+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Çiçekler hakkında bilgiler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Çiçekler hakkında bilgiler








    lütfen açın.çok acil. bugün okula götüreceğim







  2. Mine
    Devamlı Üye





    ÇİÇEKLER HAKKINDA BİLGİLER


    Türkiye’nin toplam kesme çiçek sektörü ihracatının yüzde 90’ı Antalya’dan gerçekleşiyor. İzmir ve Yalova bölgeleri genellikle iç piyasa ve bavul ticareti sistemi ile Bulgaristan, Romanya, Moldovya, Ukrayna ve Rusya’ya çalışıyor. Bavul ticareti rakamları birlik kayıtlarına yansımıyor. İhraç edilen çiçek çeşitlerine baktığımızda ana kalem olan karanfili gerbera ve gypsofila takip ediyor. İhracatın sadece üç çeşitle yapılması önemli bir engel. Üretilen çeşitlerin fidelerinin bir kısmı Hollanda ve İsrail’den ithal ediliyor.

    Büyük sıkıntılaardan biri de ana ihracat ülkesinin yalnızca İngiltere olması. Bir diğer sıkıntı uçak taşıma fiyatlarının yüksekliği nedeniyle TIR’la taşımanın tercih edilmesi. Bu da sevkiyatın zaman almasını ve kalite, imaj kaybını getiriyor.

    Örgütlenme açsından bakacak olursak üreticiler biraraya gelerek kendi derneklerini oluşturdu. İç piyasaya satış yapanlar iç piyasa kooperatifleri kanalıyla ürettiklerini satarken ihracata çalışan üreticiler ihracatçı firmalarla sözleşmeli olarak çalışıyor. İhracata çalışan sözleşmeli üreticiler, ihracatçı firmaların ziraat mühendisleri vasıtasıyla sürekli teknik destek alıyorlar. Kalite açısından yurtdışı rakiplerimizle rahatlıkla rekabet edebiliyoruz hatta bazı dönemlerde üstün bile olmaktayız

    ÇİÇEK TÜKETİMİ

    Avrupa Birliği, tüm dünyadaki çiçek üretiminin % 50 sini tüketmekte ve kişi başına kesme çiçek tüketimi göreli olarak yüksek ülkelerden oluşmaktadır. Almanya, Fransa ve Hollanda gibi geniş pazara sahip AB ülkeleri, doyma noktasına gelme belirtileri gösteriyor olmalarına rağmen, AB’nde tüketicilere yönelik kesme çiçek satışları devamlı olarak artmaktadır. AB ülkeleri içinde en büyük çiçek tüketicisi ülke olan Almanya’yı, İngiltere, Fransa ve İtalya izlemektedir.


    Avrupalı tüketicilerin, çiçek satın alma amaçları farklılık göstermektedir. Yapılan araştırmalar, asıl amacın hediye vermek olduğunu ve bu amacın, Avrupalının çiçek için yaptığı harcamanın % 50-60’ını oluşturduğunu göstermektedir. Çiçeklerin diğer % 10-20 si, düğün veya cenaze gibi özel günler için satın alınmaktadır. Geri kalan % 20 oranındaki harcama ise, evlerin dekore edilmesi amacıyla satın alınan çiçeklerden kaynaklanmaktadır.


    Bugüne kadar, Avrupa’da satılan en önemli çiçek çeşidini Gül (Rosa) oluşturmakta, gülü, Krizantem (Chrysanthemum), Karanfil (Carnation), Lale (Tulipa), Lilyum (Lilium) ve Gerbera izlemektedir.

