+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Tarihî Gelişim Sürecinde İnsan Hakları Ve Osmanlı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Tarihî Gelişim Sürecinde İnsan Hakları Ve Osmanlı








    Tarihî Gelişim Sürecinde İnsan Hakları ve Osmanlı

    Osmanlı Devleti’nin insana ve onun en tabiî ihtiyacı olan kişisel hak ve özgürlüklere bakış açısını anlayabilmek için, karşılaştırmalı bir incelemenin faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu amaçla yapmış olduğum araştırma sonucunda insan hakları konusunda, genel anlamda, şimdiye kadar oldukça detaylı çalışmaların yapıldığını tetkik ettim. Bu arada, Osmanlı devletinde insan hakları konusu ile ilgili bazı çalışmaları da gözden geçirince, bu konunun kapsamına giren meselelerin bir derya olduğunu fark etmemek imkansızdı. Bu nedenle, makalemizi belirli sınırlar içerisinde tutmamızın daha faydalı olacağı anlayışı ile konuyu sadece devletin insana bakış açısı, kişinin özgürlüğü ve kişinin kanun karşısındaki durumu noktasında ele almanın uygun olacağı düşüncesindeyim. Burada, öncelikle, insan hakları kavramının devlet yönetiminde yerleşip kurumlaşması ile ilgili şartları, yani bu durumu belirleyen hukukî ve tarihî modeli sunmak istiyoruz. Bu nedenle, yazımızda bir yandan günümüzde tarihini Roma ve Bizans kültürünün temelleri üzerine oturtan Avrupa’nın, tarihi boyunca insana verdiği değeri incelerken, diğer yandan Osmanlı’nın insan unsuruna verdiği önemi gözler önüne sermeyi amaçladık. Burada, metod olarak, kendimiz konuşmaktan ziyade belgeleri konuşturmayı uygun bulduk. Böyle kısa bir çalışma ile insan hakları ile ilgili bütün belgeleri incelememiz mümkün olmayacağından bu konu ile ilgili olan belgeler içerisinden sadece birkaç çarpıcı örnek üzerinde değerlendirme yapmanın daha doğru olduğu kanaatindeyim.

    Tarihî Gelişim Sürecinde İnsan Hakları ve Osmanlı.jpg

    Bu tarihî gelişim çizgisine geçmeden önce, insan hakları kavramının hukuk dilinde nasıl bir mana taşıdığına bir göz atalım. Milletlerarası metinlerde “insan hakları” olarak geçen kavram, hukuk literatüründe kişinin temel hakları, temel özgürlükleri ve kamu özgürlükleri anlamında kullanılmaktadır.[ii] Ancak, hak ve özgürlük kavramlarının soyut ve herkes için farklı algılanabilen çok yönlü ve değişken terimler olmaları insan hakları ifadesinin tam bir tanımının yapılabilmesini güçleştirmektedir. Fakat burada amacımız insan haklarının teorik açıklamaları olmadığından bu kavramın en azından, genelde ne ifade ettiğini söyleyebilir ve “devletin otoritesi ile kişinin hak ve hürriyetleri arasında kurulması gereken ‘hassas bir denge’ olarak tanımlayabiliriz.[iii] İşte bu dengenin sağlanması ve “iktidar ile özgürlük ihtiyaçlarının karşılanması ancak “hukuka bağlı devletlerde" mümkün olmuştur.[iv] Dönmezer’e göre; bu düzeni sağlayabilecek “hukuk devleti”, idare ve hükümetin bütünüyle hukuk kurallarına bağımlı ve ancak o kurallara göre ve onların izin verdiği tasarruflarda bulunduğu, her yetki sahibinin faaliyet ve tasarruf alanını objektif kurallara göre düzenlediği ve hiçbir iktidar mensubunun ve görevlisinin o sınırlar dışında faaliyette, tasarrufta bulunmasına imkân tanımayan devlettir. Hukuka bağlı bir devlet, bunların temini için yetki sahiplerinin hukuk düzenince kendilerine verilmiş olan yetkilerin sınırları içinde kalmalarını, o sınırları aşmamalarını ve zorlayamamalarını sağlamakla görevli mekanizmaları oluşturmalıdır”.[v]

    Tabiatı ve yaratılışı itibariyle sosyal bir varlık olan insanoğlu yüzyıllar boyu, birarada yaşamanın bir gereği olarak barış ve düzeni sağlayabilmek için, hukukî bir düzen ve teşkilat oluşturmuştur. İşte bu gün ulaşmış olduğumuz hukukî olgunluk seviyesi, bu tarihî gelişim sürecinin bizlere bir armağanıdır. Çağlar boyunca devletler kurmuş olan devletlerin hukuk sistemleri ve insanı hangi hukukî platformda değerlendirdiklerine bakarak bugünkü seviyeyi tesbit etmemiz daha kolay olacaktır. Yavuz Atar haklı olarak, “Çin, Hint, Mısır, Sümer, Babil, Asur, İbrani, Eti ve İran medeniyetlerinde hukukî bir takım düzenlemelerin yapılmış olduğundan bahsetmekle birlikte, o çağlarda, siyasî ve hukukî esasların ve insan haklarının bugünkü şekli ve ifadesiyle aranmasının doğru olmadığını”[vi] belirtmektedir.

    Eski Yunanistan’da ise; hukuk kuralları ve insan haklarının belli bir kesime hitab ettiği ortadadır. Şehir devletleri (polis) mozayiği halinde teşkilatlanmış olan eski Yunan demokrasisi, aslında bir oligarşidir ve bu sistemde halk hakimiyeti sözde kalmıştır. Ancak, Atina’da oturan belli sayıda insan, vatandaş statüsünde kabul edilmiş, bunlar arasında da, ancak kriterleri idare edenler tarafından konulmuş olan özellikleri taşıyanlar birtakım hak ve özgürlüklere sahip olabilmişlerdir.[vii]

    Bu arada vatandaşlık kavramı, zamanla insanların hak ve hürriyetlere sahip olup olmamalarında tayin edici bir kişisel statü haline gelmiştir. Günümüzde olduğu gibi, eski çağlarda da vatandaşlık kavramının, artık, hukukî, siyasî ve sosyal olmak üzere üç önemli temel üzerine oturduğu düşünülebilir. Bunlardan en önemlisi kişiye konuşma, düşünce, inanç özgürlügü veren, ona mal mülk sahibi olma hakkı tanıyarak, gerektiğinde kanun önünde adaletle yargılanmasını sağlayan hukukî yönüdür.[viii] İşte insan hak ve özgürlüklerinin önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır.

    Eski Yunanistan’da olduğu gibi, Roma’da da halk genelde pek çok sosyal sınıfa ayrılmış ve adalet sisteminden, ancak kendilerine vatandaşlık hakkı tanınanların bir kısmı faydalanabilmiştır. Yani fertlerin kanun önündeki durumları açısından halk temelde, vatandaşlar ve vatandaş olmayanlar olarak birbirinden ayrılıyordu. Vatandaş olmayanların alınıp satılmaktan başka toplumda hiçbir değerleri olmadığı gibi bunların hak ve hukuklarından söz etmek de imkansızdı. Roma’da hiçbir zenginlik ve soyluluğa sahip olmayan halk, bağlı eyaletlerdeki halk ve köleler bu grubu oluşturuyordu. Bu gruptakiler herhangi bir suçlama karşısında yargılanmalarına gerek kalmadan cezalandırılabilirler, gladyatör gösterilerinde halkı ve imparatorları eğlendirmek için hayvanlara yem olarak kullanılabilirlerdi.

    Vatandaşlık statüsü ise, bazı kesim için gerçekten bağlayıcı bir unsur olarak haklarını korurken, diğer bir kısmı için hiç de öyle olmamıştır. Gerçi Roma, kanun önünde ve kağıt üzerinde vatandaşları ayırdetmemişti fakat, uygulamalarda Roma’da doğup yetişen ve soylu bir aileye mensup bir vatandaş ile eyaletlerde herhangi bir hizmetin karşılığı olarak kendisine sonradan vatandaşlık hakkı verilen sade halk arasında büyük ayrım olduğunu örnekler doğrulamaktadır.

    Eğer Roma İmparatorluğunda da gerçekten uygulanmış olsaydı, işte kendilerine sonradan vatandaşlık hakkı tanınmış olanlar da bu haklardan faydalanabileceklerdi. Roma’da vatandaşlar herhangi bir suçlama karşısında imparatora sığınma ve onun yargısını isteme hakkına sahipti (buna provocatio denilmektedir). Kanuna göre, tutuklama, dövme ve hapis cezaları yabancılara uygulanabilirdi, fakat bunları bir Roma vatandaşına uygulamak son derece tehlikeliydi.[ix] Teoride Roma hukuk sistemi yabancılara (yani eyaletlerdeki halka) sadece yerel idarecilerin mahkemelerinde yargılanabilme hakkı tanırken, vatandaşlar yerel idarecilerin adaletsiz yargılamalarından kaçınmak için daha üst bir mahkemenin, mesela imparatorun yargısına müracaat edebilirlerdi.[x] Fakat uygulamada vatandaşlık hakkına sahip olmak, bu gruptaki kimselerin her zaman kanunda vatandaşlara tanınmış olan adalet mahkemelerinde yargılanabilme ayrıcalığından faydalanabilecekleri anlamına gelmiyordu. Vatandaş olarak nitelendirilenler arasında da çeşitli sınıf farkları olduğundan, yargılama sırasında, soyluluk ve zenginliğe önem veriliyordu[xi] Zaten Roma idarecileri, eyaletlerdeki vatandaşların güvenliğini sağlayıp sağlayamamak gibi bir endişe de taşımıyorlardı.[xii]

    Geç Cumhuriyet döneminde Roma Senatosu aldığı bir karar[xiii] ile eyalet idarecilerini, Roma vatandaşlarını halkın önünde yargılamadan, öldürmekten, kamçılama ve dövmeden, işkence etmekten, mallarını müsadere etmekten veya zincire vurmaktan men ediyordu. İşte Roma vatandaşlarının kanun önündeki tek avantajı, eyaletlerdeki idarecilerin bu tür kanunsuz tavırları karşısında halkın yargısına müracaat edebilmeleriydi.[xiv] Ancak İmparatorluğun batısında meydana gelen pek çok olay, Roma’nın eyaletlerdeki vatandaşları, Roma’da doğup yetişmiş olan soylu ve zengin vatandaşlar kadar düşünmediğini göstermektedir. Eyaletlerde en basit suçların infazı dahi vatandaşlar için ağır bir şekilde sonuçlanabiliyordu. Meselâ, eyalet idarecisi Verres’in Sicilya’da, önce Gavius ve daha sonra da diğer bazı vatandaşları gözünü kırpmadan astırması gerçekte tamamen kanun dışı uygulamalardı.[xv]

    Roma İmparatorluğu’nun kuruluş döneminde vatandaşların halkın yargısına müracaat edebilmesi hakkı, MÖ 30’da Avgustus tarafından değiştirildi. Vatandaşlar bundan sonra herhangi bir adaletsiz yargılama karşısında imparatora müracaat ederek haklarını arayabilirlerdi.[xvi] Fakat, Avgustus’un kanunu da vatandaş kavramına açıklık getirmediğinden, bu konudaki düzensizlikleri ortadan kaldıramadı. Gerçi imparatorun yargısına sığınmak da her zaman için bir kurtuluş değildi. Kanunlar yeterince açık olmadığından herşey imparatorun insafına bırakılmıştı.

    Aziz Paul’ün ve çevresinde toplanmış olan Hıristiyanların Filippi’de eyalet idarecisi tarafından eziyetlere maruz bırakılmaları da yine bir başka kanunsuz yargılama örneğiydi. Çok tanrılı dinlere inanan Roma’da eyalet idarecileri ve devlet görevlileri, halk arasında hızla yayılmaya başlayan Hıristiyanları döverek onlara akla hayale gelmedik işkenceler yaptılar. Gerçi eyalet idarecisi bunların Roma vatandaşı olduklarını duyunca biraz endişelenmiş ve salıverilmelerini emretmişti.[xvii] Fakat bunun sonucunda kendisinin herhangi bir sorgulamaya maruz kalıp kalmadığı da müphemdir. Paul, bir avukat olarak haklarını bildiğinden, kendisini zindandan çıkarmaya çalışan görevlilere: “ hayır, eğer bizi buraya kapatanlar haklı iseler gelsin bizleri buradan kendileri çıkarsınlar” diyerek kendilerine yapılmış olan muamelenin kanunsuz olduğunu ısrarla vurguluyordu. Fakat, eğer Paul haklarını bilmemiş olsaydı yine salıverilecek miydi?







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye







    Tarihî Gelişim Sürecinde İnsan Hakları Ve Osmanlı devleti

    Akgündüz, 1989 = Ahmet Akgündüz, Belgeler Gerçekleri Konuşuyor (1) (İzmir).

    Akgündüz ve Öztürk, 1999 = Ahmet Akgündüz ve Said Öztürk, 700. Yılında Bilinmeyen Osmanlı, Osmanlı Araştırmaları Vakfı (İstanbul).

    Atar, 1992 = Yavuz Atar, “Çağlar Boyunca Türk Dünyası Dışındaki Devletlerde İnsanî Değerler ve Hukuk”, Türklerde İnsanî değerler ve İnsan Hakları (Başlangıcından Osmanlı Dönemine Kadar), Türk Kültürü’ne Hizmet Vakfı, birinci kitap, (İstanbul), s. 15-71.

    Berktay, 1989 = Halil Berktay, “İktisat Tarihi: Osmanlı Devleti’nin Yükselişine Kadar Türkler’in İktisadî ve Toplumsal Tarihi”, Türkiye Tarihi (Osmanlı Devletine Kadar Türkler), yayın yönetmeni Sina Akşin (İstanbul), s. 23-136.

    Cassius Dio = The Roman History (The Reign of Augustus), translated by Ian Scott-Kilvert, Penguin Books, 1987 (Middlesex).

    Cin ve Akgündüz, 1995 = Halil Cin ve Ahmet Akgündüz, Türk Hukuk Tarihi (Giriş ve Kamu Hukuku), cilt I, Osmanlı Arştırmaları Vakfı Yayınları no: 10 (İstanbul).

    Cin ve Akgündüz, 1996 = Halil Cin ve Ahmet Akgündüz, Türk Hukuk Tarihi (Özel Hukuk), cilt II, Osmanlı Arştırmaları Vakfı Yayınlarıno: 10 (İstanbul).

    Cook, 1976 = M. A. Cook, “Introduction”, A History of the Ottoman Empire to 1730 (Cambridge University Press), s. 1-9.

    Crook, 1970 = J. A. Crook, Law And Life Of Rome (London).

    Creasy, 1878 = Sir Edward S. Creasy, History of the Ottoman Turks: From the Beginning of their Empire to the Present Time (London).

    Çandarlıoğlu, 1992 = G. Çandarlıoğlu, “Uygurlarda İnsanî Değerler ve Hukuk”, Türklerde İnsanî Değerler ve İnsan Hakları (Başlangıcından Osmanlı Dönemine Kadar), Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, birinci kitap, (İstanbul), 117-131.

    Dante = Monarchy, ed. by Prue Shaw, 1996 (Cambridge).

    Defterdar Sarı Mehmet Paşa, 1969 = Devlet Adamlarına Öğütler (Osmanlılarda Devlet Düzeni), derleyen ve çeviren: Hüseyin Ragıp Uğural (İçişleri Bakanlığı Tetkik Kurulu Müşaviri), Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü Yayınları, TTK basımevi (Ankara).

    Dönmezer, 1992 = Sulhi Dönmezer, “İnsan Hakları ve Bu Kavramın Devlet Yönetim Felsefesinde Yerleşmesi ve Kurumlaşması”, Türklerde İnsanî Değerler ve İnsan Hakları (Başlangıcından Osmanlı Dönemine Kadar), Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, birinci kitap, (İstanbul), 1-14.

    Garnsey, 1970 = P. Garnsey, Social Status and Legal Privilege in the Roman Empire (Oxford).

    Garnsey, 1974 = P. Garnsey, “Aspects of the decline of the urban aristocracy in the Empire”, ANRW, II.1, 229-252.

    Gibbon, 1993 = Edward Gibbon, The Decline and Fall of the Roman Empire (London).

    İnalcık, 1969 = Halil İnalcık, “Ottoman policy and administration in Cyprus after the conquest”, The Ottoman Empire: Conquest, Organisation and Economy (London), 1-23.

    İnalcık, 1973 = Halil İnalcık, The Ottoman Empire the Classical Age 1300-1600, translated by Norman Itzkowitz and Colin Imber, New York.

    İnalcık, 1976 = Halil İnalcık, “The rise of the Ottoman Empire”, A History of the Ottoman Empire to 1730, ed. by M. A. Cook (Cambridge University Press), 10-53.

    İnalcık, 1987 = Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar I, TTK basımevi, ikinci baskı (Ankara).

    İnalcık,1994= Halil İnalcık, “The Ottoman State: Economy and Society (1300-1600)”, An Economic and Social History of the Ottoman Empire (1300-1914), ed. by Halil İnalcık Donald Quataert, Cambridge University Press, 1-409.

    Jones, 1949 = A. H. M. Jones, Constantine and Conversion of Europe (London).

    Jones, 1960 = A. H. M. Jones, Studies in Roman Government and Law (Oxford).

    Jones, 1964= A. H. M. Jones, The Later Roman Empire (284-602), cilt I (Baltimore).

    Jones, 1972 = A. H. M. Jones, The Criminal Courts of the Roman Republic and Principate (Oxford).

    Kılınçkaya, 1999 = Derviş Kılınçkaya, “Atatürk’ü Anlamak”, Türk Yurdu, XIX/139-141, Mart-Mayıs 1999, s. 90-94.

    Koçi Beğ = Koçi Beğ Risalesi, sadeleştiren Zuhuri Danışman, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1000 Temel Eser dizisi, 1985 (Ankara).

    Kodaman, 1999 = Bayram Kodaman, “Milliyetçiliğin Tarihî Seyri”, Türk Yurdu, XIX/139-141, Mart-Mayıs 1999, (Ankara), 67-72.

    Kunt, 1995 = Metin Kunt, Suleiman the Magnificent and his Age (The Ottoman Empire in the Early Modern World), ed. by Metin Kunt and Christine Woodhead (New York).

    Kuzu, 1999 = Burhan Kuzu, “Kişi Özgürlüğü Ve Güvenliği Bağlamında Keyfî Tutuklamaya Karşı Koruma”, Akademik Araştırmalar Dergisi, sayı 1, (İstanbul), s. 1-32.

    Liebeschuetz, 1979 reprinted 1996 = J. H. W. G. Liebeschuetz, Continuity and Change In Roman Religion (Oxford).

    Lintott, 1993 = Andrew Lintott, Imperium Romanum (Politics and Administration) (London).

    Marshall, 1950 = T. H. Marshall, Citizens and Social Class and Other Essays (Cambridge).

    McCharthy, 1997 = Justin Mc Charthy, The Ottoman Turks (An Introductory History to 1923) (New York).

    Ostrogorsky, 1986 = Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, 2. baskı, çeviren Prof. Dr. Fikret Işıltan, TTK (Ankara).

    Pliny The Younger = The Letters Of The Younger Pliny, translated by Betty Radice, Penguin Classics, 1988 (London).

    Sait Halim Paşa, 1992 = Prens Sait Halim Paşa, Toplumsal Çözülme (Buhranlarımız), hazırlayan N. Ahmet Özalp (İstanbul).

    Sertkaya, 1992 = Osman F. Sertkaya “Eski Uygur Türkleri’nden Hukuk Belgeleri Örnekleri”, Türklerde İnsanî Değerler ve İnsan Hakları (Başlangıcından Osmanlı Dönemine Kadar), Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, birinci kitap, (İstanbul), 131-148.

    Shaw, 1976 = Stanford Shaw, The History of the Ottoman Empire and Modern Turkey (Empire of the Gazis: The Rise and decline of the Ottoman Empire, 1280-1808), vol. I (Cambridge University Press).

    Shaw, 1984 = Brent D. Shaw, “Bandits in the Roman Empire”, Past and Present, no 105, 3-52.

    Taneri, 1992 = Aydın Taneri, “Tarih Boyunca Milletlerarası Münasebetlerde Adalet ve Türkler”, Türklerde İnsanî Değerler ve İnsan Hakları (Başlangıcından Osmanlı Dönemine Kadar), Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, birinci kitap, (İstanbul), 425-442.

    Tansel, 1985 = Selahattin Tansel, Osmanlı Kaynaklarına Göre Fatih Sultan Mehmet’in Siyasî ve Askerî Faaliyeti, TTTK (Ankara).

    Taşağıl, 1992 = Ahmet Taşağıl, “Göktürklerde İnsanî Değerler ve İnsan Hakları”, Türklerde İnsanî Değerler ve İnsan Hakları (Başlangıcından Osmanlı Dönemine Kadar), Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, birinci kitap, (İstanbul), 93-116.

    Tellegen-Couperus, 1993 = Olga Tellegen-Couperus, A Short History of Roman Law (London).

    Toynbee, 1974 = Arnold J. Toynbee, “The Ottoman Empire’s place in world history”, in The Ottoman State and Its Place World History, ed. by Kemal Karpat ( Leiden) 15-28.

    Türkeli, 1992 = Cevat Türkeli, “Hunlarda İnsanî Değerler ve Hukuk”, Türklerde İnsanî Değerler ve İnsan Hakları (Başlangıcından Osmanlı Dönemine Kadar), Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, birinci kitap, (İstanbul), 71-92.

    Unat, 1941 = Faik Reşit Unat, “Ahmet III. Devrine Ait Bir Islahat Tahriri (Muhayyel Bir Mülakatın Zabıtları)”, Tarih Vesikaları, c. I/II, 42, 107-121.

    Uzunçarşılı, 1983 = İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, II. Cilt, TTK basımevi (Ankara).

    Wittek, 1938 = Paul Wittek, The Rise of the Ottoman Empire,

    (London).



    --------------------------------------------------------------------------------

    * Dr., Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı

    Bu araştırma, 1995-1999 yılları arasında Ingiltere’nin Wales Swansea Üniversitesi’nde doktora tezimi hazırladığım dönemde yapmış olduğum çalışmalara dayanmaktadır. Konu, esas itibariyle tezin çok küçük bir bölümünde farklı bir açıdan ele alınmıştır. Doktora çalışmalarım sırasında burs desteği sağlayarak, bana böyle bir araştırmayı gerçekleştirme fırsatı tanıyan YÖK’ e ve Celal Bayar Üniversitesi’ne teşekkür ederim. Ayrıca, yapıcı eleştirilerini esirgemeyen Dr. Mehmet Yaşar Ertaş’a ve araştırmamızı okuma nezaketi göstererek anlamlı bir metnin ortaya çıkmasında emeği geçen genç meslektaşım Araştırma Görevlisi Pınar Yavuz’a teşekkürlerimi sunarım.

    [ii] Dönmezer 1992, 3.

    [iii] Kuzu 1999, 1.

    [iv] Dönmezer 1992, 9; Kuzu 1999, 1.

    [v] Dönmezer 1992,9. Kuzu da bu fikri doğrulamaktadır. (Kuzu 1999, 1).

    [vi] Atar 1992, 15-20.

    [vii] Akgündüz 1989, 7; Atar 1992, 27-28.

    [viii] Marshall 1950, 10 ve 27 vd.

    [ix] Garnsey 1970, 268.

    [x] Garnsey 1970, 261.

    [xi] Garnsey 1970, 266.

    [xii] Garnsey 1970, 268.

    [xiii] Lex de vi publica.

    [xiv] Garnsey 1974, 160; Tellegen-Couperus 1993, 90-93.

    [xv] Cicero, II Verr, V. 139-173.

    [xvi] Cassius Dio, LI, 19; Jones 1960, 54.

    [xvii] Holy Bible, Acts, XVI. 37.

    [xviii] Holy Bible, Acts, XXV. 11; Jones 1960, bölüm IV, 54-55; Jones 1972, 102; Garnsey 1970, 268.

    [xix] Pliny, X. 96; Jones 1960, bölüm 4, 55; Jones 1972, 102. Pliny aynı zamanda yakalanmış olan bir askeri de kendi yargılamayıp imparatora göndermişti. (Pliny, X, 74).

    [xx] Lintott 1993, 164; Garnsey1970, bölüm II, 266.

    [xxi] Oliver 1989, no. 153; ayrıntılı bilgi için bk. Palaz Erdemir, 1998,203.

    [xxii] Constitutio Antoniana, bk. Jones 1960, 61-63; Crook 1970, 8, 45, 256, 280-284.

    [xxiii] Bu gelişmeler için bk. Gibbons 1993, III. 167.

    [xxiv] Jones 1949, 237 vd; Liebeschuetz 1979, 18.

    [xxv] Ostrogorsky 1986, 27.

    [xxvi] Bu dönemde daha önceki tanrılar ve onların kültleri kaldırılarak bunlara inanmak yasaklandı. Pagan veya Hirıstiyan kölelerini sünnet ettiren Yahudiler şiddetle cezalandırıldılar. Bk. Jones 1964, 93.

    [xxvii] Ostrogorsky 1986, 28. Aynı zamanda bk. Jones 1964, 90-93.

    [xxviii] Jones 1964, 91.

    [xxix] Jones 1964, 92.




+ Yorum Gönder