+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Aşk ve Sevgi ve Şiir ve Güzel Yazılar Forumunda Mustafa Cilasun'un sine-i sürurundan şiirler... Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye

    Mustafa Cilasun'un sine-i sürurundan şiirler...








    Sevmek kişiliğinle özleşmek!

    Mehtaba
    Bir nazarı hal için
    Silinmeyenle vadiye indiğimde
    Gün kararıyor, kuşlar sakince çekiliyordu.

    Ağaçların
    Yaprakları şakıyor
    Durmuyordu sanki yalnızlığımı
    Anlayarak umutsuzluğumu paylaşıyordu

    Nihayet
    İnsanın evveliyatında
    Yalnız kalacağını, ona varacağını
    Aşkın mihrakına doyasıya kanacağını işliyordu

    Onsuz
    Her şeyin manasız
    Olacağını söyleyince kalbim ferahladı
    Yeniden içimde ki umut benliğimi kuşatmıştı

    Aşktı adı
    Sevdayı aşılayan hazdı
    Onu terennüm ederek yaşamaktı
    Karşılıksız sunulan, çareler hazırlaydı o apaktı

    Aşkla
    Çileye bürünmek
    Sabrı içmek, hakikate ermekti
    Ten, emanet edilen bir beden ruhun aynasıydı

    Hadsiz
    Bir nefs, bedenin
    Tortusu vicdanın kanayan yarasıdır
    İradesiz insan, şu günlerde adam sayılmaktadır

    Ey Hak
    Adamlık buharlaşınca
    Vaziyet etmek kime kalmaktadır
    Can, canan, dost, arkadaş, birbirine karışmaktır

    Yaren
    Hiçlikten kaçınmayan
    Hırs için şekillenen, zevki, hazzı karıştıran,
    Edebi unutan, hayâdan uzaklaşan bir zavallı oldu

    Kitabı kebiri
    Anlamaya çalışmayan can
    Siret ten uzaklaşan hadsiz bir insan
    Bir gün duracak o kan, kansız olan ruhu anlamayan







  2. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye





    Şimdi sensiz neşesiz!

    Esefle
    Biliyorum ki sen
    İmtina ediyorsun salınırken

    Bir bir
    Rıhtımda adımlarken,
    Martılara melalinle bakarken

    Biran
    Hışımla gelen dalgalar
    Dikkatini çekiyor seni anlatırken

    Sen
    Sinendeki dinmeyen
    Fırtınanın esiri olmaya hazırken

    Bazen
    O tertemiz kalbinin
    Çeperlerinde sessizliğinle gezinirken

    Bir ara
    Görmediğin nidanın
    Esintisine kapılarak öylece gidiyordun

    Bilirim
    Bazen uykusuz
    Sabahlayıp gece yüreğini aralarken

    Dilenen
    Günahsız bir sevginin
    Olmayan adaylığında nefesi tüketirken

    Şimdi
    Sen görünmezlerin
    Esrarlı perdesinden halinle ses verirken

    Salınır
    Kokunun katresinde
    Açılan güzide gül iken hevesinle süzül

    Hani
    Dikenin tesirinde
    Hicranla serinlenirken, seven yürekken

    Olma
    Sevgiliye hasreti yaşatan
    Bir cananı yar olmuşken, habersiz izken

    Hazin ki
    Yine sen giderken
    Adımlarının izinde bir kor olmalıydım

    Sen
    Halinle sevmeyi bilen
    En güzel hakikati gülizarı yaşatırken

    Ben
    Gülistan diyarında
    Tarafından seçilen bahtiyar olmayı dilerim

    Edebinle
    Şahsı hususi kokusunu
    Gizleyen en güzel edebi bir can Güzin iken




  3. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    Figan duyalmazsa!