    SAKSI SEÇİMİ


    Saksı seçimi önemlidir. Toprak saksıların iyi özellikleri tabii manzarası ve gözenekli olması sebebiyle toprağın aşırı su tutmasını önlemesidir. Sukulent ve kaktüs türleri için çok iyidir. Ancak hafif ve kolay kırılmayan plastik saksıları şahsen daha kullanışlı buluyorum.
    Pencere önü veya balkon demirlerine monte edilecek saksılar emniyetli olmalı, sulama sırasında da problem çıkarmamalıdır. Duvarlara takılabilecek çiçeklikler ve askılı saksılar yer kazandırması açısından iyidir. Büyük ve kalıcı bitki dikilecek saksıların plastik olması daha uygundur.. Böylece yer değiştirme gerektiğinde fazla zorluk çıkmaz.
    Saksı seçilirken büyüklüğünün dikilecek bitkiye uygun olmasına dikkat edilmelidir. Sığ olanlar daha çok kısa köklü mevsimlik çiçeklere uygundur.
    Özellikle çalı türü kalıcı bitkilerde büyük saksı kullanmak gerekir.

    ÇİÇEKLER İÇİN ZEYTİN YAĞI

    Evde yetiştirdiğiniz deve tabanı büyümüyor mu? 20 günlük besleyici ve etkili bir formül uygulayın. Zeytinyağına batırılmış pamukla bitkinin yaprak ve tohumlarını her gün aynı saatte silin. Sonuç olarak deve tabanı güçlenecek ve daha çabuk büyüyecektir.

    BİTKİ PROBLEMLERİ VE ÇARELERİ
    Bitkiler ışık isteklerine göre doğru yerleştirilmelidir. Güneş seven çiçekler gölgede açmaz. Gölge sevenler ise güneşli yerde kavrulur ve çabucak ölür.
    Fazla rüzgâr da bitkileri rahatsız eder.
    Saksı bitkilerinde aşırı sulama sebebiyle çürüme problemi sık görülür.
    Mantar ve böcekler saksı bitkilerinde de görülür. Hastalık fark edildiği anda ilaç yapılmalıdır.
    Tırtıl ve salyangozlar elle toplanıp yokedilir.
    Karıncalar bitkilere çok zarar verir. Görüldüğü zaman granül şeklinde satılan karınca ilacı az miktarda saksı toprağına serpilir.
    Beyaz sinek özellikle sardunya, cam güzeli, begonya ve küpe çiçeklerine musallat olur.Mücadelesi zordur. Görüldüğü anda ilaç yapılır ve kurtulana kadar üç günde bir tekrarlanır.
    Yaprak bitleri (aphid),kabuklu(scale) ve unlu bitler(mealybug) için ev yapımı karışımlar da çok etkilidir.

    SAKSI BİTKİLERİ
    Çocukluk hatıralarımızda yer alan fesleğen,ıtır,küpe çiçekleri, pencerelerden salkım salkım sarkan karanfiller veya sakız sardunyalarını artık pek göremiyoruz ama geniş bir kullanım alanı bulması yüzünden saksı bitkileri günümüzde de rağbet görüyor. . Balkon, teras veya pencere önünde yetiştirdiğimiz çiçekler bahçe hasretini bir nebze azalttığı gibi evimizin güzelliğine katkıda bulunuyor. Tercihimiz ister hevesle aldığımız bir saksı fesleğen isterse teras dolusu kalıcı bitkiler olsun hayatımıza bir renk getirerek bizi tabiata yaklaştırıyor.
    Saksı bitkileri deyince aklımıza hep klasik çiçekler gelir. Oysa saksıda yetişebilen bitkiler tahmin edemiyeceğimiz çeşitliliktedir. Her geçen gün bahçe bitkilerinin saksıda yetiştirmeye uygun boyutta olanları üretiliyor. Doğru saksı,uygun toprak seçimi ve uygun bir ortam ve bakım sağlamak kaydıyla meyve,sebze, herdem yeşil veya yaprak döken birçok çalı ve sarmaşık cinsini balkonumuzda yetiştirmek mümkün.
    Saksı bitkileri bahçe düzenlemesinde de hatırı sayılır bir yere sahiptir. Bahçemizin toprağı bazı bitkilere uygun olmayabilir. Bu türleri uygun toprak kullanarak saksıda yetiştirebiliriz. Hassas çiçekleri veya kışın kapalı yerde korunması gereken kalıcı bitkileri bahçe olsa bile saksıda yetiştirmek daha iyi olur..

