+ Yorum Gönder
Peygamberlerimiz – Siyer ve Peygamberler Forumunda Hz. Musa ve Harun’un ilk sınavı Firavun’a tebliğ nasıl oldu Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mine
    Devamlı Üye

    Hz. Musa ve Harun’un ilk sınavı Firavun’a tebliğ nasıl oldu








    Hz. Musa ve Harun’un ilk sınavı Firavun’a tebliğ nasıl oldu

    Risalet görevini alan Musa ve Harun doğrudan firavun sarayına giderler ve Allah’ın emirlerini ona tebliğ ederler. Ancak Firavun onları çeşitli sorularla şaşırtmak ister ve onları aşağılayıcı sözlerle tahkir etmeye çalışır.
    “Firavun: Rabbiniz de kimmiş, ey Musa? Dedi.”
    “Firavun: Öyle ise, önceki milletlerin hali ne olacak? Dedi.”
    “Dedi ki: Bizi, yaptığın büyü ile yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin, ey Musa?” Taha/49–57
    “Dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?” ”Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!” Şuara/18–19
    “Firavun: Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh tanımıyorum. Ey Hâmân! Haydi benim için çamur üzerine ateş yak (ve tuğla imal et), bana bir kule yap ki Musa'nın tanrısına çıkayım; ama sanıyorum, o mutlaka yalan söyleyenlerdendir, dedi.” Kasas/38
    “Firavun: Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir, dedi.” Şuara/27
    Firavun kendisine tebliğe gelen elçileri zorba davranmakla ve öldürmekle tehdit eder.
    “Firavun: Benden başkasını tanrı edinirsen, andolsun ki seni zindanlıklardan ederim! Dedi.” Şuara/29
    “Firavun: Bırakın beni, dedi. Musa'yı öldüreyim; (Kurtarabilirse) Rabbine yalvarsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden yahut yeryüzünde fesat çıkaracağından korkuyorum.” Muminun/26
    Firavun sorduğu şaşırtıcı sorular, alaycı ve tahkir edici tavırlarına, zorba davranış ve ölüm tehditlerine rağmen, söylediklerinde ödün vermeyen Musa@ ve Harun; Firavun’un inkârcı tavırlarında bir değişiklik görmeyince, Asa ve Yed-i Beyza mucizesini denerler.
    “Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? Dedi.”
    ”Firavun: Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! Diye karşılık verdi.”
    “Bunun üzerine Musa asasını atıverdi; bir de ne görsünler, asa apaçık koca bir yılan (oluvermiş)!”
    ”Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!” Şuara/30–33
    Hz. Musa’nın bu atağı karşısında şaşıran Firavun, çareyi yine inkârda bulur.
    “Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.” Taha/56
    Firavun, Hz. Musa ve Harun’@u sihirbaz olarak niteleyerek; kendi sihirbazları ile belirlenen günde halkın önünde karşılaşmalarını ister. Belirlenen günde bir araya gelen Firavun, ileri gelenleri, sihirbazlar ve Musa ile Harun, halkın önünde karşılaşırlar.
    “Musa onlara: Ne atacaksanız atın! Dedi.”
    ”Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve: Firavun'un kudreti hakkı için elbette bizler galip geleceğiz, dediler. “
    “Sonra Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuveriyor!
    ”(Bunu görünce) sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. “
    "Âlemlerin Rabbine, iman ettik" dediler.”
    "Musa ve Harun'un Rabbine iman ettik" Şuara/44–48
    Sihirbazların büyülerini, asa mucizesi ile bertaraf edince iman eden sihirbazlara mukabil Firavun, yine inkâr eder ve sihirbazları tehdit eder.
    ”Firavun, (kızgınlık içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihri öğreten büyüğünüzmüş o! Ama şimdi (size yapacağımı görecek ve) bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım! “ Şuara/49
    Firavuna İsrail oğullarını beraberinde yollamasını isteyen Musa ve Harun’un isteklerini reddeden Firavun’a karşı Allah; çeşitli mucizeler verir.
    "Biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, haşere, kurbağalar ve kan gönderdik; yine de büyüklük tasladılar ve günahkâr bir kavim oldular." Araf/132–133
    Bütün mucizelere rağmen Firavun’un inkârından başka bir tavır hâsıl olmayınca Cenabı Allah, Musa@ ve Harun’@a,İsrail oğullarını geceleyin Mısır’dan çıkış emrini verir.
    “Andolsun ki biz Musa'ya: Kullarımla birlikte geceleyin yola çık da (size) yetişilmesinden korkmaksızın ve (boğulmaktan) endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç, diye vahyetmiştik.”
    “Bunun üzerine o, askerleri ile birlikte onların peşine düştü. Deniz onları gömüp boğuverdi.” Taha/77–78