    Artık
    Bende düşünmeyi
    Bırakıyorum benden alanı

    Hadsiz
    Cihana haykırıyorum
    Kendiyle kalan tercih ettiği anı

    Çaresiz
    Umutların saçlarını
    Kesiyorum hıçkıran hislerimle

    Onu
    Saklıyorum tel tel
    İçindedir saklanan edebi canı

    Bu
    En son yazdığım
    Mısralar ki senin has halin için

    Halsiz
    Tükenmiş nefesler ki
    Nafile efkârlar bilmem ki niçin

    Sen
    Saklan kendin için
    Sun halini yarın beklenen için

    Ben
    Vazgeçtim artık
    Karattığın umutları görmezken

    Oysaki
    Değil seni düşünmek
    Hep ilelebet itilmekle beklemek

    Yalnız
    Kendi melalimin
    Ahengiyle sessizce nefeslenmek

    Bir
    Zamanlar serinliğinde
    Yetinmek yaşanan aşka erişmek

    Artık
    Ne ahımı ne bir
    Feryadımı ve ne de hicranımı

    Sen
    Hiç duymadın hep
    Kaçtın anlamadın ızdırabımı

    Kimler
    Duymadı ki sana
    Olan bu ahu figanı nakaratımı

    Yine
    Seni düşünmek
    Senin hazzınla serinlemek nafile

    Sineye
    Akseden sende
    Silinmezliğini koruyan döngüler

    Mana
    Muhayyilemde
    Bir nakşeden olarak kalacaktır

    Halime
    Soluyan bir kahır
    İçindeydi uzaklardan konuşan

    Şimdi
    Geriye kalan
    hazindir ki nafile bir hezeyan




  4. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    Sana uzaktan bakmak!

    Halimi
    Sana anlatabilmeyi
    Ne kadar çok isterdim bir bilseydin

    Belki
    Aşk için ilk gözyaşlarım
    Senden olandı, parmaklarımın arasında

    Tuttuğum
    Kalem, yazmaya cesaret
    Edemediğim mısralar, sinemde yankılanıyor

    Bekliyordun
    Ama ben çaresizliğimle
    Sana olan hasretimle yazmaya korkuyordum

    Etrafında
    Pelesenk olan hevesler
    Ne kadar bariz çıkıyor ahenksiz sesler

    Bizzat
    Önünde diz çökmeyi
    Marifet telakki eden nefesle

    Senin
    Dikkatini çeken
    Çok gayretli olan onca hevesler
    Teninde solmak isteyen uhdede kalan ümitler

    Sana
    Nasıl yaklaşa bilirdim ki
    Cazibemde mevcut olan sefillikle mi

    Tebessümünle
    Kokuları salan güzelliğinle
    Sana yaklaşmaya esaret bulmazdım

    Yanında
    Adımlayamazdım
    Sen o kadar farklıydın ki nefeslerimde

    Sensiz
    Olan her şey melalimle
    Serdettiğim nefeslerle dolan gizemler

    Sensizlik
    Diyarında soluduğum
    Bir mahzunluğun adımlarıyla anıyordum

    Her
    Bir seste seni aramak
    Senin bahşettiğin renklerine konmak

    Uçan
    Kelebeklerin kanatlarında
    Seni anmak, medet bekleyerek solumak

    Lakin
    Ummanlar içinde
    Ötelediğin nefeslerinde kaybolmak

    Şimdi
    Sana olan hasretimle
    Toprak içinde sessizce kaybolmak

    Hala
    İç sızılarında anılmayı
    Bekleyerek murat içinde sessizce uyumak

  5. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    Sensiz geçen sinem hazan!

    Kayıp
    Gidiyorsun gözlerinin önünde
    Sen hiç bir zaman fark etmesen de

    Heveslerinin
    Derinliğinde ki ahenkte
    Kaybediyorum yazgının serinliğinde

    Her geçen gün
    Gözlerimden boşalıyor
    Sensiz kalacağım o hicran kahrediyor

    Hazanı nakşedip
    Bir eleme gark ediyor işte
    Sensiz kalışım sızılara feveran ettiriyor

    Neylerim
    Sensizlik ikliminde hederim
    Halimin meşakkatinde nefesi neyleyim

    Kendimle
    Alay ederim nazarı köreltirim
    Sineme döner hücremde emri beklerim