    AFRİKA ZAMBAĞI
    Agaphantus hem yerde,hem de saksı içinde yetiştirilebilen çok gösterişli ve dayanıklı bir çiçektir.Yüksekliği 1 metreye varan bitki yaz boyunca beyaz,mavi ve mor renklerde bol çiçek açar.
    Seradan saksı içinde alabilirsiniz.Güneşi çok sever.Soğan olarak dikilecekse derinlik 10 cm. olmalı ve 50 cm. aralık verilmelidir.Yaz aylarında bolca sulanır.
    Saksıda olanlar için;kökleri saksıyı doldurmadıkça değiştirilmemelidir.Kışa dayanıklıdır

    SOĞANLI BİTKİLERİN EVDE YETİŞTİRİLMESİ
    Baharı salon veya mutfağınızda açan mis kokulu sümbüllerle karşılamak ister misiniz? Öyle ise üç günde soluveren kesme çiçekler yerine saksıda yetiştireceğiniz soğanlı bitkilerle haftalarca bu güzelliğin keyfini sürebilirsiniz.
    Bunun için bir alışveriş merkezinin bahçe bölümünü ziyaret etmeniz yeterli.. Eylul ayından itibaren bahçe soğanları satılmaya başlanıyor. Ev için safran (crocus) ve sümbülün her çeşidi,nergis ve lalelerin kısa boylu ve erken açan cinsleri uygundur.
    Saksıların dibine drenaj için kiremit parçaları veya çakıl koyun. Yarıya kadar toprak doldurun. Soğanları birbirine değmeyecek şekilde bastırmadan yerleştirin.. Üzerine soğanlar örtülünceye kadar toprak ekleyin. Hafifçe bastırın ve sulayın. Saksıları soğuk ve karanlık bir yere yerleştirin. Bodrum,camekanlı balkonda bir dolap içi olabilir veya saksıların üzerine siyah naylon poşet geçirebilirsiniz. Saksıları 2 ay kadar öylece bırakın. Ara sıra kontrol edin.Toprağı kurumuşsa biraz sulayın.
    6-10 hafta içinde soğanlar uç verecektir. Karanlıktan önce gölge,bir iki gün sonra da aydınlık bir yere alın.Yapraklar uzayıp tomurcuk sapları kendini gösterince saksıyı evde direkt günışığından uzak aydınlık bir yere yerleştirin. Düzenli olarak sulayın.Saksıları ara sıra çevirin. Çiçekler bittikten sonra saksıları dışarı çıkarabilirsiniz. Yapraklar kuruyuncaya kadar sulamaya devam edin. Soğanları kuru bir yerde saklayın. Sonbaharda bahçeye ekebilirsiniz.
    Alacağınız soğanlar çürüksüz,hastalıksız olmalıdır. Sümbülleri tek dikebilirsiniz ancak diğerlerini grup halinde dikerseniz daha gösterişli durur. Paketin üzerinde çiçek açma tarihi yazar. Farklı zamanlarda açan soğanlar seçerseniz,şubattan mayısa kadar sürekli çiçek elde edebilirsiniz.






