+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Anadoludaki İlk Türk Devletleri Ve Türkiye Selçuklularının Kuruluşu Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Anadoludaki İlk Türk Devletleri Ve Türkiye Selçuklularının Kuruluşu








    Anadoludaki İlk Türk Devletleri ve Türkiye Selçuklularının Kuruluşu

    Anadoludaki İlk Türk Devletleri ve Türkiye Selçuklularının Kuruluşu ilgili bilgi


    Kavram Bilgisi:
    Fetih : Bir yeri veya ülkeyi savaşarak almak.
    İmar etmek : Bir yeri geliştirip güzelleştirmek, hayat şartlarına uygun duruma getirmek.
    Medrese : Müslüman ülkelerde orta ve yüksek öğretimin yapıldığı eğitim kurumlarının genel adı.
    Türkmen : Oğuzlardan Müslüman olan gruplara verilen genel ad.
    Kümbet : Selçuklular Dönemi’ne ait, kendine özgü yapısı olan anıt mezarlardır. Dört duvarının üstü kubbeyle örtülü olanlara türbe; duvarları silindir veya çokgen, çatıları konik veya piramit şeklinde olanlara ise kümbet denir.
    Külliye : Cami ile birlikte kurulan medrese, kütüphane ve hastane gibi yapıların bütünüdür.
    Bugünkü milli sınırlar içerisinde ve çevresinde devlet kuran Türklerin tarihine Türkiye Tarihi denir. Üzerinde yaşadığımız Anadolu, tarih boyunca çeşitli kavimler tarafından işgal edilmiş ve bu yarımadada birçok devlet kurulmuştur. Ancak bu devletlerin hiç birisi Anadolu'nun tarihi üzerinde Türkler kadar etkili olamamışlardır. Türklerin Anadolu'yu fethederek İslâmlaştırmaları ve burayı vatan yapmaları Türk ve dünya tarihinin en önemli olaylarından biridir.
    Genel Türk Tarihinin devamı olan bu döneme 2.anayurdumuzun adı verilmiştir.
    Bu dönem 5 bölüme ayrılır ve günümüze kadar devam eder:
    1- Anadolu’ya ilk Oğuz akınları ve ilk Türk Devletleri(Türkmen Beylikleri) devri
    2- Anadolu Selçuklu Devleti Devri(1075–1308)
    3-Anadolu Türk Beylikleri Devri(1308–1515)
    4-Büyük Osmanlı Devleti Devri(1299–1922)
    5-Türkiye Cumhuriyeti Devleti Devri(1922-.)


    Türklerden Önce Anadolu’nun Durumu
    Türklerin Anadolu’ya yerleştiği Xl. yüzyılda bölgede Rum, Ermeni ve Süryani gibi kavimler yaşamaktaydı.
    Yıllarca devam eden Sasani - Bizans savaşları Anadolu’nun harabeye dönmesine neden olmuştur. Bu durum bölgede nüfusun azalmasına ve mevcut nüfusun can güvenliği nedeniyle şehirlerde -toplanmasına yol açmıştır.
    Bizans İmparatorluğu’nun otoritesinin zayıflamasıyla birlikte Anadolu’nun doğusunda Ermeni ve Gürcü prenslikleri kurulmuştur.
    Uyarı: Bizans İmparatorluğu’nun siyasi birliğinin bozulması, Çağrı Bey’in keşif seferlerinin ardından Anadolu’ya yerleşmeyi planlayan Oğuzların işini kolaylaştırmıştır.


    ANADOLU'NUN FETHİ
    Anadolu'ya İlk Türk Akınları
    Anadolu’ya yerleşme amacı ile ilk akınlar Büyük Selçuklular tarafından düzenlenmiştir. Selçuklulardan önce Anadolu’ya akınlar düzenleyen Türkler, buraya yerleşmeyi ve vatan edinmeyi düşünmemişlerdir.
    Anadolu’ya düzenlenen Türk akınlarını kronolojik olarak şöyle sıralayabiliriz:
    • Anadolu’ya ilk Türk akınlarını İskit Türkleri ve Hunlar düzenlemiştir. Kavimler Göçü sırasında bir Hun akıncı kolu Kafkasya’dan Anadolu’ya girmiştir.
    • Anadolu’ya ikinci olarak Sibir (Sabar) Türkleri 6. yüzyılda akınlar düzenlemiştir. Sasanilerle anlaşan Sibirler, Anadolu’nun büyük bir kısmını Bizans’ın elinden almayı başarmışlardır.
    • Anadolu’ya Türkler üçüncü kez Abbasi Devleti bünyesinde gelmiştir. Abbasiler tarafından Avasım şehirlerine yerleştirilen Türkler, Bizans’a karşı seferler düzenlemişlerdir.
    Büyük Selçuklu Devleti kurulmadan önce Tuğrul ve Çağrı Bey idaresindeki Oğuzlar, Maveraünnehir’de Karahanlı ve Gazneli devletlerinin şiddetli baskısı altında bulunuyorlardı. Bu baskıdan kurtulmak amacıyla yeni bir yurt arayışına giren Selçuklular, Anadolu’ya keşif seferleri düzenlemişlerdir.
    Çağrı Bey, 1015 yılında Doğu Anadolu’ya girerek Van Gölü çevresinin büyük bir kısmını denetim altına almıştır. Çağrı Bey’in başlattığı bu Anadolu akınlarının temel amacı; Anadolu’yu yakından tanımak ve gelecekte yapılacak olan kesin yerleşmenin nasıl olacağını kararlaştırmaktır.


