+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12
Tarih Arşivi ve Savunma Birimleri Forumunda En Güzel Asker Şiirleri-Asker Mektupları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. HARBİKIZ
    Moderator

    --->: En Güzel Asker Şiirleri-Asker Mektupları

    Ben En Çok Seni Özledim


    derinliğinde kaybolduğum gözlerine ne demeli bilmem
    beni sonsozluğa sürükleyen ve
    ansızın hüzünlerin en çıkmazına iten
    o derin ve güzel gözlerini özledim

    ben en çok seni özledim
    yorgun bir akşamda
    yürürken kaldırımda
    sensizliği solumayı
    ve sensizlikle yürümeyi özledim

    ben en çok seni özledim
    yağmur yağarken üzerime
    gözyaşlarımı bırakıp gökyüzüne
    başka bir yağmurla sana yağsın diye
    umut etmeyi özledim

    Ben en çok seni özledim
    kalbindeki insanlara rağmen
    orada sıkışacak bir yer bulmak
    ve dışarda kalmamak için yaptığım
    çırpınışları özledim

    ben en çok seni özledim
    sen,
    sen kimi özledin?

    --->: En Güzel Asker Şiirleri-Asker Mektupları frmacil sayfa 2iki --->: En Güzel Asker Şiirleri-Asker Mektupları

  2. HARBİKIZ
    Moderator
    Gece nobetlerınde benı aklına getırmemeye calıs. Uyurken ustlerıne yakalanmanı ıstemem.

    …spora gıdememekten yakınıyordun ya. ıste spor senın ayagına geldı. ıyı degerlendır.

    …bu soyleyeceklerımı aklından cıkarmamaya calıs: Ay aksamdan ısıktıııır?





  3. neizm2
    Yeni Üye
    ***VATAN BORCU NAMUS BORCU***


    Oturmuş yine hep birlikte..
    Her akşam olduğu gibi,
    Arkadaşlarla konuşuyorduk
    Ben 9 nolu ranzadaydım.
    21 nolu ranzada Mehmet türkü söylüyordu..
    Cezmi. akşam gelen mektubunu okumuş,düşünüyordu.
    Radyoda:
    '''GURBET O KADAR ACI Kİ''' şarkısı söyleniyordu..


    Hepimizin içine bir burukluk çökmüştü.
    Danyal devriye-nöbetçi kaldırıyordu.
    Pencereden kuru bir ayaz esiyordu
    BİRİNCİ KOĞUŞUN içine.
    Arap Ali:
    '''Gel 48 gün gel''' diye gün çekiyordu.
    Sigaramı yeniden tazeledim.
    Dumanı sendin
    Tütüyordun yine gözlerimin önünde
    Adaşım, kim bilir kaçıncı uykusundaydı?
    Dalgındık.
    Hepimiz sevdiklerimizi düşünüyorduk-besbelli..
    BiRİNCİ KOĞUŞTA
    Acı bir çaresizlik kol geziyordu..
    '''Bir uyuyabilseydim''' diyordu Haldun
    Kopup gelmiştik hepimiz bir başka diyardan
    Hepimizde en büyük hasret vardı.
    İçimizden hüzün taşıyordu.


    Son mektubunda '''Gel'' demişsin.
    Nasıl gelirim Can Yoldaşım,
    Nasıl?
    Offf, of! ! !
    Vatan borcu namus borcu
    Bilmez misin?



    Necdet GÖKNİL





  4. HARBİKIZ
    Moderator
    Keskin Şehidi

    Bir kahpe kurşunla yığıldım kaldım
    Potin bağlarımı çözemem gayri
    Sevdiğim ağlama sil göz yaşını
    Boynuna altınlar dizemem gayrı.

    Keskin’in etrafı bir kara yoldu
    Kırlarda çiçekler sararıp soldu
    Analar ağlayıp acıyla doldu
    Yolcuyum dünyadan dönemem gayrı.

    Sıkılan kurşunlar canımı aldı
    Toplandı dostlarım namazım kıldı
    Kutluca’nın adı yadigar kaldı
    Keskin bağlarını gezemem gayrı.

