+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Türkiyenin tarihi eserleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Türkiyenin tarihi eserleri








    türkiyenin tarihi eserleri







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    türkiyenin tarihi eserleri

    Türkiye’de bulunan dünya mirasları şunlardır


    1- Göreme milli parkı ve kapadokyada peri bacaları

    2- Divriği ulu cami ve darüşşifa

    3- Hattuşaş ( yani hitit başkenti )

    4- Hiearapolis antik kenti ve pamukkale

    5- fethiyede Ksantos ve Letoon antik kentleri

    6- Safranbolu İlçesi

    7- Troya arkeolojik sitesi

    8- İstanbuldaki Bİlinen tarihi eserler ;

    a- Hipodrom, Ayasofa, aya irini kilisesi, Küçük ayasofya cami, Arkeolojik park

    b- Süleymaniye koruma alanı

    c- Zeyrek cami ve çevresinin içine alan Zeyrek koruma alanı

    d- İstanbul Tarihi Surlar.

    Türkiyedeki tarihi eserlerin, tarihi güzelliklerin bazıları

    Tacettin Paşa (Kurşunlu) Camii

    Çanaklı mahallesindedir 1494 yılında yapılmıştır 1945 inde tümüyle yıkılmıştır 5 kubbeli son cemaat yeriyle 2 kubbeli ana mekandan oluşan özgün yapı sonradan düz çatı ile örtülmüştür Ana mekanın yanlarındaki kubbeli zaviyeler özgündür Ana mekanla zaviyeler arasındaki kemerli açıklıklar kapatılmıştır

    Abdulgani (Namazgah) Camii

    prülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır Mehmet Paşa mahallesindedir 1906 depreminde tamamen yıkılmış sadece minber ve mihrabı kalmıştır Yıkılan caminin arsası üzerine mahalle sakinleri tarafından 1915 yılında bir cami yaptırılmıştır

    Yörgüç Paşa Camii (Orta Camii)

    Orta Cami mahallesi Kırımlı sokaktadır Yörgüç Paşanın 1431 tarihli vakfiyesinden bu caminin masraflarını karşılayacak bir takım gelirler tayin ettiği anlaşılmaktadır

    Kale Camii

    Taşkale mahallesindedir 1659 yılında Köprülü Mehmet Paşanın eşi Ayşe Sultan tarafından yaptırılmıştır Depremden fazla zarar görmediğinden orijinalliğini koruyabilmiştir Üç kubbeli son cemaat yerinde ahşap oyma kapıyla ana mekana geçilir Son cemaat yeri 1945’den sonra camekanla kapatılmıştır Ahşap kapının sağında minareye açılan bir kapı solunda ise lar mahfiline çıkan basamakların bulunduğu bir dehliz vardır Kare planlı ana mekan oldukça yüksek bir kasnağa oturan kubbeyle örtülüdür

    Kubbe kasnağındaki üç vitraylı pencere sonradan yapılmıştır Kadınlar mahfili ana mekanın kuzeyindedir 7 köşeli mihrap nişi mukarnaslıdır Yağlı boyalı mihrabın döşemesi altıgen ve yıldızlarla bezenmiştir Kıvrık dal baklava çiçek bezemeli abanoz ağacından minber geç dönem özelliğindedir Kubbedeki kalem işleri orijinal değildir Tek şerefeli silindir gövdeli minare depremde yıkılmış yeniden yapılmıştır

    Taşhan

    Ortacamii mahallesi 100 Yıl caddesi Taceddin Paşa sokağındadır Eserin Geç Osmanlı döneminde yapıldığı bilinmektedir İki katlı olarak inşa edilen Taşhan'da dolgu taş malzeme kullanılmıştır Üç kapısı mevcuttur Kapılardan biri kullanılmamaktadır 2006 yılı içerisinde restorasyon çalışmalarına başlanmıştır

    Fazıl Ahmet Paşa Medresesi (Taş Medrese)

    Fazıl Ahmet Paşa mahallesindedir 1662 yılında Fazıl Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır Çatısı kurşunla kaplı iken daha sonra kiremitle örtülmüştür 1943 depreminde çatlamalar olmuşsa da restore edilmiştir 1964 yılına kadar çeşitli amaçlarla kullanılan medrese bu tarihten itibaren Halk Kütüphanesi olarak kullanılmaya başlandı 1974 yılında çatısı bakırla kaplandı Yapının içi ve dışında pembe Karacaviran taşı kullanılmıştır Dilimli kurşun kaplı kubbelerin aralarında

    tuğladan kare biçimli bacalar bulunmaktadır Basık kemerli kapıdan aralarında medrese odalarının yer aldığı revaklı dikdörtgen avluya girilir Kubbeli medrese odalarında ocak ve kitap rafları vardır Kare planlı dershane-mescit kubbeyle örtülüdür Kubbe kasnağındaki vitraylı pencereler sonradan yapılmıştır 2002 yılında mahalli olanaklarla restorasyon çalışmalşarına başlanarak 2003 yılının şubat ayında bitirilmiştirİç avludaki sütunların arası ahşap malzeme ve çerçeve ile kapatılarak geniş kapalı kullanım alanları kazanılmıştır Boya badana yapılmış olup elektrik tesisatı yenilenmiş kaloriferli hale getirilmiş ve kapalı alanların tabanları laminant parke ile kaplanmıştır





  3. SuskuN PrenS
    Devamlı Üye
    türkiyenin tarihi eserleri hakında bilgi

    İstanbul Arkeoloji Müzesi


    Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü, Sultanahmet Semti’ndeki Gülhane Parkı girişinin sağından Topkapı Sarayı Müzesi’ne çıkan Osman Hamdi Bey Yokuşu üzerindedir.
    İstanbul Arkeoloji Müzeleri; Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere 3 müzeden oluşmaktadır.

    Efes Artemis Tapınağı

    İzmir Selçuk’ta, Efes (Ephesos) Antik Kenti’nin dünyanın 7 harikasından sayılan ünlü tapınağıdır. Astemision olarak da bilinir. Önce M.Ö. 560-550 yıllarında Lydia Kralı Kroisos tarafından İon düzeninde yaptırıldı. M.Ö. 356′da bir delinin yakması üzerine aynı büyüklükte ancak 3 m. yüksek olarak yeniden inşa edildi.
    55.10 x 115 m. boyutlarında mermer heykelleriyle de ünlü tapınak, Hellenistik Dönem tapınaklarının en büyüğüydü. M.Ö. 262′de Gotlar tarafından yıkıldıktan sonra onarılmadı.
    Bristish Museum adına 1869-1874′te J. T. Wood ve 1904-1905′te David G. Hogart’ın yaptığı kazılarda bulunan tapınak kalıntıları, İngiltere’ye götürüldü.

    Aspendos (Belkıs)


    Antalya’nın 48 km. doğusunda İlkçağ’da kurulmuş bir antik kenttir. En önemli yapısı tiyatrosudur. Bu tiyatro, sahnesiyle birlikte günümüze ulaşabilen Anadolu’daki Roma tiyatrolarının en sağlam örneğidir. 15.000 seyirci kapasitelidir. İmparator Antonius Pius döneminde (138-164) Zenon adlı bir mimar tarafından yapılmıştır.

    Beylerbeyi Sarayı

    Bugünkü Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından II. Mahmud’un ahşap Sahil Sarayı yıktırılarak 1861-1865 yılları arasında, dönemin tanınmış mimarı Serkis Balyan’a yaptırılmıştır.
    Saray, genellikle yaz aylarında, özellikle de yabancı devlet başkalarının ağırlanmasında kullanılmıştır. Sırp Prensi, Karadağ Kralı, İran Şahı, Fransız İmparatoriçesi Eugenie bunlardan bazılarıdır. Sultan II. Abdülhamid de 1918 yılında, ömrünün son altı yılını geçirdiği bu sarayda ölmüştür.

    Dolmabahçe Sarayı

    17. yüzyıla kadar Boğaziçi’nin koylarından biri olan bu yörenin; Altın Post’u aramaya çıkan Argonotların efsanevi gemisi Argos’un demirlediği, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi sırasında Haliç’e indirmek üzere gemilerini karaya çıkardığı yer olduğu ileri sürülür.
    Beşiktaş Sahil Sarayı, Sultan Abdülmecid Dönemi’nde (1839-1861) ahşap ve kullanışsız olduğu gerekçesiyle, 1843 yılından başlayarak yıktırılmış ve aynı yerde günümüze dek gelen Dolmabahçe Sarayı’nın temelleri atılmıştır. Yapımı, çevre duvarlarıyla birlikte 1856 yılında bitirilen Dolmabahçe Sarayı, 110.000 metrekareyi aşan bir alan üstüne kurulmuştur.
    Dönemin önde gelen Osmanlı mimarları Karabet ve Nikogos Balyan tarafından yapılan sarayın ana yapısı; Mabeyn-i Hümâyûn (Selâmlık), Muayede Salonu (Tören Salonu) ve Harem-i Hümâyûn adlarını taşıyan üç bölümden oluşur.
    Mabeyn-i Hümâyûn; devletin yönetim işleri, Harem-i Hümâyûn; padişah ve ailesinin özel yaşamı, bu iki bölümün arasında yeralan Muayede Salonu’ysa; padişahın devlet ileri gelenleriyle bayramlaşması ve kimi önemli devlet törenleri için ayrılmıştır.





+ Yorum Gönder