+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Osmanlı kulturu nedır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Osmanlı kulturu nedır








    Osmanlı kulturu nedır


    osmanl-kulturu-ne.jpg

    A)-PADİŞAHLARIN BAŞA GEÇMESİ(VERASET SİSTEMİ):
    Osmanlı Devletinde kimin padişah olacağı konusunda kesin bir kural yoktu. Osmanlı ailesinin bütün
    erkekleri taht üzerinde hak sahibi idiler. Onun için padişah ölünce oğullarının hangisinin tahta
    geçeceği konusunda devlet yönetimindeki etkili grupların(ümera,ulema vb.) tercihleri önemli rol
    oynuyordu.Eski Türk Devlet geleneğinden kaynaklanan bu sistem(Kut anlayışı)taht kavgalarına neden
    oluyordu.
    Veraset Sistemindeki Değişmeler:
    * Fatih Sultan Mehmet bu sakıncayı ortadan kaldırmak için tahta geçme yöntemini belirleyen bir
    kanunname düzenledi.
    Bu kanunla Fatih'in amacı:
    1 -Taht kavgasına son vererek,ülkenin birlik ve bütünlüğünü sağlamak,
    2- En GÜÇLÜ olanın padişah olmasını sağlamaktı.
    * I.AHMET zamanında yapılan değişiklikle EN YAŞLI ve AKILLI olanın (EKBER VE ERŞED) padişah olması
    esası benimsendi.
    AÇIKLAMA: Ekberiyet sistemi Şehzadeler arasındaki rekabet duygusunu ortadan kaldırması bakımından
    OLUMSUZ,taht kavgalarına son vermesi bakımından da OLUMLU sonuçlar doğurmuştur.
    B)-PADİŞAHLARIN YETİŞMESİ:
    16. yüzyılın sonlarına kadar şehzadeler 14-15 yaşlarına gelince, Anadoludaki sancaklara
    SANCAKBEYİ olarak gönderilirlerdi. Burada bir LALA'nın yanında devlet yönetiminde tecrübe
    kazanmaları sağlanırdı.
    NOT: Lala'yı Büyük Selçuklular'daki ATABEYLERE benzetebiliriz.
    III. Mehmet'ten sonra şehzadelerin SANCAĞA ÇIKMA usulü kaldırıldı. (Şehzadeler sarayda KAFES
    HAYATI yaşadılar.)
    C)-PADİŞAHLARIN ÜNVANLARI:
    Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında başta bulunan hükümdarlara BEY denilmiştir.Yine
    hırıstiyanlara karşı savaştıklarından GAZİ de denilmiştir.(Örneğinsman bey,Osman Gâzi,Orhan
    Bey,Orhan Gâzi gibi..) Hükümdarların aldığı diğer başlıca ünvanlar; Han, Hakan, Hünkâr, Sultan ve
    genellikle Padişah'dır.
    NOT: Yavuz Sultan Selimin 1517 Mısır seferi sonucu HALİFELİK Osmanlı padişahlarına geçmiştir.
    Böylelikle Osmanlı hükümdarları padişah olarak Devletin Başı, halife olarakta müslümanların
    başı olma özelliği taşımışlardır.

