+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Türkiye'de çocuğun velayeti ve vesayeti Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Türkiye'de çocuğun velayeti ve vesayeti








    TÜRKİYE'DE ÇOCUĞUN VELAYETİ ve VESAYETİ







  2. Gülden
    Devamlı Üye





    Türkiye'de çocuğun velayeti ve vesayeti



    Türkiye'de çocuğun vesayeti ve velayeti Medeni Kanunla düzenlenmiştir. Velayet ve vesayet çocuğun korunması ve temsili için yasa tarafından tanımlanmış hukuki kurumlardır Velayet küçüklerin anne ve babalarınca ortaklaşa kullanılan, eğitim, yaşayacakları yeri belirleme, gözetme ile bakım gibi konularda hak ve görevlerini içerir. Boşanma halinde velayet anne veya babadan birine boşanma kararı ile birlikte verilir. Ölüm halinde velayet hakkı sağ kalan eştedir. Anne babanın velayet görevini kullanamayacağı durumlarda çocuğa mahkeme tarafından vasi tayin edilir. Vasi velinin hak ve görevlerine sahip olur. Veli ve vasilerin görevi çocuğun bakımının, korunmasının ve şefkat gereksinimini karşılanmasıdır. Veli ve vasinin görevini kötüye kullandığı, çocuğa kötü davrandığı ve çocuğun güvenliğinin tehlikeye düştüğü durumlarda mahkeme çocuk hakkında çeşitli tedbirler alır. Bu tedbirler arasında velayet hakkının kaldırılması, vasinin değiştirilmesi, çocuğun bir kuruma yerleştirilmesi sayılabilir.





  3. SuskuN PrenS
    Devamlı Üye
    Türkiye'de çocuğun velayeti ve vesayeti hakında bilgi


    Velayet davalarında asıl olan çocuğun menfaatlerinin korunacağı, maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanacağı, ruhsal ve fiziksel gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlayabileceği bir ortamda yaşamasını sağlamaktır.”



    Velayeti kullanan tarafın (anne veya babanın) çocuk yararına araştırılması



    Günümüzde gittikçe artan boşanma davalarında en kritik aşama boşanma sonrasında müşterek çocukların kiminle kalacağı ve velayetin hangi tarafa verileceğidir



    Evlilik devam ettiği sürece anne ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş olması, ayrılık, boşanma hallerinde mahkeme kararı ile çocuk/çocukların velayeti eşlerden birine verilir.



    Mahkeme, boşanma halinde çocuğun velayetini verdiği tarafın zamanla çocuğun zararına olabilecek ahlaksız bir yaşam içinde olması, kumar, alkol veya uyuşturucu madde alışkanlığı edinmesi, çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı, eğitimini ve geleceğini olumsuz yönde etkileyeceğinin anlaşılması halinde, diğer tarafın belirtilen hususları kanıtlaması ile yeniden velayet davası açma ve çocuğun velayetini alma hakkını kazanır.



    Velayet davalarında karar



    Velayet ile ilgili karar, yapılan yargılama sırasında hakimin kararı, aile mahkemesindeki uzmanların görüşleri ve tarafların talepleri dikkate alınarak verilir.



    Velayet davasında dedektiflik hizmeti



    Dedektiflik büromuz, söz konusu durumların kanıtlanması amacıyla çocuk yararına gerekli izleme ve araştırma yaparak velayetin alınmasında delil olabilecek her türlü bilgi, belge, görüntü sağlanarak ilgili tarafa verecektir.