  3. Mine
    Devamlı Üye
    VAZO ÇİÇEKLERİNİN BAKIMI


    Kesme çiçek hayatımızda önemli bir yer edinmiştir.Aldığımız tek bir gül bile en değerli bir armağan olarak bizi sevindirir.Mevsimine göre vazolarımıza taşıdığımız çiçekler ise evimize bambaşka bir hava,tabiattan bir esinti getirir.Ancak binbir hevesle aldığımız bu çiçeklerin göz açıp kapayana kadar soluvermesi sahiden üzüntü verici..
    Vazo çiçeklerinin ömrünü uzatmak zor değil.Tabii ki her şey gibi bunun da birtakım kuralları var.
    . Satın aldığınız çiçeklerin taze ve canlı olmasına özen gösterin.Yaprakları varsa onlarda canlı renkli olmalıdır.Sararmış ve lekeli yapraklar çiçeğin bayat olduğunu gösterir.
    . Gül, karanfil,lale,glayöl gibi çiçekler yarı açmış tomurcuklar halinde alınırsa vazo ömrü daha uzun olur.Buna karşılık,yıldız,kasımpatı ve jerbera cinsi olanlar tam açılmış olmalıdır.Sıkı tomurcuklar suda açmayabilir.
    . Eve getirdiğiniz çiçekleri ambalajını açmadan derhal bir kova ılık suyun içine daldırın.1-2 saat bekletin.Özellikle solgun görünenler bu şekilde kısa sürede canlanacaktır.
    Daha sonra ambalajı açın ve çiçek saplarını keskin bir bıçakla 2 cm.yukarıdan verev kesin. Suyun altında kalacak yaprakları tamamen keserek suda bakteri oluşumuna engel olun.Çiçekleri temiz suyla dolu vazoya vakit geçirmeden yerleştirin.
    . Suyun içine çiçekçilerde satılan ve vazo çiçekleri için hazırlanan bitki besininden katabilirsiniz.Besini önerilen miktarda kullanın. Eğer bulamazsanız benzerini evde hazırlayabilirsiniz. Bunun için:
    -1 çay kaşığı şeker-1 çay kaşığı çamaşır suyu-2 çay kaşığı limon suyu,1 litre suya karıştırılır.
    . Bunun yerine vazoya bir aspirin de atıp eritebilirsiniz.Faydası olur.
    . İlginç bir metod;Vazonun içine küçük bir parça bakır atılabilir.Faydası görülmüştür.
    . Vazoyu güneş ışığı almayan, yanan kaloriferlerden,televizyon, buzdolabı gibi ısı yayan aletlerden ve hava akımından uzak bir yere yerleştirin.
    . Çiçekleri meyvelerden uzak tutun.Meyvelerin olgunlaşırken çıkardığı bir gaz renklerinin solmasına ve tomurcukların açmadan düşmesine sebep olur.
    . Suyu azaldıkça ilave edin.Çok bulanırsa tazesiyle değiştirin.
    . Su değiştirirken çiçek saplarını 2 cm. kesin.
    . Çiçekleri vazoya çok sıkışık yerleştirmeyin.
    . Solmuş çiçekleri derhal alın.
    . Çiçekler için kesinlikle metal vazo kullanmayın.Çiçekleri attıktan sonra suyu mutfak lavabosuna dökmeyin.Vazoyu mutlaka çamaşır suyuyla dezenfekte edin.
    . Çiçekleri bahçeden toplayacaksanız sabahın erken bir saatini seçin.Bu saatlerde çiçekler çiğle ıslanıp tazelenmiş ve sapları su dolu olduğu için kesildikten sonra da tazeliğini uzun süre korur.Gün içinde,sıcakta koparılan çiçekler çabucak solar.

    ÇİÇEK BORSASI

    Türkiye çiçekçilikte önemli bir ülke. Çiçek vermenin günü, saati geldiğinde borsaları (çiçek mezatları) İMKB'yi aratmıyor. Minicik bir tohumdan başlayan masal seradan borsaya, oradan çiçekçi dükkanlarına, tezgahlara uzanıyor.
    Türkiye'nin en büyük ve modern çiçek borsası çevresi ile birlikte Türkiye çiçek üretiminin yüzde 65'ini gerçekleştiren İzmir-Güzelbahçe'de, 3 Şubat'ta açıldı.

    Şakran'dan başlayıp Ödemiş, Kiraz, Karaburun, Seferihisar, Aydın-Ortaklar, Kütahya-Simav'a kadar uzanan bölgede üretilen çiçeklerin yüzde 60'ı İstanbul'a gönderiliyor. Buradan da Kapıkule'den aracısız Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Rusya'ya ihraç ediliyor.