    SARAY
    Padişahın hem özel hayatının geçtiği, hem de devletin yönetildiği yerdi. Saray ENDERUN ve BİRUN
    olmak üzere iki bölümden oluşuyordu.Bu iki bölüm BAB'ÜS-SAADE(Orta kapı) denilen kapıyla birbirine
    bağlanmıştı.
    1)- ENDERUN adişahın özel hayatının geçtiği sarayın iç bölümüdür. Burada padişahın hizmetine
    bakan güvenilir kimselerin bulunduğu hizmet ve eğitim odaları ve harem bulunuyordu.Enderundaki
    odalar şunlardır:
    a)-HASODAadişahın günlük himetine bakarlardı.
    b)-HAZİNE ODASIadişahın özel hazinesine bakarlardı.
    c)-KİLER ODASI:Yemek ve sofra hizmetlerini yaparlardı.
    d)-SEFERLİ ODASI:Berber,terzi,müzisyen gibi görevliler bulunurdu.
    Devşirme usulüyle toplanan oğlanlar, Acemi oğlanlar ocağına götürülmeden önce, içlerinden
    seçilenler Topkapı sarayına alınarak, sıkı bir disiplin altında yetiştirilirlerdi. Bunlara dini
    bilgiler, Arapça, Farsça gibi dersler ve pratik el sanatları öğretilirdi.Bunlara İÇOĞLANI denilirdi.
    Amaç saraya alınan bu içoğlanlarını gerçek bir dindar, devlet adamı, asker ve seçkin nitelikli bir
    kişi olarak yetiştirmekti. Hasoda,kiler odası,hazine ya da seferli odalarında hem hizmet ederler,
    hemde eğitim ve öğretimlerini sürdürürlerdi. Daha sonra ÇIKMA denilen bir atama usulüyle Birun da
    görevlendirilir,bu odaların başındaki ağalar da sancak beyliği gibi önemli görevlere tayin
    edilirlerdi.
    HAREM: Sarayda kadınların yaşadığı bölüme denirdi.Saraya alınan kızlar tıpkı iç oğlanları gibi sıkı
    bir eğitim görürlerdi. Eğer padişah tarafından sarayda tutulmazlarsa Çıkma ile saray dışında
    görevlendirilen Kapıkullarıyla evlendirilirlerdi.
    2)- BİRUN: Sarayın dış bölümüne denirdi. Bîrûnda geniş bir yönetici kadro yer alırdı. Bîrûndaki
    görevliler ve teşkilatları şunlardı:
    a)-Yeniçeriler
    b)-Altı Bölük halkı (sipahiler,silahdar,sağ ve sol garipler,sağ ve sol ulûfeciler.)
    c)-Topçular ve Cebeciler
    d)-Mehterler
    e)-MüteferrikalarEnderundan çıkma içoğlanlar, beyzade çocukları,devlet ileri gelenlerinin
    çocukları.)
    Birunda başka görevlilerde vardı. Başlıcaları:
    Padişah Hocası:Şehzadelerin eğitimiyle meşgul olur.
    Hekimbaşı:Cerrahbaşı da denilen doktor.
    Çavuşlar ve Çavuşbaşı:Haberleşme ve elçilik görevini yapar.
    Ayrıca Müneccimbaşı,Mimarbaşı,seyisler,okçular, rikabdarlar, Darbhane emini vb
    Üstün başarı gösterenler, saray dışındaki görevlere atanarak ödüllendirilirlerdi.
    NOT: Osmanlılar'da ilk saray Bursa da yapılmıştı. Başkent Edirne olunca burada daha büyük bir saray
    yapılmış,İstanbul'un fethiyle Fatih Beyazıt'taki mevcut sarayda oturmuş, buranın yeterli
    gelmemesi üzerine aynı yerde başka bir saray yaptırılmıştı. Eski Saray denilen bu sarayın da
    yeterli olmaması üzerine Topkapı Sarayı(yeni saray) yapılmıştır. Padişahlar 19. yüzyıla
    kadar burada oturmuşlar, 19. yüzyılda Dolmabahçe, Beylerbeyi, Çırağan ve Yıldız sarayları
    yapılmıştır.
    DİVAN-I HÜMAYUN
    Bugünkü Bakanlar Kurulu gibi çalışan Divan-ı Hümayun önceleri DİVANHANE'de toplanırken, Kanuni
    zamanında yapılan KUBBEALTI denilen yerde toplanmaya başlamıştır.
    Divan teşkilatı ilk defa ORHAN BEY zamanında kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet padişahların divân
    toplantılarına katılma geleneğine son vererek,toplantıları kafesli bir pencerenin arkasından takip
    etmiştir.








  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    DİĞER DİVANLAR

    Sefer Divânı:Vezir-i azam sefere çıkarken toplanan divan
    Ulufe Divânı:Yeniçeri maaşları için toplanan divan
    Galebe Divânı:Yabancı elçilerin kabulü sırasındatoplanır
    Ayak Divânılağanüstü durumlarda toplanan divan.
    At divânıefer sırasında at üzerinde yapılan toplantı.
    DİVANIN-I HÜMAYUN ÜYELERİ:
    PADİŞAH

    VEZİR-İ AZAM(SADRAZAM)

    1-Kubbealtı 2-Nişancı 3-Kazaskerler 4-Defterdarlar
    Vezirleri (Kalemiye) (İlmiye) (Kalemiye)
    (Seyfiye) | |
    | | | |
    Rumeli Anadolu Rumeli Anadolu
    Kazaskeri Kazaskeri Defterdarı Defterdarı
    (başdefterdar)
    NOT: Bunlardan başka eğer vezir rütbesine sahiplerse YENİÇERİAĞASI ve KAPTAN-I DERYA da divan
    üyesi olur ve görüşmelere katılırlardı.