    Dermanî ne desin bunlar azdılar
    Kaderimi kurşun atıp yazdılar
    Karşı mahalleye mezar kazdılar
    Baba ocağına dönemem gayrı.


  5. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Her Ana Bir Mehmetçik Anasıdır Aslında

    Sarılır ana Mehmetçiğine doya doya
    Uğurlar oğlunu 15 aylık bir yolculuğa
    Çeker kokusunu sızlayan yüreciğine
    Her ana bir Mehmetçik anasıdır aslında

    Bazen davullarla yollanır Mehmetçik yolculuğa
    Bazen ağıtlarla, ağlamalarla
    Bazen davullarla gelir Mehmetçik yuvasına
    Bazense ağıtlarla yollanır Mehmetçik son yolculuğuna

    Oğlu emin eldedir bilir Mehmetçik anası ama
    Düşünmeden edemez kuzusunu rahat mı diye
    Aç değildir üşümüyordur Mehmetçik ama
    Ya açsa ya üşüyorsa der ana her zaman

    Ağlar geceleri Mehmetçik anası sessiz ve derinden
    Oğlu gurbettedir ya duramaz yerinde
    Çıkmaz görüntüsü gözünün önünden
    Kokusu burnunun dibinden

    Oğlu belki bir kahpe kurşunla ölmüştür ama
    Duyarsınız sesini bazen feryatlar arasından
    ‘Şehitler ölmez benim kuzumda ölmedi’ diye
    Duyarsınız ağıtını al bayraklı tabutunun başında

    Hande Şimşir


  6. HARBİKIZ
    Moderator
    Seyid Onbaşı

    muharebe cereyan etmekteydi. Bir yanda dünyanın en gelişmiş askeri vasıtalarına sahip ve sayıca çok kalabalık Batı ülkeleri, diğer tarafta vatanlarını müdafaa için cepheye koşup; düşmanın topuna, tüfeğine iman dolu göğsünü siper eden Mehmedcik
    Anadolunun cihangir ruhlu yiğitleri, şanlı fakat talihsiz devletlerinin elde kalan kısmını müdafaa için cansiperane vuruşmakta. Düşman zırhlılarının yağdırdığı güllelere, yaylım ateşe karşılık vermekte, düşmana adım attırmamaktadır.

    Her hususu gözönünde bulundurduklarını zanneden ve hesaplarına göre en geç üç günde Çanakkale'yi aşacaklarını hesap eden düşmanlar yanıldıklarını acı bir şekilde görecek ve zelil bir halde kaçacaklardır Çanakkale önlerinden. Onlar kaçarken, geride Mehmetçiklerin kanları, canlan pahasına kazanıp evlatlarına ithaf ettikleri şanlı bir hatıra kalacaktır.

    Çanakkale harbinde tarihlere şanla geçen kahramanlık tabloları çizilmiştir. İşte böyle tablolan çizenlerden birisi de Koca Seyyit'tir.

    1889'da Balıkesir'e bağlı Havran ilçesinin Çamlık köyünde dünyaya gelen Seyit, çocukluğundan itibaren gürbüz yapısı ve pehlivanlığıyla dikkatleri çekmiştir. Bu vasfından dolayıdır ki asker ocağında kendisine pehlivanlığına izafeten "Koca" lakabı verilmiş ve "Koca Seyyid" diye tanınmıştır.

    1909'da vatani vazifesine yapmak üzere askere giden Koca Seyit üç senelik asker iken 1912'de Balkan harbi patlak vermiş, Seyit de birliğiyle birlikte savaşa katılmıştır. 1913'te Balkan savaşının sona ermiş olmasına rağmen Seyit terhis edilmemiştir.

    1914'te Birinci dünya savaşı patlak verince Seyit de Çanakkale'de topçu eri olarak vazife almıştı.

    Çanakkale Boğazı'nın Rumeli yakasında, Kilitbahir denilen mevkide 28 lik Mecidiye bataryasında Şeyit'le birlikte kırk kişi vazifeliydi.

    17 Mart 1915'te Çanakkale'deki bütün birliklerde yoğun bir faaliyet görülmekteydi. Ertesi gün, düşmanın büyük bir hücuma geçeceği haber alınmıştı.