    İzmir Çiçek Borsa Kompleksi'nde 7 bin ortağın hissesi var. Müdür İrfan Özkan, ‘Hollanda'dan sonra en büyük salona sahibiz’ diyor. 2 milyon YTL'ye mal olan 6 bin metrekarelik kompleksin, Türkiye'nin ve Balkanlar'ın en modern ve büyük borsası olduğunu belirten Özkan, ‘İstanbul başta olmak üzere Türkiye'deki 12 şubemize günde yaklaşık 500-1000 koli çiçek gönderiyoruz’ diye konuşuyor.
    İhracatlarının büyük bölümünü Romanya, Bulgaristan'a yaptıklarını kaydeden İrfan Özkan, ‘Bu ülkeleri Rusya ve Yunanistan izliyor. Türkiye çiçek ihracatının yüzde 80'i İzmir'den yapılıyor. 2004 cirosu ortalama 18 milyon YTL (18 trilyon) olarak gerçekleşti. Bunun yaklaşık 3-5 milyon YTL'sini ihracat oluşturuyor’ diyor.
    Peki, işlemler nasıl gerçekleşiyor? Özkan şöyle anlatıyor:
    ‘Üretici sabah ürününü borsa binasına getiriyor (üye olmayanlar işlem yapamıyor). Kolilerin üzerine isimler yazılıyor. Depoya girişte bu koliler bilgisayarda numaralandırılıyor. Saat 11.00'de açılış yapılıyor. Numaralandırılan çiçekler sıra numarasına göre banttan geçiyor. Bu sırada elektronik ekranda fiyatları görülüyor. Salonda yerlerini alan alıcıların da numaraları var. Alıcılar salonda oturdukları koltuklarından tuşa basıyorlar. Artırma kimde kaldıysa bantın bitişinde çiçeklere o numara yapıştırılıyor. Çiçekler depoda gözlere konuyor. Alıcı, çıkışta hesabını kapatıp çiçeğini alıp çıkıyor. Borsa 14.00'te kapanıyor.’

    İNCİ ÇİÇEĞİ
    Nemli, gölge ağaç altlarını çok seven müge, iri yaprakların arasında çıtı pıtı beyaz kokulu çiçekleriyle çok zarif bir bitkidir. Rizom denen etli kökleri toprak altında dallanarak çoğalır. Gölge alanlarda yer örtücü olarak kullanılabilir.
    Çizgili yapraklı ve pembe çiçeklileri de mevcuttur.
    Kökleri kasım ile mart arası 2,5 cm.derinlikte ve 10 cm. aralıklarla dikilir. İlkbaharda çiçek açar.Suyu çok sever.
    Müge zehirli bir bitkidir.