    Hz.Musa ve Hz.Harun ile Firavun karşılaşması anlatımlarında; Kur’an ve Tevrat arasındaki farklar ve Tevrat’ın muharrefliği

    Kur’an’ı Kerim’de Musa ve Harun peygamberler ile Firavun arasındaki karşılaşmalar kronolojik olarak verilmemiştir. Mesela Taha ve Şuara surelerindeki Firavun’un sihirbazları ile Musa ve Harun’un karşılaşma sahnesi akabinde “Andolsun ki biz Musa'ya: Kullarımla birlikte geceleyin yola çık” “Musa'ya: Kullarımı geceleyin yola çıkar; çünkü takip edileceksiniz, diye vahyettik.” emri ile Firavun ve kavminin mucizelerle denenme bölümü anlatılmadan, Mısır’dan çıkış bölümüne geçildiğini görmekteyiz.
    Isra suresindeki kıssa anlatımında ise;Musa’@ya verilen mucizeleri belirterek,bu mucizeler karşısındaki firavun’un değişmeyen net tavrını,arkasından İsrail oğullarının,Firavun’un elinden nasıl kurtarıldığını beyan etmektedir.
    “Andolsun biz, Musa'ya açık açık dokuz ayet verdik. Haydi, İsrail oğullarına sor. Musa onlara geldiğinde Firavun ona, "Ey Musa! Dedi, senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum!"
    ”(Musa Firavun'a "Pek âlâ biliyorsun ki, dedi, bunları, birer ibret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!"
    “Derken, Firavun onları ülkeden çıkarmak istedi. Bu yüzden biz onu ve maiyetindekilerin hepsini (denizde) boğduk.“
    ”Arkasından da İsrail oğullarına: "O topraklarda oturun! Ahiret vadi tahakkuk edince, hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz" dedik.” Isra/101–104
    Kur’an, diğer kıssalarda da olduğu gibi Musa ve Harun kıssanın anlatımında da kronolojiyi dikkate almayarak, kıssanın tümünden veya kronolojisinden bağımsız olarak, vermek istediği mesajla ilgili bölümü anlatarak, Kur’an’ın iniş dönemi ve kıyamete kadarki muhataplarının o bölüme mahsus ibret ve öğütler çıkararak ders almasını sağlamıştır.
    Kur’an’ın Musa@ ve Harun@ ve beyan ettiği diğer kıssalardaki bu üslubu kendisine hastır. Kuvvetle muhtemel, Tevrat ve İncil’den sonra inmesi nedeniyle, o kitaplarda yer alan anlatım şeklinin -tarihi, biyografik, kronolojik, coğrafik ve zamansal açıdan- zaten var olması nedeniyle; kıssaların belli versiyonlarını alarak anlattığı bölümlerden ders çıkarılmasını istemiştir. Tevrat’ın kül’den ders çıkarılması metoduna mukabil; Kur’an zaten diğer semavi kitaplarda yer alarak var olan kül -Kıssaların tarih, biyografik, kronolojik, coğrafik ve zamansal bütünlüğü- anlatımı yerine, cüz’den –Yani fragmanlar, bölümler halinde anlatımından- küle doğru anlaşılmasını hedef almıştır. Çünkü Kur’an, diğer semavi kitapların -Tevrat, İncil- Kur’an ile aynı doğrultuda indiğini, zamanla bu kitapların değişmelere uğradığını belirterek onlardaki Kur’an’i doğruların reddedilmemesini istemiştir.