    VELAYET DAVALARIYLA İLGİLİ YARGITAY KARARLARI


    4721/m.182, 336


    ÖZET: Anne bakım ve şefkatine muhtaç küçük çocuğun velayetinin anne yerine babaya bırakılması, ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı için usul ve yasaya aykırıdır. Y.2.HD. E.2003/1375 K.2003/2372 T.24.2.2003




    743/m.149
    4721/m.183

    ÖZET : Davalının çocuğun davacı ile kişisel ilişkisini engellediği, çocuğun aile bağlarını özellikle fikri gelişmesini kötü etkileyecek bir davranış içerisine girdiği anlaşıldığından, velayetin değiştirilmesine karar verilmesi gerekir. Y.2.HD.E.2002/3930 K.2002/4731

    T.4.42002




    4721/m.183, 197, 351

    KARAR : Davalı geceleri de çalışması nedeniyle küçükle yeteri kadar ilgilenememiştir.Türk Medeni Kanununun 183. maddesi koşulları oluştuğundan küçüğün velayet hakkının değiştirilmesi ve davacıya verilmesi gerekirken, davanın yazılı gerekçelerle reddi bozmayı gerektirmiştir. Y.2. HD.E.2003/114 K.2003/1441 T.3.2.2003




    4721/m.182

    ÖZET :Velayeti anneye verilen müşterek çocuk Ladin 1996 doğumludur. Öğrenim çağındadır. Ayın her haftasının Cuma, Cumartesi ve Pazar günlerini baba yanında geçirmesi, onun fikri ve bedeni gelişimini olumsuz etkileyeceği gibi, annenin velayet görevini de yerine getirmesini engelleyecek niteliktedir. Düzenlenen ilişki çoktur. Bu yönün dikkate alınmaması isabetsizdir. Y.2.HD.E.2004/2695 K.2004/3758 T.25.32004





    4721/m. 335, 336


    KARAR : Müşterek çocuk D. 1998 doğumludur. Toplanan delillerden davalının R. isimli evli ve beş çocuklu bir kişi ile ilişkiye girdiği, onunla yaşadığı anlaşılmaktadır. Velayet düzenlenirken analık babalık duygularından önce küçüğün bedeni ve fikri gelişimi dikkate alınmalıdır. Altı yaşındaki D.'nin bu şartlar altında anne yanında kalması onun gelişimine olumsuz etki yapacağı açıktır. Babanın velayeti ifa edemeyecek durumda olduğu da isbat edilmemiştir. Mahkemece velayetin babaya bırakılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Y.2.HD.E.2004/2151 K.2004/3077 T.11.3.2004




    4721/m. 183, 348, 349


    ÖZET :Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişiminin anne yanında tehlikede olduğu ve annenin velayet görevini ihmal ettiğine ilişkin başkaca bir delilde bulunmadığına göre 1999 doğumlu olup, anne bakım ve şefkatine muhtaç çocuğun velayetinin anadan alınması doğru görülmemiştir.Y.2.HD.2004/5448 K.2004/8252 T.22.6.2004



    "Ana ahlaksız olursa, çocuk ana sevgisine muhtaç olsa dahi bu sebeple velayetin babaya verilmesi gerekir."HGK.12.04.1952 336-17

    " Ana bakım ve sevgisine muhtaç küçüğe anasının daha iyi bakabileceği esastır.Ancak bu esas karineden ibarettir. Babası tarafından altı senedir bakılan ve baba muhiti ile bağdaşan, anasını tanımayan çocuğun ani olarak muhit değiştirmesinin kendisinde büyük sarsıntı yaratacağı düşüncesi ile velayet hakkının babaya verilmesi doğrudur." HGK.07.02.1968 672-69

    " Velayetin değiştirilmesine ilişkin davalar, davalının ikametgahı mahkemesinde görülür”Y.2HD.09.03.630-1936







    "Davalı kadının, başka delillerle de teyid edildiği için delil gücü kazanan teyp bandındaki sözleri okul idare yetkililerinin anlatımları, çocuğuna kötü örnek olan yaşantısı, erkeklerle tek başına kayağa gitmesi, gazinoda masanın üzerine çıkarak oynaması, çocuğun yanında başka erkeklerle ilişki kurması gibi davranışları velayetin anadan alınıp babaya tevdii için yeterli sebeplerdir." YARGITAY HGK. 21.10.1987 T. 1987/2-99 E. 1987/74 K







    Sadece ekonomik olanaklar göz önüne alınarak velayet düzenlemesi yapılamayacağı,

    aslolanın, çocuğun menfaati ve güvenidir. Kardeşlerin birbirinden ayrılmasının ruhsal açıdan gelişimi engelleyici niteliktedir. (Y.2.H.D.).









    VELAYET



    Velayet hakkındaki kıstaslar



    Velayet davalarında asıl olan çocuğun menfaatlerinin korunacağı, maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanacağı, ruhsal ve fiziksel gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlayabileceği bir ortamda yaşamasını sağlamaktır.



    Velayet konusunda çocuğun yaşının önemi



    Yaşı itibari ile anne bakım ve ilgisine muhtaç olan çocukların velayeti genel olarak anneye bırakılmaktadır. Kati bir yaş sınırı olmamakla birlikte 7 yaşına kadarki çocukların velayetleri annelerine verilmektedir.



    Fakat annenin akıl sağlığının çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini olumsuz etkileyecek derecede bozuk olması, annenin hayasız yaşam sürmesi, madde bağımlısı olması gibi olağanüstü hallerde, baba, çocuğun velayetinin kendisine bırakılmasını talep edebilir. Bu durumda iddialarını ispat edebilirse çocuğun yaşına bakılmaksızın velayet babaya da bırakılabilmektedir.



    Velayet konusunda çocuğun cinsiyetinin önemi



    Velayette çocuğun cinsiyetinin hiçbir önemi yoktur.



    Velayetin değiştirilmesi ya da kaldırılması



    Eğer velayet hakkını kullanmakta olan tarafın, velayet hakkını kötüye kullanıyor olduğu ya da velayet görevini yerine getirmediği ispat edilirse, velayetin kaldırılarak diğer tarafa verilmesi ya da her iki tarafa da bırakılmayarak çocuğa vasi atanması mümkündür.



    Velayet hakkının sona erişi



    Velayet hakkını kullanmakta olan taraf vefat ederse, vesayet altına alınırsa, velayet altındaki çocuk 18 yaşını tamamlayarak reşit hale gelirse, ya da velayetin diğer tarafa bırakılırsa, velayet hakkı ortadan kalkar.













    ÇOCUKLARIN VELAYETİ



    Çocukların velayeti ve ebeveyn yükümlülükleri hakkında yasa ve kurallar.



    VELAYET



    En önemli değişiklik Eski 263. maddenin düzenlemesiydi. Eski düzenlemeye göre; ana baba velayeti birlikte yürütür. Eğer anlaşamazlarsa babanın oyu üstündür diye bir düzenleme vardı. Bu hüküm kaldırıldı. Artık ana baba velayeti birlikte yürütecekler.

    Yine ana baba evli değilse, velayet anaya aittir hükmü getirildi. Eskiden evlilik dışında doğan bir çocuğun velayetini hakim isterse anaya isterse babaya verebiliyor, isterse vasi tayin edebiliyordu. Yeni düzenlemede esas olarak velayet ananındır. Ancak haklı nedenlerle hakim velayeti anadan alabilir, bu durumda çocuğu babaya verebileceği gibi vasi de tayin edebilir.



    İlginç bir düzenleme de 338. madde ile getirildi. Buna göre; eşler ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle yükümlüdürler. Yani eşlerden her biri ergin olmayan diğerinin çocuğuna da özen ve ilgi gösterir. Yine 338. maddenin 2. fıkrasına göre; kendi çocuğu üzerinde velayetini kullanan eşe diğer eş uygun bir şekilde yardımcı olur; durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde çocuğu ihtiyaçları için onu temsil eder. Bu da çok önemli bir yeni düzenlemedir.

    Bir diğer önemli değişiklikte Eski Yasanın 262. madde de yer alan tedip hakkı tedip hakkı kaldırıldı.

    340. maddede de çocuğun bedensel ve zihinsel durumunun da eğitilmesinde mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.

    Çocuk malları ile ilgili olarak yasada bir karmaşa varmış gibi kanıya kapılmak mümkün ama aslında dikkatli incelendiğinde bir karmaşa yok.



    Örneğin 327. maddede, 354., 355. ve 356. maddelerde çocuk malları ile ilgili düzenlemeler var. Sanki bir yerde ana baba çocuk mallarını serbestçe harcayabilir, kullanabilir diyor, ama öbür tarafta da ana baba çocuk mallarını değerlendirmek için mahkemeden izin almak zorundadır diyor. Bu bir çelişki değil mi soruları yöneltiliyor. Öyle gibi görünüyor ama değil. Dikkatli incelendiğinde arada farklılıklar var.




    KONUYLA İLGİLİ MEVZUAT:



    VELÂYET



    A. Genel olarak



    I. Koşullar



    MADDE 335.- Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.
    Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.



    II. Ana ve baba evli ise



    MADDE 336.- Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar.
    Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir.

    Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.



    III. Ana ve baba evli değilse



    MADDE 337.- Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir.

    Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir.



    IV. Üvey çocuklar



    MADDE 338.- Eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle yükümlüdürler.

    Kendi çocuğu üzerinde velâyeti kullanan eşe diğer eş uygun bir şekilde yardımcı olur; durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde çocuğun ihtiyaçları için onu temsil eder.



    B. Velâyetin kapsamı



    I. Genel olarak



    MADDE 339.- Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar.
    Çocuk, ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür.

    Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar; önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutarlar.

    Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terkedemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz.

    Çocuğun adını ana ve babası koyar.



    II. Eğitim



    MADDE 340.- Ana ve baba, çocuğu olanaklarına göre eğitirler ve onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve toplumsal gelişimini sağlar ve korurlar.

    Ana ve baba çocuğa, özellikle bedensel ve zihinsel özürlü olanlara, yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde, genel ve meslekî bir eğitim sağlarlar.



    III. Dinî eğitim



    MADDE 341.- Çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir.

    Ana ve babanın bu konudaki haklarını sınırlayacak her türlü sözleşme geçersizdir.
    Ergin, dinini seçmekte özgürdür.



    IV. Çocuğun temsil edilmesi



    MADDE 342.- Ana ve baba, velâyetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler.

    İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler.

    Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velâyetteki temsilde de uygulanır.



    V. Çocuğun fiil ehliyeti



    MADDE 343.- Velâyet altındaki çocuğun fiil ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir.

    Çocuk, borçlarından ana ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile sorumludur.



    VI. Çocuğun aileyi temsil etmesi



    MADDE 344.- Velâyet altındaki çocuk, ayırt etme gücüne sahip ise ana ve babanın rızasıyla aile adına hukukî işlemler yapabilir; bu işlemlerden dolayı ana ve baba borç altına girer.





    VII. Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukukî işlemler



    MADDE 345.- Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır.



    C. Çocuğun korunması



    I. Koruma önlemleri



    MADDE 346.- Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.



    II. Çocukların yerleştirilmesi



    MADDE 347.- Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir.

    Çocuğun aile içinde kalması ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve durumun gereklerine göre başka çare de kalmamışsa, ana ve baba veya çocuğun istemi üzerine hâkim aynı önlemleri alabilir.
    Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin gerektirdiği giderler Devletçe karşılanır.



    Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.



    III. Velâyetin kaldırılması



    1. Genel olarak



    MADDE 348.- Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin kaldırılmasına karar verir:

    1. Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, özürlü olması, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velâyet görevini gereği gibi yerine getirememesi.

    2. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.
    Velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır.
    Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar.

    2. Ana veya babanın yeniden evlenmesi hâlinde

    MADDE 349.- Velâyete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, velâyetin kaldırılmasını gerektirmez. Ancak, çocuğun menfaati gerektirdiğinde velâyet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre velâyet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilir.

    3. Velâyetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın yükümlülükleri

    MADDE 350.- Velâyetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder.
    Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe karşılanır.



    Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.



    IV. Durumun değişmesi



    MADDE 351.- Durumun değişmesi hâlinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni koşullara uydurulması gerekir.

    Velâyetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim, re'sen ya da ana veya babanın istemi üzerine velâyeti geri verir.

    Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi: 24.7.1965, No: 6/5100
    Dayandığı Kanunun Tarihi : 17.2.1926, No: 743
    Yayımlandığı R. Gazetenin Tarihi: 16.9.1965, No: 12102


    BİRİNCİ KISIM


    Tüzüğün kapsamı



    Kapsam



    Madde 1 - Türk Medeni Kanununun velayet, vesayet ve miras hükümlerinin uygulanması bu Tüzük hükümlerine göre yapılır.



    İKİNCİ KISIM



    Velayet



    I - Ana ve baba vazifelerini yapmadıkları veya yapamadıkları takdirde alınacak tedbirler


    Madde 2 - Medeni Kanunun 273 üncü maddesinin uygulanması gerekir ve tedbir olarak çocuğun ana ve babadan alınmasına karar verilirse veya 274 üncü maddesi gereğince ana ve babanın her ikisinin velayet hakkı nezolunursa, mahkeme 6972 sayılı Korunmaya Muhtaç Çocuklar hakkındaki Kanun ile 25 Nisan 1963 ve 225 sayı-lı kanunda mevcut imkanlardan faydalanır. 6972 sayılı kanunun öngördüğü müesseselerin mevcut olmaması halinde hakim, diğer imkanlardan faydalanır ve özellikle 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu- nun 161 inci maddesiyle 1580 sayılı Belediye Kanununun 15 inci maddesinin ilgili hükümlerine istinaden çocuk hakkında gerekli tedbirleri alır.



    II - Velayetin nez'i halinde haber verme


    Madde 3 - Medeni Kanunun 274 üncü maddesi gereğince ana ve babanın her ikisinden de velayet hakkı nezolunursa yahut ana ve babadan birinin velayet hakkı- nın nez'i çocuğun vesayet altına alınmasını icabettiriyorsa, asliye mahkemesi,hükmün kesinleşmesi üzerine, çocuğa vasi tayini için keyfiyeti sulh hakimine haber verir.



    III - Evliliği sona eren ana ve babanın çocuğun mallarını hakime bildirme yükümlülüğü


    Madde 4 - Evliliğin sona ermesi halinde, velayet hakkını kullanma yetkisine sahip bulunan ana veya baba, sona erme tarihinden itibaren dört ay içinde,Medeni Kanunun 279 uncu maddesi gereğince küçüğün mevcudu ile alacak ve borçlarını bir deftere ayrı ayrı yazarak sulh hakimine bildirmeğe mecburdur. Ana ve babadan birinin ölümü halinde nüfus memuru ve evliliğin mahkeme hükmüile sona ermesi halinde hükmü veren asliye mahkemesi, hüküm kesinleştiğinde, keyfiyeti, hayatta kalan veya velayet hakkını kullanma yetkisi kendisine tevdi olunan ana veya babanın ikametgahı sulh hakimine derhal haber verir. Keyfiyeti bu suretle haber alan sulh hakimi, birinci fıkrada gösterilen yükümlülüğün süresi içinde yerine getirilmemesi halinde, Medeni Kanunun 285 inci maddesine göre gerekli işlemi yapar.



    IV - Velayetin sona ermesi halinde yapılacak işlem



    Madde 5 - Ana ve babanın velayeti, çocuğun reşit olmasından dolayı son bulmuşsa, reşit olan çocuğun talebi halinde ana ve baba tarafından bir hesap cetveli de verilmek suretiyle malları kendisine teslim edilir. Velayet, vasi tayini sebebiyle sona ermiş ise, ana ve baba, velayeti haiz oldukları zamana ait hesap cetveli ile birlikte çocuğun mallarını vasiye teslim ederler.

    Evliliğin sona ermesi sebebiyle ana ve babadan birinin velayeti altında kalan çocuk reşit olduğunda veya kendisine vasi tayin edilmesinden dolayı velayet sona erdiğinde, çocuğa ait mallar, 4 üncü madde gereğince verilen deftere göre, veli tarafından reşit olan kimseye veya vasiye teslim ve eksiklikler tespit olunur. Hakim tarafından lüzum gösterilen hallerde vasi, veli aleyhine dava açar.







+ Yorum Gönder