+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Sahabeler ve İslam Alimleri Forumunda Tufeyl Bin Amr Kimdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Tufeyl Bin Amr Kimdir








    tufeyl bin amr kimdir kısaca







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Tufeyl Bin Amr

    Eshâb-ı kirâmın şâirlerinden ve Resûlullah efendimizin Mekke’de İslâmiyeti açıklamaya yeni başladığı sırada îmân edenlerden. Adı, Tufeyl bin Amr bin Tarif bin Âs bin Sa’lebe bin Selîm bin Fehm bin Ganem bin Devs ed-Devsî el-Ezdî’dir. Yemen taraflarında mamur ve verimli bir beldede oturan Devs kabilesine mensûbtur. Hz. Tufeyl bin Amr, bu kabilenin en seçkin, en itibarlı ve akıllı kişilerindendi. Kendisi şâirdi. Ekseriya ticâretle, alış-verişle meşgul olurdu. Bu vesile ile Mekke’ye gidip gelirdi. Hac mevsiminde Mekke’ye geldiği bir sırada Müslüman oldu. Hayber’in fethi sırasında Medine’ye gelip harbe katıldı. Bundan sonra Resûlullah efendimiz (s.a.v.) ile bütün harplerde bulundu. Hz. Ebû Bekir zamanındaki Yemâme harbinde mürtedlere, dinden ayrılanlara karşı kahramanca savaştı ve orada şehîd oldu. Oğlu Amr bin Tufeyl de, Hz. Ömer zamanında Yermûk harbi esnasında şehîd oldu.
    Tufeyl Bin Amr.jpg
    Peygamberimiz, Mekke’de İslâmiyeti açıkça yaymaya başladığı yıllarda, gece gündüz insanlara nasihat veriyor, onları İslâm dînine davet ediyordu. Mekke’li müşrikler ise, Resûlullah’ın (s.a.v.) bu gayretini boşa çıkarmak için hiç durmadan uğraşıyorlardı. O’nun anlattıklarını kabul edip îmân edenlere, mü’minlere, her türlü yalan, iftira ve işkenceyi reva görüyorlardı. O’nunla görüşen, konuşan birisini gördüler mi, hemen yanına varıyorlar, Onu dinlememesi ve anlattıklarına inanmaması için her türlü hileye, yalana başvuruyorlardı. Dışarıdan Mekke’ye gelenleri Peygamberimizle görüştürmemek için, ellerinden geleni yapmaktan geri durmuyorlardı.

    Müslümanların, çok sıkıntı içinde oldukları ve kâfirlerden çok eziyet çektikleri bir zamanda, Hz. Tufeyl bin Amr, Mekke-i Mükerreme’ye gelmişti. Bunu gören müşriklerin önderleri, hemen onun yanına gittiler ve dediler ki: “Ey Tufeyl! Sen, bizim memleketimize geldin. Aramızda ortaya çıkan Abdulmuttalib’in yetiminin şaşılacak birçok halleri vardır. Kur’ân-ı kerîm diye söylediği sözleri sihir gibidir. Oğlunu babasından, kardeşi kardeşten, kocayı karısından ayırıyor! Ortaya attığı fikirlerle, ortalığı karıştırıyor. Onun sözünü işiten oğul babasına bakmıyor, O’na tâbi oluyor. Artık kimse birbirini dinlemeyip, müslüman oluyorlar. Korkarız ki, bizim başımıza gelen bu ayrılık belâsı, seninle kavminin başına da gelir. Sana nasihatimiz olsun. O’nunla sakın konuşma. Ne O’na bir söz söyle, ne de O’nun sözünü dinle. Anlattıklarına kulak asma! Çok dikkatli ol. Burada fazla da kalma. Hemen çekip git!”

