+ Yorum Gönder
Her Telden Eğitim Konuları ve Soru Cevap Arşiv Forumunda Tarihi ve doğal varlıklar ile ilgili kompazisyon Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Tarihi ve doğal varlıklar ile ilgili kompazisyon








    tarihi ve doğal varlıkların korunması acil lazım







  2. Mine
    Devamlı Üye





    Tarihi ve doğal varlıkların korunması ile ilgili kompozisyon


    ÇEVRE VE SAĞLIK ÜZERİNE YAZI
    19 Yüz Yıl başından itibaren hızla artan sanayileşme nedeniyle insanlığın hayatını değiştiren olumu ve olumsuz süreçlerde de hızlı gelişmeler yaşanmaya başlamıştır Bu süreçlerin başında sorun olarak gösterilecek en önemli unsur çevre kirliliğindeki inanılmaz artışlardır İnsanı ve diğer canlıları tehdit eden bu kirliliğin açtığı sağlık sorunları çözüm bekleyen önemli sorunlardandır Çevre denince akla ilk gelen bizim dışımızda bulunan yakın yerler gelsede, çevre kavramı oldukça evrenseldir Bırakın başka şehirlerde olan çevre sorunlarını, dünyanı her hangi bir yerindeki çevre sorunu da tüm insanlığı hatta tüm canlıları ilgilendirmekte ve etkilemektedir

    Sanayileşmenin hızlı ile birlikte kaçınılmaz olarak kentsel göçler artmış, ekonomik dengeler değişmiştir Çevreyi üreten doğal yöntemlerin yerini kâr hırsı yüksek olan işletmecilerin talan ettiği doğal kaynaklar çevre için zararlı bileşenlerin etkisiyle yaşamı tehdite dönüşmüştür Çevresel kirlilik sonucunda canlı türleri tükeniyor, ormanlar azalıyor, denizler ve akarsular doğal durumlarından hızla uzaklaşıyor Cam şişenin doğada 4000 yıl,Plastiğin 1000 yıl,kola kutusunun 20-100 yıl, Sigara filtresinin 5 yıl kaldığı belirtiliyor
    1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi Bu kararla birlikte çevreyi kirleten, doğal dengeleri bozan oluşumların varlığı ve sorumluluğu da aslında tescil edilmiş oldu
    Gelecek kuşaklara iyi bir çevre bırakmak herkesin görevidir Çağdaş insan, çevre temizliğine önem gösteren insandır Çevreyi sadece Çevre Koruma Haftalarında, sadece çevre konulu panellerde toplantılarda hatırlamak yetersiz ve yanlıştır Medeni insanın, topluma ülkesine sorumlulukları vardır ve bu sorumluluklardan biri de çevre bilincine sahip olmaktır
    “Çevre”, insanların sürekli yaşadıkları yere denir Denizler, dağlar, ovalar, nehirler, göller, yaylalar, ormanlar, çayırlar doğal çevreyi oluşturur Doğal Çevrenin korunması amacı ile 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı toplandı Bu toplantıda çevre sorunları ele alındı Çevre kirlenmesine karşı üye ülkeler ortak çözüm yolları aradılar Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında 5 Haziran gününün Dünya Çevre Günü olması kararlaştırıldı Ülkemizde bu amaçla 1978 yılında “Türkiye Çevre Sorunları Vakfı“, daha sonra “Çevre Müsteşarlığı” kuruldu Başbakanlığa bağlı Çevre Müsteşarlığı Haziran ayının ikinci haftasını “Çevre Koruma Haftası” olarak kabul etti Çevre Koruma Haftasında okullarda öğrencilere doğal çevrenin korunması gerekliliği anlatılır, çevre bilinci aşılanır Okul çevresindeki yerlere geziler düzenlenir, panolar hazırlanır Hafta boyunca kitle iletişim araçları aracılığı ile halka çevre kirlenmesi ile ilgili bilgiler verilir Alınması gerekli önlemler anlatılır
    Günümüzde en ciddi çevre kirlilikleri hava, su ve toprak kirliliğidir
    Su kirlenmesi: Denizlerin, göllerin ve nehirlerin, zararlı atıklarla kirletilmesi ile ortaya çıkar Bu zararlı atıkları sulara sanayi kuruluşları bırakabildiği gibi, bilinçsiz insanlar da bunu yapabilir Örneğin denize atılan bir plastik pet şişe yüzyıllarca kaybolmaz ve kirliliğe neden olur Kirlilik ile deniz hayvanlarının yaşam ortamları bozulur, toplu ölümler meydana gelir, bu sulardan avlanan deniz hayvanlarının yenmesi insanlara zarar verir, insanlar denize giremez ve yüzemez
    Hava kirliliği: Günümüzde hava kirliliğinin büyük bölümünü taşıtların egzozlarından çıkan gazlar oluşturur Yakıtların gereği gibi yakılmaması sonucu da kirlilik ortaya çıkar Bacalarına filtreleme sistemi yapmayan fabrikalar da kirliliğe yol açar Kirli hava, solunuma elverişsiz havadır Kirli hava solunum yolları hastalıklarını artırır Solunum organlarımızı yorar Hava kirliliği ölümlere bile sebep olabilir

    Toprak kirlenmesi: Atıklarla, zararlı ilaç ve gübrelerle toprağın çoraklaşması, tarıma elverişsiz duruma gelmesidir Çiftçilerimiz; tarlada kullanacakları ilaç ve gübreleri, uzmanlarına sorarak bilinçli olarak kullanmalıdır Hangi gübrenin hangi cins topraklarda yararlı olacağı bilinmektedir Bu nedenle; ilgili uzmana danışmaksızın ilaç ve gübre kullanılmamalıdır Toprağa zararlı atık maddeleri atılmamalıdır Toprak kirlenmesi toprağın verimini azaltır Bitki hastalıklarını çoğaltır, tarım alanlarının azaltır ve ülkenin fakirleşmesini sağlar Bazı Çevre Koruma Önlemleri
    Çevre kirliğine yol açan firmalara caydırıcı cezalar verilmelidir
    Çeverey zararlı ürünlerin üretilmesi önlenmelidir
    Doğal çevrenin vazgeçilmez unsurları olan bitkisel hayatı korunmasına özen gösterilmelidir
    Çever bilincinin artırılmasına yönelik yayınlar artırılmalıdır
    Çevereye zararlı araşların tarafiğe çıkarılması engellenmelidir
    Sokaklara, izmarit, mendil, çekirdek vb atanlar, tükürenler ceza almalıdır
    Doğalgaz tüketimi teşvik edilmeli, kömür tüketimi en aza indirilmelidir
    Çöpler düzenli toplanmalı, şehirlre yeterli çöp kovaları konulmalıdır





  3. Mine
    Devamlı Üye
    Tarihi ve doğal varlıkların korunması ile ilgili kompazisyon


    Dünya Miras Listesinde Türkiye
    Bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen evrensel değerlere sahip kültürel ve doğal sitleri dünyaya tanıtmak, toplumda söz konusu evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan, yok olan kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması için gerekli işbirliğini sağlamak amacıyla UNESCO’nun 17 Ekim – 21 Kasım 1972 tarihleri arasında Paris’te toplanan 16 Genel Konferansında sorunun uluslararası bir sözleşme konusu yapılmasına karar verilmiş ve 16 Kasım 1972’de “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme” kabul edilmiştir Türkiye, bu sözleşmeyi 23 Mayıs 1982 tarihinde onaylanmış ve 1983 yılında Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir

    2008 yılı sonu itibariyle Dünya genelinde Dünya Miras Listesine kayıtlı 878 kültürel ya da doğal varlık bulunmaktadır Bunların 679 tanesi kültürel/arkeolojik sit, 174 tanesi doğal sittir 25 tanesi ise karma (kültürel/doğal) sittir Her yıl gerçekleşen Dünya Miras Komitesi toplantıları ile bu sayı artmaktadır

    Ülkemiz, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün sorumluluğu altında yürüttüğü çalışmalar neticesinde bugüne kadar Dünya Miras Listesine 9 adet varlığımızın alınmasını sağlamıştır

    Bu varlıklardan; İstanbul’un Tarihi Alanları, Safranbolu Şehri, Hattuşaş (Boğazköy)-Hitit Başkenti, Nemrut Dağı, Xanthos-Letoon, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Truva Arkeolojik Kenti kültürel, Pamukkale-Hierapolis ve Göreme Milli Parkı-Kapadokya hem kültürel, hem doğal miras olarak listeye alınmıştır

    Dünya Miras Listesinde Yer Alan Doğal ve Kültürel Varlıklarımız

    İstanbul ve Tarihi Alanları
    Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 6121985
    Liste Sıra No : 356
    Niteliği : Kültürel

    İÖ 7 yy’da kurulan İstanbul’un kuzeyde Haliç, doğuda İstanbul Boğazı ve güneyde Marmara Denizi ile çevrile kısmı günümüzde “Tarihi Yarımada” olarak anılmaktadır Kent, Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan stratejik konumu nedeniyle tarihi boyunca kentte hüküm süren uygarlıklar için daima çok önemli olmuştur Bu özellikleri ile kent, Roma, Bizans ve Osmanlı gibi büyük İmparatorlulara başkentlik yapmıştır Bu görkemli geçmişi ile farklı dinleri, kültürleri, toplulukları ve bunların ürünü olan yapıtları benzersiz bir coğrafyada bir araya getiren İstanbul, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır İstanbul’un Tarihi Alanları, 6121985 tarihinde Dünya Miras Listesine 4 ana bölüm olarak dahil edilmiştir Bunlar; Hipodrom, Ayasofya, Aya İrini, Küçük Ayasofya Camisini içine alan Arkeolojik Park; Süleymaniye Koruma Alanı; Zeyrek Camisi ve çevresini içine alan Zeyrek Koruma alanı ve Tarihi Surlar Koruma alanını içermektedir

    Dünya Miras Komitesi Dünya Miras Listesinde yer alan varlıkların korunma durumunu izlemekte ve kendisine iletilen tüm bilgi ve tavsiyeleri değerlendirerek kararlar almaktadır

    İstanbul’un Tarihi Alanları, 2003 yılındaki 27Dönem Dünya Miras Komitesi toplantısının “Dünya Miras Listesine kayıtlı varlıkların korunma durumu” başlıklı gündem maddesinde yer almıştır ve somut adımlar atılmadığı takdirde “Tehlike altındaki Dünya Mirası Listesi”ne kaydedilmesi tehlikesi ile karşı karşıya olduğu belirtilmiştir

    Bu karar üzerine Genel Müdürlüğümüz 2004, 2005, 2006, 2007 ve 2008 yıllarında İstanbul’un Tarihi Alanlarının korunma durumuna ilişkin beş ayrı ilerleme raporunu Dünya Miras Komitesine sunmuştur Nihai karar 2009 yılında alınacaktır

    Göreme Milli Parkı ve Kapadokya

    Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi :6121985
    Liste Sıra No : 357
    Niteliği : Doğal / Kültürel

    Kuzeyde Kızılırmak, doğuda Yeşilhisar, güneyde Hasan ve Melendiz Dağları, batıda Aksaray ve kuzeybatıda Kırşehir ile sınırlanan Kapadokya bölgesi Kalkolitik Dönemden beri devamlı yerleşim alanı olmuştur Alanın en önemli özelliği, Erciyes Dağı ve Hasan Dağı tüflerinin, rüzgar ve su aşınması sonucunda oluşan olağanüstü kaya şekilleri ve kışın ılık, yazın serin olan ve bu nedenle her mevsim için uygun iç iklim koşulları taşıyan kayaya oyma mekanlardır Göreme, özellikle 7-13 yüzyıllar arasında baskılarından kaçan Hıristiyanların yerleşmesiyle Hıristiyanlığın önemli bir merkezi haline gelmiştir Volkanik tüflerden oluşan peri bacaları ile birlikte yüzyılların birikiminin buluştuğu bu doğal ve kültürel miras, Dünya Miras Listesinde bulunmaktadır

    Divriği Ulu Camisi ve Darüşşifası
    Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 6121985
    Liste Sıra No : 358
    Niteliği : Kültürel

    Divriği ve civarında en erken yerleşim Hititler Dönemi’ne kadar inmektedir Yöre, Mengücekoğullarının yönetimi altında olduğu dönemde Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından camii ile birlikte 1228-1229 yıllarında yaptırılmıştır İslam mimarisinin bu başyapıtı iki kubbeli türbeye sahip bir cami ve ona bitişik bir hastaneden oluşmaktadır Yapılar, mimari özelliklerinin yansıra, sergilediği Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleriyle UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır

    Hattuşa (Boğazköy) -Hitit Başkenti
    Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 28111986
    Liste Sıra No : 377
    Niteliği : Kültürel

    1986 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine alınan Çorum, Boğazköy’deki Hattuşa, Hitit İmparatorluğunun başkenti olarak Anadolu’da yüzyıllar boyu çok önemli bir merkez olmuştur Önceleri ilk sahipleri olan Hattiler tarafından “Hattuş” olarak adlandırılan şehir, Hitit egemenliğine geçtikten sonra “Hattuşa” adını aldı MÖ 1700’lerde Kuşşara şehrinin kralı Anitta tarafından alınan Hattuşa, yine Anitta tarafından yıkıldı Yazılı kayıtlarda Anitta ilk Hitit kralıdır Yaklaşık yüzyıl kadar sonra şehir, I Hattuşili tarafından tekrar kurularak 400 yıldan uzun bir süre hüküm sürecek olan bir uygarlığın başkenti haline getirildi Coğrafi olarak içinde bulunduğu alan şehre doğal koruma sağlamaktadır Günümüzde görülebilen kalıntıların büyük çoğunluğu Büyük Kral IV Tudhaliya dönemine aittir Bu kalıntılar arasında tapınaklar, kraliyet konuları ve surlar sayılabilir

    NEMRUT DAĞI
    Dünya Miras Listesine Alınış Tarihi: 11121987
    Liste Sıra No : 448
    Niteliği : Kültürel

    Adıyaman’ın Kahta ilçesinde 2150 m Yüksekliğindeki Nemrut Dağı yamaçlarında hükümdarlık yapmış olan Kommagene Kralı I Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı mezarı, anıtsal heykelleri ve benzersiz manzarası ile Helenistik Dönemin en görkemli kalıntılarından birisidir Anıtsal heykeller doğu, batı ve kuzey teraslarına yayılmıştır Doğu terası kutsal merkezdir ve bu nedenle en önemli heykel ve mimari kalıntılar burada bulunmaktadır İyi korunmuş durumdaki dev heykeller kireçtaşı bloklarından yapılmıştır ve 8-10 m yüksekliktedirler Nemrut Dağında, Dünya Miras Listesine alındıktan sonra çeşitli tarihlerde kazı ve araştırma çalışmaları sürdürülmüştür Varlığı bilinmekle beraber kral mezarı, henüz keşfedilememiştir

    XANTHOS – LETOON
    Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 9121988
    Liste Sıra No : 484
    Niteliği : Kültürel





  4. Mine
    Devamlı Üye
    Tarihi ve doğal varlıkların korunması ile ilgili kompozisyon


    XANTHOS Fethiye’ye 46 km uzaklıkta, Kınık köyü yakınlarında bulunan Xanthos, Antik Çağda Likya’nın en büyük idari merkezi idi MÖ 545’te Perslerin egemenliğine girene kadar bağımsız olan kent, bundan yaklaşık olarak yüzyıl kadar sonra tamamıyla yanmıştır Bu yangından sonra şehir tekrar inşa edilmiş, hatta MÖ II yy’da Likya Birliğinin başkenti olma görevini üstlenmiştir Daha sonra Romalıların kontrolüne giren kent, bundan sonra Bizans egemenliğine girmiş ve 7 yy’daki Arap akınlarına kadar Bizans egemenliğinde kalmıştır Yerleşen her uygarlığın inşa ettirdiği yapılarda Likya gelenekleri, Helenistik ve Roma dönem etkilerini gösteren bu merkez 1988 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine alınmıştır

    LETOON Xanthos’a 4 km uzaklıkta bulunan Letoon, Antik Çağda Likya’nın dini merkezi konumundaydı Bu kutsal alanda Leto, Apollon ve Artemis tapınakları ile birlikte, bir manastır, bir çeşme ve Roma Tiyatrosu kalıntıları bulunmaktadır Artemis ve Apollo’nun annesi Leto’ya adanmış olan en büyük tapınak, batıda bulunan ve peripteros tarzında yapılmış Leto Tapınağıdır ve 3025 m’ye 1575 m büyüklüğündedir Doğuda yer alan Dor tarzında yapılmış olan Apollo tapınağı, Leto tapınağından daha az korunmuş durumdadır ve 2790 m’ye 1507 m boyutları ile daha küçüktür Her iki tapınağın ortasında yer alan ve en küçük tapınak olan Artemis tapınağı 1820 m’ye 870 m’ye boyutlarındadır Letoon, Xanthos ile birlikte UNESCO Dünya Miras Listesinde yer almaktadır

    PAMUKKALE

    Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 9121988
    Liste Sıra No : 485
    Niteliği : Doğal / Kültürel

    Çaldağ’ın güney eteklerinden gelen kalsiyum oksit içeren suların oluşturduğu görkemli beyaz travertenler ve geç Helenistik ve erken Hıristiyanlık dönemlerine ait kalıntılar içeren Hierapolis arkeolojik kenti, antik çağlardan bugüne kadar ulaşan en çarpıcı merkezlerden biridir Denizli’ye 2 km uzaklıkta bulunan bu alan, ayrıca çok çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğine inanılan şifalı suları ile de ünlüdür

    Antik kentin MÖ II yüzyılda Bergama krallarından II Eumenes tarafından kurulduğu, adını ise Bergama’nın kurucusu Telephos’un eşi Heira’dan aldığı sanılmaktadır Eski kaynaklara göre metal ve taş işlemeciliği dokuma kumaşları ile ünlü olan kent, Büyük Konstantin döneminde Frigya bölgesinin başkentliğini yapmış, Bizans döneminde Piskoposluk merkezi olmuştur Bu özellikleri ile bu çarpıcı alan Dünya Miras Listesinde yer almaktadır

    Dünya Miras Komitesi, Pamukkale’nin mevcut durumu, termal su dağılımı ve Yönetim Planı hakkında güncel bilgiler istemiştir Genel Müdürlüğümüzce bu Pamukkale’nin son durumu ile ilgili bir rapor hazırlanarak 2006 yılı Ocak ayı sonunda Dünya Miras Komitesi’ne iletilmiştir

    SAFRANBOLU
    Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 17121994
    Liste Sıra No : 614
    Niteliği : Kültürel

    Karadeniz kıyılarını, Batı, Kuzey ve Orta Anadolu’ya bağlayan yol üzerinde yer alan tarihi Safranbolu Şehri, coğrafi konumu nedeniyle çok eski devirlerden beri yerleşim görmektedir 14 yy’nın başlarından bu yana Türklerin hakimiyetinde olan Safranbolu, özellikle 18 yüzyılda Asya ve Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir merkezi olmuştur Türk kentsel tarihinin bozulmamış bir örneği olan bu şehir, geleneksel şehir dokusu, ahşap yığma evleri ve anıtsal yapılarıyla bütünü sit olarak ilan edilen ender kentlerden biri olarak Dünya Miras Listesinde yer almaktadır

    TRUVA
    Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 2121998
    Liste Sıra No : 849
    Niteliği : Kültürel
    Truva, dünyadaki en ünlü arkeolojik kentlerden birisidir Truva’da görülen 9 katman, kesintisiz olarak 3000 yıldan fazla bir zamanı göstermekte ve Anadolu, Ege ve Balkanların buluştuğu bu benzersiz coğrafyada yerleşmiş olan uygarlıkları izlememizi sağlamaktadır Truva’daki en erken yerleşim katı MÖ 3000-2500 ile erken Bronz Çağı’na tarihlenmektedir, daha sonra sürekli yerleşim gören Truva katmanları MÖ 85 – MS 8 yy’a tarihlenen Roma Dönemi ile sona ermektedir Truva, bulunduğu coğrafi konum nedeniyle burada hüküm süren uygarlıkların diğer bölgelerle ticari ve kültürel bağlantıları açısından daima çok önemli bir rol üstlenmiştir Truva ayrıca gösterdiği kesintisiz katmanlaşma ile Avrupa ve Ege’deki diğer arkeolojik alanlar için referans görevi görmektedir İlk olarak 1871’de Heinrich Schliemann, daha sonra W Dörpfeld, CW Blegen tarafından kazılmış olan bu görkemli arkeolojik şehirde kazılan halen Tübingen Üniversitesi tarafından sürdürülmektedir

    Dünya Miras Listesinde daha fazla kültürel ve doğal varlıkla temsil edilebilmemiz için gerekli olan geçici liste (endikatif liste) 2000 yılında UNESCO Dünya Miras Komitesine sunulmuş ve onaylanmıştır Bu listede 2 doğal kültürel alan ve 16 kültürel varlık olmak üzere toplam 18 adet varlık bulunmaktadır

    UNESCO Dünya Miras Merkezi’nce onaylanan bu listede yer alan varlıklara ilişkin dosyalar kapsamlı olarak hazırlanacak ve Dünya Miras Komitesinin onayına sunulacaktır

    Liste hazırlanırken önerilen varlıkların, mimari, tarihi, estetik ve kültürel değerlerinin yanısıra ekonomik, sosyal, sembolik ve felsefi özellikleri de dikkate alınmıştır

    Amacımız; bu evrensel kültür değerlerimizin özellik ve güzelliklerin Dünyaya tanıtılması ve uluslararası katkılarla korunarak gelecek kuşaklara en iyi ve korunmuş şekilde aktarılmasıdır

    Dünya Miras Merkezince 2000 yılı içinde onaylanan Geçici (Endikatif) Listede aşağıdaki varlıklarımız yer almaktadır

    1) Selimiye Cami ve Külliyesi (16 yy)
    2) Bursa ve Cumalıkız Osmanlı Kentsel ve Kırsal Yerleşimleri (13 yy 15 yy)
    3) Konya Selçuklu Başkenti
    4) Alanya Kalesi ve Tersanesi
    5) Selçuk Kervansarayları Denizli – Doğubeyazıt Güzergahı (13 yy)
    6) Ishakpaşa Sarayı (17 yy)
    7) Harran ve Şanlıurfa Yerleşimleri (17 yy – 19 yy)
    8) Diyarbakır Kalesi ve Surları (12 yy)
    9) Mardin Kültürel Peyzaj Alanı (13 yy)
    10) Ahlat Eski Yerleşimi ve Mezar Taşları (12 yy – 13 yy)
    11) Sümela Manastırı (5 yy – 19 yy)
    12) Alahan Manastırı (7 yy)
    13) St Nicholas Kilisesi (7 yy – 8 yy)
    14) St Paul Kilisesi, St Paul’s Kuyusu ve Çevresi
    15) Kekova
    16) Güllük Dağı – Termessos Milli Parkı
    17) Karain Mağarası
    18) Efes


+ Yorum Gönder