    " Sana kendinden öncekileri doğrulayan Kitap’ı hak ile indirdi. İnsanlara yol göstermek üzere daha önce de Tevrat’ı ve İncil’i indirmişti. " 3/3–4
    " Bu daha öncekilerin kitaplarında da vardır. İsrail oğlu bilginlerinin bunu bilmesi onlar için bir belge değil miydi? " 26/196–197
    Kur’an’da kıssalar, bölümler halinde anlatılmasına rağmen, kıssaların bütünü hakkında; Kur’an’ın indiği dönem ilk muhatapları, Kur’an’ın inişinden evvel zaten var olan kutsal kitaplar ve müntesiplerinden neşet eden tevatürler vasıtasıyla; bugün bizler ise gerek kutsal kitaplar gerekse diğer tarihi, coğrafi, arkeoloji ilimleri sayesinde kıssalar hakkında bilgiler edinebilmekteyiz. Dolayısı ile Kur’an’ın kıssalarının anlatım şeklinde ve kapsamında; oryantalistlerin, müsteşriklerin ve misyonerlerin iddia ettiği gibi herhangi bir eksiklik veya yetersizlik söz konusu değildir. Diğer semavi kitaplar ile arasında metot farkı vardır.
    Kur’an Firavun ile Musa@ arasındaki karşılaşmalarda diyalog ve aktiviteleri Musa üzerinden vermektedir.
    “Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya önce atan biz olalım. “”
    “Hayır, siz atın, dedi. Bir de baktı ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor.”
    “Musa, birden içinde bir korku duydu.”
    "Korkma! dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin."
    "Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz." Taha/66–69
    Tevrat’ın Çıkış bölümünde ise; sihirbazların hilelerine karşı değneğini atanın Musa değil, Harun olduğunu belirtmektedir.
    “Böylece Musa'yla Harun Firavun'un yanına gittiler ve RAB'bin buyurduğu gibi yaptılar”” Harun değneğini Firavun'la görevlilerinin önüne attı. Değnek yılan oluverdi.” Çıkış7/10
    ”Her biri değneğini attı, değnekler yılan oldu. Ancak Harun'un değneği onların değneklerini yuttu.” Çıkış7/12
    Oysa yine Tevrat’ta Çıkış bölümü 4. Bab’ta Allah’ın kendisinden yere atmasını istediği değneğin sahibi Musa olarak anlatılmaktadır.
    “RAB, "Elinde ne var?" diye sordu. Musa, "Değnek" diye yanıtladı.”
    “RAB, "Onu yere at" dedi. Musa değneğini yere atınca, değnek yılan oldu. Musa yılandan kaçtı.”
    “RAB, "Elini uzat, kuyruğundan tut" dedi. Musa elini uzatıp kuyruğunu tutunca yılan yine değnek oldu.” Çıkış 4/2–4
    Yine Tevrat’ta, Musa ve Harun kıssasının anlatımında yer alan şu ifadeler, akidevi yönden şirki çağrıştırmakta ve bu hususta tahrifatın boyutlarının vardığı aşamalar hakkında bize fikir vermektedir.
    “RAB, "Bak, seni Firavun'a karşı Tanrı gibi yaptım" dedi,”
    "Ağabeyin Harun senin peygamberin olacak.” Çıkış7/1
    Bu örnekten anlaşılacağı gibi; Kur’an ile Tevrat arasındaki farklılıklar, Tevrat metinlerinde yapılan tahrifatı aşikâre göstermektedir.