    GÜL YETİŞTİRME TEKNİKLERİ
    Kalıcı olduğu düşünülürse gül bitkisi dikilmeden önce gerekli hazırlığın dikkatle yapılması,doğru dikim, sonrasında bakım ve budama işlemlerinin tam vaktinde uygulanmasıyla gülleriniz yıllar boyunca cazip çiçekleriyle bahçenizi süsler. Gül bakımı zor değil ancak ihtimam ve dikkat isteyen bir iştir.
    GÜL SATIN ALIRKEN..
    Fidanları güvenilir bir seradan temin edin. Güllerinizi saksı içinde alırsanız her mevsim dikebilirsiniz. Fidanları almadan önce dikkatle inceleyin. Aşının üzerinden çıkan en az dört adet sağlıklı dal bulunsun.Yaprakları canlı ve lekesiz olsun. Saksının içini ot bürümüş, altından kökler fışkırmışsa bu iyiye işaret değildir. Bitkinin kart olduğunu gösterir.
    Ancak ilk ve sonbaharda çok fazla çeşit bulunduğu için bu zamanlarda daha kolay seçim yapabilirsiniz. Ayrıca sonbaharda dikilen güller daha kolay tutar. Kış boyunca yerine alışır ve baharda güzel açar.
    GÜL HANGİ TOPRAKTA YETİŞİR..
    Gül fazla seçici olmamakla beraber, en iyi bağ toprağı da denilen demiri bol hafif kırmızımsı,kumlu killi toprakta yetişir. Bakir toprakları sever. Fazla asitli,kireçli ve besin açısından zayıf topraklar gül yetiştirmek açısından uygun değildir. Bol gübre veya kompost kullanılarak böyle topraklarda da gül yetiştirmek mümkündür.
    Ağaç veya yüksek çalı bitkilerinin altlarına gül dikilmemelidir. Gölge olması bir yana, ağaç kökleri fidanların gelişmesine izin vermez.
    Daha önce gül yetişmiş topraklara veya eski gül fidanlarının yakınına yeni gül dikilmesi uygun değildir. Sebebi tam bilinmemekle beraber yeni güller böyle yerlerde iyi gelişemez, hatta ölebilir. Bu durum "gül hastalığı" diye adlandırılmıştır.
    Mecbur kalınırsa dikim çukuru biraz geniş ve derin açılır ve buradan çıkan toprak kullanılmaz. Bahçenin başka bir yerinden toprak getirilir. Eski toprak başka yerde rahatlıkla kullanılabilir.
    Ayrıca toprağın drenajlı olması gerekir. Su tutan yerlere gül dikilmez.





  4. Asel
    Bayan Üye

    Çiçekler tek görevi, gözlerimizi şenlendirmek ve çevremize neşe katmak değildir. Varlıklarının temel nedeni bir bitkinin üremesidir. Bununla birlikte, bazı bitkilerin çiçeksiz ürediğini de hemen söylemek gerekir: mantarlar, suyosunları, karayosunları, eğreltiotu v.b. Gerçekte, yalnızca üstün yapılı bitkiler çiçek açar; bu çiçekler bazen o kadar küçüktür ki, gözle görülemez: sözgelimi, buğday çiçekleri ancak iyi bir büyüteçle incelenebilir.



    i-ekler.jpg.


    Özgün bir Döllenme Sistemi

    Bir çiçeğin yapısını incelemek için, düğünçiçeğini ele alalım. Önce, taç biçiminde dizilmiş beş taçyaprağı’ndan oluşan taç göze çarpar; bu tacın dışındaki beş küçük yeşil yaprak, yani çanakyaprak’lar da çanağı oluşturur.

    Çiçeğin ortasında esas organlar yer alır. Erkekorgan’lar, uçları şiş küçücük telcikler halindedir. Bunların ortasında çiçeğin dişilik organı olan di şiorgan bulunur. Demek ki bitkiler de hayvanlar gibi, cinselliği olan organizmalardır; ancak, hayvanlardan farklı olarak, her çiçekte iki cins birden vardır.

    “Üreme döneminde, erkekorganların uçları açılarak ince bir toz saçılır; bunlar erkek üreme hücrelerini taşıyan çiçektozları’dır. Bu tozlar ya rüzgârla savrularak ya da böcekler (örneğin arılar) tarafından taşınarak, aynı türden başka çiçeklerin di-şiorganma konacak ve içeriye girerek dişi hücrelerle, yani yumurtacıklar birleşecektir. İki hücrenin birleşmesinden, ileride “tohum haline gelecek olan embriyon doğacaktır. Filizlenen tohum da yeni bir bitkiye dönüşecektir.

    İnsanın Eseri

    Bazı çiçeklerin güzelliği, insanları, onları yetiştirmeğe yöneltmiştir. Güzelliklerini daha da arttırmak için, bu çiçekler üzerinde, evcil hayvanlara yapıldığı gibi, yapay ayıklama, seçme işlemine girişilmiştir. Bazı anî ve kalıtsal çeşitlemeler sonucu (deği-

    şim) özellikle ilgi çekici örnekler meydana geldiğinde, bahçıvanlar ustaca çaprazlamalara girişerek o türü korumağa çalışırlar. Böylece, sözgelimi, çok nefis şakayık, kasımpatı, karanfil ve Manisa lâlesi türleri yaratılmıştır.

