+ Yorum Gönder
Tiyatro ve Skeç Arşivi ve Tiyatro Metinleri Forumunda Vatandaş Skeç, Vatandaş Tiyatro Metni Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Vatandaş Skeç, Vatandaş Tiyatro Metni








    Vatandaş Skeç, Vatandaş Tiyatro Metni


    ARİF - DOKTOR - HADEME - MEMUR MASKELİLER.



    I. BöLÜM

    (Işıklar söner. Ortada sadece çok hafif bir aydınlık kalır. MASKELİLER oyunda kullanılacak arkalıksız iskemleleri zıplaya zıplaya taşıyarak girerler. Çok renkli, hol ve pelerin gibi şeyler giymişler. Yüzlerinde yarım maskeler, gerek maskelerin ifadeleri gerek giyinişleri ile gerçek dışı bir halleri var. usul usul ve koşuşarak sahneyi düzenlerler; bu arada bir iki defa gruplaşıı; fısır fısır konuşurlar, dağılırlar. Kimi zaman ufak kahkahalar. Kahkahalar yavaş yavaş büyür. Birden ışık yanar. MASKELİLER irkilirler. Birbirlerine susmalarını ihtar ederler.)

    — (Hafiften) Sus kardeşim, sus! Ş

    — Sus yahu sus.

    — (Sesler yükseliyor.) Şışt.

    — Sus efendim sus. -Şışt!

    68

    -Şışt!

    — Sus tıs tus.

    — Sus susuz tuz.

    — Kus kuskus.

    — Sus pus.

    — Pus pulus.

    — Puslu tuz.

    — Tuzlu muz.

    — Uyuz.

    — (Hep bir ağızdan) Suuuus! (Bu sefer seyircilere dönerler, onlara sus demeye başlarlar. Dolaşırlar. Yavaş yavaş bu bir şarkıya dönüşür ve dans etmeye başlarlar. Oynadıkları Çepikli.)

    — Susalım susalım susalım. Bitsin artık curcuna.

    Başlayalım oyuna. (Yavaş yavaş seslerini azaltarak çıkarlar).

    ÜSTÜN (içeriye girer. Gülen bir yüzle, içten gelen bir sesle seyirciye) — Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Bize can getirdiniz, hayat getirdiniz, hoş geldiniz. (MASKELİLER birden görünüverirler. Sert bir tonda ÜSTÜN'e "Sus" derler.) ÜSTÜN — Oyun yerimiz sizlerle var oldu. Sesinizle, rengi-nizle doldu: (Gene MASKELİLER'in müdahalesi. "Sıst!" ÜSTÜN rahatsız olur.)

    ÜSTÜN - Efendim, Vatandaş Oyununun taklidini aldım. Şöyle usulüyle, üslubuyla sizlere seyrettireyim. Haydi oyun başlasın da gecemiz hoş geçsin. (MASKELİLER kaybolur. ÜSTÜN bir kenara çekilir.)

    ARİF (Âdeta yuvarlanarak içeriye girer.) — O senin babandır, baban. (Bir adım atar. Tesadüfen o sırada karşısında da ÜSTÜN var. Bu sözler ona söyleniyor gibi olur.) Rezil. (Aynı oyun) Turşu beyinli. (Aynı oyun) Çöp kutusu kapağı suratlı herif. (ÜSTÜN boyuna irkiliyor. ARİF bir seyirciye) Babasıdır değil mi, babasıdır. Soyudur değil mi, soyudur. Sopudur değil mi sopudur. (ÜSTÜN'e) Bizi ne sandın sen, çöp kapağı kutusu suratlı herif. Babandır o, baban. (Adeta dans (bilgi yelpazesi.net) ederek. Neşeli sanki. Gülünç bir dans.) Babandır da babandır. Soyundur da sopundur. (Durur) O senin babandır çöp suratı kapaklı kutusu herif. Anladın mı, suratı kutusu kapaklı çöp. Daha ne? Nah sana. (ÜSTÜN'ün suratım karışlar.) Bu da babana. (Aynı oyun) Bu da soyuna sopuna. (ÜSTÜN'ün sabrı kalmaz. Bu sefer o ARİF'in suratını karışlar.)