    Malazgirt Savaşı’ndan Sonra Anadolu’da Kurulan İlk Türk Devlet ve Beylikleri
    Alp Arslan, Malazgirt Savaşı’ndan sonra, Anadolu’nun fethini tamamlamak amacıyla önemli komutanlarını Anadolu’ya göndererek fethedilen yerleri fethedenin malı sayacağını belirtmiştir.
    Uyarı: Bu durum Anadolu’nun kısa sürede fethedilmesini sağladığı gibi merkezi otoriteyi sarsabilecek beyliklerin kurulmasına da neden olmuştur.
    Anadolu’da kurulan ilk Türk devletleri ve belli başlı özellikleri şunlardır:
    Danişmentliler (1080- 1178)
    Melikşah döneminde Danişment Ahmet Gazi tarafından Sivas merkez olarak kuruldu (1080). Zamanla sınırlarını Tokat, Amasya, Çankırı, Kastamonu, Kayseri ve Malatya’ya kadar genişlettiler. Danişmentliler Emir Gazi döneminde en parlak devirlerini yaşadılar. Melik Muhammed’in ölümünden sonra başlayan taht kavgalarıyla zayıflayan devlet Kayseri, Sivas ve Malatya olmak üzere üç kola ayrıldı.
    Eski güçlerini kaybeden Danişmentlilerin üç kolu da Türkiye Selçuklu Sultanı Il. Kılıç Arslan tarafından ortadan kaldırılmıştır (1178).
    Danişmentlilerin bazı özellikleri şunlardır:
    • Anadolu’da kurulan ilk Türk devletlerinin en geniş sınırlara ulaşanı ve en güçlüsüdür.
    • Gürcüler, Bizanslılar ve Haçlılarla mücadele ettiler.
    • İç Anadolu’ya hakim olan Danişmentliler, bir süre Türkiye Selçuklularını da hakimiyetlerine alarak Anadolu’da en önemli siyasi güç haline geldiler.
    • Danişmentlilerden kendi adına para bastıran ilk hüküm- dar Danişment Ahmet Gazi’dir. Danişment Gazi ve daha sonraki hükümdarlar döneminde bastırılan bazı paralarda Grekçe yazılar yer almıştır.
    • Danişmentname en önemli destanlarıdır.
    Danişmentname:
    Anadolu’nun fethini ve bu mücadelenin kahramanlarını anlatan, 12. yüzyılda sözlü olarak şekillenen 13. yüzyılda yazıya geçirilen İslami Türk destanlarındandır.
    Xl. yüzyılda yaşamış Türk devlet adamı Melik Danişment Gazi’nin hayatını, savaşlarını, Anadolu’daki bazı şehirlerin (Tokat, Zile, Amasya, Çorum, Niksar) fethini anlatmaktadır.
    Danişmentname; hikaye edilen olayların tarihi gerçeklere uygunluğu, kahramanlarının yaşamış Türk beyleri olmaları ve Anadolu coğrafyasının gerçek isimleriyle anılmasından dolayı uzun süre tarih kitabı olarak nitelendirilmiştir.


    • Kayseri Ulu Cami, Tokat ve Niksar’da yaptırılan Yağıbasan Medreseleri Danişmentlilerin en önemli eserleri arasında yer almaktadır.
    YAĞIBASAN MEDRESELERİ
    Yağıbasan Medreselerini yaptıran Nizameddin Yağıbasan, Danişmentlilerin kurucusu Danişment Gazi’nin torunu, ikinci Danişmentli hükümdarı Melik Gazi’nin oğludur. Tokat ve Niksar’da inşa edilen Yağıbasan Medreseleri Anadolu’nun ilk medreseleri olarak kabul edilmektedir.


