+ Yorum Gönder
Aşk ve Sevgi ve Şiir ve Güzel Yazılar Forumunda Vatan Destanı - Şiiri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Berrak
    Yeni Üye

    Vatan Destanı - Şiiri








    Vatan Destanı


    VATAN DESTANI

    O kadar dolu ki toprağın şanla,
    Bir değil sanki bin vatan gibisin,
    Yüce dağlarına çöken dumanla,
    Göklerde yazılı destan gibisin.

    Hep böyîe bulutlar içinde başın,
    Hilâli kucaklar her vatandaşın.
    Geçse de asırlar, tazedir başın,
    O kadar levendsin, fidan gibisin.

    Çiçeksin, bayılır kuşlar kokundan,
    Her dalın bir yay ki zümrüt okundan.
    Müjdeler fısıldar Ergcnekon'dan:
    Bu sese gönülden hayran gibisin.

    Ey bütün cihana bedel Türk ili,
    Açtığın cenklerin yoktur evveli.
    Tarih bir nehir ki coşkundur seli,
    Sen ona nisbetle umman gibisin.

    Bir yandan hep böyle taştın, köpürdün
    Bir yandan cefalı bir ömür sürdün.
    Fakat ne derece ezildinse dün,
    Şimdi yine tunçtan kalkan gibisin.

    Bir insan nihayet kemikle ettir,
    Bu et, bu kemiğe can hürriyettir.
    En büyük hürriyet cumhuriyettir,
    Demek ki şimdi sen bin can gibisin.

    Ey ana toprağı, Ey Anadolu,
    Açıldı önünde türklüğün yolu.
    Hamdolsun her yanın bereket dolu,
    Cennette bir yeşil meydan gibisin.

    Yeni bir ay ördün al bayrağına,
    Girdin en sonunda irfan bağına,
    Medenî hayatın nur ırmağına,
    Ezelden susamış ceylan gibisin








  2. Mineli
    Devamlı Üye





    En Acılı Vatan Şiiri

    VatanToprağımda vatan taşımda vatan.
    Yüreğim vatandır, başımda vatan.
    Lokmalarım vatan, aşım da vatan.
    Tebessümüm vatan göz yaşım vatan.

    Haykırışım vatan, sözümde vatan.
    Özgelerde vatan, özümde vatan.
    Ateşlerim vatan, közümde vatan.
    Benim atam, anam, kardaşım vatan.

    Mücadelem vatan, yarışım vatan.
    Savaşlarım vatan, barışım vatan.
    Anılarım vatan, çağrışım vatan.
    Adım bile vatan adaşım vatan.

    Bakışlarım vatan, duruşum vatan.
    Yaratılış vatan, oluşum vatan.
    Benim bunca büyük buluşum vatan.
    Canım kurban ederim candaşım vatan.

    Umuda uzanan ellerim vatan.
    Kelime, kelime dillerim vatan.
    Seksen bire çıkmış illerim vatan.
    Yolumun rehberi yoldaşım vatan.

    Denizlerim vatan, dağlarım vatan.
    Biraz hasret kalsam ağlarım vatan.
    Boz kırlarım vatan bağlarım vatan.
    Her yarama derman, yandaşım vatan.





  3. captain_41
    Devamlı Üye
    Ey vatan

    Ey Vatan
    EY VATAN
    Hani sendin ey vatan;
    Hoca Ahmet Yesevi duasıyla açılan
    Hani sendin ey vatan;
    Alparslan’la Malazgirt’te ebedi yurdum olan
    Hani sendin ey vatan;
    Şeyh Edebalı’nın duasıyla kurulan
    Hani sendin ey vatan;
    Mehmet Hanı, Sultan Fatih Han kılan
    Hani sendin ey vatan;
    Selim’i Yavuz edip, dünyaya sultan kılan
    Hani sendin ey vatan;
    Ana kuzularını, kükreyen arslan kılan
    Hani sendin ey vatan;
    Milletimin bağımsız en son kalesi olan
    Hani sendin ey vatan;
    Haine de, düşmana da ana olan, yurt olan
    Hani sendin ey vatan;
    Kuyusu hep kazılan, sırtından hep vurulan
    Hani sendin ey vatan;
    Yıkıntılar arasından imparator çıkaran
    Ağlama nazlı vatan;
    Rabbimin hıfzı üstünde senin her an




  4. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    Çanakkale Şehitlerine
    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
    Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
    Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
    Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
    Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ
    Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
    Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
    Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
    Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
    Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

    Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
    'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
    Asım'ın neslidiyordum yanesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
    Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
    'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb
    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
    'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran
    Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksınHeyhât,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât
    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.
    Mehmet Akif Ersoy

+ Yorum Gönder


vatan destanı şiiri,  vatan destanı,  vatan destanı şiir,  vatan destani,  vatan destani siiri,  canakkale destan