    ARİF (Birden aptallaşu; sakinleşir. İlk defa olarak ÜSTÜN'ün varlığını farkeder. Seyirciye) — Ne oluyor buna? (ÜSTÜN'e) Arkadaşım, sen kafayı biraz üşüttün mü?

    ÜSTÜN — Sana sormalı.

    ARİF — Neyi?

    ÜSTÜN — Onu.

    ARİF — Ha, sekiz, dokuz, on. O onu mu?

    ÜSTÜN - Hayır, unu.

    ARİF — Ne unu?

    ÜSTÜN — Sabunu.

    ARİF (Artık kızar.) — Hadi ordan, zaten derdim başımdan aşkın. Gelmiş burada benimle dalga geçiyor.

    ÜSTÜN — Kim kimle?

    ARİF - Hekimle.

    ÜSTÜN — Nee?

    ARİF — Hekimle hakim, kimine sim, kimine dikim.

    ÜSTÜN — Hey, ne oluyoruz?

    ARİF — Ne yapalım, dalga geçmek sırası bana geldi.

    ÜSTÜN (Kızar, işine git gibilerden) — Eeee!!!

    ARİF (Dikilir, ne olmuş gibilerden) — Eeee???

    İKİSİ BİRDEN (Horoz gibi diklenirler) Eeee!??? (Birbirlerine ters ters bakarlar. Küçümser bir ifade. Burun kırıp omuz silkerek arkalarını dönüp giderler. Bir iki adım sonra zınk diye dururlar. İrkilmişler. Merakla geri dönerler. Birbirlerinin yüzüne bakarlar.)

    ÜSTÜN — Allah Allah, tıh tıh tıh.

    ARİF — Allah Allah, tıh tıh tıh. (ÜSTÜN ARİF'e yaklaşır, onu profilden inceler. ARİF irkilir. ÜSTÜN yerine döner. Bu sefer ARİF gider, ötekine tam karşıdan bakar. Aynı oyun. ÜSTÜN gelir, ARİF'in ellerini inceler. Aynı oyun. ARİF gider, ÜSTÜN'ün ağzını açar, dişlerine bakar. Aynı oyun. ÜSTÜN gelir. ARİF'i koklar. Aynı oyun. Tanıyamaz gene. Geri döner. ARİF artık ötekine sinirlenmiş, gider, parmağım ÜSTÜN'ün yanağına sürter ve tadına bakar.)

    ÜSTÜN — Ne oluyoruz? (Eliyle yalama işareti yapar.)

    ARİF — Sana sormalı, ne oluyoruz? (Burnu ile koklama işareti yapar.)

    ÜSTÜN — Canım efendim, ben seni bir yerden tanıyorum da, onun için baktım.

    ARİF — Sen beni tanırsın da ben seni tanımaz mıyım; ben de onun için baktım.

    ÜSTÜN (Sevinir.) — Beni tanıyorsun?

    ARİF — Tanıyorum.

    ÜSTÜN — Çok mu? ARİF — Eh şöyle böyle.

    ÜSTÜN — Ne kadar, ne kadar?

    ARİF — Bir iki kilo.

    ÜSTÜN — Aaaa, çok az.

    ARİF — Beş kilo.

    ÜSTÜN — Yok, daha, daha.

    ARİF (Seyirciye) — Herif yüzde isteyen levazım memuru gibi çekişiyor.

    ÜSTÜN (Birden, yavaş yavaş artan bir haykırışla.) — Aaaa! Aaaaaaa! Dur dur dur! Duuuuuuuuuuurrr!!! (Yavaş sesle) Dur dur dur!

    ARİF —Hır hır hır.

    ÜSTÜN — Dur dur.

    ARİF — Geç. (Yer değiştirirler.)

    ÜSTÜN — Dur dur dur.

    ARİF — Geç geç geç. (Tam yer değiştirecekleri sırada ÜSTÜN "ortada dur" diye bağırıverince -neredeyse tanıyacak-ARIF artık işi iyice alaya alır. Geç dur diye trafikçilik oyununa başlayıverir.)

    ARİF — Dur ulan, dur taksi. Geç lan hırbo. Duur. Buyurun beyefendi geçin. Ulan otobüs hususiye yol ver. Hususi, pas ver. (Yüksek.) Vazife efendim, istemem. (Hafif.) Yan cebime koy. Dürt, dürt, cart, curt. Ehliyet, fren, muayene, ceza. Efen-diiii, aza. Haydi keleş oğlu keleş, tosla yirmibeş.

    ÜSTÜN (Elleri cebinde) — Ne oluyoruz?







  2. Asel
    Bayan Üye





    ARİF (Omuz silkerek.) — Hizmet ediyoruz. (Es.)

    ÜSTÜN — Tam tanıyacaktım seni. Dilimin uçundaydı, kaçırdım. (Birden ikisi birden) Aaaa! Sen, sen! (Seyircilere.) Tanıdım, tanıdım. Tanıştık. Tanıdı. Tanıdılar. Ay, ay, (Birbirlerine) Vay vay vay. Vaaayyü (Sarmaş dolaş olurlar. Ayrılır, seyircilere koşarlar; tanışmanın heyecanıyla onlara bir şeyler söylerler. Geri dönerler. Birbirlerini görürler. Sanki ilk defa görüyormuş gibi "Vay" diye bağrışır, koşarak sarmaş dolaş olurlar. Aynı oyun birkaç defa tekrarlanır. Nihayet bir ara kucaklaşma sırasında ARİF birden irkilir, duraklar, ÜSTÜN'ü dürter, dönüp bakarlar. ARİF iyice aptallaşmış, ÜSTÜN çok normal bir şey görmüş gibi. ÜSTÜN — Hay Allah gene mi onlar? (MASKELİLER ellerinde pankartlar içeri girerler. Pankartlarda "Böyle oynanmaz", "İyi oynayın", "Can sıktınız", "Yuh" gibi yazılar var. Bir tören geçiti gibi ortayı doldururlar.) Sanki oynamaya fırsat bıraktınız da!

    ARİF — Hadi bakalım dışarı.

    ÜSTÜN — Derdinizi başkasına anlatın. Rejisöre, ışıkçıya, tenkitçiye:

    ARİF — Hadi, hadi rejisöre. (MASKELİLERİ dışarı çıkarırlar. Birbirlerine bakıp "ne yaparsın" işareti yaparlar.)

    ÜSTÜN — Evet, evet!

    ARİF — Nerede kalmıştık?

    ÜSTÜN — İşte, şeyde

    ARİF —Vallahi

    ÜSTÜN — Evet

    ARİF — İşte böyle.

    ÜSTÜN — Yaa!

    ARİF — Yaa!

    ÜSTÜN —- Eee, ne haber.

    ARİF — İyilik sağlık.

    ÜSTÜN — İyi iyi.

    ARİF — Senden ne haber.

    ÜSTÜN — Sağlık iyilik.

    ARİF — A, çok iyi, iyi.

    ÜSTÜN — Daha ne haber?

    ARİF — Eh işte.

    ÜSTÜN —- Ben de eh işte.

    ARİF (Sakin) — Hangi işte? (Hangi iştesin anlamında.)

    ÜSTÜN (Sakin) —- Evet, enişte.

    ARİF — Ha. Eli işinde.

    ÜSTÜN — Ya, dübeşinde. (Çok sakin sahne.)

    ARİF — Vah vah vah. (Yüzlerde kötümser bir ifade.)

    ÜSTÜN — Vah vah vah.

    ARİF — Daha daha nasılsın.

    ÜSTÜN — Daha daha iyi.

    ARİF — Vali vah vah.

    ÜSTÜN — Havalar kötü sular kötü, işler kötü.

    ARİF — Ya, oh oh oh.

    ÜSTÜN — Sen kötü, ben kötü, o kötü.

    ARİF — Vah vah vah.

    ÜSTÜN — Namus yok, iman yok, ahlAk yok.

    ARİF — Oh oh oh oh.

    ÜSTÜN — Rezalet, kepazet, siyaset. (ARİF sinirlenmiş bir zamandan beri. Bir tokat- sallar. ÜSTÜN kımıldamaz. Hemen ve hızlı hızlı.)

    Hava iyi su iyi iş iyi

    Sen iyi ben iyi o iyi

    Namus var iman var ahlAk var

    SelAmet nefaset siyaset.

    ARİF (Seyirciye) — Şamar oğlanı olduğu nasıl da belli. To-katı yiyince ağız değişti. (ARİF'in yeni bir tokan.)

    ÜSTÜN (Aynen) — Namus yok iman (bilgi yelpazesi.net) yok ahlAk yok Rezalet siyaset kepazet.

    ARİF — Hani tokat yerine para yese kimbilir nasıl değişecek. (Seyirciye söyledi bunu.) Hey gidinin gidisi zıpır Üstün.

    ÜSTÜN — Hey gidinin gidisi çemiş Arif.

    ARİF — Bana bak, sen çok değişmişsin. Eski çapul halin kaybolmuş.

    ÜSTÜN — Para, birader, para. İnsanı o adam ediyor. Paran var mı, insansın. O zaman her kapı sana açık, her işin yolunda. Aman efendim, buyurun efendim. Varsa paran memleketin efendisisin.

    ARİF — Ne o, mirasa mı kondun?

    ÜSTÜN (Güler) — Yok canım.

    ARİF — Totodan mı kazandın?

    ÜSTÜN — Yok canım.

    ARİF — Futbolcu mu oldun?

    ÜSTÜN — Ben? Ayağını kaldırmaktan aciz ben?

    ARİF — Şarkıcı mı oldun?

    ÜSTÜN — Bana şarkı söyletmeye kalkma. Burada seyirci kalmayacak.

    ARİF — E birader ne oldun?

    ÜSTÜN — Meşhur adam oldum.

    ARİF — Anlaşıldı, partici oldun. Bir iki sesli nutuk, bir iki sessiz nutuk, bir göz, bir kaş. Desene seni de kaybettik.

    ÜSTÜN — Yok canım, ben enayi miyim. Bir tabak yemek için batağa batmaktansa bir kenarda durup çanak yalamak evlAdır.

    ARİF (Karakteristik bir tonda) -— Anlamadım.

    ÜSTÜN — Çanak yalamanın sanatını öğrendim.

    ARİF — Anlamadım!

    ÜSTÜN — Anlarsın. Her cins, her boy, her renk çanak yalamaya başladın mı, ötesi geliyor. Bir alıştm mı adım başında bir çanak çıkıyor karşına. Yağlı, yüklü çanaklar.

    ARİF — Anlamadım!

    ÜSTÜN — Çanak yalaya yalaya adam oluyorsun, o zaman da millet senin çanağını yalamağa başlıyor.

    ARİF — Anlamadım!

    ÜSTÜN — Hah, bak şimdi anlarsın. İyi bak, bizim sanatın sırrını öğren.

    (Bu sırada MASKELİLER içeri tek sıra halinde dalarlar. Vücut belden kırık, gövde yere paralel, eller sarkmış hızlı hızlı yürüyorlar. ÜSTÜN'ün el şaklatmasıyla dururlar, dönerler, doğrulurlar, köpek gibi ellerini kaldırıp dillerini sallarlar. İkişer ikişer gelip ÜSTÜN' ün ellerini yalarlar öpüp başlarına götürürler. Sonra geldikleri gibi çıkıp giderler.)

    ÜSTÜN (Pişkin sırıtır) — Anladın mı şimdi?

    ARİF (Kızgın) — Tuuu sana.

    ÜSTÜN (Pişkin) - Yağmur yağdı.

    ARİF — Ne? (Donup kalır.)

    ÜSTÜN — Hoppala, dili damağı tutuldu, dondu kaldı. (Seyirciye.) Demek bu devirde bile bu kadar cahil, bu kadar saf adam kalmış ha. Ee, ne yapsın, taşralı işte, köylü. ARİF (Toplanır) — Üstün, sen tam benim aradığım adamsın.

    ÜSTÜN — Ne gibi?

    ARİF — Yüzsüz, utanmaz, yırtık, yapışkan, becerikli

    ÜSTÜN - Ve meşhur.

    ARİF — E canım adamın bu kadar meziyeti olur da meşhur

    olmaz mı? Sen benim derdime çare bulabilirsin.

    ÜSTÜN — Ne, dertli misin?

    ARİF — Hastayım hasta.

    ÜSTÜN — Hastalığın ne?

    ARİF — Gel söyleyeyim. (Kulağına eğilir.) Fısır, fısır, fısır.

    ÜSTÜN — Ne?

    ARİF — Ya?

    ÜSTÜN — Olur mu yahu?

    ARİF — Vallahi oluyor?

    ÜSTÜN — Olmaz olmaz.

    ARİF — Olur olur.

    ÜSTÜN (Seyirciye) — Canım siz söyleyin. Hiç bir va

    ARİF (Atılır) — Sus gözünü seveyim sus.

    ÜSTÜN — Canım, bir kelimeden bir şey olur mu?

    ARİF -— Olur dedik ya, ne yapayım illetim var. (Seyircilere) O kelimeyi duyunca kendimi kaybediyorum. Hastalık efendim hastalık.




  3. Asel
    Bayan Üye
    ÜSTÜN (Seyirciye) — Aman çok merak ettim. Durun bakalım ne olacak. (Arife) Hey buraya bak VATANDAŞ.

    ARİF (Vatandaş sözünü duyunca ciğerlerinden gelme müthiş bir böğürtü koparır. Gözleri yerlerinden fırlar, boynu uzar. Vücudu çarpılır. Titrer, sarsılır, böyle bir çırpınma. Sonra ÜSTÜN'ün üzerine atılır.

    ÜSTÜN korku ile kaçar. ARİF kovalar. ARİF, ÜSTÜN'ün koluna yapışır, garip bir sesle) — At bir tekme. (ÜSTÜN aptallasın ARİF gırtlağına sarılır onun. Aynı sözü tekrarlar. ÜSTÜN can havliyle tekme sallar. ARİF memnun. Arkasından döner hemen. Aynı söz, ÜSTÜN'ün tekmesi. Aynı oyun. ARİF hep tekrarlıyor) Daha, daha daha (ARİF seyircilere saldırır onların da tekme atmasını ister. Atmayanın üstüne yürür. Her tekmede) Ohh! (Gülünç bir sahne. Birden durur. ÜSTÜN'e) Vatandaş senin babandır. Babandır da babandır. (Şarkı söyler) Babandır da babandır Babandır da babandır. (İlk böğürtüye benzer bir sesle bir iskemlenin üzerine yığılır.)

    ÜSTÜN (Hayretten gözleri açılmış. Kocaman bir) — ANAA (çeker. Sonra korka korka) Arif.

    Arif (İnleyerek) — İşte böyle. Vatandaş dediler mi bana ipin ucunu kaçırıyorum.

    ÜSTÜN — Vay babam vay. Sen fena hastasın Arif.

    ARİF — İşte o zaman canım deliler gibi tekme yemek istiyor.

    ÜSTÜN — Anladım, sen vatandaş hastalığına tutulmuşsun. Tekme yiye yiye tekme yemeden edemez olmuşsun. Peki yahu bu nasıl oldu?

    ARİF — Birader adam vatandaş olur da böyle olmaz mı? İşte ben de vatandaş olmaya kalktım. Kalktım kalkalı böyleyim.

    ÜSTÜN — Vah zavallı biçare, vah zavallı arkadaş, vah zavallı kafadar.

    ARİF — Biliyorsun orta okulun birine kadar seninle beraberdik.

    ÜSTÜN — Vah zavallı zavallı (birinci zavallı sıfat, öteki isim, şeklinde) vah biçare biçare.

    ARİF — Sen memur oğlu, devam ettin okumaya ikmAlle iltimasla.

    ÜSTÜN —- Vah biçare zavallı.

    Vah zavallı biçare.

    ARİF (Kızıyor yavaş yavaş) — Ben bir çaktım iki çaktım. Baktık olmayacak.

    ÜSTÜN — Vah vahoğlu vah vah.

    Vah vahkızı vah vahvah.

    ARİF (ÜSTÜN' ün gırtlağına sarılır; ağzını kapar. Hızla anlatır.) — Baktım olmayacak.. Hem peder de garip köylünün biri; döndüm köye, tarlaya. Arada askerliği de savıverdim.




  4. Asel
    Bayan Üye
    ÜSTÜN — Yolda öyle yürünmez? Taşlara basa basa yürüyeceksin. Sıçrayacaksın, paçaları sıvayacaksın, icabında yüzeceksin. Bir gözün yerde olacak, çamurlara, çukurlara bakacak; bir gözün arkada olacak, vasıta geliyor mu üzerine, kollayacak. öğren yolda (bilgi yelpazesi.net) böyle yürünür.

    (Arif onun tarif ettiğinin iki misli mübalağa ile korkulu telAşlı yürümeğe başlar. Üstün onun elinden tutmuştur, boğuşa boğuşa giderler.)

    ARİF — Üstün ayakkabımın teki çamurda kayboldu.

    ÜSTÜN — Sen pantolona sarıl, o da gitmesin. Dur geldik. (Bu sırada maskeliler ortaya gelirler. İskemleleri ortaya getirirler. Onlarla birlikte garip bir şekil yaparlar. Çömelirler. Yatarlar, iki büklüm olurlar.)

    ARİF (Şaşırmış) — Ne yaptılar bunlar böyle?

    ÜSTÜN — Gecekondu yaptılar? Sana da orada bir yer buluruz. (İskemlelerde hep birlikte karışık bir şekilde oturmuşlar.) Gel bakalım şuna biz de girelim.

    ARİF — Kapısı yok bunun.

    ÜSTÜN (Tersler) — Evi buldun da kapısı kaldı. (İskemleler-deki kalabalığa onlar da karışırlar.)

    ARİF — Ayağımı nereye basayım?

    ÜSTÜN — Bassana oraya. ARİF — Eeee, adamm ayağı var.

    ÜSTÜN — Hey Allahım, sanki o herifin ayağına otobüste hiç basmadılar, bas hadi.

    ARİF — Şu ışığı bir yaksak, göz gözü görmüyor.

    ÜSTÜN —- Evi buldun da ışığı kaldı.

    ARİF — Doğru (çekinerek) Su

    ÜSTÜN — Evi buldun da suyu kaldı.

    ARİF — Doğru. Pencereyi açsak bari.

    ÜSTÜN (İyice tersler) — Evi buldun da penceresi kaldı.

    ARİF — Havası kalmamış da.

    ÜSTÜN — Evi buldun da havası kaldı.

    ARİF — Peki, peki

    ÜSTÜN — İşte şurada bir yerde kıvrılır yatarsın.

+ Yorum Gönder