+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Kutadgu bilige göre kadınlar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Kutadgu bilige göre kadınlar








    Kutadgu bilige göre kadınlar

    kutadgu bilige göre kadınlar1.jpg

    Kutadgu Bilig, dört ana karakter arasında geçen diyaloglardanoluşmaktadır. Eserdeki bu dört ana karakterin her birinin belirli bir sosyalrolü vardır ve her biri belirli bir değeri temsil eder.

    Küntogdi hükümdardır vehukuku temsil eder;

    Aytoldi vezirdir ve saadeti temsil eder;

    Ögdülmisde vezirdir ve akli temsil eder;

    Odgurmis ise asetiktir ve akıbeti temsil eder.

    Eserin öyküsü şöyle özetlenebilir.

    Aytoldi devlet hizmetine girmeyi çokistemektedir. Bir yakını aracıliğıyla o dönemin has hacibi ile tanışır ve hacipkendisini hükümdarin huzuruna çıkarır. Hükümdar, Aytoldi’dan hoşlanır vekendisini vezir yapar. Bir süre sonra Aytoldi ölür ve geriye tek oğluÖgdülmis’i bırakır. Hükümdar Ögdülmis’in yetişmesini ve eğitimini üstlenir.

    Akıllı ve bilgili olan Ögdülmis, hükümdarin gözüne girerek bir süre sonravezir olur. Ögdülmis’i çok seven ve onu kaybetmekten korkan hükümdar, onayardim edebilecek ve gerekirse onun yerini alacak akilli ve bilgili bir kisidaha arar. Bu amaçla Ögdülmis arkadasi Odgurmis’i hükümdara tavsiye eder.

    Hükümdar bu kisiyi kendi hizmetine almak istese de, basarili olamaz.Odgurmis, insanlardan uzak bir yerde ibadetine devam etmek ister. Dahasonra, Ögdülmis de devlet hizmetinden çekilip kendini tamamen ibadetevermek ister; ancak, Odgurmis buna karsi çikar ve herkesin yerinde kalmasinive topluma en iyi hizmeti bu sekilde verebileceklerini söyler. Bir süre sonra,Odgurmis ölür ve geride müridi Kumaru’yu birakir. Vezirleri ve Odgurmis’inögütleri sayesinde hükümdar, iyi kanunlar yaparak memleketi düzene koyarve ülke refaha kavusarak halk mutlu bir yasam sürer.

    Kutadgu Bilig’in Temel Devlet Felsefesi:

    Kutadgu Bilig’de Yusuf bize bir Türk-Islam devletinin temel felsefesiniçizmektedir. Bu felsefe, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletiniisaretetmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, devletin bu niteliklerininKutadgu Bilig’de birbirine sıkı sıkıya bagli olmasidir. Bugüne kadar KutadguBilig incelemelerinde, belki de Yusuf’un karakterlerini hükümdar-vezir seklinde ayrima tabi tutmasi nedeniyle, belirli bir hiyerarsik sistem aranmistir.

    Töre (kanun), kut ve akil, sadece astlik- üstlük iliskisi içinde incelenmistir.Ancak, eser dikkatli okundugunda anlasilmaktadir ki, Yusuf’un çizdigi tümkarakterler, bunlarin temsil ettigi degerler ve bu degerlerin bizi götürdügütemel devlet nitelikleri birbirinden ayrilamaz. Örnegin, töreye uymadan insankut alamaz; hukuk devleti olunmadan sosyal devlet olunamaz. Diger taraftan,haklarinin ödenmedigi bir insan, devletin degerleriyle uyumlu yasayamaz;yani, sosyal devlet olunmadan hukuk devletinin temelleri saglamlastirilamaz.

    Asagida devletin her bir niteligi üzerinde durdugumuzda bu nokta daha iyianlasilacaktir.

    1. Demokratik Devlet:

    Bir noktaya isaret etmemiz gerekir ki, Kutadgu Bilig demokratik birdevlet sistemini açiklar ve tavsiye eder dedigimizde, demokrasinin bugünküsekil sartlari ile 11.yüzyilin sartlari arasindaki farki göz önündebulundurmaliyiz. Kutadgu Bilig’de bugünkü demokratik rejimlerin tümniteliklerinin açiklandigini degil, ve fakat bu niteliklerin temelleribulundugunu, 11.yüzyil sartlarinda çok ileri bir demokratik yapiyi isaretettigini ve bu nedenle eserin politik mesajinin ileriye yönelik oldugunusavunuyoruz. Demokratik devletin önemli niteliklerini ve bunlarin KutadguBilig’deki yerini söyle açiklayabiliriz:

    a. Gücün Sinirlandirilmasi:

    Demokratik devlet dedigimizde, herseyden önce, devleti yönetenleringücünün, yani iktidarin, sinirlandirilmasi anlasilmalidir. Demokratik devletgenel olarak, gücün tek elde toplandigi ve sinirlandirilmadigi totaliter-otoriterdevletin karsiti olarak belirmektedir. Demokrasilerde devleti yönetenleranayasa ve yasalar, ayrica demokratik sistemin köklesmesi oranindademokratik gelenek ve degerler tarafindan denetim altinda tutulur ve güçlerisinirlandirilir.

    Kutadgu Bilig’de, ve genel olarak eski Türk toplumlarinda,hükümdarin gücü ilk önce töre ile sinirlidir. Hükümdarlar töreye göre, ve egertöre isterse, is basina gelir ve kendileri de töre koyarlar. Basarili olmayanhakanlarin töre tarafindan istenmedigi düsünülür.

    Kutadgu Bilig’dehükümdar Küntogdi’nin bizzat kanunu, yani bir anlamda töreyi temsil etmesirastlanti degildir; töre toplumun basidir ve hükümdar yüzyillar boyuncahalkinin olusturdugu degerlere, gelenek ve görenek ile yasalara uymakzorundadir. Diger bir deyisle, yöneticiler toplumsal degerlerin yansimasi olantöreye karsi gelemezler; yetkileri töre ile sinirlidir. Törenin Türktoplumlarinda ilahi menseli oldugunun kabul edilmesi, bu sinirlamaningücüne güç katmaktadir.

    Bu inanisa göre, töreye uymayan hükümdar sadecebu dünyada degil, öldükten sonra da huzur bulamayacaktir. Böylecehükümdar, töreyi uygulamali ve iyi kanunlar koymalidir.

    Kutadgu Bilig’de hükümdarin gücünü sinirlamaya yol açan önemli birdiger demokratik düsünce ise isin ehline verilmesidir. Genis bir açidanbakildiginda Kutadgu Bilig, iyi yöneticiler bulma ve devlet yönetimini bu isiyapabilecek nitelikteki insanlarin eline birakma mesaji üzerine kuruludur.Hükümdarin Aytoldi ve Ögdülmis’i vezirlige kabul ederek yanindatutmasinin, bu sahislarla hükümdar arasinda geçen diger devlet görevlilerinsahip olmasi gereken nitelikler hakkindaki diyaloglarin ve Odgurmis’i sarayabaglama çabasinin arkasinda hep “isin ehline verilmesi” mantigi yatmaktadir.“Isi is bilen kimselere ver” düsüncesi Kutadgu Bilig’in özüdür.

    Bir Türk-Islam devlet gelenegi halini alan “isin ehline verilmesi”düsüncesi, bizi demokratik rejimlerde yöneticilerin yetkilerininsinirlandirilmasini saglayan birçok kurum ve uygulamaya götürür. KutadguBilig’de bu tür kurum ve uygulamalardan en önemlileri seçim, danisma,gücün paylasilmasi/devredilmesi ve görev degisimi olarak karsimiza çikar.








  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Sirasiyla bunlara deginelim.

    Demokratik bir devlette, özellikle günümüzün demokratiktoplumlarinda, seçim en önemli kurum olarak belirir. Dogal olarak, KutadguBilig’deki seçim anlayisini 19. yüzyilda yeserip 20. yüzyilda yayginlasacak“dogrudan seçim” olarak algilamamak gerekir. “Isin ehline verilmesi”düsüncesi Kutadgu Bilig’de, yöneticilerin yeni göreve alinacaklari sınama,onlar arasinda bir seçime gitme sorumlulugu olarak belirir. Ise alinacakkisiler, toplumun ileri gelenleri veya yöneticiler karsisina çikar ve her açidansınamadan geçirilir. Örnegin Aytoldi ilk sehre gittiginde ve hükümdar ilekarsilasmayi arzuladiginda Küsemis onun kisiligini tartar ve onu ancak iyiinsan olduguna kanaat getirdikten sonra dönemin has hacibi ile tanistirir. Hashacip de onu begendikten sonra hükümdar Küntogdi’nin huzuruna çikarir. Bukez hükümdar Aytoldi’yi sınar ve sonra devlet hizmetine davet eder. YaniKutadgu Bilig’e göre: “Beyler hizmetkarlarina dikkat ve hizmete girecekleride esasli bir sekilde tecrübe etmelidir. Ancak kulun isin ehli oldugugörüldükten sonra, bey ona izzet ve ihsan kapisini açmalidir.”

    Aytoldi’nin sınanma süreci Ögdülmis’in vezirlige atanmasinda datekrarlanmistir ve aslinda, yukarida belirttigimiz gibi, Yusuf eserin önemli birkismini devlet yönetimine gireceklerin nitelikleri ve seçimi üzerinediyaloglara ayirmistir. Böylece, demokratik bir devletteki seçimin islevini,ülkeyi yönetebilecek bilgili insanlari göreve getirmek olarak görürsek, bukonunun Kutadgu Bilig’de ayrintili olarak ele alindigini söyleyebiliriz.Eserdeki seçim süreci, ancak ehil insanlarin kademeli olarak en üst devletgörevlerini üstlenebilmesine olanak tanir: “Kulu önce, tavri ve hareketibakimindan, iyice tecrübe etmeli; sonra anlayisi nispetinde ona payeverilmelidir.”

    Yöneticilerin seçimi, demokratik yönetim kapisini elbette tek basinaaçamaz. Tarihte seçilen nice insanlar bir köseye itilmistir. Iste, Kutadgu Biligbu seçilen insanlara, danisma (mesveret) kurumu araciligiyla devletyönetiminde etkili olma imkanini tanimistir. Kutadgu Bilig’in diyaloglardanolusmasi bir rastlanti degildir. Yusuf düsüncelerini hiç diyaloglara yervermeden dile getirebilirdi; ancak o, karakterlerini karsilikli konusturarak,görüs alis verisinde bulundurmakta, birbirlerinin görüslerindenetkilendiklerini açikça ortaya koymaktadir. Iste eserini diyaloglar üzerinekuran Yusuf, insanlarin birbirleriyle danisma içinde olmasi gerektiginianlatmak istemistir: “Her isi…danisarak yapmalidir; danismayan herkes isindezarar görmüs ve sonunda pisman olup inlemistir. Dinle Tanridan insanlarahaber getiren nebi ne der: her yapilacak ise mesveret ile çare bulunur.”

    Danisilacak kisi isinin ehli ve bilgili insanlar olmalidir. Eserdehükümdar ve onun temsil ettigi kanunun gözünde akil ve istisare çokönemlidir; zaten, akli temsil eden Ögdülmis de hükümdarin basdanismanidir. Aslinda Kutadgu Bilig bilgili her insani potansiyel birdanisman olarak görmektedir. Yusuf söyle der: “Insan için akil ne iyi seydir:akilli insanlara müşavir gözüyle bakmali. Tavrin dogru ve hareketin temizolsun; yoldasin akil ve müsavirin bilgi olsun.”

    Böylece, Kutadgu Bilig,bilgili ve isinin ehli insanlarin karsilikli danismada bulundugu diyaloglardankuruludur. Hükümdar Küntogdi, önce veziri Aytoldi ile, o ölünce de yeniveziri Ögdülmis ile ve ayni zamanda Odgurmis ile görüs alis-verisindebulunur, islerini onlara danisir. Bunun yani sira, Aytoldi ile oglu Ögdülmis,Ögdülmis ile arkadasi Odgurmis da yapacaklari isi birbirlerine danisirlar.

    Kutadgu Bilig, sadece devlet yönetiminde degil, toplumsal yasamda dainsanlarin birbirleriyle danismasinin önemini belirtir: “Insan kendisi kendisini iyice bilemez; onu baskasina danisarak yapmak faydali olur. Ne gibi isyapmak istersen, onu baskalarina danis; danismayan kimseye karisma, ondanuzak dur.”

    Isin ehline verilmesi düsüncesi ve böylece devlet görevine alinacaklardaseçici olunmasi ile bu göreve seçilenlerle hükümdarin danisma içinde olmasi,bizi demokratik yasamda ve Kutadgu Bilig’in demokratik örgüsünde önemlibir sonuca ulastirir: yöneticilerin yardimcilarinin bulunmasi, yani gücünmutlak olmamasi. Totaliter/ otoriter ülkelerde ve mutlak hükümdarlikyönetimi altinda olan yerlerde asil olan, yöneticilerin gücünü kimse ilepaylasmamalari, kararlarini tek baslarina kimseye danismadan almalaridir.


    Demokrasilerde ise asil olan, devleti ilgilendiren önemli kararlarin tek kisitarafindan degil, halkin çikarlarini gözetecek kisiler tarafindan karsiliklidanisma içerisinde ve çok çesitli görüslerin uzlasmasi sonucunda alinmasidir.Kutadgu Bilig’de iste bu tür demokratik bir karar mekanizmasigörülmektedir. Hükümdar Küntogdi, eserdeki tek kisi olmadigi gibi, herkarari tek basina alan bir yönetici de degildir. Küntogdi’nin, sarayinyönetiminde kendisine yardimci olan kapicibasi, katip, asçibasi, içkicibasigibi görevlilerin yaninda bugünkü demokratik yasamda her biri bir bakanliktarafindan temsil edilen çok önemli yardimcilari bulunmaktadir.

    Bunlardanbazilari:

    vezir (basbakanlik), subasi (genel kurmay baskanligi ve millisavunma bakanligi), elçi (disisleri bakanligi), hazinedar (maliye bakanligi), kadi (adalet bakanligi), ve muhtesiptir (içisleri bakanligi ve polis/belediye teskilati). Ayrica, Yusuf bu yardimcilarin disinda bir de “hükümdara vekalet edecek kimse”den bahsetmektedir ki, vekalet makaminin o dönemde bile otomatik olmamasi gerektigini anlamaktayiz. Yusuf burada dogrudan “veliaht” veya “hükümdarin oglu” gibi vekalet edecek sahislari siralayabilirdi. Vekalet kurumunun isin ehline birakilmasi ve törelere uygun olarak islemesi gerektigi için belirli kimseler ismarlama bir sekilde vekil olarak adlandirilamaz. “Halkin huzur bulmasi ve saadetle yasamasi için, [hükümdara vekalet edecek kisinin] dürüst ve güvenilir bir kimse olmasi sarttir.”

    Kutadgu Bilig’de devlet isleri, hükümdarin islerinin ehli ve bilgili olanyardimcilarina danismasi ve bu danisma sonucunda alinan kararlardogrultusunda yürütülmektedir. Hükümdarin yardimcilarinin olmasi gerektigieserde sik sik karsimiza çikan bir düsüncedir. Örnegin vezir arayisinda olanKüntogdi eserin daha ilk basinda söyle düsünür: “Memleketin her isinikendim yapamam…Yardimci çok olursa, bey zahmet çekmez; onun her isiyoluna girer ve nizam bozulmaz. Bil ki her iste yardimci gerektir; beylikisinde ise kendine daha çok yardimci edinmeye bak.”

    Kisaca, KüntogdiKutadgu Bilig’de karsimiza mutlak hükümdar olarak çikmamakta; tamaksine, devlet islerinde basta vezir olmak üzere birçok yardimcisibulunmaktadir.Burada önemli olan bir diger konu ise, hükümdarin salt yardimcilarininbulunmasi ve hükümdarin bunlara danismasi degil, hükümdarin devletyönetiminde politik gücü, yani iktidari, bu kisilerle paylasmasidir. Gücünpaylasilmadigi ve yetkinin devredilmedigi bir rejimde, devleti yönetenlerin nekadar çok yardimcilari olursa olsun demokratik degerlerden söz edilemez.Iste Kutadgu Bilig’de hükümdar ile vezirleri arasindaki geçen konusmalardadevlet islerinin bizzat vezirlere devredildigini görüyoruz. Zaten Küntogdi’niniyi vezirler aramasi ve bu makama aday olanlari bizzat kend isinin sinamasi,bu nedenden dolayidir; hükümdar devlet islerini teslim edebilecegi bilgili vegüvenilir yardimcilar aramaktadir. Kutadgu Bilig’de görüyoruz ki:

    “Hükümdar Ögdülmis’i takdir etti ve ona itimat ederek, bütün isleri onuneline birakti.” Hükümdar, her isi kendisinin yapabilmesi için ne yeterlizamani ne de bilgisinin oldugunun ayrimindadir. Devleti temsil eden en üstmakam hükümdarlik olmakla birlikte, yönetimdeki önemli isler vezir ve digergörevliler tarafindan yerine getirilmektedir. Ögdülmis, hükümdara söyleseslenir: “[Hükümdardan] sonra, onun yerine, hareket ve söz ile memleketehükmeden insan vezirdir.” Küntogdi da vezirinin bu sözlerini onaylayarak“Sen benim gözüm ve kulagimsin, sen gör ve isit; uygunsuz ne görürsen, onuöyle birakma, düzelt” der.

    Bu gücün paylasimi ve yetki devri konusunda önemli bir nokta da,Kutadgu Bilig’de makamlarda bulunanlarin faniliginin vurgulanmasi ve“görev degisimi” için sürekli yeni insanlarin yetistirilmesine önemverilmesidir. Bu bir nevi bugünkü devlet yönetiminde görülen bürokratik yapive kadrolarin olusturulmaya çalisilmasidir. Örnegin Küntogdi, Ögdülmisyasiyor olmasina ragmen yeni bir vezir bulma telasina düsmekte ve bu nedenle Odgurmis’i saraya davet etmektedir. Küntogdi Ögdülmis’e söyleseslenir: “Senin gibi daha baska biri bulunmus olsa idi, senden önce veyasenden sonra ayni yolu takip etmis olurdu.” Ögdülmis de bu görüsübenimser ve hükümdari söyle yanitlar: “Ne kadar çok olursa olsun, memleketisine yardimcilar ara; memleket böyle tanzim edilir





+ Yorum Gönder