+ Yorum Gönder
Sağlık Merkezi ve Psikoloji Kişisel Gelişim Forumunda Ergen ve Aile İletişimi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. MaiEf_
    Devamlı Üye

    Ergen ve Aile İletişimi









    Ergen ve Aile İletişimi Hakkında Bilgi


    İnsan doğduğu andan ölüme dek bir gelişim ve değişim sürecine girmektedir. Bu yaşam süreci içinde her yaşın ve dönemin kendine özgü özellikleri, görevleri ve zorlukları vardır. Yaşamın en önemli dönüm ve gelişim noktalarından biri de ergenlik dönemidir.


    Peki, ergenlik çağı sorunlarla örülü bir ağ mıdır?

    Evdeki çatışmaların alevlenmesinin tek nedeni ergenin içinde bulunduğu dönem midir, yoksa ebeveynlerin kendi yaşam döngüsündeki başkalaşımların da işin içinde olduğu paylaşılan bir durum mudur?

    Ergenlik, biyolojik faktörlerin etkisindeki kişinin yaşadığı geçici çalkantıları mı anlatır? Bunlar aile içinde nasıl yaşanır?

    Ergenlik dönemi, kişinin kökten bir değişim geçirdiği ve aslında en çok da ailesine ihtiyaç duyduğu bir dönemdir. Gençliğe atılan bu ilk adımda hem fiziksel, hem duygusal, hem cinsel hem de sosyal değişimler söz konusudur. 12–24 yaşları arasındaki grup ergenlik dönemi olarak kabul edilir. Ergenlik, çocukluktan çıktıktan sonra yetişkin bir insan olmadan önce bir kimlik kazanma dönemidir. Bu kimlik, çocuğu hem bireysel olarak hem de toplum içindeki yeri açısından etkiler. Erkek çocuk delikanlı, kız çocuk genç kız olarak kabul edilmeye başlanır. Cinsiyetin gerektirdiği roller her iki cinsin de üzerine yüklenmeye başlanmıştır. Bu rollere uyum sağlamak ergen için en başlarda zor olabilir. Fiziksel, duygusal, cinsel, sosyal vb. Bu kadar çok şeyin bir arada değişmesi başlı başına bir stres kaynağıdır. Bu yeni kişiliğe ve yetişkin olmaya uyum sağlama süreci ise başka sıkıntıları beraberinde getirir. Böylesi güçlüklerin yaşandığı bir aile ortamını güzelleştirecek tek şey ise doğru iletişimdir.


    Çocukluk döneminde uyumlu bir çocuğun ergenliğe yaklaşan yıllarda gösterdiği değişimleri pek çok ebeveyn şaşkınlıkla karşılar ve hazırlıksız yakalanır. Çocuklarının çocukluktan çıktığı, ama tam da yetişkin olmadıkları bu geçiş dönemi; ergenlik dönemindeki çocuklar kadar, anne babaları için de zor geçer. Çünkü o tanıdıkları çocuk gitmiş, yerine bambaşka davranışlar ve tepkiler sergileyen bir genç gelmiştir. Ana babalar, çocuk büyüdükçe daha uslanır daha az sorun çıkarır sanırlar.

    Her şeyin yoluna girdiğini sandıkları bir dönemde birden ortaya çıkan huysuzluklara, tedirginliğe ve nedensiz öfke patlamalarına bir anlam veremezler. Eve dilediği gibi girip çıkmak isteyen, çok zor beğenen, en yumuşak ikazlara bile çok sert karşılık veren genç karşısında, ne yapacaklarını bilemezler ve çoğunlukla soğukkanlı da kalamazlar. Sevecen ve yumuşak bir yaklaşımı bile geri çeviren, üstüne varılınca öfkeden deliye dönen, ya da kendisini tamamen iletişime kapayan genç karşısında bocalar, nasıl tutum takınacaklarını bilemezler. Çocuklarının kendilerini hiçe saydığını, kendileriyle hiç bir şey paylaşmak istemediklerini, hatta kendilerine düşman gözüyle baktığını görmek bir anne babanın karşı karşıya kalabileceği en zor durumlardan biridir. Zira dünyada ergen olmaktan daha zor bir şey varsa o da ergenlik çağındaki bir gencin anne babası olmaktır.


    Bu paylaşım azaldıkça her iki taraf da ayrı dünyaları yaşamaya başlarlar ve aslında yalnızlaşırlar. Ergenlerin içinde bulunduğu en önemli ikilem işte budur. Bir taraftan yalnız kalmak isterlerken aslında diğer taraftan en çok yakınlığa ihtiyaç duydukları, ailelerini en yakınlarında hissetmek istedikleri dönem bu dönemdir. Fakat yalnızlıktan hoşnutmuş gibi davranır ve bireyselliğini arttırıcı her türlü faaliyete girişir. Aile kuralları ona ağır gelir, sürekli şikâyetçidir, evin yaşanmaz olduğundan, ayrı bir evde yaşamanın ne kadar da güzel olabileceğinden, kimsenin onu anlamadığından yakınır durur. Halbuki arkadaşlarıyla ilişkisi ne kadar da güzeldir. Arkadaşlar, aile üyelerinin tümünden daha değerliymiş gibi görünür. Onu en iyi anlayan artık arkadaşlarıdır. Kendisi gibi evden kopan, bağımsızlık arayan arkadaş grubu artık gencin en önemsediği insanlardır. Onlar için kolaylıkla ailesinden vazgeçebilir.

    Oysa anne babaların sandığının tersine bir genci arkadaşları ayartmaz, çoğunlukla genç kendi eğilimine uyan gençleri arar bulur. Kendisine benzeyen insanların eleştirilmesine doğal olarak tepki verir. Ailesiyle arası açık olduğundan (özellikle aile koşulsuz sevgi hissini veremiyorsa) hayatındaki sevgi odağını arkadaşları olarak görür ve onların önünde eleştirilmek gibi aile tutumları ergenleri çileden çıkartır.
    Ergenliğin başlarındaki büyümenin hızlı oluşu, ergenin hem duygularında, hem de davranış ve tutumlarında belirgin farklılıklar sergilemesine neden olur.


    Ergenliğin ilk yıllarında anne-babalar çocukları hakkında sıkça şunları söylerler:

    •Asi ve hırçın
    •Evde huysuz
    •Alıngan, karamsar, ters
    •Dışarıda sıkılgan, durgun ve dalgın
    •Kendi başına buyruk ve sorumsuz
    •Banyoya girmiyor
    •Olur olmaz her şeye ağlıyor
    •Ders çalışmıyor
    •Süse düşkün
    •Çok geziyor
    •Bazen yalan söylüyor
    •Yalnızlık isteği
    •Can sıkıntısı
    •Toplumsal zıtlık
    •Otoriteye karşı direniş
    •Karşı cinse yönelmiş zıtlık
    •Duygululuğun artması
    •Kendine güvensizlik
    •Çabuk üzülür
    •Çabuk sinirlenir
    •Olur olmaz her şeyi sorun yapar
    •İlgileri artmış, gelgeç hevesleri çoğalmıştır
    •Gürültülü müziğe bayılır
    •Süse ve giyime düşkünlük gösterir.
    •Genç kız ayna karşısında saatler geçirir.
    •Duygu durumda kolay değişiklikler
    •İçe kapanma süreci
    •Huzursuzluk
    •İştah değişiklikleri
    •Uyku düzeni değişiklikleri
    •Duyguların yoğunluğunda artış
    •Aşık olma
    •Mahcubiyet ve çekingenlik
    •Aşırı hayal kurma
    •Yalnız kalma isteği
    •Çalışmaya karşı isteksizlik
    •Çabuk heyecanlanma
    •Tedirgin ve huzursuz olma



    Bu denli karmaşa içinde olan ergenlerin kendilerini sevebilen bir yetişkin olmaları için sevildiklerinden emin oldukları bir ortam içinde büyümeleri ön koşuldur. Çocuklar zaman zaman yaptıkları yaramazlıklarla büyüklerinin kendilerine olan sevgilerini sınarlar. “Beni ne kadar çok seviyorlarsa o kadar çok katlanırlar” mantığı çok yabancı değildir. Ancak yetişkinlerin de bunu “Seni çok seviyorum. Bu nedenle kendine olumsuz bir şey yapmana ya da olumsuz bir kimlik geliştirmene izin veremem” şeklinde değiştirmesi gerekir. Küçük yaştan başlayarak, konulan kuralların tartışılabileceği, gözden geçirilebileceği, ancak konulduktan sonra uyulması gerektiği çocuklara aşılanmalıdır.
    Sağlıklı kurallar, çocuklara güven duygusu aşılayabilmenin temelidir. Tutarlı yaklaşımların çocukların daha bilinen bir dünyada yaşamalarını sağlar. Güvenli bir ortam bireyin kendini keşfetmesi ve sergileyebilmesi için elzemdir. Bir çocuk için annesi sağ ayağı ise, babası da sol ayağıdır. Bu iki ayağı ile attığı adımlar ne kadar sağlamsa o kadar yol kat edebilir. Bu iki ayağın birbirine çelme taktığı durumlarda çocuk tökezler ve düşer. Zaman zaman çocuk tek ebeveynle yaşamak zorunda da kalabilir. Bu durumda da hayatta ya da yitirmiş olsun, birlikte olunmayan ebeveynin desteği hissettirilmelidir. Çocuk ve gençlerin sağlam dayanaklara gereksinimi vardır. Anne babanın kendine güven ve güçlülük duygusu çocuklarına da geçecektir.

    Sevgili arkadaşlar insan yaşamının en zor evresi olan ergenlik dönemini atlatmak ya da mümkün olduğu kadar az zararla bu dönemi geçirmek tamamen bizim elimizdedir. Hayattaki her alanda olduğu gibi ergen ve aile arasındaki çizgiyi belirleyen ikili iletişimdir. Doğru iletişim ile anne, baba ve büyüklerinizin değiştirilemez fikirlerinin aslında ne kadar esnek ve değişken olabileceğinin farkında olmanızı istiyorum. Hayatınızın her alanında doğru ve etkili iletişim sizin önünüzde aydınlık yollar açacaktır. Sorunlarınızı içinizde atmak yerine iletişim yoluyla gidermeye çalışın. Göreceksiniz ki aileniz bu tutumunuz karşısında size de hak verecektir. Yaşamınız boyunca mutlu ve başarılı olmanız dileğiyle…

    Gonca ÜNAL








  2. Buğlem
    Devamlı Üye





    Ergenler bağımsızlık arayışındadır. Kendi seçimlerini yapmak, kendi yaşamını düzenlemek ve bunu da kendi başına yapmak istemektedir. Aileden ayrılıp bağımsızlığı başarabilmek için, gencin gözünde anne baba ideal olma niteliklerini kaybeder.




+ Yorum Gönder