    Borsada Değer Biçilen Lale

    Anayurdu Anadolu olan lâle kolayca tanınır: dibi yuvarlak bir çiçeği, 20-50 santimetre uzunluğunda bir sapı vardır (bazılarında sap 1 metreye yaklaşır).

    Avrupa’da ilk lâleler XVI. yy.da görüldü ve süsleyici görünüşleriyle, bahçe meraklılarının hemen ilgisini uyandırdı. XVII. yy.dan itibaren, lâle modası öyle bir salgın haline geldi ki, bir lâle tutkusundan söz edilebilirdi: La Bruyère, Karakterler adlı eserinde, lâlelerinin arasında kök salmış bir kişiden uzun uzun söz eder.

    O dönemde, Haarlem borsasında (Hollanda) lâleye de değer biçiliyordu ve noterler lâle ticaretiyle özel olarak görevlendiriliyorlardı. Lille’de bu çiçeğin tek bir soğanı, bir birahaneyle değiş-tokuş edilmişti; başka bir yörede de bir değirmen, böyle bir takasın konusu olmuştu.

    Artık bahçıvanlar durmadan, ayıklama yoluyla çeşitli lâleler üretiyorlardı. Bugün uzun çiçekli lâleler, yuvarlak çiçekli veya çentikli lâleler vardır; ayrıca renkleri de son derece değişik ve çeşitlidir: bevaz. siyah, kırmızı, çizgili v.b.

    Lâle, Osmanlı İmparatorluğu’nda bir ara öyle önem kazandı ki (17181730) o döneme lâlenin adını verdiler. Türkler, lâleyi çok eskiden biliyorlardı, istanbul’u alınca, Bizans bahçelerini lâlelerle donatmışlardı. Kanunî döneminde lâle çeşidi çok artmış ve gelişmişti. Bütün süsleme sanatları (çinicilik, dokumacılık, işlemecilik, oymacılık v.b.) bu çiçekten etkileniyordu. Padişah kumaşlarına lâle desenleri işleniyor, halılarda, mermer oymalarda lâle desenleri kullanılıyordu. Lâle soğanını İstanbul’dan Avrupa’ya ilkin Busmecy adlı bir diplomat götürmüştü. Bu lâleler çok pahalıydı ve değeri altınla ölçülüyordu, ayrıca her yıl lâle yarışmaları yapılıyordu. Lâle yetiştiriciler lâlelerine özel adlar veriyorlardı: Zarif, Çemen, Yegâne, Hayat kaynağı, Cilvedolu, Beyaz nur, Yakut damlası, Tanrı armağanı, Mutluluk ışığı, Gül renkli kadeh v.b.

    Yıldızçiçeğenin Yolculukları


    Anayurdu Meksika olan yıldızçiçeği, başlangıçta, bugünkü o görkemli görünüşte değildi. Sadece, çiçekleri sarı ve kırmızı salkımlar halinde toplanmış, kendi halinde bir bitkiydi.

    1789′da, yıldızçiçeği, Madrit botanik bahçesinde boy gösterdi: birkaç yıl sonra, Paris Doğa Bilimleri Müzesi, bu çiçekten bazı örnekler aldı. Ondan sonra da bitki, gerek renk, gerek biçim bakımından değişime uğradı. Böylelikle artık, «cüce» ya da pomponlu yıldızçiçeklerini, hayranlıkla seyredebiliyoruz; bu türlerin çiçekliği küçücüktür; ayrıca, çapı 20 scm’yi bulabilen dev yıldızçiçeği türleri de vardır. Renklere gelince, onlar da pek değişik olur: beyaz, mor, sarı, kırmızı v.b.

    Güzelliğin Simgesi Gül


    Çiçeklerin kraliçesi olarak saygı gören gülün anayurdu Akdeniz’in doğu kıyılarıdır. Gül Eski Mısır’ın paralarını süslediği gibi, Roma’da da, şölenler sırasında konukların basma taç olmuştur.

    Türkiye’de, gül yetiştirme sanatı, Anadolu’nun Türkleşmesi hareketiyle birlikte başlamış ve evlerle bahçelerin süslemesinde olduğu kadar, sanatta ve şiirde de güle seçkin bir yer verilmiştir: «Gülüm şöyle, gülüm böyle demektir yare mutadım»… «Seni ey gül sever canım ki canana hitabım-sın» (Fuzulî -XVI. yy.)…

    Batıda bahçıvanlar ancak XVIII. yy. sonlarında sistemli bir şekilde seçkin gül çeşitleri yetiştirmeğe giriştiler: 1811′de, iki yüz kadar gül türü bulunuyordu. Geleneğe göre, her gül türüne tarihî bir yerin (sözgelimi «Malmaison») veya ünlü bir kişinin («Kraliçe Victoria») adı verilirdi.

    Büyüleyici Orkide


    Orkideler özellikle garip, ilgi çeki ci çiçeklerdir. Geç bir dönemde ortaya çıkmış olan orkideler en gelişmiş bitkilerdendir: bir ölçüde, bitkiler âleminde orkideler, hayvanlar âleminde insanın tuttuğu yeri tutar denebilir.

    Orkidelerin çoğu tropikal bölgelerde yetişir. Geçen yüzyıldan beri orkideler pek derin incelemelere konu olmuştur, çünkü biyolojik özellikleri son derece özgündür: sözgelimi içlerinden çoğu, ancak mantarlarla ortak yaşayabilir.

    Çiçeklerin Korunması


    Bilimsel nedenlerle, yahut tuhaf oldukları ya da sırf süs için yetiştirildikleri için ilgiye değer bulunan çiçeklerin sayısı pek çoktur. Birçok türün tamamen yok olmasını önlemek için onları korumak gerekir. Sözgelimi, yalnız güzel olduğu için değil, aynı zamanda insanların övünme tutkusu yüzünden çok tutulan aslanpen-çesi, Alp Dağları’nda yetişen ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir bitkidir. Bu çiçek, ancak yüksek yerlerde ve çoğu zaman erişilmesi güç, sarp yamaçlarda yetiştiğinden, dağcılar, yiğitliklerini, gözüpeklikleri-ni kanıtlamak için çıktıkları yüksekliklerde buldukları aslanpençelerini toplayıp getirmek isterler. Ne yazık ki böylesine bir uygulama, aslanpen-çesinin azalmasına yol açmış ve bugün bu çiçeği korumak zorunluğu doğmuştur.

    Hayvanlar gibi, pek çok bitki de günümüzde yok olmağa yüz tutmuştur. Bu nedenle, bu çiçekleri yok olmaktan kurtarmak için, bitki koruma alanları (millî parklar) kurulmağa başlanmıştır.

    Avrupa’da ve Türkiye’de yetişen bazı çiçekler


    Ormanlarda yılanyastığı, çan-çiçeği, Manisa lâlesi, çilek, yük-sükotu ve bazı orkideler biter. Tarlalarda ve kırlarda gelincik, peygamber çiçeği, koyungözü, düğünçiçeği, ısırgan, karamuk, yıldız, ebegümeci, adaçayı, karahindiba yetişir. Tatlı su kıyılarında sunergisi, nilüfer, suoku biter. Deniz kıyısında, çakırdiken, denizlahanası, süpürgeotu, dikenli katırtırnağı çiçek açar; dağlarda ise aslanpençesi, yalıkahkahası, katırtırnağı, centiyane ve rododendron yetişir.


+ Yorum Gönder


çiçekler,  ÇİÇEKLER,  çiçekler ve resimleri,  çiçekler resmi,  katırtırnağı çiçeği hakkında kısa ve önemli bilgiler,  cicekler resimleri