oldu . Eskiden yapılan haritalar, ihtiyaca cevap vermediğinden, bu günkü kabartma haritalara benzer haritalar çizildi. Bunların en önemli örneklerini, kara coğrafyasında Matrakçı Nasüh, deniz coğrafyasında ise Piri Reis’ dir.

    Piri Reis

    Piri reis, iki Dünya haritası ve “Denizcilik” adlı bir kitabıyla ünlüdür.Dünya haritası II. Piri reis, yaklaşık 15 sene sonra, yani 1528 yılında yeni bir dünya haritası çizmiştir. Bu gün elde bulunan parçası, Grönland , Kuzey ve Orta Amerika sahillerini gösteren kısmıdır.

    Bu haritanın belki de en önemli yanı, ilk kez Aristo zamanında görüldüğü sanılan, o zamandan bu güne dek buzullarla ve sularla kaplı görülmeyen Antartika kıtasının doğru bir biçimde çizmiş olması







  2. Sultan
    Devamlı Üye





    Takiyüddin ilk defa saati bir gözlem aracı olarak kullanan kişidir. Takiyüddin yaptığı bu saat, saniyeyi de gösteriyordu. Takiyüddin’ in yapmış olduğu bu İstanbul gözlem evi, pek uzun ömürlü olmadı. Takiyüddin’ in trigonometri alanındaki çalışmaları da , oldukça önemlidir.




+ Yorum Gönder