+ Yorum Gönder
Elektronik ve Teknoloji ve Teknoloji Dünyası Forumunda Buhar Makinesi Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Buhar Makinesi Hakkında Bilgi








    Buhar Makinesi Hakkında Bilgi


    Buhar Makinesi.jpg


    XVI. ve XVII. yüzyıllar boyunca buharın gücünü günlük yararlı işlerde kullanma yolları aranılmıştır. Gittikçe daha yaygınlaşan su buharı gücünü makinelerde kullanmada değişik ülkelerin bilimadamları ve mucitler büyük çaba gösteriyordu. Bu yüzden başlan derde girenler de yok değildi. Fransız mimarı Salomon de Caux, icatlarını pek saçma bulan Kardinal Richelieıtx tarafından tımarhaneye attırılmıştı; zavallı, otuz yıl orada kaldrve acılar içinde öldü. Fransız bilimadamını tımarhanede ziyaret eden İngiliz Marquis de de Worcester de bazı icatlarından ötürü birkaç yıl cezaevine girip çıkmıştı. Londra kalesinde yattığı yıllarda yazdığı ünlü “Yüzlerce İcat” adlı kitabında ileri sürdüğü yeni buluşlardan çoğu ölümünden sonra gerçekleştirilmiştir. Otomatik tabanca, uçak, atsız araba, gemi vinci, stenografi, telgraf, hafi madenlerden top yapmak, megafon, yelkensizgemi ve daha niceleri, Leo-nardo da Vinci’nin taslaklarım anımsatmaktadır. Bütün bunlardan yalnızca bir model olarak Marquİe’nin sağlığında gerçekleştirilmiştir: Maden ocaklarından suyu çekmek için buhar gücüyle işleyen makine… 1662′de Cromwell döneminin sona ermesi ve II. Charles’in İktidara gelmesi onu zindandan kurlardı; parlamento da
    bulduğu makinenin pateni’ini verdi. Bunun bir modeli Londra’nın eğlence parkı VaiKhal’e konuldu. Fakat büyük çapta hiçbir zaman uygulanmadı.

    Çoğu Ortaçağ boş inançlarının ve gerici güçlerin insanlar üzerinde etkisini yitirdiği XVII. yüzyılda bile, teknik gelişmenin ağır gitmesi ve yaratıcı buluşlara pek ender rastlanması şaşırtıcı görülebilir. Fakat insan çalışmasını kolaylaştırmak için doğa gücünden yararlanmak konusunda hâlâ bir kuşku vardı.

    Buhar gücünü kullanmak, günümüzde atom enerjisinden yararlanma alanında olduğu gibi korku veriyordu. Gerçi eski Teuton’lar düşmanları korkutmak için bu güçten yararlanıyorlardı. Tarirı Püsterisch’in madenden yapılmış bir heykelini Weser Nehri kıyısına yerleştirmişlerdi.

    Heykelin içi oyuk kafasına su doldurulmuştu. Ağtza odunlar yerleştirilmişti ve alnında bir delik vardı. Su ısıtılınca, buhar, odunları itip çevreyi sise buruyor ve bunu görenler korkuya kapılıyorlardı.

    XVII. yüzyıl mucitlerinden İtalyan mimar Giovanni Branca da bu tanrı modelinden yararlanmak İstedi. Çok büyük bir kafa biçiminde yaptırdığı bîr kazanın ağız kısmından çıkan buhar, tahtadan yapılmış bir palet tekerleğini İşletiyordu. Hemen hemen yine o yıllarda İngiliz David Ramsey de (1630′da) buna benzer bir güç makinesinin patentini aldı, fakat uygulayamadı.

    İLK ÇABALAR, İLK UĞRAŞLAR

    XVII. yüzyılda buhar makinesini gerçekleştirmek için çaba gösterenler arasında Fransız Huguenol’larından Denli Pipin’ir de önemli bir yeri vardır. Gençlisinde hekimlik ve fizik öğrenimi yapan Papin, pandüllii saati ve ışığın dalgalanma kuramını bulan Hollandalı Chrislian Huygeııs’le tanıştı ve birlikte Lahey’e gitti, Orada sekiz yıl çalıştılar. Fransız bilimada-mı, Hollandalı uğraşdaşının önerisiyle Londra’ya geçti ve buharın basınç gücü üzerine çalışan ünlü fizikçi İngiliz Robert Bayie ile tanıştı.

    Papin, 1675′ten başlayarak Londra’da Boyle’ın evinde yaşadı. Çok sonraları mutfaklarda kullanılan buharlı tencereyi de o günlerde buldu. İyice kapatılmış bir kapta kaynatılan su, hiçbir yerden buhar kaçırmayacağı için fokur fokıu kaynıyor, böylece de yemekleri çabuk ve lezzetli pi-şiriyordu. Papin bu buluşu üzerine yazdığı bir raporda şöyle diyordu:

    Hiç kaynatılmamış ve iyice kurumuş sığır kemiklerini ve butların en sertlerini içine su doldurduğum bir cam kapla o buharlı tencereye koydum. Tencerenin güvenlik kapağında küçük bîr delik vardı ve bunu bir tıkaçla kapatmıştım. Buharın basıncı olağan ölçüyü aşınca tıkaç havaya fırlıyor ve böylece bir miktar buhar boşalıyordu.”

    Papin’in buharlı tencere buluşu, “Royal Society’nin bir yemeğinde üyelere tanıtıldı. Yemek gerçekten lezzetli pişmişti. Ne var ki, Papin bunu buhar makinesini icat etmek yolunda bir adım saydı ve buharla İşleyecek güç makinesini günün birinde yapabileceğini umduğunu söylemekten kendini alamadı. Ülkesinde patlak veren önemli bir olay, Fransa’ya dönüp çalışmalarını sürdürmesini engelledi. XIV. Louis, Fransız Protestanları Hu-guenotte’lara İnanç özgürlüğü tanıyan “Nanteskararnamesi”ni yürürlükten kaldırmıştı. Papin’in yaşamında bir dönüm noktası olan bu durumda, protestan Alman prenslerinden I İn-sen eyaleti prensi ona Marburg Unlversitesi’nde bir profesörlük önerdi. Papin, aydın fikirli bir Prensin koruyuculuğu altında çalışmalarını sürdürebileceği umuduyla bunu kabul etti. En çok ilgilendiği konu, buhar makinesiydi. Bu makineyle bir “gemiyi rüzgâra karşı” yürütebilmeyi düşünüyordu. Marburg’da yaptığı küçük bir modelde silindir içinde kapalı tutulan buhar bir pistonu hareket ettiriyordu. Bir tulumbanın ve pistonun kullanılması, buhar makinesinin geliştirilmesi yolunda çok önemliydi. Papin, bu yeni buluşu anlatan bir yazıyı çoğaltarak 1690′da çevreye dağıttı, bütün dünyanın kendisini alkışlayacağını ummuştu, olmadı. Hessen Prensi bile Papin’in bu buluşuyla pek ilgilenmedi; bu yeni buluşla tahıl değirmenlerinin işletilebileceğini düşünmüş, fakat gemilerin buhar gücüyle yürütülebileceği konusunu hiç önemseme-mişti, Papin İ ngiltere’ye dönmeye karar verdi. Orada daha çok destek bulabileceğini sanıyordu.

    Bir kayık satın aldı ve paletli tekerleklerle donattı. Bir buhar makinesiyle bunları işletmeyi düşünüyordu. Önce Marburg’tan İngiltere’ye kadar bir duyuru yolculuğu yapmak

    istedi. A.ma bu girişimi başlangıçta engelledi. “M İn den denizciler birliği” geçiş izni vermedi. Bîr çatışma ve çekişme oldu, kayık yakılıp yıkıldı.

    Papin büyük bir umutsuzlukla ve beş parasız Londra’ya gitti. Bir tarihte yönetim kurulu başkanlığım yaptığı “Royal Socîety”den yardım bekliyordu, yine bîr sonuç alamadı. Günlük geçimini sağlamak için sürekli çırpınıp durdu. Onunla ilgili bir belgede (1712′de bir dostuna yazdığı mektupta) şunları yazıyordu:

    “Çok kötü bir durumdayım. Bütün çabalarıma rağmen hep düşmanlıklarla karşılaşıyorum. Fakat hiçbir şeyden yılınıyorum ve yüce Tann’ya beslediğim inancı yitirmiyorum.”

    Demirci, tüccar ve “fahri vaiz” olan İngiliz Thomas Newcomen de hemen hemen o yıllarda ve epeyi uzun süren çalışmalardan sonra bîr buhar makinesi modelini tamamladı. Böyle bir makineden beklenilen tek işlev, İngiliz maden ocaklarından su çekmeyi başararak pek çok İnsanı boğulmaktan kurtarmasıydı. Nevvcomen, buharla işleyen tulumbaların patent’ini 1715′te almayı başardı.

    Newcomen’in bu bir çeşit “ateş makinesi” sayılan buluşu, günlük yaşamda kullanılan tek buhar gücü makinesiydi. İngiliz mühendislerinden John Smeaton, Newcomen’in ölümünden sonra bu tulumbaları daha da geliştirdi.

    Buhar makinesi böylece ilk deneyim yıllarını yavaş yavaş arkada bırakıyordu. James Watt adında genç bir İskoç, bu alanda yepyeni bir buluşla, buhar makinesini daha başarıyla kullanılır yaptı ve batı dünyasında önemli bir teknik devrim yarattı.








  2. Asel
    Bayan Üye





    Buhar Makinesi Hakkında Bilgi
    Buhar Makineleri

    Buhar Makineleri İle İlgili Bilgi

    Buhar Makineleri: Su buharının genleşme gücüyle çalışan makineler.

    Belirli bir ısının üstünde su, buhar haline dönüşür ve çok daha büyük bir hacim tutar: 100 derece ısıtılmış bir litre su, 1 700 litre buhar verir. Demek oluyor ki su, kapalı bir kapta (kazan) ısıtılacak olursa, buhar büyük bir güçle, çıkacak yol arar; bu güç, devindirme gücü olarak kullanılabilir: bunun için kazanı bir türbine veya bir silindir içindeki hareketli pistona bağlamak yeter.



    buhar-makineleri.jpg.


    Bu ikinci sistem daha basittir:
    silindire girerken buhar, pistonu itmeye yetecek kadar basınç yapar. Aynı zamanda da soğur ve böylece gücünü yitirir, çünkü soğumakla basıncı azalır. Piston da geri gelir ve gelirken buharı kolaylıkla ve açıkhavaya (lokomotiflerin prensibi) ya da yoğunlaştırma kabı (kondansör) adı verilen bir kaba doğru geri iter; bu kondansörün içinde buhar, yeterince soğuyup yeniden sıvılaşacaktır; bu su sonra yeniden kazana sevkedilip ısıtılır, buhara dönüştürülür, böylece sürüp gider.

    Değerli Bir Yardımcı

    Buhar makinelerinin çoğu çift etkilidir (iki zamanlı): pistonun her iki yanında kalan, silindirin her parçası, bir çekmece sayesinde sırasıyla, biri kazanla; öteki açıkhava veya yoğunlaştırma kabıyla bağlantı haline sokulur. Bu sistem sayesinde piston, ileri de gitse, geri de gitse, devindirici bir görev yapabilir. Pistonun bu dikdörtgen devinimi, sonradan bir «devim kolu-manivela» düzeniyle değirmi harekete dönüştürülebilir: sözgelimi, bir lokomotifin tekerlekleri işte böyle döndürülür.

    Buhar makinesi ilkesi uzun süre, gemileri ve lokomotifleri işletmekte kullanıldı; bunların kazanları odun veya kömürle çalışırdı. Günümüzde bu yöntem, yerini başka ene’rji kaynaklarından (elektrik, mazot) yararlanan daha gelişmiş sistemlere bırakmıştır. Bununla birlikte, termik santrallarda, buhar kazanları hâlâ, türbo-alternatörleri beslemek için geniş ölçüde kullanılır ve bunlar da aldıkları enerjiyi elektriğe dönüştürür.





  3. Zeyneb
    Bayan Üye
    Buhar gücüyle çalışan makineler

    (Keşifler ve Buluşlar)Boulton ve Watt Şirketi 1786′da “çift etkili” makineyi piyasaya sürdü. Elli beygirgücündeki bu makine bir un fabrikasına satıldı. Bunu iplik, dokuma ve demir fabrikaları, maden ocakları izledi. Watt’tan önce bile 600 işçi çalıştıran Boulton fabrikaları alabildiğine büyüdü. Bütün dünyadan gelen vinç, sonda, un fabrikaları, iplik ve dokuma fabrikaları, darphane, Stanhope presleri, bira fabrikaları vb. için buharlı makine taleplerini karşılamaya koyuldu. Böylece 1775 ile 1800 yılları arasında 325 makine imal etti. A. B. D. ilk makineyi 1781′de satın almıştı; Almanya’da ilk defa 1785′te Fransa’da da 1778′de işlemeye başladı.
    O yıl Jacgues-Constantin Perier (1742-1818), Seine sularını yükseltmek amacıyla Chaillot’ya (Paris) ilk ateşli tulumbayı yerleştirdi. O tarihe kadar çeşme suları, artık enikonu eskimiş olan hidrolik makineler aracılığıyla yakın ırmaklardan su arklarıyla getirilmekteydi. 1778′de Perier, Birmingham’a giderek Boulton firmasına iki makine ısmarladı ve bunları Debilly rıhtımına monte etti. 8 Ağustos 1781′de şaşkın bir kalabalığın önünde işlemeye başlayan makineler, Seine’den suları alıyor, Chaillot sırtlarında inşa edilmiş olan her biri 4342 hektolitrelik depolara akıtıyordu. Bu yenilik büyük sükse yaptı. Yirmi yıl içinde Fransa’da (12′si Anzin madenlerinde olmak üzere) 500 tulumba işletmeye kondu. Almanya’da on kadar makineye karşılık İngiltere’de 5 000 tane işlemekteydi.
    Watt’ın makinesinin, Newcomen’inkinden üstünlüğü, ne daha güçlü ne de daha kullanışlı oluşuydu. Asıl önem verilen nokta, iki kat daha az yakıt harcamasıydı. Boulton da, makinesini tanıtırken, özellikle bu avantajından yararlanmıştı. Boulton önce para istemeden makineyi müşteriye veriyor, monte edilmesini ve bakımını üstüne alıyordu. Sonra da müşterilerinden borçlarını, kömürden edecekleri tasarrufun karşılığı paranın üçte birini vermek yoluyla ödemelerini istiyordu.
    Bütün dünyaca benimsenen Watt’ın buharlı makinesini geliştirmek için binlerce mühendis işe koyulmuştu. İlk geliştirmeyi Watt’ın kendisine borçluyuz. Silindirden fışkıran ve ‘kondansör’e giden buharı görmüş böyle bir gücün boşa harcandığına acıyarak bunu kullanmayı aklına koymuştu. 1782′ de piston henüz yarı yoldayken buharın gelmesini önledi. Böylece buhar ve kömürden önemli miktarda iktisat edilmiş oluyordu. 1804′te İngiliz Arthur Woolf’un (1766-1837), buharı iki aşamada çalıştırmayı gerçekleştirmesiyle makine daha da iktisatlı çalışmaya başladı. Birinci aşama, 4 atmosferlik bir yüksek basınç silindirinde; ikincisi de, alçak basınçlı daha büyük bir silindirde meydana gelmekteydi.
    “Çift etkili” makinenin icadından sonra yapılan en önemli gelişme, Oliver Evens adında (1755-1819) Philadelpialı araba yapımcısının çabalarıyla gerçekleşti. Newcomen, Watt ve Woolf gibi Evens de kendini Denis Papin’in düşlerine kaptırmıştı. Ekmek parası kazanmak için bir yandan araba, dokuma tezgâhı ve değirmen yapmakta, öte yandan da Jonathan Hornblower’in (1725-1812) Amerikalılara 1750′de sunmuş olduğu İngiliz yapısı ateşli tulumbayı geliştirme imkânları araştırmaktaydı. Çalışmalarını sürdürmek için tekniğe değil de, bilime baş vurması oldukça ilginçtir.





+ Yorum Gönder


buhar makinesi,  buhar motoru,  Buhar makınesı ilgili foto