+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Süveyş kanalı akdeniz ile hangi denizi birleştirir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Süveyş kanalı akdeniz ile hangi denizi birleştirir








    süveyş kanalı akdeniz ile hangi denizi birleştirir







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Kızıldeniz, Afrika ile Asya (Arap Yarımadası) arasında yer alan, Hint Okyanusu'na bağlı bir denizdir. Uzunluğu 2000 km. civarı olup, bazı kaynaklarda 1900 km. veya 2350 km. diye geçmektedir. Kuzeyde Mısır'daki Süveyş Kanalı ile doğal olmayan yoldan Akdeniz'e bağlanmıştır; güneyde ise Arap Yarımadası ucunda Babü'l Mendep (Bab el Mendeb) boğazı ile Hint Okyanusu'na bağlanır. Kızıldeniz kuzeyde Sina Yarımadası ile ikiye ayrılır; kuzeydoğuya doğru Akabe Körfezi, kuzeybatıda ise Süveyş Körfezi vardır. Kızıldeniz'in isminin, mevsimlik olarak coğalma patlaması yasayan Trichodesmium erythraeum adlı alg türlerden kaynaklanır ayrıca etrafındaki kıyılarda yer alan mineral bakımından zengin kızıl renkli dağlardan doğmuş olabileceği tahmin edilen bazı düşüncelerdendir. Denizaltı yaşamına ve üremeye elverişli sıcaklığa sahip olduğundan çok sayıda deniz canlısı barındırmaktadır. bunun sebebi ise zemindeki buyuk sırtda olusan yarık kısmın yeraltından gelen magma ile dolmasıdır. Bu lavlar cok fazla 1.üretici konumunda bulunan bitkisel planktonlar icin besin kaynagı oluşturmaktadır. Tuzluluk %040 ile oldukça yüksektir.

    Güney ucundan Babel-Mendeb Boğazı ile Hind Okyanusuna tabii bir boğazla bağlı olan denizin 1869 senesinde Osmanlı Sultanı Abdülaziz Han zamanında açılışı yapılan Süveyş Kanalı ile de Akdeniz’e irtibatı sağlanmıştır. Yüzölçümü yaklaşık 438.000 km2 olup, Babel-Mendep Boğazından Süveyş Körfezinin kuzey ucuna kadar olan uzunluğu 2250 km civarındadır. Ortalama derinliği 488 m olup en derin yeri 21° kuzey enlemi üzerinde 2360 m’ye ulaşır. Kızıldeniz’in güney kısımları nisbeten daha geniş olup, kuzeye doğru gittikçe daralır. Kuzeyde 27°45’ kuzey enleminden itibaren de Sina Yarımadası ortada kalmak üzere iki kola ayrılır. Bu kollardan biri kuzeydoğu istikametinde olup, Akabe Körfezi ismini alır. Diğeri ise denizin aynı istikametteki Süveyş Körfezidir. Akabe Körfezi, Süveyş Körfezine göre daha kısa, dar fakat buna karşılık daha derindir. Akabe Körfezinin 180 km kadar olan uzunluğuna mukabil Süveş Körfezinin uzunluğu yaklaşık 315 kilometredir.

    Kızıldeniz’in çevresinde bulunan karalarda, güney bölgesindeki Yemen ve batısındaki Habeşistan’ın çok az bir kısmı istisna olmak üzere çöl iklimi hakimdir. Deniz suyu sıcaklığı bütün sene boyunca 25-31°C arasında değişmektedir. Bu itibarla bölgede sıcaklığın çok fazla olması, ayrıca Kızıldeniz’e dökülen sürekli hiçbir akarsuyun bulunmayışı tuzluluk oranının çok yüksek olmasına sebeb olur. Binde kırk gibi bir değere varan bu oran dünyada okyanuslarla irtibatı olan denizler içinde bir benzeri bulunmayan yüksekliktir. Kızıldeniz’deki kışın muson rüzgarlarının tesiriyle kuzeybatı istikametinde mevcut olan üst akıntı, yaz mevsiminde tam tersi bir istikamette olur. Kızıldeniz sahilleri boydan boya mercan kayalıklarla kaplıdır. Bu kayalıklar bazan deniz seviyesinin üzerinde bazan da deniz yüzeyinin biraz altında yer alırlar. Karalarla olan bağlantısı umumiyetle sarp yamaçlar halindedir. Bazan dar kıyı ovalarının da yer aldığı bölümler mevcuttur. Kızıldeniz’de bulunan pekçok küçük adanın tamamı volkanik asıllıdır. Bunlardan en önemlileri Yemen yakınlarındaki Kamarun ve Farsan Adaları, Habeşistan açıklarındaki Dahlak Adaları ile Akabe Körfezi önlerinde bulunan Tiran Adalarıdır. Yoğun bir deniz trafiğine sahib olan Kızıldeniz’de ticaret gemilerinin uğradığı bir liman mevcut değildir. Kızıldeniz sahillerindeki limanlar tamamen mahallidir. Uluslararası nakliyat yapan ticaret gemileri, buralarda hiç uğrak vermeden geçerler.

    Kızıldenizle ilgili tarihi bilgiler çok eskilere dayanır. Tarihi bilgilerin yanısıra bir de efsane yer alır. Bu efsaneye göre, Kızıldeniz’in yerinde eskiden mamur bir memleket bulunmaktaydı. Bir kral tarafından orada yaşayan rakibini mahv etmek için Babel-Mendeb Boğazı açtırılarak Okyanus istilasına uğratılmış, böylece bölge sularla doldurulmuştu. M.Ö. tahminen 1300 yılları civarında hazret-i Musa’nın kendisine inananlarla birlikte Firavun’un zulmünden kaçarken Allahü tealanın Kızıldeniz’in sularını yarması ve Müslümanların buradan geçtikleri ve Firavun’un askeriyle birlikte boğuldukları Kur’an-ı kerimin birçok ayetlerinde açıkça bildirilmektedir. (Bkz. Musa Aleyhisselam)

    Kızıldeniz’in bütün dillerde ismi “kırmızı” manasına gelen kelimelerle ifade edilir. Bu ismin verilmesinde gösterilen rivayetler arasında, deniz kenarlarındaki mercan kayalarından güneş ışıklarının yansıması ile etrafındaki toprakların kızıl olması ve denizdeki canlıların denize böyle renk verebileceği yer almaktadır. Meşhur Osmanlı tarihçisi Katib Çelebi Cihannüma adlı eserinde, “kızıl” isminin Yunanlılar tarafından “Eritra” isimli Farslı bir hükümdar ismine izafeten verildiğini bildirir. Piri Reis ise Kitab-ı Bahriye adlı eserinde Kızıldeniz’den “Bahr-i Zenci” ismiyle bahsetmiştir.

    Çok eski devirlerden beri Kızıldeniz üzerinde çok fazla bir ticari faaliyet vardır. İslam devletleri 16. asırdan itibaren, Portekizliler daha sonra, Hollandalılar ve İngilizler Kızıldeniz’in güney kısımlarında bazı teşebbüslerde bulundular. Bu arada Ümit Burnu yolunun keşfi üzerine Kızıldeniz Avrupa’nın Hindistan ile olan ticaretindeki önemini kaybetti. Daha sonra 1869’da Süveyş Kanalının açılması ile eski ticari önemini tekrar kazanmıştır. Basra Körfezindeki zengin petrol yataklarının bulunmasıyla petrol nakliyatı Kızıldeniz’in ehemmiyetini bir kat daha arttırmıştır.

    Siyasi bakımdan Kızıldeniz sahilleri 16. asırda tamamen Osmanlı hakimiyetindeydi. Birinci Dünya Harbi sonuna kadar Osmanlı Devletinin hakimiyeti devam etmiş, bundan sonra ise doğu sahilleri İtalyanlar, İngilizler ve güneyinde Fransızlar hakim olmuşlar, daha sonraları bu hakimiyetlerini dolaylı olarak burada yaşayan Sudan, Habeş ve Mısırlılar vasıtasıyla korumaya çalışmışlardır.




+ Yorum Gönder