+ Yorum Gönder
Aşka Dair Yazılar ve Özlem Sözleri Forumunda Eski Bir Pişmanlık hikayesi... Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Arzu
    Yeni Üye

    Eski Bir Pişmanlık hikayesi...








    Eski Bir Pişmanlık Hikayesi



    Eski bir pişmanlık oturuyor yanıma, üzgünüm diyor, çok üzgünüm seni anlayamadığım için. Beraber yürümeyi teklif ediyor. Onu da yanımda götürmemi istiyor. Gözlerinin içine bakıyorum..anlamlı ya da anlamsızca..duymuş ya da duymamış gibi..Bir ağacın dalında, yere düşmemek için çaba gösteren, rüzgarla savaşan bir yaprağı gösteriyorum ona. “Bak” diyorum ona, “iyice bak!”
    -İşte bu yaprak gibi direndim sana uzun süre, rüzgarına dayandım..uğraştım düşmemek için. Ama beni o rüzgar değil, senin o rüzgarla dans etme çılgınlığın düşürdü yere. Kendini düşünürken birazda beni düşünseydin, daha çok direnebilirdim ama olmadı, düştüm işte..
    -Üzgünüm, ben böyle olmasını istemedim. Korkmuştum..korkuyorum diye sana taşıdığım endişeleri yükledim. Sandım ki sen hep kalırsın, sandım ki her çağırdığımda gelirsin, sandım ki senin için ben hep varım.
    Sesi titriyordu. Yutkundu, derin bir nefes çekti ve devam etti.
    -Bütün acılarımı sana yükledim. Hep sabredendin, bekleyendin oysa, bilemedim..bilemedim bir gün gidebileceğini..
    -Yalnız mısın şu an..?
    -Nasıl yani..?
    -Hayatında biri var mı..?
    -Hayır..yok.
    - İşte cevap, yalnızsın ve beni hatırladın. Ne olursa olsun seni dinleyeceğimi düşündün, sana “hayır” diyemeyeceğimi..hep aynı kalacağımı..
    - Bunu söyleme lütfen.
    - Neyi söyleyeyim peki? Taş bile şekil değiştiriyor zamanla, benim aynı kalmamı nasıl beklersin? Şu uzayıp giden patikada, bakmaya doyamayacağın çiçekler vardı bir zaman önce. Ama birileri onlara bakmak yerine, gözünün önünde tutmak istedi..ve kopardı. Görüyorsun işte, her şey değişiyor zamanla, baktığın manzara bile. Zamanında uğraşıp, çaba göstermek lazım yitirmemek için. Hadi söyle, ben ne yapayım..? Ne yapabilirim söyle..?
    Gözlerini uzaklara çevirdi..bir sigara yaktı. Dumanı içine çekmiyor, hepsini alıyordu sanki..yutuyordu sigarayı..Yüzüme bakmadan konuşmaya devam etti:
    -Ama o çiçekler yeniden açabilir. Yeni ve daha güzel çiçekler kök salabilir orada.
    -Haklısın..çıkabilir ama o çiçekler artık hep koparılma korkusuyla yaşayacak. Yapraklarını açıp içindeki güzelliği gösterirse, kokusunu salarsa etrafa, yeniden incitilip, köklerine acı bulaşacağından korkacak.
    -Sen değil miydin korkularla yaşanmaz diyen..?
    Sanki bir açığımı yakalamış gibi heyecanlandı bir an.
    -Hatta benim korkularımı bile atmaya çalışmadın mı? Uğraşmadın mı, beni yeniden sevgiyle barıştırmak için çaba göstermedin mi?
    -Evet yapmıştım, belki daha da fazlasını
    -Öyleyse neden bu kaçış? Sen kaçmayı sevmezsin, sen konuşursun, saklayamazsın düşüncelerini, susmak nedir bilmezsin, sevmezsin suskunluğu..
    -Senin kadar kimse sevemez zaten..!
    Cevap vermeye çalıştı ama sanırım bu konuda verebileceği bir cevabı yoktu. Devam etti:
    -Her suskunluğumda inatla beni konuşturan sen değil miydin? Her olmaz deyişimde inatla olur diyen..? Kırgınlıklarımı giydirdim sana, şikayet etmeden her seferinde çıkardın..Yorgunluklarımı, işimi bahane ettim, bahanelerle işim olmaz, dedin..Günlerce aramadım seni ama sitem etmek yerine her defasında gülümseyerek açtın telefonu. Ağlıyor olsan bile beni güldürmeyi başardın. Seninle hep çok güldüm. Belki senin de konuşmaya ihtiyacın vardı ama kendini asla ön plana atmadın..Bir-iki kere çağırdın beni..ihtiyacın olmasaydı çağırmazdın biliyorum..
    Başını önüne eğdi, dudaklarını ısırdı..kekeler gibi çıktı kelimeler ağzından..