    Bundan sonrasını Tufeyl bin Amr (r.a.) şöyle anlatıyor: Yemin ederek söylüyorum ki, beni öyle ettiler ve bu sözü o kadar çok söylediler ki, O’nunla konuşmamaya, O’nun sözünü asla dinlememeye karar verdim. Hatta Kâ’be’ye girdiğim zaman, ne olur, ne olmaz belki sözlerini duyarım endişesiyle kulaklarıma pamuk bile tıkamıştım. Ertesi gün, sabahleyin Kâ’be’ye gittim. Gördüm ki, Resûlullah (s.a.v.) Kâ’be’nin yanında durmuş, namaz kılıyordu. Ona yakın bir yerde durdum. Cenâb-ı Hakları hikmeti olarak Kur’ân-ı kerîmden okuduklarından bazısı kulağıma gitti. işittiğim sözleri, o kadar güzel buldum ki, kendi kendime: “Ben, iyiyi kötüyü ayırt edemiyecek bir adam değilim. Hem de şâirim. Bunun söylediklerini ne diye dinlemiyeyim? Sözlerini güzel bulursam O’nu kabul ederim, güzel gelmezse terk ederim” dedim. Ve bir tarafa gizlenip, Resûlullah (s.a.v.) namazını kılıp evine dönünceye kadar orada bekledim. Evine girinceye kadar peşinden gittim. Evine girince, ben de girdim ve “Yâ Muhammed! (s.a.v.) Ben bu diyara geldiğimde, senin kavmin bana şöyle şöyle dediler. Senden uzak durmamı istediler. Beni, o kadar korkuttular ki, ben de senin sözünü işitmemek için kulaklarıma pamuk tıkadım. Ama Allahü teâlâ’nın hikmeti olacak ki, bana senin okuduklarından bir miktarını işittirdi. Onları pek güzel buldum. Şimdi, sen, bana ne söyleyeceksen bildir! Kabul etmeye hazırım” dedim. Resûlullah efendimiz bana İslâmiyeti anlattı ve Kur’ân-ı kerîmden bir miktar okudu. Yemin ederim ki, ömrümde bundan daha güzel söz asla işitmemiştim. Hemen orada Kelime-i şehâdet getirip müslüman oldum.

    O anda dedim ki: “Yâ Resûlallah! Ben, kavmimde sözü dinlenen itibarlı bir kimseyim. Onlar benim sözümden dışarı çıkmazlar. Gidip onları da, İslâm dînine davet edeyim. Dua ediniz de, Allahü teâlâ benim için bir alâmet, bir kerâmet buyursun! Böylece o alâmet, kavmimi İslâmiyete davet ederken bana bir kolaylık, yardım olsun!” Bu ricam üzerine Resûlullah efendimiz: “Ey Allah’ım! Onun için bir âyet, alâmet yarat!” diye duâ buyurdu.

    Bundan sonra Mekke’den çıkıp kendi beldeme döndüm. Karanlık bir gecede, kavmimin oturduğu su başına bakan tepeye vardığım zaman, hemen alnımda kandil gibi bir nûr peyda oldu. Çıra gibi ışık vermeye başladı. O zaman duâ edip: “Allahım! Bu nuru alnımdan başka bir yere naklet! Devs kabilesinin cahilleri görüp de, dîninden döndüğü için Allah, onun alnında ilâhi bir ceza olarak bunu çıkardı, sanmasınlar!” dedim. O nur, hemen elimdeki kamçının ucuna gelip kandil gibi asıldı. Kabilemin yurduna yaklaşıp da, yokuştan aşağıya inmeye başladığım sırada orada bulunanlar, elimdeki kamçının başında kandil gibi parlayan nuru birbirine gösteriyorlardı. Bu vaziyette yokuştan aşağıya inip evime geldim. Yanıma ilk önce, ihtiyar olan babam gelip, beni bu halde gördü. Bana olan sevgisinden dolayı boynuma sarıldı. Babam çok yaşlıydı. Ona dedim ki: “Ey babacığım! Eğer evvelki halin üstüne kalırsan, ne ben sendenim, ne de sen bendensin!” Bu sözümü işitince babam şaşırdı ve “Sebebi ne, ey oğlum!” diye sordu. Ona cevap olarak: “Ben, artık Muhammed aleyhisselâmın dînine girip müslüman oldum” dedim. Bunun üzerine babam da: “Oğlum, ben de senin girdiğin dîne girdim. Senin dînin, benim dînim olsun!” deyip, hemen Kelime-i şehâdet getirerek müslüman oldu. Bundan sonra İslâm dîninden bildiğimi ona öğrettim. Sonra yıkanıp temiz elbiseler giydi. Daha sonra yanıma hanımım geldi. Ona da aynı şeyleri söyledim. O da kabul edip müslüman oldu.






+ Yorum Gönder