    Saltuklular (1072 -1202)
    Alp Arslan’ın komutanlarından Ebul Kasım Saltuk tarafından Erzurum merkez olarak kuruldu (1072).
    Saltukluların bazı özellikleri şunlardır:
    -Anadolu’da kurulan ilk Türk devletidir.
    -Danişmentlilerle birlikte Haçlılara karşı mücadele ettiler.
    -Gürcülerle ve Trabzon Rum İmparatorluğu ile savaştılar.
    -Erzurum, Bayburt, Kars ve çevresine hakim oldular.
    -Önceleri Büyük Selçuklulara bağlı olan Saltuklular, Türkiye Selçuklu hükümdarı Rükneddin Süleyman Şah tarafından yıkıldılar (1202).
    -Erzurum, Akdeniz limanlarından Azerbaycan ve Türkistan’a uzanan ticaret yolları üzerinde yer aldığından Saltuklular Döneminde önemli bir ticari merkez olmuştur.
    -Erzurum’da bulunan Kale Cami, Tepsi Minare, Mama Hatun Türbesi, 0ç Kümbetler, Ulu Cami Saltuklulardan günümüze ulaşan önemli eserler arasında yer almaktadır.
    Mengücekliler (1080 - 1228)
    Alp Arslan’ın komutanlarından Mengücek Gazi tarafından Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar’da kuruldu (1080). Anadolu fetihleri sırasında Mengücek Gazi’nin ölümünden sonra beylik Danişmentoğullarına bağlandı ve kısa süre sonra ikiye ayrıldı (1142). Divriği ve Erzincan kolları Moğol istilasından önce 1. Alaeddin Keykubat döneminde Türkiye Selçuklu hakimiyetine girmiştir.
    Mengüceklilerin bazı özellikleri şunlardır:
    -Gürcüler ve Pontus Rum İmparatorluğu ile mücadele etmiş, Rumların güneye inmesini engellemişlerdir.
    -Hakimiyet kurdukları bölgeleri kültür ve ticaret merkezi haline getirmişler, bu bölgeleri mimari eserlerle donatmışlardır. Ancak bölgede meydan gelen depremler, eserlerden birçoğunun günümüze ulaşmasını engellemiştir.
    -Divriği (Sivas) Külliyesi Mengücekliler Dönemi’nin en önemli eseridir.


    DİVRİĞİ ULU CAMİİ VE DARÜŞŞİFASI
    Divriği Ulu Camii, Mengücek Beyi Ahmet Şah tarafından, Şifahane ise Ahmet Şah’ın eşi Melike Turantarafından 1228 - 1229 yıllarında yaptırılmıştır. Her iki eser de, mimari özelliklerinin yanı sıra, sergilediği Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleriyle UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.
    Caminin batı kapısında, Ağustos aylarında ikindi vaktinde, kitap okuyan ve namaz kılan insan silueti orta çıkmaktadır.


    -Mengücek hükümdarı Davut Şah, ilme karşı duyduğu yakın ilgi dolayısıyla, devrin önden gelen tıp alimi Muvaffakuddin Abdüllatif-i Bağdadi’yi sarayına davet edip kendisine maaş bağlamıştır. Davut Şah’ın ilim adamlarını himaye etmesi nedeniyle Erzincan’da ilim ve kültür düzeyi yükselmiştir.

    Artuklular(1102-1409)
    Bu devlete adını veren Artuk Bey, Anadolu’nun fethine katılan komutanlardandır. Diyarbakır taraflarına gelen Artuk Bey’in oğulları bu bölgede Artuklular Devletini kurdular. Hasankeyf Artukluları (1102- 1231), Mardin Artukluları (1108 - 1409) ve Harput Artukluları (1112 - 1234) olmak üzere üç kol halinde yaşadılar.
    Artukluların bazı özellikleri şunlardır:
    • Mardin’de Hatuniye Medresesi, Koçhisar’da Ulu Cami, Şehidiye ve Hüsamiye Medreseleri, Batman ırmağı üzerinde Malabadi Köprüsü, Artuklular Dönemi’nin en önemli eserleri arasında yer almaktadır.
    • Halktan çok az vergi alındığı için komşu ülkelerden Artuklu topraklarına göçler yaşanmıştır.
    • Dericilik, metal işçiliği, el sanatları oldukça gelişmiştir. Mardin ve civarında pamuk ekimi yapıldığı ve dokumacılığın çok geliştiği, seyyah Marko Polo tarafından ifade edilmektedir.
    • Ticari yönden gelişmiş merkezlerin başında Ahlat ve Kızıltepe gelmektedir. Ahlat, Van Gölü üzerinden yapılan ticari nakliyat; Kızıltepe ise Suriye, Anadolu ve İran’dan gelen tüccarların mallarını pazarladığı bir yer olması nedeniyle ticari merkez haline gelmiştir.

    Uyarı: İnşa edilen kervansaraylar, medreseler, köprüler, su kanalları Artuklu ülkesindeki iktisadi canlılığın göstergesidir.


    EL-CEZERİ
    Robotik biliminin babası olarak kabul edilen sibernetik üzerine çalışmalar yapan ilk bilim adamı ve mühendistir.
    1136’da Diyarbakır’da doğdu. Artuklu sarayında 32 yıl başmühendislik görevi yaptı.
    Değişik haznelerdeki suyun seviyesine göre ne zaman su dökeceğine, ne zaman meyve ve içecek sunacağına karar veren otomatik hizmetçiyi geliştirdi. Bazı makinelerinde hidromekanik etkilerle denge kurma ve harekette bulunma sistemine yönelen Cezeri, bazılarında ise şamandıra ve palangalar arasında dişli çarklar kullanarak karşılıklı etkileme sistemini kurmaya çalıştı.
    Kendiliğinden çalışan otomatik sistemlerden sonra su gücü ve basınç etkisinden yararlanarak kendi kendine denge kuran ve ayarlama yapan dengeyi oluşturması, Cezeri’nin otomasyon konusundaki en önemli katkısıdır.

    Çaka Bey Devleti (1081 - 1093)
    • Selçuklu - Bizans mücadelelerinde Bizans’a esir düşen Çaka Bey, Bizans’tan kurtulduktan sonra zmir’i ele geçirerek burada devletini kurdu.
    • Çaka Bey ilk Türk donanmasını kuran ve ilk deniz komutanı olan Türk beyidir.
    • Kurduğu donanma ile Bizans’ı mağlup etti ve Midilli, Rodos, Sakız, İstanköy adalarını ele geçirdi.
    • Bizans’a karşı Türkiye Selçukluları ve Balkanlardaki Peçeneklerle ittifak yapmaya çalıştı.
    • Bizans’ın kışkırtmaları sonucunda 1. Kılıç Arslan, Çaka Bey’i öldürttü. Böylece Batı Anadolu’daki 12 yıllık ilk Türk hakimiyeti sona erdi.





    ANADOLU’DA KURULAN DİĞER TÜRK BEYLİKLERİ


    BEYLİĞİN ADI
    KURUCUSU
    KURULDUĞU YER


    Tanrıvermişoğulları (1081 - 1093)
    Türkmen Beyi Tanrıvermiş
    Efes ve çevresi


    Çubukoğulları (1085 1213)
    Melikşah’ın komutanlarından Çubuk Bey
    Harput (Elazığ) ve çevresi


    Dilmaçoğulları (1085-1394)
    Alp Arslan’ın komutanlarından
    Dilmaçoğlu Mehmet Bey
    Bitlis ve çevresi


    İnaloğulları (1098-1183)
    Türkmen emirlerden Sadr


    Diyarbakır ve çevresi
    Sökmenliler (1110-1207)
    Büyük Selçuklu komutanlarından Sökmen bey
    Ahlat ve Van Gölü çevresi


    C) İLK TÜRK DEVLETLERİNİN (BEYLİKLERİNİN) ANADOLU'NUN TÜRKLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ
    1-Anadolu'nun fethedilmesinde büyük rol oynamışlardır.
    2-Anadolu'nun Türkleşmesini ve İslamlaşmasını hızlandırmışlardır.
    3-Bulundukları bölgeleri Bizans, Haçlı, Gürcü, Ermeni ve Rum saldırılarına karşı korumuşlardır.
    4-Anadolu'daki küçük yerleşim yerlerini zamanla büyük şehirler haline getirmişlerdir.
    5-Anadolu'da yer adlarını Türkçeleştirmeye başlamışlardır. Avrupa bu tarihten itibaren Anadolu’ya Türkiye demeye başlamıştır.


    ANADOLU (Türkiye) SELÇUKLU DEVLETİ BÜTÜN BEYLİKLERİ BİRLEŞTİREREK GÜÇLÜ BİR DEVLET KURDU.


    TÜRKİYE SELÇUKLU DEVLETİ (1077-1308)
    Türkiye Selçuklu Devleti’nin Kuruluş Dönemi
    Süleyman Şah Dönemi (1077 - 1086)
    SÜLEYMAN ŞAH
    Türkiye Selçuklu Devleti’nin kurucusu olan Süleyman Şah, Selçuklu soyundan gelmektedir. Süleyman Şah’ın babası Kutalmış, Selçuklu sultanı Tuğrul Bey ile Çağrı Bey’in amcaoğluydu.
    Kutalmış 1064’te ölünce Süleyman Şah ve kardeşleri, o zamanlar Büyük Selçuklu sınırları dışında kalan, Anadolu’da Toros Dağları yöresine gelerek Türkmen boyları arasında yaşamaya başlamışlardır.
    Süleyman Şah, Malazgirt zaferinden sonra Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Türkmenlerin liderliğini ele geçirmeyi başarmıştır. Bizans sınırlarında idaresini kuran Süleyman Şah, Bizanslılarla mücadele ederek hükmü altındaki toprakların sınırlarını büyütmeyi başarmıştır. 1075’te Bizans İmparatorluğu’nun Anadolu’da bulunan önemli şehirlerinden İznik (Nicaea) ile İzmit’i (Nicomedia) ele geçirmiş ve Güney Marmara bölgesine tamamen hakim olmuştur. 1 077’de İznik merkezli bir devlet olarak Türkiye Selçuklu Devletini kurmuştur.