    Yaprağın
    Dalları elem ile bırakışında
    Esen rüzgârlar hız serencamına ulaşınca

    Arzı cihan
    Namütenahi ahengi koklayınca
    Çaresizlik kalınca haşyet ellerimi tutunca

    Sen ki
    Yarenimdin melalimde güzellik
    Halimin esrar perdesi sırların abidesiydin

    Hizmet için
    Her varlığını yerlere sererdin
    Sen rızayı bari için var olmuş şaheserdin

    Nerden bilirdim
    Ben her an gideceğini bilemedim
    Senin varlığında anlam bulan ne kederdim

    Bende giderim
    Seni koklamak için biterdim
    Varlığıma en büyük payeyi katan değerdin

    Bir an bitecek
    Olan esrarlı geçen şu zaman
    Geriye kalan hissiyatı boğan sonra unutulan

    Mazi sayfasında
    Her vakit eşsizliğini koruyan
    Anlamı bulan bunun için yaşayan güzide can

  6. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    Sinem hicran ile sendelerken!

    Yalnız
    Kuytu köşemde
    Sensiz solarken solumak

    Manadan
    Dem almak mazi okumak
    Sayfalar arasında dalıp kalmak

    Muazzamlığın
    İdrakinde bir zerre olmak
    Başarmak için nefes almayı almak

    Olmayacaksa
    Bir nasip neylerim artık
    Gecelerin içinde her daim kalsam uyanık

    Bir hüzzam
    Şarkı çalıyor sazendeler
    Bircan ne bekler sabreder ya nasip der

    Bir divaneyi halin
    Serencamıyla yaşamak
    Dil şad olsa ne olacak artık kim avutacak

    Aşkın inhisarında
    Solunacak hale bakılacak
    Çaresizlik hep beni mi bulacak ne olacak

    Sana ne söyleyim
    Sana ne dileyebilirim ki
    Sanki senin melalinde kalmış bir emanetim

    Sensizliği bir
    Ahengi sabır ile meşk ederim
    Dertlenirim derdimle avunurum öyle kalırım

    Sen ki sensizlik
    İçinde mahkûm bıraktın canı
    Koymadın ki bir hal şevksiz geçen her zamanı

    Hasretinle
    Kuruttuğun açmayacak şevki baharı
    Sana yapılan her dili nazı sineden sızan hicranı

  7. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    Kim derman olacak senden gayrı!

    Anlatamam ki
    Artık kimseye çaresizliğin acısını

    Ne sineye
    Ne sevdayı anlamayan o nefese

    Melülleşerek
    Titreyerek alınan her bir nefese

    Aşiyan içinden
    Şakıyarak gelen o hilkati seslere

    Ne heyhat ki
    Yerin altında olan kümeleşenlere

    Ne gökyüzünde
    Seyri halde gezinen batını hallere

    Ne gecelerin
    Sineyi karartan esrar perdelerine

    Ve nede
    Halin katresinde olan aşk zedelerine

    Ta uzaklardan
    Duyulan o sedanın enfes nağmesi

    Teni terk eden
    Ruhların, haşyeti yaşatan sahnesi

    Her merakın
    Makûs zuhuratta bulunan arifesi

    Mizanın yaklaşması
    İle hesabın açıklanmasının merakı

    Ey Hak sen bilirsin
    Biliriz ki her nefsin hâkimi sahibisin

    Her şeyi
    Zerreyi en iyi bilen Rahmanı Rahimsin

    Sen en kudretli
    Bir hâkimsin bir rahmetsin, sen gaffarsın

    Halimi bilen
    Sabrı veren, güzelliği bahşeden Rabbimsin

  8. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    Ne sersen ne söylersen!

    İşte böyle ey can
    Sonunda başardım sanırım
    Sevdanın mefkûresinde yaşadığım

    Çaresiz
    Bir şekilde esrarı tavaf yaptığım
    Heyhat ki hiç anlaşılamadığım hicranın

    Sızısıyla
    Bir mecnun misali yaşadığım
    Hasret öyle bir noktaya getirdi ki

    Sanki
    Bir deli sıfatını hak edercesine
    Tek suçumuz yalnızca sevmek olmuştu

    Her bir suçluluğa hazırdım evvel ahirde sanki

    Demek ki
    Böyle bir şeymiş sevmek hissiyatı
    Nerden bilirdim ben hayatıma konacağını

    Kime
    Ne söyleye bilirdim ki
    Ne beklerdim sevgiyi tatmak zorunda olan

    Belki
    Bir çaredir diye kelamı esirgenen
    Bir selamın dahi çok görülen olmak var ya

    Ne acı
    Bir sızıdır lakin nasip olunca
    Bu kadarına razıyım yeter ki hisset kendini

    İzlerini
    Nakşeden güzellikler içinde
    Halini göremeden dahi sevmeye heveslenmek

    Ne demek
    Bu garipliği kimlere anlatmayı denemek
    Ah o mana hazzını yaşamak var ya bir okyanusun

    Derinliğine
    Dalış yapan bir hederin oksijeni gibi
    Çölde kuruyan bir kuyudan suya umut bağlamak gibi

    Kuşların
    Kanadıyla dertlere
    Çare olmaya adanmak, aşk ikliminde kaybolmak

  9. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    Bilerek sessiz nefeslenerek!

    Yağan
    Yağmurdan ıslanan
    Yalnızca topraklar değildi elbet

    İliklerime
    Kadar nüfuz eden
    Yalnızlığımla kenetlenendim evet

    Çaresizdim
    Umudun katresinde
    Sinmiştim, geleceğine güvenendim

    Yağmurdu
    Yıllarca gözlerimden
    Fütursuzca akanlar, hicranı sızdırdı

    Yeşertmiyordu
    Yüreğimde kuruyan
    Şu zavallı filizleri bitmeyen dertleri

    Asla
    Silinmeyecek en deruni izleri
    Sabrın hanelerini çekerken zikrettiğim geçmişi

    Neye
    Nasıl, hangi şekilde
    Bilinmeyenler denkliğinde inanacaktım

    Anlatanlardan
    Zaten bizardım bir saftım
    Onca zamandır işlenen hadsiz günahtan

    Sonra
    İnanmam için anlatılanlar
    Meçhulde bir kelamdı itminanlık kalmamıştı

    Aile ortamı
    Dağılmıştı, verandı
    Kadın kocasını, erkek karısını aldatırken

    Sabi mahzun
    Neye inanmalıydı, gerçekleri
    Nasıl ayırmalıydı masundu onlar bir aldatılandı

    Nasıl inanacaktı,
    Kandırıldığını bilerek nasıl saf tutacaktı
    Çardağa, yağan yağmurda ıslanan zavallılardı

  10. Mustafa CİLASUN
    Devamlı Üye
    Niyet olmazsa dil avane!

    Geçsin kalmışsa geçecek zamanlar
    Sine¬-¬i halimde tatmadığım baharlar

    Aşk zuhur etmeyince beni kim anlar
    Bugün yine çok sessiz ibreti mezarlar

    Ne şehirler ne işveler melali sarmıştı
    Ruhtan arta kalan zamansız mekândı

    Can anlamalı, hissederek yaşamalıydı
    Kan manasızlaştı sevdalar kimde kaldı

    Kalmadı yüreklerde bir mefkûreyi eda
    Fikreden insan böyle mi söylüyor Huda

    Gün geçmiyor ki olmasın kanlarda heba
    Bir veba bulaştı o hislere sabreder cüda

    Ne yeşil, ne kefil emanetindedir ey sefil
    Bizzat ihmal eylediğin o ruhunla bir seril

    Ezaların kime olacak delil zevkinde rezil
    Tefekkürsüz heveslerinin uşağı oldun eğil

    Bu manada senden zuhur edecek devalar
    Fayda etmez sineyi senin vereceğin şifalar

    Senin halinde anılacak aşklar atılır naralar
    Mezbelelikte bulunur, senin gibi ahmaklar

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu