+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Tarımda kullanılan hormonlar nelerdir etkileri faydaları ve zararları nelerdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Tarımda kullanılan hormonlar nelerdir etkileri faydaları ve zararları nelerdir








    lütfen bu konuyu bulun yaa







  2. Mine
    Devamlı Üye





    Hormonların zararları

    Hormon uygulamaları ile meydana gelen zararlar 3 şekilde sınıflandırılabilir


    1-Hormonlu meyve ve sebzeleri tüketen insan ve havyanlar da olan zararlar;
    Aşırı hormonlu meyve, sebze ve et süt gibi hayvansal ürünleri tüketen kişilerin çeşitli hastalıklara (kanser gibi) yakalanma riskleri yükselir İnsan sağlığını ve metabolizmasını olumuz yönde etkiler

    2-Hormon satan veya kullananlarda ağız, deri ve solunum yoluyla oluşabilecek zararlar;
    Kullanımda ve satımda hormonların, usulüne uygun hareket edilmemesi sağlık yönünden sakıncalıdır Bu şekilde biriken kalıntılar sağlımızı tehdit etmektedir Belirli bir süre sonra zararlı etkilerini göstermektedir

    3-İmalat esnasında oluşan atıkların, hormonlu gıda kalıntılarının çevreye verdiği zararlar;
    İmalatta kurallara uyulmalı, atıklar usülune uygun olarak imha edilmelidir Atıkların uygun imha edilmemesi sonucunda ekolojik denge bozulur, çevre kirliliği doğar





  3. Mine
    Devamlı Üye
    Hormon kullanımı hakkında bilgiler


    Bitkilerdeki büyüme ve gelişme olaylarını yönlendiren, çok düşük yoğunluklarda bile etkili olabilen bitkilerde sentezlenerek taşınabilen organik maddelere hormon denir.

    Hormonları büyüme düzenleyici maddeler olarak da isimlendirebiliriz.
    Hormonlar Türkiye de ilk defa 1960’lı yıllarda GA3 (Giberallic Acid) çekirdeksiz üzümde kullanılmaya başlanmıştır. Bu şekilde büyümeyi teşvik edici etkilere sahip hormonlar gibi büyümeyi geriletici hormonlarda vardır.

    Bunlara örnek olarak, kültür bitkilerindeki yabancı otları öldürmek için hormon içerikli kimyasallar yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Buğdayda dar ve geniş yapraklı otları öldürmek için buğdaya zarar vermeyen hormon içerikli yabancı ot ilaçları kullanılmaktadır. Tarım alanlarımızın marjinal sınıra ulaştığı ve bu nedenle üretimin arttırılmasının ancak verim artışıyla mümkün olduğu bir gerçektir. Yalnızca organik ve biyolojik yöntemlerle tarımsal üretim yapmak, hedeflediğimiz kalite ve verimlilikte ürün elde etmemizi sınırlandırmaktadır.

    Zararlı, hastalık ve yabancı otlara karşı korumasız bir tarım düşünülemez. Söz konusu etmenlere karşı alınan koruma yöntemleri arasında %75 gibi bir paya sahip olan kimyasal yöntemlerin uygulamadan kaldırılması günümüzdeki tarımsal üretimin yarısını gözden çıkarmak anlamına gelmektedir. Buna karşı ilaç kalıntısının insan sağlığı için risk olan boyutunun değerlendirilmesi ile ilgili yapılan araştırmalar sonucunda ortaya konulan maksimum kalıntı limitleri (MRL- Maksimum Residue Level), milyonda kısım (PPM Partpermilion) veya mg/kg olarak hesaplanmıştır.

    Beslenme alışkanlıklarıdikkate alınarak tüketilen ürünler için maksimum kodeks değerleri ülkeler düzeyinde oluşturulur. Bu değerler yetiştiricilerin önerilen kullanma dozu ve son ilaçlama ile hasat aralığına uymalarını sağlamak içindir. Gerçekte insan sağlığı açısından 100 kat güvenliği ifade eder. Diğer bir değişle tarım ilaçları ve hormonlar tavsiyelere uygun olarak kullanıldığında saptanabilen bir risk söz konusu değildir.

    Yukarıda belirttiğimiz gibi hormonları da bitkisel üretimde kullanılan diğer kimyasallar gibi değerlendirmek gerekir. Burada hormonların bilinçsiz ve gelişigüzel kullanımı ile ilgili sorunlar karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde kimyasalları disiplin altına almak için 1957 yılında “Zirai Mücadele” ve “Zirai Karantina Kanunu” çıkartılmış olup, bu kanuna göre yayınlanmış olan zirai mücadelede kullanılan pestisit ve benzeri maddelerin ruhsatlandırılması hakkında yönetmeliğe bağlı olarak zirai mücadele ilaçlarının ve hormon olarak bilinen bitki gelişim düzenleyici maddelerin ruhsatlandırılması yapılmıştır. Şu anda yapılan çalışma ile Avrupa Birliğine uyum süreci doğrultusunda bu talimatlar gözden geçirilecek ve yeni baştan bir zirai mücadele talimatı hazırlanacaktır. Türk Gıda Kodeksinde pestisit kalıntı limitleri bildirilmiştir. Bu limitlerin aşılmaması durumunda söz
    konusu sebze ve meyveler rezidü açısından güvenilir kabul edilebilir. Olayın bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir.

    Sera koşullarında domates, patlıcan, kabak ve kavun üretiminde hormon kullanılmaktadır. Kamuoyunda bilinenin aksine çilek ve hıyarda kesinlikle hormon kullanımına gerek yoktur. Çünkü piyasaya hakim olan hıyar çeşitleri genetik olarak %99 partonokarpik (dişi organın gelişmesiyle meyve oluşumu) meyve oluşturma özelliğine
    sahiptir.


    Bundan 15–20 yıl önce ülkemizde Çengelköy hıyarı yetiştirilmekteydi ve bu hıyar ince kabuklu kısa bir meyve yapısına sahipti. Seracılığın gelişmesiyle beraber daha verimli olan çeşitler ekilmeye başlandı. (Mevcut durumda 1da alandan 40 ton hıyar hasat edebilme imkanımız vardır). Yukarıda bahsettiğimiz çeşitler uzun, daha kalın kabuklu vedaha sert oldukları için tüketici tarafından hormonlu olarak algılanmıştır. Hatta bu hıyarların dalından kopardıktan sonra bile dolapta büyüdüğü gibi söylentiler yaygınlaşmıştır. Çeşit özelliği olarak hıyar meyvesinin 40 cm. uzunlukta olması mümkündür.

    Çilek ise yüzlerce pistilin (dişi organın) birleşerek oluşturduğu yalancı bir meyveye sahiptir. Diğer sebzelere oranla çilekte meyvenin döllenmesi zordur. Eğer serada yeterli hava sirkülasyonu varsa veya arı kullanılıyor ise (bambus arısı, belirli dönemlerde bal arısı da kullanılabilir) polen oluşumu oldukça iyidir. Meyve gelişiminde sorun olmaz.

    12 yıl önce ülkemizde daha küçük meyve veren, kokulu, aromatik yerli çilek çeşitleri sınırlı dönemde ve sınırlı miktarda yetiştiriliyordu. İlk defa California kökenli bir çilek olan “Chantler’’ çeşidi yetiştirilmeye başlandığında daha gösterişli ve iri, koyu kırmızı renkli meyve yapısına sahip olduğu için tüketici tarafından hormonlu olarak algılandı. Bu çeşidin genetik olarak böyle bir meyve verme özelliği vardır. Şu anda çoğunlukla yine bir California çeşidi olan ‘’Camarosa‘’yetiştirilmektedir. Ayrıca İsrail çeşidi olan ‘’Dorit 216’’ da yetiştirilmektedir. Bu çeşitlerde iri meyve veren çeşitlerdir. Çilek bitkisi bitkisel özelliklerden dolayı kış döneminde daha iri meyve verebilme özelliğine sahiptir.

    Diğer hormon kullanılan sebzeleri ayrı ayrı inceleyecek olursak :

    DOMATES

    Domates bitkisinin sağlıklı meyve verebilmesi ve meyve tutumunun gerçekleşebilmesi için ortam sıcaklığının 18 – 26° C arasında olması gerekir. 13°C altında ve 33°C nin üzerindeki sıcaklıklarda domates çiçeğinin polen oluşumu azalır ve meyve tutmama riski artar. Turfanda yetiştiricilikte ülkemizdeki mevcut seralarda ısıtma yapılmamakta, yalnızca dondan korumaya yönelik adi sobalar kullanılmaktadır.

    Çok az sayıda modern serada tam anlamıyla ısıtma yapabilecek iklimlendirme mevcuttur. Ayrıca klasik seralarda havalandırmanın yetersiz oluşu, bununla ile ilgili bir otomasyonun mevcut olmayışı ve gölgeleme sistemlerinin bulunmayışı gibi nedenlerden dolayı belirli
    dönemlerde erken güz ve geç bahar sıcaklığı optimum değirin üstüne çıkmaktadır. Bu durum meyve gelişimi ve tutumu için hormon kullanımını gerektirmektedir.

    Bölgemizde son 5 yıldır domateste bambus arısı kullanımı yaygınlaşmış olup, Antalya merkezde seraların %60’ın da kullanılmaktadır. İlçelerde ise bu oran %20 - %25 arasında değişmektedir. Arı kullanılan domates seralarında yukarıda belirtmeye çalıştığımız nedenlerden dolayı yetiştirme periyodu boyunca belli dönemlerde 2–3 defa uygulama da olsa hormon kullanılabilmektedir. Örneğin, erken güz dikimlerinde hava sıcaklığı başlangıçta yüksek olduğu için fizyolojik olarak meyve tutumu gerçekleşememektedir. Arı kullanılsa bilemeyve tutmayacaktır.

    Seralarda domates üretimi en erken 15 Ekimde başlamaktadır. İlk döllerde hormon kullanılacağı için 15 Ekim – 10 Kasım tarihleri arasında çıkan domatesler hormonludur. Tek dikimlerde ise 20 Aralık ile 15 Şubat arasındaki dönemde havalar soğuk olduğu ve çiçekte yeterli polen oluşmadığı için hormon kullanma zorunluluğu vardır. Bu durum 10 Nisan ile 15 Mayıs arasındaki dönemde hormonlu meyve hasat edilmesi anlamına gelmektedir.

    PATLICAN

    Her ne kadar açık alan yetiştiriciliğinde hormon kullanılmıyor ise de örtü altında patlıcan yetiştiriciliğinde hormon kullanımı üreticiler tarafından neredeyse olmazsa olmaz olarak algılanmaktadır. Bu durum kışın 15 Kasım ile 15 Mayıs arasındaki hasat edilen bütün patlıcan meyvelerinin hormonlu olduğu anlamına gelmektedir

    KABAK
    Son zamanlarda yüksek seralar da kış döneminde kabak üretimi yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu dönem yetiştiricilikte hormon kullanılmaktadır. Kış döneminde yine 1 Kasım ile 15 Mayıs arasında seralardan hasat edilen kabak meyveleri hormonludur.

    KAVUN
    Normalde kavun yetiştiriciliği yapılan dönemde hormon kullanılmasına gerek olmamasına rağmen maalesef bazı üreticiler özellikle erken bahar döneminde yapılan yetiştiricilikte erkencilik, para eden dönemde ürün çıkartmak gibi nedenlerden ötürü hormon kullanmaktadırlar. MSG Zirai Üretim ve Teknik Danışmanlık bürosu sadece domates, patlıcan ve kabakta hormonsuz yetiştiriciliğin mümkün olmadığı dönem ve koşullarda zirai mücadele talimatına ve hasat için bekleme koşullarına uymak şartı ile hormon kullanımına müsaade etmektedir.

    Ancak MSG Danışmanlık tarafından yapılan araştırmalar patlıcanda belirli dönemde bambus arısı kullanarak hormonsuz üretim yapılabileceğini göstermiştir. Ayrıca bu tarz üretime uygun çeşitler araştırılmalı bu şartlarda da istenilen kalitede ürün verecek çeşitler tespit edilmelidir. Çünkü üreticiler meyve kalite ve standardının bozulması gibi nedenlerden dolayı hormon kullanmayı tercih etmektedirler.

    Kabakta belirli dönemlerde hormonsuz yetiştiricilik yapılabilir veya hormonsuz yetiştiriciliğe uygun olabilecek çeşitler araştırılabilir. Bu konuda sınırlı da olsa bir çalışma yürütmüştük ve anladık ki belirli dönemlerde hormonsuz yetiştiricilik mümkündür.

    Kavunda ise kesinlikle hormon kullanımına karşıyız. Çünkü hem bal arısı hem de bal arısının çalışmadığı koşullarda rahatlıkla bambus arısı kullanılabilir, üreticilerin erkencilik kaygısıyla, döl tutmama endişesiyle hormon kullanmaları çok anlamsızdır.

    Ayrıca domates, patlıcan, kabak ve kavunda hormonun meyveye anormal irilik kazandırdığı anlayışı doğru değildir, meyve iriliği çeşide, yetiştirme koşullarına ve döl sayısına bağlı olarak değişmektedir.

    Tüketici hormonlu meyve ile hormonsuz meyveyi nasıl birbirinden ayıracağı konusunda bilgilendirilmelidir. Pazarda mutlaka hormonlu üretilen ürün ile hormonsuz üretilen ürün mutlaka birbirinden ayrılmalı ve hormonsuz üretim iyi fiyat verilerek desteklenmelidir.




  4. Asel
    Bayan Üye
    Hormonlu gıdaların faydaları


    Hormonsuz ürünün fiyatı, hormonlu üründen daha yüksek olmasına rağmen sağlıklı olması nedeniyle talep görmektedir. Bir başka yönüyle günümüzde kimyasal maddelerin aşırı ve hatalı kullanımı sonucu olarak da “Organik Tarım” üretimi güncel hale gelmiş olup, üreticimizler bu yönde bilgilendirilmelidir.
    Hormonun tümüyle zararlı olduğu söylenemez, hormonlar bitki bünyesinde olağan olarak bulunurlar. Uygun dozda gerekli sayıda uygulamalarla kullanılırsa daha kaliteli ve daha fazla ürün elde edilebilir. Asıl dikkat edilmesi gereken hormon kullanımın bilinçli yapılması, Tarım Bakanlığı teknik elemanları ve bu konuda uzman kişilerle işbirliği içinde olunmasıdır.


  5. Ziyaretçi
    çok güzel olmuş benim ödevimin kapısını araladı sanırım

+ Yorum Gönder


tarımda kullanılan hormonlar,  tarımda kullanılan hormonlar nelerdir,  tarımda kullanılan hormonlar nelerdir etkileri fayda ve zararları nelerdir araştırınız,  tarımda kullanılan hormonlar nelerdir etkileri fayda ve zararları nelerdir,  tarımda kullanılan hormonlar nelerdir etkileri faydaları ve zararları nelerdir,  tarımda kullanılan hormonların faydaları