    Seyit Onbaşının bataryasında da hazırlıklar tamamlanmış ve düşmanın taarruzu beklenmeye başlanmıştı.

    18 Mart 1918'de ilk önce Fransız daha sonra İngiliz zırhlıları Çanakkale boğazında görülmüşlerdi. Kıyılan yoğun top ateşine tutan düşman zırhlıları aynı şiddette karşı ateşle karşılaşınca duraklamışlar, fakat ateşlerini kesmemişlerdi.

    Anadolu ve Rumeli kıyılarından ateş ve dumanlar göklere yükselmekteydi, düşman ateşi aralıksız devam ediyordu.

    İngilizlerin en büyük savaş gemilerinden Queen Elizabeth ve Ocean zırhlıları Koca Seyit'in bataryasının bulunduğu Kilitbahir önlerine gelmiş, kıyıyı top ateşine tutmuştu.

    Ateş çemberi genişleye genişleye Koca Seyit'in bataryasına ulaşmıştı. Bataryanın sağına soluna mermiler peşpeşe düşmeye başlamıştı. Durumun kritik oluşunu gören batarya komutanı "sığınağa!" emrini vermişti. Fakat batarya erleri sığınağa ulaşmadan müthiş bir gürültü kopmuş, sanki yer yerinden oynamıştı. Koca Seyit de o gürültüden sonrasını hatırlamıyordu. Düşman gemilerinden atılan bir mermi cephaneliğe isabet etmiş, cephanelik havaya uçmuştu.

    Bataryadaki erlerden on dördü şehit olmuş, yirmi dördü ise yaralanmıştı. Sadece Seyit ile Ali isimli arkadaşı yara almadan kurtulmuşlardı.

    Sağlık erlerinin müdahelesiyle kendine gelen Seyit gözlerini açınca etrafta şehit olan arkadaşlarının cesetlerim görmüş ve arkadaşlarından durumu öğrenmişti. Bataryada ikisinden başka kimse kalmamıştı.

    Bataryanın toplarından ikisi toprağa gömülmüş ve kullanılmaz hale gelmişti. Sadece bir tanesi kullanılabilir haldeydi. Onun da vinci kırılmıştı.

    Koca Seyit, bir denizde hâlâ ateş püsküren düşman zırhlısına bir yerde yatan şehitlere bir de topa bakmış ve büyük bir hırsla her biri 215 okka (276 kilo) ağırlığındaki mermilere yönelmişti. Arkadaşı Niğdeli Ali şaşırmıştı, Koca Seyit ne yapmak istiyordu. Seyit, şaşkın şaşkın kendisine bakan arkadaşına "yardım et de mermiyi yükleneyim" demiş, ardından da "Ya Allah" diyerek koca mermiyi kavramış ve Ali'nin yardımıyla sırtlamıştı. 276 kiloluk yüküyle 28'lik topun altı basamağını çıkan Koca Seyit mermiyi topun ağzına yerleştirmeyi başarmıştı. İmanın hem nur hem de kuvvet olduğunu göstermişti Koca Seyyit. Bu hakikati bütün dünyaya ilan edecekti. Şimdi bütün dikkatini vermiş önünde canavar gibi duran Ocean'ın üzerine çevirmişti topun namlusunu. Hedefi iyice tesbit edip nişanının doğru olduğuna kanaat getirdikten sonra "Ya Allah, bismillah!" diyerek topu ateşlemişti. Topun gürlemesiyle birlikte karşıdaki düşman gemisinden yoğun siyah bir duman yükselmişti. Anında yalpalamaya başlamıştı. Koca gemi isabet almıştı. Gemi personelinin sesleri kıyıdan duyuluyordu. Vurmuştu Koca Seyit, koca kefere gemisini. Ve mağrur düşmanın koca gemisi batacaktı.

    Düşmanlar Mecidiye bataryasının safdışı edildiğini zannetmekteydiler. Kilitbahir cephesindeki komutanlar da aynı kanaate varmışlardı. Fakat Mecidiye bataryasından ateşlenen bir top düşman gemisini batırmıştı işte.

    Batarya komutanı Hilmi Bey derhal Mecidiye bataryasına koşmuş ve topu Seyitle arkadaşının ateşlediğini öğrenmişti. Hemen oracıkta onbaşı rütbesini takmıştı Seyit'e. Komutanlar takdirlerini bildirmekteydi.Batarya Komutanı Hilmi Bey 'ne istersin Seyyid'' dediğinde ''Kumandanım tayınım az geliyor iki tayın isterim'' demiş, fakat ikinci yemekte ''arkadaşlarım bir tayın alırken ben iki tayın alamam'' diye hakkından feragat etmiştir.

    "Nasıl yaptın?" sualine ise şu cevabı veriyordu. "Cenb-ı Hakkın yardımıyla."

    Koca Seyit'in Ocean'ı batınşı bir anda her tarafa yayılmıştı. Mehmedcik taze moralle düşmanı şiddetli top ateşine tutmuştu. Gün batımına kadar devam eden şiddetli savaşta düşman perişan edilmişti. Düşman Çanakkale'yi geçememişti. Geçemiyecekti de

    Çanakkale kahramanlarından Koca Seyit 1918'de terhis edilmişti. Köyüne dönen Seyit geçimini temin için çalışmaya başlamıştı. Fakat hain gözler cennet vatanın üzerinde olunca rahatlık yoktu.

    Düşmanların hücumları bitmiyordu. Daha düne kadar Osmanlı devletine bağlı olan "uşak tabiatlı" Yunanlılar 15 Mayıs 1919'da İzmir'i, 28 Mayıs 1919'da da Ayvalık ve Edremit'i işgal etmişti. Vatan istila altındaydı, Çanakkale'nin şanlı gazisi Seyit onbaşı durabilir miydi? Durmadı ve işgal haberini alır almaz cepheye koştu.

    Karış karış vatanını müdafaa eden yediden yetmişe Anadolu insanıyla omuz omuza verip vuruşuyordu. Koca Seyit, Ordunun 26 Ağustos 1922'de başlattığı büyük taarruza da iştirak etmiş ve 28 Ağustos'ta cereyan eden muharebede iki yerinden yaralanmıştı. Büyük zaferin kazanıldığını hastanede yatarken öğrenmişti Koca Seyyit. Dünyalar kendisinin olmuştu. Artık asırlardır olduğu gibi şanlı bayrağı semalarda hür olarak dalgalanacak, Ezan-ı Muhammedi vatan semalarından eksik olmayacaktı.

    Savaşın kazanılmasından sonra mütevazı hayatını devam ettirmişti. Koca Seyyid, fakirdi, çoluk çocuğunun geçimini sağlamak için binbir meşakkatle dağdan odun getiriyor, odun kömürü yapıp satıyordu.
    Koca gazinin madalyası bile yoktu. O da "müracaat et sana madalya versinler, maaş bağlasınlar" diyenlere, "Biz madalya için, maaş için dövüşmedik. 'Ya şehid olacağız ya gazi' dedik. Ücretini Cenab-ı Allah'tan bekledik ve Rabbim bize gazilik rütbesini nasib etti" demiştir.

    Dağdan sırtında odun taşırken yağmurlu ve soğuk havalarda üşütmüş sonunda zatürre hastalığına yakalanmıştı.Hastalığı sırasında da malesef hiçbir yardım görememişti.1939 yılının Aralık ayında vefat eden Koca Seyit geride maddî hiç bir servet bırakmamıştı. Madde bakımından belki dünyanın en fakir insanıydı, fakat, şanlı tarihe malolan şanlı hatıralar bırakmıştı.

    Koca Seyyid ve arkadaşlarını bu vesileyle birkez daha rahmet ve minnetle yad ediyoruz.


  7. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Asker Destanı

    Garip Askerin Destanı
    Yaşım onsekizdi bir güzel sevdim
    Muradım almadan askere geldim
    Evin kıymetini burda öğrendim
    Teskere almadan bittim anneciğim
    *
    Denizli’ye indim sapsarı tozlar
    Mini etek giymiş asortik kızlar
    Neşe vermez oldu cümbüşler sazlar
    İçeri girmeden yandım anneciğim
    *
    Barakaya girdim içim karardı
    Nefesim kesildi benzim sarardı
    Ranzaya yığıldım mecal kalmadı
    Daha ilk günümde yıldım anneciğim
    *
    Kahır dolu günler geçmek bilmedi
    Gözyaşımı kimse gelip silmedi
    Yalvardım Allahıma”ölüm” diye vermedi
    Genç yaşımda candan bezdim anneciğim

    *
    Nihayet dağıtım günü de geldi
    On günlük izin ömre bedeldi
    lakin bu ne bana ne size yetti
    Manisa beni bekler affet anneciğim
    *
    Yeni vatan Manisaya yollandım
    Ağlamayın dedim,kendim ağladım
    Dayanmadı kalbim,helallaşmadım
    Hakkınızı helal edin anneciğim
    *
    Spil dağlarında kaybolmaz duman
    Garibin bulunmaz halini soran
    Şenşakrak kalbimiz şimdiyse viran
    Gurbette yapayalnız kaldım anneciğim
    *
    Manisa milleti yüze gülmüyor
    Allah selamını reva görmüyor
    Diyorlar ki “asker neden gülmüyor”
    Söyleyin nasıl gülsün anneciğim
    *
    Günleri saymakla bitiremedim
    Asker ocağında hiç gülemedim
    Her geçen gün biraz daha eridim
    Sabır taşlarına döndüm anneciğim
    *
    Kavuşmamız nasip olursa bir gün
    Bayramı olacak o Küçükköy’ün
    Uzundan kıssa sı sizlere sözün
    Hasret yıktı beni bil anneciğim
    *
    Asker Mehmet hem söyledi ,ağladı
    Askerin halini size derledi
    Dinleyen herkese selam yolladı
    Askeri mektupsuz koyma anneciğim…


  8. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Devriyeler gezer bütün kışlayı

    İnceden kar yağar hayallerime
    Ellerim cebimden çıkar isteksiz
    Esas duruşa geçer
    Silahı çapraza alırım
    Gözgöze gelirim aracın ışıklarıyla
    İlk kez otostop çekmeden duru yanımda
    Ali Veli konya emret komtanım
    Devriyeler gezer bütün kışlayı
    Vakit kışın tam ortasında

    Ben yine hayale devam ederim
    Özenle dizerim sobanın üzerine kestaneyi
    Toplanır başıma yetim kardeşlerim
    Bu kez aleddin bozar gecenin sessizliğini
    Al tertip için ısınsın
    Cebinden çıkardığı ekmeği bölerek verir bana
    İkimiz için getirdim arkadaşımsın

    Devam eder konuşmaya
    Şafak kaç tertip
    Yüz seksen beş
    Adammı öldürdün oğlumder güleriz
    Yıl ikibin on iki şubat
    Biz askeriz

    Gece eski sezsizliğine bürünür
    Baykuşlar konuşur bizim yerimize
    Uyanmak için uykumuzdan
    Karlar süreriz yüzümüze
    Baykuşlar konuşur bizim yerimize


    Recep Özdemir


  9. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Türkün destanı


    Gez kasaba, köy, bucak

    Sevgi dolu kucak, kucak

    Her zaman türkün destanı okunacak

    Yıkılacak bozuksa düzen, devlet kurulacak

    Sultanıma selam durulacak

    Tuğlar elde, kılıç belde bulunacak

    Zaferden zafere koşulacak

    Dinimiz yayılacak

    Vatanımız kurulacak

    Toprak kefenimiz

    Mezartaşımız andımız olacak

    Kılıç, kama bilenerek

    Atlı, yaya yürüyerek

    Fetihten, fetihe koşulacak

    Ölüm yıldönümünde

    Türklüğe hizmet etrmiş büyükler anılacak

    Yelkenler fora olup, küreler çekilecek

    Tarihimiz yazılacak

    Destanımız yazılacak

    Bayrağımız dalgalanacak

    Mehterimiz çalınacak

    Türk için, türklük için çalışılacak


    (Tarihi bir şiir)
    (Serdar Sayıl-1979)


+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12


en güzel asker mektupları,  güzel asker mektupları