    -..ama ben gelmedim, gelmedim..Yüreğini ortaya koymak istedin bütün çıplaklığıyla, bense bütün bunları hiç önemsemedim..
    -Bunları hiç söylemedin bana.
    -Evet, söylemedim. Hatta sana güzel sözler bile söylemedim, ki sana çok azı bile yeterdi biliyorum.
    -Ne çok şey biliyormuşsun..! Gerçekten şaşırttın beni..
    -Dalga geçme lütfen!
    -Hayır, dalga geçmiyorum. Sadece şaşırdım. Çünkü sen hep sustun..bütün soruların cevaplarını tek başıma bulmaya çalıştım. Bu ne demek, anlayabilir misin? Oysa senin böyle bir sorunun yoktu çünkü ben konuşuyordum. Ne düşündüğünü, ne hissettiğini hiç bilemedim. Hatta sormadım bile ama buna rağmen hiç konuşmadın. Sustun, sustun ve sustun..Ya güldük ya sustuk ya da seviştik..Ki ben bedenimden çok yüreğime dokunmanı istedim. En zorunu istedim yani. Beceremedim senin gibi ağır olmayı, konuşmamayı, kaçmayı, gizemlerle dolu bir bahçe olmayı. Benim için değerliydi zaman, ertelemek ve kaybetmek istemedim. Senin içinse hep “belki”ler vardı, “belki sonra”lar bu yüzden hep erteledin. Söylesene, o hep ertelediğin şeyler nerede bekliyor seni..? Onlarla ne zaman buluşacaksın ya da seni beklediklerinden emin misin? Yoksa onlardan biri de ben miydim..? Beni de bir gün düşündüğün yerde bulabileceğini mi sanıyordun? Yoksa
    -Devam et lütfen. Daha da ağırlarını duyacağımı bilerek geldim yanına..
    Onun bu rahat hali oturduğum yerden kalkmamı sağladı..Bir sigara da ben
    yakacaktım ama ellerimin titrediğini görmesin diye cebimden çıkarmadım.
    -Hala daha bu kadar rahat olman çıldırtıyor beni. Benimle konuşmak isteyen sendin, sen buldun beni. Ben seni kalmak istediğin yerde bıraktım ve devam ettim yoluma. Sen şimdi nesin biliyor musun, eski, çok eski bir pişmanlıkŞimdi gelmiş, benimle yürümek, benimle devam etmek istediğini söylüyorsun. Peyki ben ağladığımda sen nerdeydin? Sorunlarla uğraşırken, hayata her şeye rağmen tutunmaya çalışırken nerdeydin? Yalnız kalıp da, isyan ettiğim zamanlarda nerdeydin? Bir kez olsun beni arayıp, nasıl olduğumu sordun mu? Bütün bunları yapmanı hiç beklemedim zaten. Sen bana giderken beklememeyi de öğretip gitmiştin. Şimdi her şeyi yoluna koymuşken, barışmışken yüreğimle, karşıma çıkmış, üzgünüm, diyorsun. Ne için üzgünsün? Benden aldıkların karşısında veremediklerin için mi? Ben sana akmaya çalışırken, sen başka nehirleri de almaya çalıştığın için mi? Söyle, ne için üzgünsün? Bu kadar kolay mı üzgünüm demek? Bu kadar kolay mı çıkıyor ağızdan?
    Sustu..verecek bir cevabı vardı ya da yoktu, o dakika aramaya başladı. Gözlerini bir an olsun, nereye baktığı anlaşılmayan uzaklardan ayırmadı.
    -Kolay çıktığını mı zannediyorsun?
    Sesi gider gibi oldu. Ağladığını hiç görmesem duygu sömürüsü yapıyor sanırdım ama ağlamıştı. Ve biliyordum ki, bir tek benim yanımda utanmıyordu gözyaşlarından.
    -Her şeyi noktaladığımız zaman..
    -Pardon..?
    -Şeyy, noktaladığım zaman..sandım ki sen hep olacaksın. Ne zaman ihtiyacım olsa dinleyeceksin, aradığımda konuşacaksın. İlk başlarda senin için ne kadar zor olsa da bunu yaptın, dostum olmaya çalıştın. Çünkü biz iki iyi sevgili değil, iki iyi dost olabilirdik. Ama sana göre iki sevgili dost olamazdı ayrılınca ve bir süre sonra bana bunu söyledin, görüşmemeliyiz, dedin. O dakika bunu kabul etmek bende bir sıkıntı yaratmadı. Haklıydın, insanlar vardı çevremde, işlerim yoğundu, sevgilim vardıyani bunun benim için nasıl bir boşluk yaratacağını o zaman fark edemedim. Nasıl olsa dediğini yapamazsın, mutlaka ararsın sanıyordum. Ama aramadın ve ben nasıl bir boşluğun içine düştüğümü o zaman anladım. Meğer gülüşlerinle, hüznünle, umudunla, her daim güç veren iyimserliğinle sen benim boşluğumu doldurmuşsun. Sen gidince o boşluk açıldı ve ben üşümeye başladım. Kimseyle seninle olduğu gibi gülememeye başladım. O zaman anladım, seni kaybetmenin aslında bir çok şeyi kaybetmek olduğunu. Bütün yüksek sesli konuşmaları göze alarak, başım önümde sana geldim. “Belki sonra” dediğim her şeyi, şimdi ve hep zamanında yapmak için geldim. Bana soruyorsun, ne için üzgünsün, diye. O kadar çok şey için üzgünüm ki, hangisini sayayım? Hangisini saymalıyım, bilmiyorumSöylesene, çok mu geç her şey için? Çok mu geç kaldım..?
    -Bilirsin ki, şartlar ne kadar kötü olursa olsun, içindeki her şeyi kurtarmadan gemilerini terk etmez kaptanlar. Ve hatta son ana kadar, bir ihtimal kurtarabilirler diye, bütün güçleriyle uğraşırlar o gemi için. O son an geldiğinde ise, her şeyi kurtardıklarından emin olduklarında, itinayla yazdıkları ve sakladıkları seyir defterlerini de yanlarına alarak gemiyi terk ederler..ve geminin batışını, suların altına girişini izlerken, yapabileceklerinin hepsini yaptıklarına inanarak, vicdanları rahat ama yine de hüzünle bakarlar. Gemi batmıştır ve en son kaptan terk etmiştir gemiyi.
    -Ben bir gemiydim sen de kaptan, öyle mi?
    -Sanırım..
    -Ya o gemiyi kimsenin engelleyemeyeceği bir fırtına batırdıysa? Bunda geminin suçu ne?
    -Mantıklı sorular sormayı üşürken mi öğrendin?
    Gülümsemeye çalıştı belli belirsiz..
    -Dokundurmayı hala iyi beceriyorsun..
    -Marifet değil ama belki..
    -Evet, geminin suçu ne?
    -Tabiki geminin bir suçu yok böyle bir durumda. Ama kaptan gibi o da direnmeliydi. Ben senin için o kadar direndim ki, o telaş içinde seyir defterimde sular altında kaldı. Ve ben tıpkı bir kaptan gibi, her şeyimi kurtardığımdan emin, vicdanım rahat ama hüzünle batışını seyrettim. Şimdi diyorsun ki beni buldular ve suyun yüzeyine çıkardılar. Artık bir anı olmuşken tarihlerde, yeniden seyir halini imkansız bir kaptan için.
    -Yeni bir geminin kaptanı mısın?
    -Hayır, şimdiye kadar dümenine rahatlıkla oturabileceğim bir gemi çıkmadı karşıma, böyle de bir kaygım yok zaten..Ne zaman ki benimle paylaşmayı becerebilecek, belki o zaman..
    -Sanırım boşa konuşuyorum..ben batmış bir gemiyim ve kaptanım beni artık istemiyor.
    -Bilirsin ki nefret ederim, keşke, demekten ama keşke zamanında bilseydin bazı değerleri. Geçmişi bir kitap olarak kullanıyorum, evim gibi değil. Seni sevdim..seni gerçekten çok sevdim. Senin için yaptıklarımı bir taşa yapsaydım herhalde dile gelir konuşurdu. Ama artık yapabileceğim bir şey yok. Zamanında uğraştım ve geriye dönmem! Çünkü her şey zamanında. Sevgide, fedakarlıkta, pişmanlıkta..
    -Gitmemi mi istiyorsun?
    -Sanırım gitmen lazım..!







  2. Eleman
    Devamlı Üye





    İnsanlar sevdiklerini başta kolay kırmaktadırlar. İlk başta peşlerinden koştukları kadının veya erkeğin kendilerine bağlandığını gördüklerinde kendilerini vazgeçilmez görmeye başlarlar ve buna bağlı olarak karşılarındaki insanı sürekli olarak kırmaktadırlar. Birde sürekli ayrılıp barışmışlar sa bu durum dahada artmaktadır. nasılsa artık sevdikleri kendilerinden ayrılamamakta her defasında kendilerine geri dönmektedir. Bu durum dahada çok yıpratıcı olmakta artık sürekli ayrılıp barışan çiftlerden bir tarafı bıkar ve çekip gider diğer taraf başta rahattır çünkü yine sevdikleri onlara geri dönecektir. Ama bir zaman geçer ve bekledikleri sevgilileri kendilerine geri dönmemektedir ve bu sefer tekrardan kovalamaca başlar ama artık boşunadır zamanında kıymetini bilmedikleri insan çoktan yolu almış bir daha dönmek niyetinde değildir.




+ Yorum Gönder


ayrılık ve pişmanlık hikayeleri