+ Yorum Gönder
Özel Eğitim ve Rehberlik ve Rehberlik Forumunda Motivasyon Sağlanmasında Ailenin Rolü Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Börtecine
    Devamlı Üye

    Motivasyon Sağlanmasında Ailenin Rolü








    Motivasyonun Sağlanmasında Ailenin Rolü

    Motivasyonun Sağlanmasında Ailenin Rolü Nedir ?



    Motivasyon, insanın istek ve ihtiyaçlarının farkına varması ve bunları gerçekleştirebilmesi için harekete geçmesidir.
    Motivasyonu olumlu ya da olumsuz etkileyen bazı faktörler vardır. Bunlardan biride ailedir. Aile, farkında olarak ya da olmayarak, gencin motivasyon düzeyini etkiler. Bu etki olumlu yönde olabildiği gibi zaman zaman da olumsuz yönde olabilir. Tabii ki hiçbir anne baba, bu kadar önemli bir dönemde çocuğunun motivasyonunu olumsuz yönde etkilemek istemez. Ancak gencin iyiliği adına yapılan bazı davranışlar ya da söylenen bazı sözler onu olumsuz etkileyebilir; motivasyonunu düşürüp kaygı düzeyini yükseltebilir. Bu da gencin kaygılı, mutsuz ve verimsiz bir hazırlık süreci geçirmesine neden olur. Eminiz ki hiçbir anne baba çocuğuna böyle bir zarar vermek istemez. Tam tersine çocuğuna böylesine önemli bir dönemde olumlu destek olmak, motivasyonunun artmasına yardım etmek ister. Kısaca her anne baba çocuğunun başarısının artmasında kendi payına düşeni en iyi şekilde yerine getirmek ister.
    Motivasyonun sağlanmasında ailenin olumlu rol oynayabilmesinin ilk şartı, genci anlamaktır. Ne denli zor bir dönem yaşadığının farkında olmak ve bunu da gence yansıtmak gerekmektedir. Bunun olabilmesinin yolu da aile içinde "olumlu bir iletişim ortamı" kurulması mümkündür. Olumlu bir iletişim ortamının olduğu ailelerde, aile üyeleri zayıf ve güçlü yönleriyle birbirini tanır, olduğu gibi kabul eder, hiçbir koşula bağlı olmaksızın sever ve birbirine güvenir. Böyle bir ortamda yetişen genç, sevildiğini, kendisine güven duyulduğunu, anlaşıldığını bilir bu da ona güç verir.
    Aile gencin zorluklarını anlamalı ve bunu ona aktarmalıdır. "Hem okulu, hem dershaneyi birlikte götürmenin zor ve yorucu olduğunu biliyorum ve bu zor dönemde senin yanındayım, benden istediğin desteği vermeye hazırım." şeklinde bir ifade gencin aileye olan güvenini daha da pekiştirecektir. Anlaşıldığının farkına varan genç, yaşadığı zorlukları rahatça ailesiyle paylaşacak, sorumluluklarına da daha sıkı sarılacaktır.
    Sorumluluktan bahsetmişken hemen belirtmeliyiz ki üniversite sınavına hazırlanmak sadece gencin sorumluluğudur. Bu sorumluluk ne ailenin ne de özel öğretmenindir. Aile bu sorumluluğu gencin yerine üstlenmemelidir. Gencin eksik olduğu konuları, kapatması gereken açıkları, çalışmadığı dersleri saptamak, hangi derse ne kadar çalışacağını belirlemek ailenin görevi değil, gencin sorumluluğudur. Aile, bu sorumlulukları gencin yerine üstlendiğinde gencin motivasyonu da doğal olarak düşecektir. Bu nedenle aile, bu sorumlulukların gence ait olduğunu bilmelidir. Aileye düşen, sorumluluklarını üstlenen ve yerine getiren gence, istediği desteği sağlamaktır. (Uygun bir çalışma ortamı temin etmek, yaşadığı zorlukları aktardığında birlikte çözüm üretmeye çalışmak gibi)
    Çocuğunun motivasyonunu artırmak isteyen aileler, çocuğunun yapamadıklarını değil yapabildiklerinin üzerinde durmalıdır ki takdir edildiğini desteklendiğini gören çocuk o davranışı daha sık göstersin. Örneğin hafta içinde bir kez oturup ders çalışan çocuğa "Oturup ders bile çalışamıyorsun, ne zaman otursan bir bahaneyle kalkıyorsun, bakalım sınavda ne yapacaksın?" gibi bir ifade kullanmak yerine "Geçen gün kendi başına oturup ders çalışabilmen çok hoşuma gitti, seninle gurur duydum. Belki ilk başta biraz zorlanırsın ama hiç moralini bozma, bunun da üstesinden gelebilirsin." şeklinde bir ifade kullanmak, gencin kendi başına çalışma davranışını sıklaştıracaktır.
