+ Yorum Gönder
Türk Dili ve Kullanımı ve Türk Edebiyatı Forumunda Divan Edebiyatında Gül Mazmunu Nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Divan Edebiyatında Gül Mazmunu Nedir








    divan edebiyatında gül mazmunu nedir kısaca







  2. Diyar
    Yeni Üye





    Divan Edebiyatında Gül Mazmunu Hakkında Bilgi

    Divan şiirindeki gül-bülbül mazmunu, Türk şiirine Fars edebiyatından girmiştir. Fars edebiyatı, köklü bir uygarlığın ürünü olmakla birlikte Hint-Avrupa dil ailesinin ve uygarlığının da bir üyesidir. Bu uygarlığın temellerini oluşturan unsurlardan birini, anaerkil aile döneminden kalma simgeler oluşturmaktadır. İ
    şte bu simgelerden biri de ‘gül’dür. Gül, ana kraliçeyi, mutlak ve erişilmez güzelliği simgelemektedir. Bülbül ise güzel sesiyle, ezgili söyleyişiyle, yumuşacık teniyle, zarif yapısıyla ana kraliçeyi cezbetmeye, ona ulaşmaya çalışan soylu erkekleri simgelemektedir. Çünkü ana kraliçeye ulaşabilen erkek, yeryüzünün hâkimi, mutlak yöneticisi konumundaki kutsal kişiyle ortak haklara sahip olacaktır. Erkekler neden bu özellikleriyle ana kraliçeyi etkilemeye çalışmaktadırlar? Şu nedenle ki, hiçbir erkeğin ana kraliçeye verebileceği maddi zenginlik ya da siyasal güç yoktur. Bu zenginliğe ve güce o zaten sahiptir. O halde yapılması gereken onu başka biçimlerde etkilemektir. O etkileme yolu da dış güzelliği, ses güzelliği, güzel söz söyleme sanatıdır.
    Kadim uygarlıklarda farkında olunan en önemli olgulardan biri, ölümün kaçınılmaz bir son olarak insanı beklediği gerçeğidir. Mevkisi, gücü, dış görünüşü nasıl olursa olsun her insan bir gün mutlaka ölecektir; öbür tarafa zenginliklerinden hiçbir şey götüremeyecektir. O halde insan zevki tatmalı, eğlenmeyi bilmeli, yaşadığı hayattan haz duymalıdır. İşte erkeklerin ana kraliçeyi etkileyebilecekleri en mükemmel ortam bu zevk ve eğlence ortamıdır. Bu nedenle sevilen, ana kraliçe gül iken; güzelliğiyle, zarafetiyle, sesinin güzelliğiyle onu etkilemeye çalışan erkek de bülbüldür. Doğada, hayvanlar dünyasında da aynı durum görülmektedir. Erkek, güzelliğiyle dişiyi cezbetmeye, baştan çıkarmaya çalışmaktadır.
    Ana kraliçeyi simgeleyen bir başka olgu Eski Yunan ve ardılı Avrupa uygarlığında Venüs; Fars kültür ve uygarlığında Zühre’dir. Çünkü sabaha karşı görünen en parlak yıldızdır. Bu nedenle sabah (saba) yıldızı da denmektedir. Batı dillerindeki adıyla Venüs, Türkçedeki adıyla Ülker’dir. Zühre yıldızının güzelliğine ilişkin anlatımlar, benzetmeler Şahname’de de sık sık kullanılmaktadır. (Ülker yıldızında senin yanaklarının parıltısı yoktur. S. 168 Felek ona da Zühal ile güneşi bağışlar. s.352 vb) Ana kraliçeye ulaşmak, ona dokunmak, onun yanına varabilmek öyle pek kolay bir iş değildir. Bu nedenle ulaşılmazdır. ‘Gül’ün ulaşılmazlığı da bu eski inanışın ürünü, yansımasıdır. Ayrıca ana kraliçenin güzelliği yalnızca yüz güzelliğinden kaynaklanmamaktadır. O, yeni kuşakları meydana getiren, neslin devamını sağlayan üretken kadın olmakla da mutlak güzelliktir. (Tıpkı Kibele Ana gibi)
    Yukarıda sözünü ettiğimiz eğlence ortamında ana kraliçeyi en çok etkilemeyi başarabilen erkek, onunla birlikte olmayı hak eder. Sabaha karşı gerçekleşen bu birleşmenin, hazzın doruk noktasında erkek, gözünün önünde çakan parıldamayla gökyüzünde parıldayan Zühre arasında büyük bir koşutluk kurar. Bu nedenle de cinsel yolla bulaşan hastalıkların adı zührevi hastalık adıyla anılır.
    Erkeğin egemenliği ele geçirdiği dönemde, bu döneme ait inanç, yaşam biçimi, anlayış özellikleri zayıflayarak sürdüğünden GÜL – BÜLBÜL simgeleri, başlangıçtaki anlamlarından da giderek uzaklaşmaya başlamıştır. Hele İslam uygarlığı çevresinde Fars edebiyatından ve onun anlatım olanaklarından yararlanan Türk şairi, GÜL – BÜLBÜL mazmununu da Fars edebiyatından devralmıştır. Devralınan bu miras çerçevesinde divan şairi için GÜL; soyut, erişilmez, tarif edilmez, hiçbir zaman ulaşılmaz sevgiliyi simgelemektedir. Bu durumun nereden kaynaklandığı, neden böyle bir kalıbın kullanıldığı ise divan şairi için sorulması gereken sorulardan değildir. O, devraldığı mirasa uygun güzel eserler vermekle yükümlü sayar kendini. Bu nedenle gerek din dışı konularla ilgili gazellerde, gerekse tasavvufi konularda GÜL simgesini, erişilmezliği ya da Tanrı’nın erişilmezliğini anlatmak amacıyla kullanmıştır.





+ Yorum Gönder


Gül mazmunu