    -Kutalmış’ın oğulları, babalarının Alp Arslan’a karşı yaptığı saltanat mücadelesini kaybetmesi üzerine Konya, Afyon, Kütahya ve İznik’i alarak Türkiye Selçuklu Devleti’ni kurdular. Süleyman Şah’ı önce Melikşah daha sonra da Abbasi halifesi hükümdar olarak tanımıştır(1077).
    -Süleyman Şah; doğudan gelen Türk göçlerinin devam etmesi i9in uyun ortam oluşturmuş Bizans’ta yaşanan taht kavgalarından yararlanarak Güney Marmara kıyılarını, Kadıköy ve Üsküdar’ı ele geçirip, boğazdan geçen gemilerden gümrük vergisi almıştır.
    - Süleyman Şah’ın fetihleri üzerine Bizans barış istemiş ve Dragos Çayı sınır kabul edilerek her yıl Bizans vergi vermesi kararlaştırılmıştır.
    -Doğuya yönelen Süleyman Şah, Bizans ve Hıristiyanların elinde bulunan Adana, Tarsus ve Antakya’yı almıştır.
    -Süleyman Şah’ın topraklarını genişletmesi ve Halep’i kuşatması, Suriye Selçuklu hükümdarı Tutuş ile savaşmasına neden oldu. Süleyman Şah, Tutuş ile yaptığı mücadeleyi kaybederek savaş meydanında öldü(1086). Cenazesi Suriye’de Ceber Kalesi’nin yanına gömüldü.
    Uyarı: Lozan Barış Antlaşması ile Süleyman Şah’ın mezarının bulunduğu yer Türk toprağı olarak kabul edilmiş ve koruyuculuğu Türk askerlerine bırakılmıştır.


    -Melikşah, Süleyman Şah’ın ölümü üzerine, Kılıç Arslan ve Kulan Arslan’ı beraberinde İsfahan’a götürdü. Melikşah’ın ölümüne kadar (1092) Süleyman Şah’ın oğulları Melikşah’ın yanında kaldılar. Bu durum Türkiye Selçuklularının Süleyman Şah’tan sonra Fetret Devri yaşamasına neden oldu (1086- 1092).
    Uyarı: Melikşah bu tutumuyla, Türkiye Selçuklu tahtını boş bırakarak bu devleti kendi kontrolüne almayı amaçlamıştır.


    -Süleyman Şah sefere çıkarken yerine Ebu’l Kasım’ı bırakmıştı. Fetret Devri’nde devleti Ebu’l Kasım yönetmiştir.


    1. Kılıç Arslan Dönemi (1092- 1107)
    -Melikşah’ın 1092 yılında vefatıyla Anadolu’ya dönen 1. Kılıç Arslan, Türkiye Selçuklu Devleti’nde 1086’dan beri devam eden Fetret Devrine son vererek İznik’te tahta oturdu.
    -1. Kılıç Arslan, bozulan devlet işlerini düzelttikten sonra sınırlarını batıya doğru genişletmeye başladı. İlk Türk denizcisi Çaka Bey ile ittifak yaparak Bizans’ı sıkıştırmak istedi. Ancak Bizans’ın kışkırtmalarıyla bu ittifak bozuldu. 1. Kılıç Arslan Çaka Bey’i öldürttü ve bu beylik yıkıldı.
    -1. Kılıç Arslan, Bizans ile antlaşma yaparak batı sınırını güvence altına aldı. Bundan sonra doğu seferine çıkarak Malatya’yı kuşattı. Ancak 1. Haçlı Seferi’nin başlamasından dolayı doğu seferinden vazgeçti. Danişmentlilerle ittifak kurarak Haçlılarla başarılı bir şekilde mücadele etmişse de Batı Anadolu’nun Haçlıların eline geçmesini engelleyememiş, başkenti İznik’ten Konya’ya taşımıştır.
    -1. Kılıç Arslan, Danişmentlilerden Malatya’yı almış, ayrıca Dilmaçoğulları ve İnaloğulları beyliklerini ortadan kaldırmıştır.
    Uyarı:1. Kılıç Arslan’ın bu tutumu, Anadolu Türk birliğini sağlamayı hedeflediğini gösterir.


    -Doğudaki devlet ve beylikleri kendine bağlayan 1. Kılıç Arslan, Suriye’ye yönelip Musul’u alınca Muhammet Tapar’ın gönderdiği Büyük Selçuklu ordusuyla savaşmak zorunda kaldı. Savaşta yenilen 1. Kılıç Arslan, ülkesine dönerken Habur Nehri’nde boğuldu. Ölümü üzerine Türkiye Selçuklu tahtı yine hükümdarsız kalmıştır.


    1.Mesut Dönemi: (1116 – 1155)
    -1. Kılıç Arslan’ın ölümünden sonra Türkiye Selçuklu tahtı bir süre boş kaldı. Şehzadeler arasında taht kavgaları başladı ve devlet zayıfladı. Bu durumdan faydalanmak isteyen Bizans, taarruza geçerek Türkleri Batı Anadolu ile güney ve kuzey sahillerinden uzaklaştırdı. Türkler İç Anadolu’ya çekilmek zorunda kaldılar.
    -Türkiye Selçuklu tahtına önce 1. Kılıç Arslan’ın oğlu Şahin Şah geçti. Ancak kardeşi 1. Mesut, Danişmentli Emir Gazi’nin desteğiyle tahta oturmayı başardı.
    -1. Mesut, iktidarı kayınpederi olan Danişment Beyi Emir Gazi’nin yardımlarıyla ele geçirdiği için bir ara Danişmentlilere bağlı kaldı. Bu durum Danişmentlilerin Anadolu’da siyasi üstünlüğü ele geçirmelerine neden olmuştur.
    -Danişmentlilerle iş birliği yaparak Bizans’a karşı başarılar kazanan Sultan Mesut, Danişmentlilerin yaşadığı taht kavgalarından yararlanarak Türkiye Selçuklularını bu devletin himayesinden kurtardı.
    - II. Haçlı Seferi’ne başarıyla karşı koyan 1. Mesut, Bizans ve Haçlıları yenerek Anadolu’nun güvenli bir Türk yurdu olmasında önemli rol oynadı. Toroslardaki Ermenileri itaat altına aldı.
    -1. Mesut, Türkiye Selçuklularında ilk kez imar ve şehirleşme faaliyetlerini başlattı. Takip ettiği adaletli yönetim anlayışı, Bizans egemenliğinde yaşayan Rumlardan bir kısmının Türkiye Selçuklularına bağlanmasına katkıda bulundu.
    -1. Mesut döneminde Batı kaynaklarında Anadolu ilk defa Türkiye diye geçmeye başlamıştır.


    Uyarı:Anadolu’da ilk kez bayındırlık ve kurumsallaşma çalışmaları 1.Mesut döneminde yapılmıştır. Bu yüzden 1.Mesut Döneminde Batı kaynaklarında ilk defa Anadolu için Türkiye adı kullanılmaya başlanmıştır.


    Türkiye Selçukluları Devleti ve Haçlılar
    Kavram Bilgisi:
    Haçlı Seferleri: Avrupalı Hıristiyanların İslam dünyası üzerine 1096 - 1270 yılları arasında düzenledikleri sekiz büyük sefere Haçlı Seferleri adı verilmiştir. Haçlı Seferleri, tarihi bir kavram halini alarak daha sonraki dönemlerde Hıristiyan dünyası ile İslam dünyası arasında yaşanan mücadeleler için de kullanılmıştır.
    Derebeylik: Özellikle Batı Avrupa’da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan Orta Çağ siyasi düzeni, feodalite.
    Melik: Selçuklularda hanedana mensup erkek çocuklara verilen unvan.
    Skolastik düşünce: İnanç ve bilgiyi dinle bütünleştiren Orta Çağ felsefesi.
    Yassı Çimen: Türkiye Selçukluları ile Harzemşahların 10 Ağustos 1230 tarihinde savaş yaptıkları, Erzincan yakınlarında bulunan mevkiinin adı.


    HAÇLI SEFERLERİ:
    Orta Çağ’da Avrupalıların; batıya doğru ilerleyen Türk İslam akınlarını önlemek, Kudüs başta olmak üzere kutsal saydıkları şehirleri Müslümanlardan geri almak ve doğunun zenginliklerini ele geçirmek amacıyla düzenledikleri seferlere Haçlı Seferleri denir.


    Haçlı Seferlerinin dini, ekonomik ve siyasi nedenleri şunlardır:


    Dini Nedenler
    1-Hıristiyanların, kutsal saydıkları şehirleri Müslümanlardan geri almak istemeleri
    2-Papanın, İstanbul’daki Ortodoks Kilisesi’ni hakimiyet altına alarak egemenlik alanını genişletmek istemesi
    3-X. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan Kluni tarikatının Hıristiyanları Müslümanlara karşı kışkırtması
    4-Din adamlarının etkisi ile Hıristiyanlarda oluşan koyu taassup
    5-Papa ve din adamlarının nüfuzlarını artırmak istemeleri


    Ekonomik Nedenler
    1* Avrupa’da toprak sahibi olmayan soyluların doğuda toprak elde etmek istemeleri
    2* İslam dünyasının zenginliği, Avrupa’nın fakirliği
    3* Avrupalıların doğudan gelen ticaret yollarına hakim olmak istemeleri
    4* Avrupalıların doğunun zenginliklerine sahip olmak istemeleri


    Siyasi Nedenler
    1-Bizans’ın, batı yönünde hızla ilerleyen Türkler karşısında Avrupa’dan yardım istemesi
    2-Avrupa’da toprak sahibi olmayan soyluların doğuda toprak elde etmek istemeleri
    3-Derebeylerin, doğuda da feodalite rejimi kurarak güçlerini artırmak istemeleri, Senyör ve şövalyelerin şöhret kazanma arzuları
    4-Avrupalıların Türkleri Anadolu, Suriye, Filistin ve Akdeniz’den uzaklaştırmak istemeleri


    Haçlı Seferlerinin Gelişimi
    Haçlı Seferleri 1096 ile 1270 yılları arasında sekiz kez yapılmıştır. Bu seferlerden ilk üçü Anadolu üzerinden yapılmıştır.


    1.Haçlı seferi (1096 -1099)
    Bizans’ın acil yardım isteği üzerine düzenlenen ilk akının başında Piyer Lermit bulunuyordu. Askerlikten anlamayan insanlardan oluşan bu grubu, Türkiye Selçukluları kolayca ortadan kaldırdı. Arkasından gelen grup hem çok kalabalık hem de nitelikli olduğundan, 1. Kılıç Arslan başarılı olamayarak başkenti İznik’ten Konya’ya taşımak zorunda kaldı.
    1. Kılıç Arslan, Anadolu’daki Türk devletlerinden de yardım alarak Haçlı ordusuyla Eskişehir yakınlarında bir meydan savaşı yaptı. Bu savaşı kaybeden 1. Kılıç Arslan bundan sonra savaş taktiğini değiştirerek gerilla (vur - kaç) taktiğini uygulamaya başladı. Bu taktik, Haçlıların büyük kayıplar vermesine neden oldu. Haçlılar, Türkiye Selçukluları Devleti’nin sınırlarından geçtikten sonra Antakya, Kudüs ve Urfa’yı aldı. Kudüs’te krallık, Urfa, Antakya, Yafa ve Şam’da ayrı ayrı kontluklar kurdular.

    2. Haçlı Seferi (1147-1149)
    Musul Atabeyi Nurettin Mahmut Zengi’nin Urfa’yı alması üzerine 2. Haçlı Seferi düzenlenmiştir. Bu sefere ilk seferde bulunmayan imparatorlar da katılmıştır. 1. Mesut’un, Alman İmparatoru 3. Konrad’ı Eskişehir yakınlarında yenmesi üzerine Fransa Kralı VII. Lui, İznik’e geri dönen 3.Konrad ile birlikte Bizans topraklarından geçerek Antalya’ya gelmiştir. Yol boyunca yapılan Türk saldırıları karşısında ordusunun çoğunluğunu kaybeden Fransa kralı, Antalya’dan deniz yoluyla Şam’a geçerek burayı kuşatmışsa da başarılı olamamıştır.


    3. Haçlı Seferi (1189-1192)
    Selahattin Eyyubi’nin 1187 Hıttin Savaşı ile Kudüs’ü alması üzerine düzenlenen 3. Haçlı Seferi’nde, Alman İmparatoru Frederik Barbaros Anadolu’dan, Fransa Kralı Filip Ogüst ile İngiliz Kralı Arslan Yürekli Rişar ise denizden Kudüs’e hareket etmiştir.
    Alman imparatoru Silifke’ye geldiğinde 2. Kılıç Arslan tarafından ordusunun büyük bir kısmı öldürülmüştü. Frederik Barbaros Silifke’de nehirden geçerken boğulunca, Alman ordusu dağıldı. Kudüs’e ulaşan Haçlılar, Selahaddin Eyyubi’yle yaptıkları savaşlarda başarılı olamadılar.
    FİLİSTİN TOPRAKLARI ADALETE KAVUŞUYOR
    Orta Doğu’daki tüm Müslüman emirlikleri birleştiren Selahaddin Eyyübi, Hıttin Savaşı’nda Haçlı ordusunu bozguna uğrattı. Haçlılar, 88 yıl önce Kudüs’ü aldıklarında içindeki tüm Müslümanları katletmişlerdi. Bu yüzden de Selahaddin Eyyübi’nin aynı vahşeti kendilerine yapacağını korkuyla bekliyorlardı. Oysa Selahaddin Eyyübi kentteki Hristiyanların hiçbirine dokunmadı. Dahası, sadece Latin (Katolik) Hıristiyanların şehri terk etmelerini emretti “Haçlı” kimliğine sahip olmayan Ortodokslar şehirde yaşamaya ve diledikleri gibi ibadet etmeye devam edebilirlerdi.
    İngiliz tarihçi Karen Armstrong, Müslümanların bu ikinci Kudüs fethini şöyle anlatır: “2 Ekim 11 87’de Selahaddin ve ordusu Kudüs’e fatihler olarak girdiler; gelecekteki 800 yıl boyunca şehir bir Müslüman kenti olacaktı. Selahaddin Kur’an’da emredilmiş olduğu gibi şiddetten kaçındı, 1099 yılındaki katliamların öcünü almaya kalkmadı. Tek bir Hıristiyan öldürülmedi, hiçbir yağma yapılmadı. Esirleri serbest bırakmak için istenen fidyeler ise son derece düşük tutuldu. Selahaddin’in kardeşi El-Adil, bin kadar esirin kendi hizmetine verilmesini istedi ve sonra hepsini -acınacak durumda olduklarını gördüğü için- karşılıksız olarak serbest bıraktı.”