    Sınavla ilgili olarak, gencin değerini sınavdaki başarısıyla eş tutmak, sonuçlarla ilgili olarak korkutmak, tehdit etmek, "Sen hele bir kazanma, o zaman görüşürüz." ya da "Kazanamazsan arkadaşlarının yüzüne nasıl bakarsın, aile dostlarımızın hepsine rezil oluruz." gibi ifadeler gencin motivasyonunu değil, kaygısını arttırır. Genç ailesinin ve başkalarının gözünde kendisinin değil, sınavdaki başarısının önemli olduğunu düşünür ve sınava gerçek dışı bir anlam yükler. Bu da kaygısını arttırır.
    Kaygı, öğrenmenin ve öğrendiğini kullanmanın önündeki en önemli engeldir. Kaygısı artan, sınava olduğundan farklı anlamlar veren öğrenciler için her sınav bir "Kriz" dir. Kendini ispatlaması gereken, değerli olduğunu herkesin görmesi gereken ve mutlaka kazanılması gereken bir savaş. Bu duygularla sınava hazırlanan genç her bir sınavı, hatta her bir çalışma testini, kazanılması gereken bir savaş olarak görecek, yapamadığı her bir soruyu kaybedilmiş bir savaş olarak yorumlayacaktır. Bu da mutsuzluk duygusunu ortaya çıkaracaktır. "Bir soruyu bile çözemiyorum, koskoca bir sınavı nasıl kazanırım" diye umutsuzluğa düşecek belki de çalışmayı bırakacaktır. Oysa sınav gencin gözünde krize değil "fırsata" dönüştürülebilmedir. Üniversite sınavının "amaç" değil, amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıracak bir "araç" olduğu bilinmelidir.
    Gence, sınavın, amaçlarına ulaşabilmesi için bildiklerini, öğrendiklerini kullanabileceği, amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıracak bir "fırsat" olduğu söylenmelidir. Gence düşen de bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmektir. Örneğin dershanedeki deneme sınavlarına "eksiklerin görülüp giderilmesi için fırsat sağladığı" biçiminde bir anlam yüklenmesi, krizi fırsata dönüştürebilecektir. Deneme sınavlarının sonuçlarını yorumlarken de " Bak, kaç tane yanlışın var, bu yanlışlarla nasıl sınav kazanacağını merak ediyorum." veya "Bak yine yanlış yapmışsın, nasıl kapanacak bu açıklar?" demek yerine "Doğru cevapların geçen sınava göre artmış, demek ki bir önceki sınavdaki açıklarını kapatmaya başlamışsın." şeklinde bir ifade kullanmak gencin motivasyonunu arttıracak derslere daha sıkı sarılmasını sağlayacaktır.
    Her zaman anne babalar genci tehdit etmeyebilir, bazen de genci olumlu etkilemek düşüncesiyle "Ben sana güveniyorum, sen en iyi bölümlere layıksın, senin kazanamaman gibi bir ihtimal düşünemiyorum bile." gibi ifadeler kullanırlar, bu da gence taşıyabileceğinden fazla yük yükler. Kendisinden ne kadar büyük beklentiler olduğunu gören genç gerçekçi olmayan hedefler belirler ve bu hedefe ulaşmak için tüm gücüyle çabalar. Ancak bir süre sonra, taşıyamayacağı kadar ağır olan bu yükün altında ezilmeye başlar. Yükün ağırlığını hissettikçe öğrenmesi ve öğrendiklerini kullanması zorlaşır, çok çalışmasına rağmen beklediği karşılığı alamaz. Gencin bunları yaşamaması için, aile gençten, verebileceğinden fazlasını beklememelidir.
    Hiç kuşkusuz, gençlerin yaşamlarının bu önemli dönemlerinde onlara en iyi şekilde destek olmak her anne babanın isteğidir. Ancak önemli olan, gence "doğru ve onun başarısını arttırabilecek şekilde" destek vermektir. Bunun için de sınavın asla bir dönüm noktası olmadığını ama yaşamdaki amaçlara ulaşmayı kolaylaştıracak bir fırsat olduğunu vurgulamalı ve onlara, sınavdan alacakları sonuca değil, kendilerine değer verdiğimiz mesajını iletebilmeliyiz. Onlara içtenlikle "Sen benim için her şeyden önemli ve değerlisin. Hayatındaki bu önemli dönemde, sana istediğin desteği vermeye hazırım. Senin kendi üzerine düşenleri en iyi şekilde yapacağını biliyorum, ben de üzerime düşenleri yapmaya hazırım." diyebilmeliyiz.








  2. Mrtçlk
    Devamlı Üye





    Aile içindeki motivasyon çocuğun gelişimi için çok önemlidir. Çocuğumuzu motive ederken fazla abartmadan ve çocuğumuzun üstüne gitmeden yapmalıyız. Ölçü çok önemlidir. Yapılan yanlışlar çocuğumuz için kötü olurken Çocukla olan ilişkimizde bozabilir.




+ Yorum Gönder