    Mısırdan çıkış ve İsrail oğullarının buzağıya tapınmaya başlaması

    Hz.Musa ve Harun@ kıssasının, İsrail oğullarının Hz.Musa önderliğinde Mısırdan çıkışlarından sonraki bölümünde; Allah’ın İsrail oğullarını Firavun zulmünden kurtarmasından sonraki verdiği nimetler içersinde kırk yıl süren çöldeki zorlu göçebe yaşamı ve bu yaşam esnasındaki çetin sınavları anlatılmaktadır.
    Bu göçebe yaşam esnasında Sina çölünde, Tur dağının bulunduğu mevkie geldiklerinde Allah, Musa’@yı, Tur dağında kırk gün sürecek bir buluşmaya çağırır.
    “Musa'ya kırk gece (vahyetmek üzere) söz vermiştik.” Bakara/51 Bir başka ayette ise;“Musa'ya otuz gece vade verdik ve ona on gece daha ilâve ettik; böylece Rabbinin tayin ettiği vakit kırk geceyi buldu.” Araf/142 diyerek otuz güne, on gün ilave edilen toplam kırk günlük bir süre tanımlanmaktadır.
    Musa Tur dağındaki Allah ile buluşmasına giderken, İsrail oğullarının yönetimini ve irşad vazifesini Harun’@a teslim eder.
    “Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: Kavmimin içinde benim yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna uyma.” Araf/142
    İşte bu devirden sonra Harun peygamberin zorlu ve sıkıntılı tek başına resullük dönemi başlar. Harun’@un yalnız başına resullük yaptığı kırk günlük dönemde İsrail oğulları; içlerinden biri olan Samiri’nin önderliğinde, Allah’a şirk koşarak “altın buzağı heykeli” putuna tapmaya başlarlar.
    “Allah buyurdu: Senden sonra biz, kavmini (Harun ile kalan İsrail oğullarını) imtihan ettik ve Sâmirî onları yoldan çıkardı.” Taha/85
    “Musa'nın arkasından kavmi, ziynet takımlarından, böğürebilen bir buzağı heykelini (tanrı) edindiler.” Araf/148

    İsrail oğullarının puta tapmaya başlamalarının sebebi







  2. Mine
    Devamlı Üye





    İsrail oğullarının Musa’@nın ayrılışından uzun bir süre geçmeden buzağıya tapmalarının sebebi hakkında Kur’an’da mufassal bir açıklama yapılmazken; Tevrat nüshalarında bunun sebebine dair bazı bilgilere rastlamaktayız. Tevrat’ta İsrail oğullarının buzağıyı tanrı edinmelerine neden olan sebepler arasında Musa’nın Tur dağından inişindeki gecikme öne sürülmektedir.
    “Halk Musa'nın dağdan inmediğini, geciktiğini görünce, Harun'un çevresine toplandı. Ona, "Kalk, bize öncülük edecek bir ilah yap" dediler, "Bizi Mısır'dan çıkaran adama, Musa'ya ne oldu bilmiyoruz!" Çıkış32/1
    Musa’@nın gecikmesi belki de onun hiç dönmeyeceği, Yehova (Tanrı) tarafından cezalandırılarak yok edildiği biçiminde algılandığı anlaşılmaktadır. Nitekim İsrail oğullarındaki bu endişenin kaynağının doğruluğu hakkında Kur’an’da şöyle bir ayet yer almaktadır.
    “Musa'ya otuz gece vade verdik ve ona on gece daha ilâve ettik; böylece Rabbinin tayin ettiği vakit kırk geceyi buldu.” Araf/142
    Otuz gece sözleşilmesine rağmen bu süre kırk geceye uzayınca, İsrail oğulları içersinde Musa peygamber hakkında endişeler ve şayialar oluşmaya başlamış oldu.
    Hz.Musa’nın Tur dağından dönüşünün gecikmesini fırsat bilen Sâmirî; İsrail oğullarından topladığı ziynet eşyaları ile Altın bir buzağı heykeli yapar. Aynı zamanda böğürebilen bu heykel’e; Sâmirî “…Ben, onların görmediklerini gördüm. Zira o elçinin izinden bir avuç alıp onu attım.” Diyerek; aslında buzağı putunun, Musa’nın putu olduğu ve giderken unuttuğu şeklindeki illüzyonlarla “Bunun üzerine: İşte, dediler, bu, sizin de, Musa'nın da tanrısıdır. Fakat onu unuttu.” Taha/88; Tanrı Yehova’nın aracısı olarak göstermeyi başarır. .
    ”İsrail oğulları'nı denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların ilahları gibi, sen de bize bir ilah yap."Araf Suresi, 138 ayetinde belirtildiği gibi daha önceleri zaten oluşmuş olan puta tapınma isteği; Sâmirî’nin yaptığı altın buzağı heykeli ile gerçeğe dönüşür. Musa@ Tur dağından dönmeden, başlarında Harun peygamber olduğu halde onun nasihat ve uyarılarına sırt çevirirler ve İsrail oğulları buzağı putuna tapmaya başlarlar.

    Musa peygamberin Allah ile buluşma dönüşü Harun’@a çıkışması

    Harun peygamber kavminin düştüğü şirk batağı karşısında ne yapacağını bilemez bir halde uğraşırken; Allah ile buluşmada olan Musa’ya Allah tarafından İsrail oğullarının işlediği çirkin şirk fiili bildirilir.
    “Senden sonra biz, kavmini (Harun ile kalan İsrail oğullarını) imtihan ettik ve Sâmirî onları yoldan çıkardı.” Taha/85
    Bu ayeti anlamaya çalışırken görmemiz gereken önemli bir nokta vardır. Allah kendisi ile buluşmaya gelen, Hz. Musa’ya ilk olarak, buluşmak için neden acele ettiğini sormaktadır?
    “Seni acele ile kavminden ayrılmaya sevk eden nedir, ey Musa!”
    “Musa: İşte, dedi, onlar da benim peşimdeler. Ben, memnun olasın diye sana acele ile geldim Rabbim.” Taha/83–84
    Allah’ın, Musa peygamberle karşılaşmasındaki“Seni acele ile kavminden ayrılmaya sevk eden nedir?” sorusunun nedeni aynı zamanda İsrail oğullarının buzağıya tapınmalarının sebebi olduğu anlaşılmaktadır. Musa@ Allah ile buluşmasına, Allah ile buluşmaya duyduğu sonsuz istek sonucu aceleci ve meraklı mizacının da gereği olarak vaktinden önce gelmiştir. Ancak acele ettiği bir başka mesele daha vardır. İsrail oğullarının imanının kâmil hale gelmesini beklememiştir.
    Musa’nın ayrıldığı süre içersinde İsrail oğullarını deneyen Allah; onların bu denenmeden başarısız çıktığını dolayısı ile Musa’nın “…onlar da benim peşimdeler.” diyerek, resullük vazifesini tam yaptığını düşünen ve kavminin tevhid çizgisinden sapmayacağına emin olan kararındaki düştüğü yanılgıyı anlatmak için “Seni acele ile kavminden ayrılmaya sevk eden nedir, ey Musa!” diyerek kavminin saptığını ona haber vermiştir.
    İnsanlar ve toplumlar her an denenecekleri ve bu sınanmaların neticesinin ancak Allah tarafından önceden bilinebileceği, peygamber de olsa kullarından hiç kimsenin bu konularda bilgi ve müdahalesinin olamayacağı gerçeğinin öğüt ve ibret sahnesinin anlatımı, kıssanın bu bölümünde bu kısacık diyalog içersinde bu şekilde sunulmuştur.
    Yunus peygamber kıssasındaki, Yunus’@un düştüğü hataya, Musa@ da düşmüştür. Yunus, kavminin bundan sonra iman etmeyeceğine, Allah’tan bir işaret ve emir olmadan karar vererek toplumundan kendi düşüncesi ile ayrılma hatasına düştüğü gibi; Musa@ da resulü olduğu İsrail oğullarının tevhid’denayrılmayacağı düşüncesi ile kendi içtihadı ile erkenden, Allah ile buluşmasına giderek; Allah’a ait olan karar ve bilgiyi takdir edememe hatasına düşmüştür.
    Musa’nın, Allah ile buluşması dönüşü Harun@,İsrail oğulları ve Sâmirî’ye olan şiddetli kızgınlığı bu hatasının Allah tarafından kendisine açıklanmasının verdiği eziklik duygusundan olsa gerektir.
    Musa@ bu psikoloji ile kavminin düştüğü şirk bataklığının sorumluluğunu Harun’@a yüklemeye çalışarak, onun resullük vazifesini yapamadığı kanaati ile sert ve hiddetli tavırlarla Harun’a çıkışır.
    “Ey Harun! Bunların dalâlete düştüklerini gördüğün vakit seni engelleyen ne oldu?”
    “(Neden) benim yolumu takip etmedin? Emrime asi mi oldun?”
    ”(Harun Ey annemin oğlu! dedi, saçımı sakalımı, yolma! Ben, senin: "İsrail oğullarının arasına ayrılık düşürdün; sözümü tutmadın!" demenden korktum.”
    Taha/92–94
    Harun’@un İsrail oğullarının şirke bulaşmasına karşı yetersiz kalmasının verdiği buruklukla Musa’@ya cevap verir.
    “(Harun)Anam oğlu! Bu kavim beni cidden zayıf gördüler ve nerede ise beni öldüreceklerdi. Sen de düşmanları bana güldürme ve beni bu zalim kavimle beraber tutma!" dedi.” Araf/150
    “(Harun Ey annemin oğlu! dedi, saçımı sakalımı, yolma! Ben, senin: "İsrail oğullarının arasına ayrılık düşürdün; sözümü tutmadın!" demenden korktum.”
    Taha/94
    Harun’un verdiği cevaplarla düştüğü şokun etkisinden sıyrılan Hz.Musa sakinleşir ve olgun bir tavırla değerlendirmesini yaparak hatanın kendinden kaynaklandığını; çünkü kavminin Allah’a kulluktan sapmayacağı zannıyla Allah ile buluşmasına erken gittiğini bundan dolayı Allah tarafından kendisinin ve kavminin denediğini fevk eder. Harun’un çaba harcadığı halde kavmini yanlıştan döndüremediğini anlayarak; her hatalı kulun yapması gerektiği gibi Allah’a tövbe etmeye yönelir.
    “(Musa da) Ey Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin! dedi. Araf/151
    İşte size bir ders daha; Musa’nın örnekliğinde tüm insanlar ve Müslümanlar için cari bir kulluk, bir ibadet; hatayı görmek ve hatlardan dönmek için Allah’a yönelerek tövbe etmek.




  3. Buğlem
    Devamlı Üye
    Hz. Musa ve kardeşi hz. Haruna Peygamberlik verilmiştir. Hz. Musa Tur dağına Rabbi ile buluşmaya gideceği vakit kavmini Haruna teslim etmiş ancak Musanın gecikmesinden faydalanan Samiri halkın tekrar putlara tapmasını sağlamış ve Hz. Harun ne kadar uğraşmışsa da onları ikna edememiştir sonra kavmi bölünmesin diye Musanın dönüşünü beklemiştir.




  4. Nesrin
    Devamlı Üye
    Hazreti musa peygamber olduğunu öğrendikten ve allahın emirlerini aldıktan sonra saraya kardeşi harunla birlikte firavunun yanına giderler. amaçları firavunu allahın yoluna davet etmektir. ancak firavun bunu anlamak istemez ve daha sonra allah tarafından gözleri korksun diye hazreti musanın asası büyük bir yılana dönüşür. hazreti musanın anladığınız gibi mucizesi asasıdır.

+ Yorum Gönder