    EYYÜBİLER (1174- 1250)
    Mısır’daki Fatımi egemenliğine son veren Selahaddin Eyyübi tarafından kurulmuştur.
    Kısa sürede Filistin, Suriye, lrak ve Güneydoğu Anadolu’yu ele geçiren Selahaddin Eyyübi, Kudüs kralını Hıttin Savaşı’nda bozguna uğratıp Kudus’ü ele geçirdi (1187). Bu olay üzerine düzenlenen 111. Haçlı Seferi’nde Haçlıları yenilgiye uğrattı. 1250 yılında Eyyübi ordusundaki komutanlardan Aybey, yönetimi ele geçirerek Memlükler Devletini kurdu.


    4. Haçlı Seferi (1202 - 1204)
    Eyyubilerin, Yafa başta olmak üzere Suriye ve Filistin’deki bazı şehirleri Haçlılardan geri almaları üzerine IV. Haçlı Seferi düzenlenmiştir.
    Seferde deniz yolunu kullanmak isteyen Haçlılar, Bizans’ta tahta geçmek isteyen Aleksios’un daveti üzerine İstanbul’a geldiler. İstanbul’u yağmalayan Haçlılar, İstanbul’da bir Latin Krallığı kurdular.
    Bu durum karşısında, Bizans imparatorluk ailesinin bir kısmı İznik’e giderek İznik Rum İmparatorluğu’nu kurarken d,ğer bir kol Trabzon Rum İmparatorluğu’nu kurmuştur. İznik Rum İmparatorluğu 1261 yılında İstanbul’u Latinlerden almıştır. Trabzon Rum İmparatorluğu’na Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında son vermiştir.


    Uyarı: IV. Haçlı Seferinden sonra dört Haçlı Seferi daha düzenlenmiştir. Anadolu üzerinden gerçekleştirilmeyen bu seferler amacına ulaşamamıştır.


    ÇOCUKLARIN HAÇLI SEFERİ
    Hz. İsa’nın doğduğu şehir olan Kudüs’ü Müslümanlardan almak için yola çıkan Haçlılar, Birinci Haçlı Seferi’nde amaçlarına ulaştılar. Ancak daha sonra düzenledikleri seferlerde başarılı olamadılar.
    Din adamları bu başarısızlığın nedenini Haçlı askerlerinin günahkarlığına bağlıyorlardı. Onlara göre, günahsız, masum çocukların katıldığı bir Haçlı Seferi düzenlenirse başarılı olunabilirdi.
    1212 yılında, din adamlarının öncülüğünde binlerce çocuk toplandı. Bu çocuklardan birçoğu Marsilya’dan gemiye binemeden yollarda öldü.
    Marsilya’ya ulaşanlar ise yedi gemiye bindirilerek yola çıkarıldılar. Gemilerden iki tanesi battı. Sağ kalanlar ise İskenderiye’de köle olarak satıldı.


    Haçlı Seferlerinin hem Doğu hem de Batı dünyasında yol açtığı başlıca sonuçları şunlardır:
    Dini Sonuçlar
    1-Avrupa’da kiliseye ve din adamlarına duyulan güven sarsılmıştır. Kilise ve papa’nın otoritesi sarsılmıştır.
    2-Haçlılar, kutsal kabul ettikleri şehirlere uzun süre hakim olamamışlardır.
    3-Katolik ve Ortodokslar arasındaki ayrılıklar arttı.


    Siyasi Sonuçlar
    1-Seferlere katılan derebeyi ve şövalyelerin bir kısmının ölmesi, bir kısmının da ülkelerine döndüklerinde borçları yüzünden mal varlıklarını satmaları feodalite rejiminin zayıflamasına neden olmuştur.
    2-Merkezi krallıklar güç kazanmaya başladı.
    3-Batı Anadolu’nun Bizans’ın eline geçmesi Anadolu’nun Türkleşme sürecini geciktirmiştir.
    4-Türklerin batıya doğru ilerleyişleri bir süre için durdu.


    Ekonomik Sonuçlar
    1-Doğu ile Batı ülkeleri arasındaki ticari ilişkiler artmıştır. Akdeniz limanları önem kazanmıştır.
    2-Papa ve Avrupalı Kralların, Haçlı Seferleri sırasında İtalyan bankerlerden borç para almaları bankacılığın gelişmesine neden olmuştur.
    5-Avrupa’da derebeylerin topraklarını satın alan burjuva sınıfı, ticaretin de gelişmesiyle zenginleşmiştir.










  2. Acil

    Anadoludaki İlk Türk Devletleri Ve Türkiye Selçuklularının Kuruluşu isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder