+ Yorum Gönder
Tiyatro ve Skeç Arşivi ve Tiyatro Metinleri Forumunda Yunus Emre Ile Ilgili Tiyatro Örneği Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Yunus Emre Ile Ilgili Tiyatro Örneği








    Sevdiğim sairlerden yunus emre ile ilgili tiyatro skeci lazım uzun olursa sevinirim







  2. HaKHaN
    Özel Üye





    Kısaca Yunus Emre Ile Ilgili Tiyatro

    Birinci Perde
    Birinci Tablo
    Tiyatro, DerviĢ ile Çoban‟ın konuĢması ile baĢlar. Moğollardan yola çıkarak insanın ne
    kadar hayvanlaĢabileceği üzerinde dururlar. Moğol‟un yaptığı zulmü anlatırlar. Bu sırada Yunus,
    cins bir atın sırtında DerviĢ ile Çoban‟ın yanına gelir. GiriĢinde mezarlık olmayan köyü aradığını
    söyler. Yunus, DerviĢ ile konuĢur. Kendisini dertli bir garip olarak tanıtır. Horasan‟dan
    gelmektedir. Bir beyin oğludur. Moğollar yüzünden ülkesini bırakarak yad ellere göç etmek
    zorunda kalmıĢtır. Yolda Moğolların saldırısına uğramıĢ babasının, annesinin, kardeĢlerinin gözü
    önünde katlediliĢini görmüĢtür. Yunus, mezarlığı olmayan köyü aramaktadır. Orayı bulursa
    ölümsüzlüğe ereceğini düĢünür. Burada derviĢ, Yunus‟un kılığını eleĢtirerek bey kılığı içinde, bey
    sorgucu altında ölümsüzlüğün aranıp bulunamayacağını söyler. Onu aramak için “yalın ayak, baĢı
    kabak olmak gerekir” der. DerviĢ, mezarlığı olmayan köyü dıĢında değil, içinde araması gerektiğini
    söyler.
    İkinci tablo
    Yunus bir köye varmıĢtır. Köy camiinin önünde onun bir Ģiirini gaipten koro seslendirir.
    Camiden çıkan Meçhul Adam‟a Yunus, burasının ne köyü olduğunu sorar. Meçhul Adam, Erenler
    Köyü diye cevap verir. Bu köyü genel hatları ile tarif eden Meçhul Adam, insanların günlük iĢlerini
    yaptığını, sonra sırayla gidenin geri gelmediği bir yere gittiklerini söyler. Bu köydekiler ölmenin
    ne demek olduğunu bilmezler. Köylüler; ölümden, teneĢirden, musalla taĢından, cenaze
    namazından, mezarlıklardan bahseden Yunus‟a hangi dünyadan geldiği belli olmayan biri olarak
    bakarlar. Yunus ölümsüzlük diyarını buldum diye sevinirken, köylüler biz bu köyde çoğalmayız.
    Biri doğar, biri gider derler. Bu köyde ölüm yoktur; ancak ölüme benzer bir durum vardır.
    Bulundukları köyü çevreleyen dağlardan bir ses gelir. Falan oğlu filan, vaktin doldu, gel! Kimin
    adını verirse, o adam, çarpılmıĢa döner; hemen iĢini bırakır dağa doğru uzanır, kaybolur, bir daha
    da dönmez. Adı çağrılan kiĢi bir dakika bile duramayacağı için hak helalliği dileyemez. Bu yüzden
    kimse kimsenin hakkını yemez, yüreğini kırmaz. Gidenler ise annelerinden dinledikleri ninnilere
    göre dağın arkasında, simsiyah buzlardan örülü bir mağarada, göğe çıkan bir merdiven bulurlar,
    oradan gerçek hayata ererler. Yunus bütün bu dinlediklerinden sonra bu köyde kalıp ölümü burada
    aĢmaya çalıĢmak istediğini söyler. Köyde kalmak için müsaade ister. Müsaade edilmez. Ancak tam
    bu sırada dağlardan Yunus‟un ismi yankılanır. Yunus çağrılmaktadır. Yunus dağa doğru yola
    çıkarken Meçhul Adam arkasından seslenerek “ölümsüzlük için ölüm lazım” der.
    Üçüncü Tablo
    Yunus ile koro‟nun birlikte söylediği Ģiir ile baĢlar. Bu Yunus‟un aĢması gereken birinci
    engeli gösterir. Ardından üç engel daha vardır. Ġkinci engeli de yine bir Ģiiri ile aĢar. Ardından bir
    engel daha çıkar bu üçüncü engeli de Ģiirle anlatır. Yunus ardından dördüncü engele gider.
    Dördüncü engeli de aynı Ģekilde aĢtıktan sonra gaipten gelen ses “artık yürü, mürĢidini bul!” diye
    seslenir. Yunus‟u yine ilahi ile sözüne devam eder. Gaipten Gelen Ses, Yunus‟a mürĢidinin
    kendisini beklediğini söyler.Necip Fazıl Kısakürek’in Yunus Emre Adlı Tiyatro Eseri Üzerine Bir İnceleme 1317

    İkinci Perde
    Dördüncü Tablo
    Bu perdede Yunus, kılık değiĢtirmiĢtir. Artık bir bey oğlu kıyafeti ile dolaĢmamaktadır.
    “Kızıl külahlı, siyah keçe kilimli, çarıklı Türkmen köylüsü kılığı ile Yunus” söz konusudur. Yunus
    artık bir Ģeyhe intisap etmiĢtir. ġeyh eĢiğine yüz sürmüĢtür. Bu ġeyh, Taptuk Baba‟dır. Burada
    Yunus‟un ilk kez olarak Taptuk Dergâhı‟na geliĢi sahnelenir. Ardından aralarındaki menkıbevi
    diyalog yazılır. Yunus bu eĢiğe gelinceye kadar yaĢadıklarını anlatır Taptuk‟a. “Önce beyzade
    kılığında iken yalınayak, baĢı kabak ettiler beni. Sonra içime daldırdılar. Oradan Erenler Köyü diye
    bir yere vardım. Ölümü bilmeyen Müslümanların yurdu…” Taptuk, “onlar senin yarım
    Müslümanlığının hali” der. Zira “ölümü bilmeyen tam Müslüman olamaz.” Dağdan Yunus‟a
    seslenen sesin Taptuk‟un sesi olduğu anlaĢılır. Bu ses Yunus‟tan, dağdan gelen sesle gittiği
    mağaradan dünyaya dönmesini ve engelleri aĢmasını ister. Bu engeller: Ölüm, Visal-i suri, AĢk,
    MürĢid'dir. Yunus bütün bu engelleri aĢmıĢtır. Yunus engelleri aĢarak geldiği Taptuk kapısından
    ölümsüzlüğü,gerçek hayata ermeyi arzular. Taptuk, bunun için çileler çekilmesi gerektiğini
    kendisinin buna hazır olup olmadığını sorar. Yunus, tekrar kıyafet değiĢtirir. Türkmen köylüsü
    kılığından çıkarak; bir aba, bir külah ile derviĢ kılığına girer. Kırk gün kırk gece çile doldurur. Her
    gün oruçlu geçecek iftar zamanı da bir su bir ekmekle iftar edecektir.
    Beşinci Tablo
    Yunus, Taptuk‟un dergahında tam kırk gün çileye girer. Kırkıncı gün, kapısına Taptuk‟un
    kızı Fatma gelir. Yunus‟la görüĢmek ister. Yunus önce kabul etmese de kapıyı açar, bu defa kapıda
    Siyahlı Adam‟ı görür ki bu Yunus‟un kırk gündür eziyet ettiği nefsidir. Ġnsan kılığına girmiĢ olan
    nefis ile Yunus konuĢur. Yunus, nefsinden (Siyahlı Adam‟dan) kendisini rahat bırakmasını ister.
    Nefis ise bunun mümkün olmadığını anlatır. Nefsi, onu beyzadeliği ile malı ile kadınlar ile
    kandırmaya dünya malını sevmeye davet eder. O ise bunları elinin tersi ile iter. Üç gündür oruç
    tutan Yunus‟a bir testi su uzatır. Bu Ģekilde orucunu bozdurmak ister. Ancak Yunus testiyi kaptığı
    gibi siyahlı adama fırlatır. Ancak ona değmez. Çünkü o bir gölge gibidir. Bununla birlikte Yunus,
    onu alt etmenin yolunu bulur. “Lâ Ġlâhe Ġllallâh” der. Böylece nefsini alt eder. Ardından Taptuk‟un
    sesi duyulur. Yunus yine tereddüt eder. Nefsinin bu defa da ġeyhi kılığında geldiğini düĢünür.
    Ancak Taptuk gelenin kendisi olduğunu, nefsini ise zincire vurduğunu söyleyerek kapıyı açtırır.
    Ardından çilesinin burada bittiğini, bundan sonra dergâha odun taĢıma ile görevlendirildiğini
    söyler. Kızı Fatma‟yı da onunla nikâhlar ve nefsinin de hakkı olduğunu, o hakkı vermesi
    gerektiğini, onu öldürmeye çalıĢmaması; ancak ona iman ettirmesi ve onu yenmesi gerektiğini
    anlatır. Nefsin ilahlık davasında olduğunu, onu yenmek için “Lâ Ġlâhe Ġllallâh” demesi gerektiğini
    söyler.
    Altıncı Tablo
    Köylüler Yunus hakkında kendi aralarında konuĢurlar. Onun bir bey olduğunu,
    Horasan‟ın yarısının onların olduğunu, Ġbrahim Edhem gibi malını mülkünü bıraktığını, mürĢid
    aramaya çıktığını, Taptuk‟a kapılandığını, bunu kızı için yaptığını; ancak bir sihir, saygı veya
    keramet yüzünden kıza dokunamadığını anlatırlar. Sakarya nehrinin azgınlaĢtığını, Fatma‟nın
    Besmele çektikten sonra okuduğu Kur‟an sesini duyunca ise sakinleĢtiğini gören köylüler dedikodu
    yaptıklarından utanıp hemen uzaklaĢırlar.
    Yunus, tekrar Ģiir okuyarak Fatma ile birlikte Dost'a gitme arzusunu dile getirir. Taptuk
    da Ģiiri duymuĢtur. Onlara Dost'a gitmelerini; ancak bu iĢin usulünü yerine getirerek gitmeleri
    gerektiğini söyler. Bunun için de Dost‟un (Allah‟ın) hediyesi olan Fatma‟yı alması gerektiğini
    söyler. “Allah‟a kendini mahrum ederek değil, malik olduğun halde mahrum bilerek”
    gidilebileceğini söyler. 1318 Turan GÜLER
    Üçüncü Perde

    Yedinci Tablo

    Yunus, otuz yıl sonra elli beĢ yaĢında, sırtında bir yük odun, sahneye yeniden çıkar. Kır
    sakallı ve düĢkün bir hali vardır. Koro ile birlikte ilahisini okur. Sonra sahneye Taptuk girer.
    Taptuk; ölüm, korku, aĢk gibi kavramları diline aldıkça Yunus bunlar hakkındaki düĢüncelerini
    koro ile birlikte ilahiler söyleyerek dile getirir. Taptuk, otuz yıldır Yunus‟un getirdiği bütün
    odunları elleri ile sıvazlar ve onca yıldır sormadığı soruyu Ģimdi sorar. “Ormanda eğri odun mu
    yoktur da sen hep düz odun getirdin?” Yunus ise “Senin kapından eğrilik girmez de ondan…” diye
    cevap verir. Sonunda Taptuk, Yunus‟un ermiĢliğe ulaĢtığını; ancak son bir sınavının kaldığını
    söyler. Elindeki asayı göğe atarak “bu asa seni bulduğu gün ermiĢliğin sonuna gelmiĢ” olacağını
    söyler.

    Sekizinci Tablo

    Bu tabloda ise Yunus yirmi yaĢ daha yaĢlanmıĢtır ve kadı huzurunda mahkeme
    edilmektedir. Üç köylü tarafından Ģeriata aykırı laflar ediyor diye Ģikâyet edilmiĢtir. Kadı bunu
    sorunca o ilahi ile cevap verir. Kadı her cevabın ardından Ģimdi de ilmi inkar ediyorsun, hocalara
    hakaret ediyorsun diye suçlamalarda bulunur. Sonunda kadı kendisinin Molla Kasım olduğunu
    söyler. Yunus‟un kendisini tanımasını keramet olarak görür. Yunus‟un derviĢlik hakkındaki
    düĢüncelerini de sorar. Ardından Yunus‟un cezasının kılıç olduğunu, bu yüzden zindana atılması
    gerektiği hükmünü verir. Ancak Yunus‟un okuduğu bir ilahiden sonra bir elini kadı, diğerine subaĢı
    sarılarak öpmek isterler.
    Dokuzuncu Tablo
    Koro Yunus‟un dertli dolap ilahisini okurken Yunus sahneye çıkar. Ġlahiye katılır. Bu
    sırada Gaipten Bir Ses, Yunus‟a seslenerek “hazırlığın tamam mı?” diye sorar. Yunus yine bu
    soruya ilahisi ile cevap verir. Son anda subaĢı yetiĢerek Yunus‟a kendisini Sultan‟ın beklediğini
    dört kölenin taĢıdığı taht-ı revan‟ın onu almak için geldiğini söyler. Yunus ise kendisini Sultanlar
    Sultan‟ının çağırdığını o taht-ı revanın ise tabutu olduğunu söyler. Sonunda elinde asa ile sahneden
    çıkar.





+ Yorum Gönder


yunus emre skeci,  yunus emre ile ilgili tiyatro oyunları,  yunus emre tiyatro metni,  yunus emre kisa skecler