    Bunlar askeri,idari,adli,mali ve bürokrasinin en üst yetkilileriydi. Buradan da anlaşıldığı gibi
    Divan-ı Hümayûn devlet teşkilatının esasını oluşturan Seyfiye, İlmiye ve Kalemiye kollarının temsil
    edildiği bir kuruluştu.
    DİVANIN YAPISI:
    Osmanlılarda padişahın yetkilerini kullanmak yada emirlerini uygulamak için görevlendirilmiş üç temel
    sınıf bulunuyordu. Bu sınıfların en üst yetkilileri divânda temsil edilirdi. Bu sınıflar şunlardı:
    1-Seyfiye (Ehl-i Kılıç= Ehl-i Örf)
    2-İlmiye (Ehl-i Şer)
    3-Kalemiye (Ehl-i Kalem)
    1)- SEYFİYE (Ehli Örf):
    Osmanlı Devletinde yönetim ve askerlik görevini yerine getiren zümrelere denirdi. Ehli örf,ehli
    seyf ve ümera gibi isimler verilen bu sınıfın divan-ı hümayundaki temsilcileri vezir-i azam ve
    vezirlerdi. Divan dışında beylerbeyleri, sancak beyleri,kapıkulu askerleri,tımarlı sipahiler bu
    grubun içindedir.
    VEZİR-İ AZAM(Sadrazam):Bugünkü başbakan durumunda olan veziri azam, padişahın vekili olarak görev
    yapar ve onun altın mührünü taşırdı. Divana başkanlık eder, padişah sefere katılmıyorsa ordunun
    başına geçer,bu görevi sırasında SERDARI EKREM sıfatıyla padişahın bütün yetkilerini kullanırdı.
    KUBBE ALTI VEZİRLERİ: Bugünkü devlet bakanları durumunda olan kubbe altı vezirlerinin sayıları 5-7
    arasındaydı.
    2)- İLMİYE (Ehli Şer)
    Medreselerde iyi eğitim görmüş, devletin adalet,eğitim ve yargı görevlerini üstlenen gruptu.Ulema
    da denilen bu grubun üç önemli görevi vardı:
    a)-Tedris Görevi:Eğitim-Öğretim görevidir.Bu görevi müderris,muâllim gibi kişiler yürütürdü.
    b)-Kaza Görevi:Yargı görevidir. Bu görev kadılar tarafından yürütülürdü. Kadılar İslam hukukuna
    göre davalara bakar ve karar verirlerdi.
    c)-İfta Görevi: Fetva görevidir.Yapılanların şeriata uygun olup olmadığı konusunda fikir beyan
    etme görevidir.
    Fetva verme yetkisine sahip olanlara MÜFTİ denilirdi. Müftilerin en üst rütbelisi Şeyhülislam
    ve kazaskerlerdi.
    ŞEYHÜLİSLAM: Divana katılan fakat oy kullanmayan şeyhüislamın protokoldeki sırası veziri azamla
    aynıydı.Hem ilmi kişiliği, hem de fetva verme yetkisi dolayısıyla şeyhülislama büyük saygı
    gösterilirdi. Bayramlaşma sırasında padişah sadece şeyhülislamın karşısında ayağa kalkardı.
    Önemli devlet işleri hatta padişahların görevden alınması için şeyhülislamın fetvası
    gerekiyordu.Şeyhülislam idam cezasına çarptırılamaz, tutuklanamaz ve hapsedilemezdi. 17. yüzyıla
    kadar görevden alınması bile söz konusu değildi. Tanzimattan sonra şeyhülislamların yönetimdeki
    önemi azalmaya başladı.
    KAZASKERLER (KADIASKERLER): Divanı Humayun üyesi olan kadıaskerler şer'i hükümler veren en yüksek
    görevlilerdi. Fatihten itibaren Anadolu ve Rumeli kadıaskerleri olmak üzere sayıları ikiye
    çıkarıldı. Rumelideki kadılar Rumeli, Anadoludaki kadılar Anadolu kadıaskerine bağlıydılar.
    KADILAR: Başlıca görevleri şunlardı:
    a)-Merkezden gelen emirleri halka iletmek, halkın şikayetlerini merkeze bildirmek.
    b)-Her türlü davaya(miras,ticaret,ceza) bakarak karar vermek.(Yargıçlık)
    c)-Nikah sözleşmesi, şirket kurulması, Vakıf kurulması gibi sözleşmeleri yapardı.(Noterlik)
    d)-Avarız denilen olağanüstü durumlardaki vergileri toplar, merkeze gönderirdi.
    PADİŞAH HOCALARI: Osmanlı şehzadelerine ulemadan bir kimse hoca olarak tayin edilirdi. Şehzadeler
    hükümdar olduklarında onları PADİŞAH HOCASI olarak tayin ederlerdi.
    SEYYİD VE ŞERİFLER: Hz.Peygamberin torunları Hz.Hasanın soyundan gelenlere Şerif, Hz. Hüseyinin
    soyundan gelenlere ise Seyyid denirdi. Seyyid ve şerifler Osmanlı toplumunda büyük saygı
    görürlerdi. Devlet de bunların işleriyle meşgul olmak için NAKİB'ÜL EŞRAFLIK denilen bir
    kurum kurmuştu.
    Yukarıdaki görevlilerden başka ilmiye zümresi içinde müderrisleri,müneccimleri,hekimleri, tarikat
    şeyhlerini, imam ve müezzinleri sayabiliriz.
    3)- KALEMİYE(Ehli Kalem):
    Günümüzde bürokrasi diye adlandırılan bu sınıfın en üst rütbelileri NİŞANCI VE DEFTERDARLAR'dır.
    NİŞANCI(TEVKİİ=TUĞRAİ): Divandan çıkarılan belgelerin üstüne padişahın nişan
    olan TUĞRA 'yı çektiği için TUĞRACI'da denirdi. Nişancı kendisine bağlı REİSÜL KÜTTAB
    başkanlığında çeşitli kalemler vasıtasıyla merkez bürokrasisinin her türlü işlemlerini yapardı.
    Reisülküttab'a bağlı kalemler şunlardı:
    a)-Beylikçi Kalemi b)-Tahvil Kalemi c)-Ruus Kalemi d)-Amedi Kalemi
    Nişancının görevleri: Nişancı tuğra çekmenin yanısıra yukarıdaki kalemler vasıtasıyla şu
    görevleri yapardı:
    A)- Divanda yapılan görüşmelerin kayıtlarını tutarak MÜHİMME DEFTERİNE(Divan Defteri)
    kaydetmek.
    B)- Ferman,berat gibi belgeleri hazırlamak.
    C)- Sadrazam ve padişah arasındaki ve dış ülkelerle olan yazışmaları hazırlamak.
    D)- Tapu Tahrir Defterlerini tutmak.
    DEFTERDAR:
    Osmanlı Devletinde bütün mali işlerden ve hazineden sorumlu en üst görevlilerdi. Osmanlılarda İç
    ve Dış Hazine olmak üzere iki tür hazine vardı. İç hazinede padişahın özel serveti ve değerli
    eşyaları saklanırdı. Dış hazine ise devletin maliye teşkilatını oluştururdu. İlk dönemde
    defterdar sayısı bir iken, sonraları mâli işlerin artmasından dolayı sayıları ikiye
    yükselmiştir.Bunlar; Rumeli defterdarı ve Anadolu Defterdarı idi. Rumeli Defterdarı
    Başdefterdar idi.
    Defterdara bağlı kalemler şunlardı:
    a)-Ruznamçe kalemi b)-Maliye emirleri kalemi c)-Tarihçi kalemi d)-Gelir ve gider kalemi
    Defterdara bağlı üst düzey görevliler şunlardı:
    a)-Başbakı kulu b)-Veznedarbaşı c)-Sergi nazırı d)-Sergi halifesi

    MERKEZ TEŞKİLATINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER:
    1)- 18. yüzyılda değişmeler:
    a)- Tahta Osmanlı ailesinin en yaşlı üyesinin geçmesi, zamanla devlet işlerinin sadrazamlara
    bırakılması sonucun doğurmuştur. Sadrazamların güçlenmesi ile Divan BAB-I ALİ'de(Sadrazam
    kapısı=Yüksek Kapı)toplanmaya başlamıştır
    b)- 18. yüzyılda devletlerarası ilişkiler ön plana çıkınca diplomasi önem kazanmaya başlamış,
    böylece kalemiye sınıfının özellikle de REİSÜL KÜTTAB'ın etkinliğ artmıştır. Reisülküttab dış
    ilişkileri düzenleyen bir nitelik kazanmıştır.
    2)- II.Mahmut Döneminde değişmeler:
    a)- 1826'dan itibaren BAB-I ALİ sadrazamın özel ikametgahı olmaktan çıkmış, devletin hükümet
    binası haline gelmiştir.
    b)- II.Mahmut zamanında Divân Batı ülkelerinde olduğu gibi yeniden düzenlenmiştir. Divân-ı
    Hümayûn yerine nezaretlerden (nazırlıklar=bakanlıklar) oluşan yeni bir hükümet modeli
    oluşturulmuştur. Bu hükümet modeline Meclis-i Vükela, Heyeti Vükela(bakanlar kurulu) veya
    Meclis-i Has denir. Böylelikle Sadrazamın yetkileri nazırlar arasında dağıtılmıştır. Bu
    nazırlıklar şunlardır





  3. Dr Zeynep
    Bayan Üye
    ESKİ YENİ

    Divan-ı Hümayun -----> Heyeti Vükela(bakanlar kurulu
    Sadrazam -----> Başvekil(Başbakan)
    Sedaret Kethüdası -----> Dahiliye Nazırı(İçişleri)
    Reisülküttab -----> Hariciye Nazırı(Dışişleri)
    Defterdar -----> Maliye Nazırı
    Kazasker -----> Adalet Bakanlığı (Nezareti Deavi=Davalar bakanlığı)
    Ayrıca Evkaf ve Ticaret Nazırlığı kuruldu.
    c)- II.Mahmut zamanında yeni meclis ve komisyonlar kuruldu.Bunlar;
    1-Dar-ı Şura-i AskeriAskeri işleri düzenlemek)
    2-Dar-ı Şura-i Bab-ı Ali(İdari ve bürokratik işler
    3-Meclis-i Vala-i Ahkam-ı Adliye(Adalet işleri)
    Bunların dışında II.Mahmut zamanında şu ıslahatlar gerçekleştirildi:
    a)-1826 da Yeniçeri ocağı kaldırıldı,Yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir
    ordu kuruldu.
    b)-Tımar ve zeamet kaldırıldı. Başta valiler olmak üzere devlet memurları maaşa bağlandı.
    c)-Müsadere usulü kaldırıldı.(Görevden alınan yüksek dereceli memurun malına devletin
    elkoyma usulü)
    d)-İlköğretim mecburi kılındı.
    e)-İlk resmi gazete ( TAKVİM-İ VEKAYİ) çıktı.
    f)-İlk defa nüfus sayımı yapıldı.
    g)-Kıyafet değişikliği yapıldı.(Memurlara fes,ceket,pantolon giyme zorunluluğu)
    h)- Harp okulu, Tıp okulu gibi okullar açıldı.
    ı)- Mahalle ve köylere MUHTARLIK teşkilatı kuruldu.
    3)-Tanzimat Döneminde Meydana Gelen Değişiklikler:
    3 Kasım 1839 da ilan edilen Tanzimat fermanıyla devlet teşkilatında yeni düzenlemelere
    gidilmiştir. 1876'ya kadar süren dönemde yeni meclis ve komisyonlar kurulmuştur.
    Bunlar; a)-Meclis-i Ali Tanzimat, b)-Şura-i Devlet c)-Divan-ı Ahkam-ı Adliye'dir.
    Ayrıca Tanzimat Döneminin bir başka yeniliği de SERASKERLİK makamının kurulmasıydı. Kara
    kuvvetleri komutanlığı olan bu makam, Sadrazam ve şeyhülislama eşit tutuldu.
    4)-Meşrutiyet Döneminde Meydana Gelen Değişiklikler:
    1876'da Kanuni Esasi'nin ilan edilmesiyle Meşrûtiyet dönemi başlamıştır. Yapılan seçimlerle iki
    meclis oluşturulmuştur:
    a)- Meclisi Mebusan:Hırıstiyan,Yahudi ve müslüman halkın seçtiği milletvekillerinden oluşuyordu.
    b)- Ayan Meclisi: Padişah tarafından tayin edilen 26 kişiden oluşuyordu.

    OSMANLI TAŞRA TEŞKİLATI
    TIMAR VE İLTİZAM SİSTEMİ: Osmanlı Devletinde taşra teşkilatının(merkez dışı) temelini tımar (dirlik)
    sistemi oluşturuyordu.Devlet bazı bölgelerin vergi gelirlerini hizmet veya maaş karşılığı olarak
    askerlere veya devlet görevlilerine ayırırdı. Bu gelir kaynağına DİRLİK denilirdi. Dirlikler 3'e
    ayrılmıştı.
    1-TIMAR: Tımar sistemine göre savaşta sivrilmiş,tımar beyi olma özelliği kazanmış sipahilere
    verilen 3-20 bin akçe yıllık vergi geliri olan dirliklerdir.
    2-ZEAMET: Savaşta üstün yetenek göstermiş olan tımar sahipleri ile devlet merkezindeki divân
    çavuşlarına, müteferrika ve kâtipler ile eyalet ve sancaklardaki ileri gelen devlet
    görevlilerine verilen yıllık vergi geliri 20-100 bin akçe arsındaki dirliklerdir.
    3-HAS: Padişah ve ailesine, sadrazam, vezirler, beylerbeyi ve sancak beylerine verilen geliri 100
    bin akçeden fazla dirliklerdir.
    AÇIKLAMA: Tımar sahipleri ilk 3 bin, zeamet sahipleri ise ilk 20 bin akçesini kendi geçimleri için
    ayırırlardı. Buna KILIÇ HAKKI denirdi. Tımar sahipleri geri kalan gelirin her 3 bin akçesi,
    zeamet ve has sahipleri ise her 5 bin akçesi için tam teçhizatlı bir atlı asker yetiştirmek
    ve gerektiğinde bunlarla birlikte savaşa katılmak zorundaydı. Bu askere CEBELÜ denirdi.
    Dirlik sahipleri kendisine verilen toprakları köylüye 50-150 dönümlük topraklar halinde dağıtır.
    Ve hasat zamanında köylünün yetiştirdiği ürünün vergisini(öşür yada harac) alırlardı.
    Dirlik sisteminde toprağın;
    1-Mülkiyeti DEVLETE,
    2-Vergisi DİRLİK SAHİBİNE,
    3-Kullanım hakkı KÖYLÜYE aittir.
    TIMARLI SİPAHİ HANGİ DURUMLARDA TOPRAĞI KÖYLÜDEN GERİ ALABİLİRDİ ?
    1-Toprağı sebepsiz yere terk edenlerden,
    2-Sebepsiz yere 3 yıl üst üste ekmeyenlerden,
    3-Sebepsiz yere vergisini vermeyenlerden.
    TIMARLI SİPAHİNİN KÖYLÜYE KARŞI GÖREVLERİ NELERDİR ?
    1)-Köylünün güvenliğini sağlamak,
    2)-Köylünün tohum,gübre vb. ihtiyaçlarını temin etmek,
    3)-Köylünün vergisini en kolay şekilde ödemesini sağlamak
    DİRLİK (TIMAR) SİSTEMİNİN YARARLARI NELERDİR ?
    1)- Devlet Merkezden toplanması son derece zor vergiler böylece toplamış oluyor,
    2)- Devlet bazı görevlilerine maaş vermekten kurtuluyor
    3)- Devlet asker yetiştirmekten kurtuluyor
    4)- Devlet toprakları boş kalmadığından üretim artıyor.
    5)- Tımarlı sipahiler bulundukları yerlerde güvenliği sağlıyor.
    NOT: Tımar ve zeamet sistemi II.Mahmut zamanında kaldırılarak başta valiler olmak üzere devlet
    memurları maaşa bağlandı.
    İLTİZAM SİSTEMİ: İltizâm devlete ait bir gelirin ihale yoluyla şahıslara verilmesidir. 16. yüzyıldan
    sonra uygulamaya konulan bu sistemde devlete ait bir gelir genellikle 3 yıllık bir süre için açık
    artırmaya çıkarılır,en yüksek bedeli verene devredilirdi. Bu ihaleyi kazanan kişiye MÜLTEZİM
    denirdi.Mültezîmlere dirlik sahiplerine verilen haklar tanınmıştı.
    NOT: Bu sistemin en önemli yararı devletin acil para ihtiyacını karşılamasıdır.

    NOT: Zaman içinde tımar toprakların MUKATAA haline getirilip mültezime verilmesi yaygınlaşmışdır.

    TIMARLARIN MUKATAA HALİNE GETİRİLİP MÜLTEZİME VERİLMESİ
    NE GİBİ OLUMSUZ SONUÇLAR DOGURMUŞTUR ?
    1)-Mültezîm baskısı altında kalan halkın vergisini ödeyememesine ve toprağını terk etmesine
    2)-İltizamların genellikle o bölgedeki zengin ve güçlü kişilere (AYAN) verilmesiyle, taşradaki
    ayanlar güç kazanmaya başlamışlar ve devlete baş kaldırmışlardır
    3)-Tımar toprakların iltizama verilmesiyle, valiler eskiden tımarlı sipahiye yaptırdıkları
    güvenlik ve askerlik hizmetini, SARICA SEKBAN denilen kapılarında besledikleri askerlere
    yaptırmaya başladılar. Barış döneminde veya beylerinin tayini çıktığında işşiz kalan ve LEVENT
    adını alan bu insanlar eşkiyâlık yaparak karınlarını doyurmaya başladılar.
    NOT: İltizâm yöntemi Tanzimata(1839) kadar yürürlükte kalmış,bu tarihte kaldırılmıştır. Ancak
    1855'ten itibaren iltizâma yeniden dönülmüştür.
    İDARİ TEŞKİLATI:
    Osmanlı ülkesi idari bakımdan EYALETLERE, eyaletler SANCAKLARA, Sancaklar KAZALARA, kazalar da
    TIMARLI NAHİYELERİNE ayrılmıştı.
    1)- EYALETLER (BEYLERBEYİLİK):
    Eyaletlerin başında BEYLERBEYİ bulunuyordu. Eyalet içinde beylerbeyinin bulunduğu sancak PAŞA
    SANCAĞI adıyla anılırdı. Beylerbeyi Divan-ı Hümayûnun küçük bir kopyesi olan "Eyalet divanı"nın
    başıydı.
    Eyalet Divanının üyeleri şunlardır:
    1-Beylerbeyi: Eyaletin ve eyalet divanının başıydı. Hizmetinde KAPU HALKI denilen çok sayıda
    görevli ve asker bulunurdu. Beylerbeyi tayini çıktığında kapuhalkını da beraberinde
    götürürdü.
    2-Beylerbeyi Kethüdası: Beylerbeyinin yardımcısıydı.
    3-Eyalet Defterdarı: Eyaletin mâli işlerinden sorumluydu.
    4-Eyalet Kadısı: Eyaletin yargı, belediye, noterlik vb. işlerinden sorumluydu.
    5-Eyalet subaşısı: Bugünkü emniyet müdürü gibidir. Suçluların takibi ve yakalanmasında,
    kadı tarafından verilen hükümlerin uygulanmasından ve merkezden gelen emirlerin
    uygulanmasından sorumludur.
    Osmanlı Devletinde eyaletler SALYANELİ ve SALYANESİZ olmak üzere ikiye ayrılıyordu.
    Salyaneli (Yıllıklı) Eyaletler: Bu eyaletlerde tımar sistemi uygulanma, vergiler yıllık olarak
    toplanırdı. Mısır, Habeş, Bağdat, Basra, Yemen, Tunus, Cezayir, Trablus salyaneli
    eyaletlerdendi.
    Salyanesiz (Yıllıksız) Eyaletler: Tımar(dirlik) sisteminin uygulandığı eyaletlerdir. Bu
    eyaletlerdeki topraklar has,zeamet ve tımar olarak ayrılmıştır.Merkeze yakın eyaletlerdir.
    Rumeli, Budin, Anadolu, Karaman, Dulkadir, Sivas, Erzurum, Diyarbakır, Halep, Şam, Trablusşam
    salyanesiz eyaletlerdendir.
    2)-SANCAKLAR: Kazaların birleşmesiyle meydana gelmişti. En üst dereceli yöneticisi SANCAK
    BEYİ'dir.Sancaklarda asayiş sûbaşı ve Yasakçılar(asesler), kalenin korunması da kale
    dizdarları tarafından yapılırdı.
    3)-KAZALAR: Hem adlî hem de idarî birimdir. Kazaların başında yönetici olarak kadı bulunurdu.
    İMTİYAZLI HÜKÜMETLER: Osmanlı devletinin hakimiyetini tanıyan Kırım Hanlığı, Mekke Emirliği,
    Eflak, Boğdan ve Erdel Beylikleri,Sakız Cumhuriyeti imtiyazlı yönetimlerdi. Bunlar iç işlerinde
    serbest olup, yöneticileri Osmanlı tarafından kendi soyluları arasından atanırdı. Bu
    hükümetlerden Kırım Hanlığı ve Mekke Emirliği dışındakilerden yıllık belli bir vergi alınırdı.
    TAŞRA TEŞKİLATINDAKİ DİĞER GÖREVLİLER:
    Muhtesib: Çarşı ve pazar denetlemesi yapardı.Satılan mal ve fiatları kontrol ederlerdi.(zabıta)
    Kapan Emirleri: Şehirlere gelen sebze-meyvenin toplandığı yerlere "kapan" denirdi. Kapan emiri
    buraya gelen malın vergilendirilmesini sağlardı.(Hal müdürü)

    Beytülmal Emini:Herhangi bir yerleşim yerinde kamuya ait çıkarları korumakla görevliydi.





  4. Dr Zeynep
    Bayan Üye
    Osmanlı kulturu


    Gümrük ve Bac Eminleri: Kasaba veşehirlerde sanat ve ticaretle ilgili vergileri toplarlardı.
    TAŞRA TEŞKİLATINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER:
    1864'te yayınlanan "vilayet nizamnamesi" ile ülke idarî bakımdan yeniden teşkilatlandırıldı.Buna
    göre taşra yönetimi vilayet, liva(sancak), kaza ve köy birimlerine ayrıldı. Livaların yönetimi
    MUTASARRIF'lara verildi.
    1871'de kaza ve köy arasına NAHİYELER eklendi, bunların başına nahiye müdürleri seçimle
    getiriliyordu.
    MAHALLİ TEŞKİLAT:
    Mahalle veya köy cemaatinin önde gelen kişisi İMAM'dır. İmam cemaatin isteğiyle belirlenir ve
    kadı'nın onayıyla göreve başlardı.
    Mahalle ve köy halkının ortaklaşa karşıladığı giderler şunlardır:
    1)- Cami,okul,çeşme gibi yapıların onarımı ve ihtiyaçlarının karşılanması,
    2)- İmam, müezzin, muallim gibi görevlilerin ücretlerinin ödenmesi,
    3)- Divan-ı Hümayûn tarafından olağanüstü durumlarda konulan AVARIZ adı verilen vergilerin
    ortaklaşa ödenmesi.
    OSMANLILARDA HUKUK
    Osmanlı Devletinde hukuk iki temele dayanıyordu:
    1)- Şer'î Hukuk, 2)- Örfî Hukuk
    1)-ŞER'İ HUKUK(İslam Hukuku=Fıkıh): Şer'i hukukun kaynaklarını Kur'an, Hadis, İcmâ ve Kıyas
    oluşturuyordu. Şer'i hukuk sadece müslümanlara uygulanırdı. Kamu hukuku dışında kalan davalarda
    müslüman olmayanlar, kendi dinî kurumlarında yargılanırlardı.
    2)-ÖRFİ HUKUK: Türk gelenek ve göreneklerine göre düzenlenmiş kuurallarla, şer'i hukukun esaslarına
    aykırı olmamak kaydıyla padişahların buyruklarından oluşurdu. Örfi hukukun esasları KANUNNAME
    adıyla bir araya getirilmiştir.
    NOT: Bilinen ilk Osmanlı Kanunnamesi Fatih Sultan Mehmet'in kanunnâmesidir.(KANUNNAME-İ ALİ OSMAN)

    Osmanlı Devletinde Hukukun uygulanışı nasıldı?
    Osmanlı Devletinde şer'i ve örfî bütün meseleler şer'î mahkemelerde çözümlenirdi. Eyalet, sancak ve
    kazalardaki mahkemelerde "hakim" olarak KADI bulunurdu.Kadı'nın verdiği karardan şüphe duyanlar üst
    mahkeme olarak Divan-ı Hümayûna başvurabilirlerdi.Daha küçük yönetim birimlerinde (nahiyelerde) kadı
    adına hüküm verenlere NAİB denirdi. Mahkemelerde görülen davalar ŞERİYYE SİCİLLERİ denilen defterlere
    kaydedilirdi.
    Osmanlı Hukuk Düzeninde Meydana Gelen Değişmeler:
    a)-II. Mahmut Döneminde değişmeler:
    1-Görevden alınan memurların mallarına el koyma usulüne (müsadere) son verildi.
    2-Memurların yargılanması, hükümet ile halk arasındaki davaların görüşülmesi için Meclis-i
    Vala-i Ahkam-ı Adliye kuruldu.
    3)- İlk olarak Adalet Bakanlığı(Nezareti Deavi) kuruldu.
    b)-Tanzimat döneminde (1839-1876)değişmeler:
    Hatırlanacağı gibi Tanzimat Fermanında (3kasım 1839) Herkes kanun önünde eşit olacak, bütün
    herkesin can, mal ve namusları güven altında olduğu belirtilmişti. Yine Islahat fermanı(1856)
    azınlıklara yeni haklar veriyordu.
    Bu dönemde hukuk alanında önemli gelişmeler yaşandı:
    1)- 1840'da Ceza Kanunu(kısmen Fransızcadan tercüme) 1850'de Ticaret Kanunu, 1863'de de Deniz
    ve ticaret kanunu çıkarıldı. 1868'de Şurayı Devlet(DANIŞTAY) kuruldu.
    2)- Bu kanunların yanısıra Tanzimatla birlikte KARMA mahkemeler kuruldu. Karma mahkemelerdeki
    hakimlerin yarısı yabancı yarısı Osmanlı idi.
    AÇIKLAMA: Yabancıların Türk mahkemelerinde yargıç olarak yer alması devletin egemenlik haklarıyla
    uyuşmamaktadır.
    3)- Tanzimat döneminde "İnsan hakları ve vicdan hürriyeti" bakımından önemli gelişmeler oldu.
    Zenci esirliği yasaklandı ve mezhep değiştirmeyi yasaklayan kanun kaldırıldı.
    4)- 1870'de AHMET CEVDET PAŞA başkanlığında bir kurul on yıl kadar çalışarak MECELLE'yi
    hazırladı. Mecelle medeni kanun niteliğindeydi.
    c)-Meşrutiyet Döneminde Meydana gelen değişmeler:
    1876'da ilan edilen Kanuni Esasi Osmanlı Devletin'de anayasa hukukunun başlangıcıdır.
    OSMANLI ORDUSU

    OSMANLI KARA ORDUSU DENİZ ORDUSU
    (DONANMA)

    A-KAPIKULU OCAKLARI B)-EYALET ASKERLERİ C)-YARDIMCI KUVVETLER
    1.Tımarlı Sipahiler (Bağlı Devlet ve Beyliklerin askerleri)
    2.Akıncılar

    KAPIKULU YAYALARI KAPIKULU ATLILARI 3.Azaplar
    1.Acemi Oğlanlar (Altı Bölük Halkı) 4.Deliler
    2.Yeniçeriler 1.Sipahi 5.Gönüllüler
    3.Cebeciler 2.Silahdar 6.Beşliler
    4.Topçular 3.Sağ ulufeciler 7.Yayalar
    5.Top Arabacıları 4.Sol ulufeciler 8.Müsellemler
    6.Humbaracılar 5.Sağ garipler

    OSMANLI ASKERİ TEŞKİLATI
    Kuruluş Döneminde Askeri Teşkilat:
    Orhan Bey zamanında YAYA ve MÜSELLEMLER adlarıyla ilk düzenli birlikler oluşturuldu. I.Murat
    zamanında ise Kapıkulu ocakları kuruldu.(1362)
    A)-KAPIKULU OCAKLARI:
    Padişah I.Murad zamanında oluşturuldu. O zaman İslam hukukuna göre savaş esirlerinin beşte biri
    hükümdara ayrılırdı. Padişah da bunları özel hizmetlerinde kullanırdı. Bir bölümü de saray
    hizmetlileri arasına alınırdı. I. Murad zamanında PENÇİK OĞLANI denilen bu savaş esirlerinin sayısı
    arttı.Bunun üzerine bu esirlerden düzenli bir ordu kurularak yararlanılmak istendi.Bu sisteme "Pencik
    Usulü" denildi.Böylelikle Kapıkulu ocakları oluşturuldu.
    Devşirme Usulü:Kapıkulu ocakları kurulduktan sonra bu ocaklara sürekli bir kaynak bulmak amacıyla
    DEVŞİRME USULÜ oluşturuldu. Buna göre özellikle Balkanlar'da yaşayan hırıstiyan
    ailelerin çocukları ailelerinden alınarak İslam dinini,Türkçeyi ve Türk gelenek ve
    göreneklerini öğrenmek üzere Türk ailelerinin yanına gönderilirdi. Tek çocuklu
    ailelerin çocukları alınmazdı.Daha sonra bu çocuklar Acemi Oğlanlar ocağına
    gönderilirlerdi.


+ Yorum Gönder