+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türk kültürü Forumunda Meşhur Drakula'nın bizim tarih kitaplarındaki Kazıklı Voyvoda olduğunu biliyor muydunuz? Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Meşhur Drakula'nın bizim tarih kitaplarındaki Kazıklı Voyvoda olduğunu biliyor muydunuz?








    Meşhur Drakula'nın bizim tarih kitaplarındaki Kazıklı Voyvoda olduğunu biliyor muydunuz


    Meşhur Drakula'nın bizim tarih kitaplarındaki Kazıklı Voyvoda olduğunu biliyor muydunuz?

    Meşhur Drakula'nın bizim tarih kitaplarındaki Kazıklı Voyvoda olduğunu biliyor muydunuz? Şimdi niye ancak kalbine kazık çakılarak öldürülebildiğini anlıyor musunuz?

    Eflak'ı n efendisi voyvoda drakulyadır.Fatih döneminde ele geçirildiğinde çok sorun çıkartmıştı.Önemli genarellerden Hamza Bey de dahil binlerce türk ölüsünü kazıklara çaktırmıştır.Aynı zamanda kentinde 5 yıl içinde halkından 15 bin kişi öldürmüştür.Drakulya ismi ise ejderin oğlu anlamına gelir.Babasının ejder tarikatını kurmasından dolayı bu ismi almıştır.Drakulya bir zalimdi evet ama bir vampir değildi Size Can Dündar'ın hazırladığı yazıyı takdim ediyorum:

    Drakula'nın şatosuna mı gitmek istiyorsunuz? Yolu tarif edeyim: Bükreş'e uçun. İstanbul'dan 50 dakika Bir araba kiralayın. Braşov yoluna doğru sürün.
    Şimdi Transilvanya topraklarındasınız. Romanya kırsalında, yemyeşil ormanlar ve güzelim kasabalar arasından geçecek, Karpat Dağları'nı aşacaksınız
    Ve karşı yoldan gelen araçların arada selektör yapıp az ilerideki trafik kontrolünü haber vermeleri sayesinde hiç yabancılık çekmeyeceksini
    Yaklaşık üç saat sonra Bran'a geleceksiniz. Burası, Drakula'nın şatosunun, oradaki tabirle "kalesinin" olduğu kasaba
    Yolboyu rastlayacağınız "Vampir Kamping", "Kurt market" türü tabelalardan "olay mahalli"ne yaklaştığınızı anlayabilirsiniz.
    Az sonra heybetli bir kale karşınıza çıkacak.
    İşte Drakula'nın şatosundasınız
    Kalenin önüne kurulu alışveriş merkezinde türlü çeşit vampir tişörtleri, Drakula heykelcikleri satılıyor
    Kalenin bahçesindeki küçük göletler, serin koruluklar, ürkütücü mezarlıklar, şatoya hazırlıyor sizi
    Nihayet Drakula'nın şatosundan içeri adım attığınız anda, gıcırdayan ahşap yer döşemeleri, rüzgarla uğuldayan kapılar, titreşen pencere pervazları, vitrinlerdeki ortaçağ eşyaları, aniden zuhur eden gizli merdiven geçitleriyle kendinizi Hollywood yapımı bir korku filminin setinde hissedeceksiniz

    Drakula'sız Drakula şatosu
    Tuhaf olan şu ki, etrafta Drakula'nın adı bile geçmiyor. Tersine her yerde Rumen hanedanının şatoda çekilmiş fotoğrafları asılı
    Az sonra anlıyorsunuz ki bu kale, hanedanlık döneminde Rumen kralının yazlık sarayı olarak kullanılmış
    Kont Drakula mı?
    Onun adı, sadece çıkıştaki kitapçıdaki bir broşürün kapağında yazılı O broşürü alıp okudum ("Dracula: Myth or Reality", Bran Museum, 2005)
    Özeti şu: "Kont Drakula diye biri yoktur."
    Nasıl olur?
    Bütün turizm broşürlerinde, pazar tişörtlerinde, Hollywood filmlerinde adres olarak burayı gösteren vampir, bu evde oturmamış mı yani?
    "Hayır" diyor broşür;
    "Bu evde oturan adam Drakula değildi. Drakula diye nam salan ev sahibinin gerçek adı Kazıklı Voyvoda'ydı."
    Evet, bizim tarih kitaplarındaki Kazıklı Voyvoda'nın ta kendisi
    Medyanın anlı şanlı bir tarih figüründen nasıl hayali bir canavar yarattığını özetlemeye çalışayım şimdi


    Kazıkta 25 bin Türk esir

    "Kazıklı Voyvoda" konusunda Türk tarihçilerle Rumen tarihçiler tamamen zıt bilgiler veriyor:
    Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın "Osmanlı Tarihi"ne (TTK, 1995, II. Cilt, 73-77) göre Kazıklı Voyvoda'ya kendi milleti olan Ulahlar da "Vlad Çepeş", yani "Cellad Vlad" derlerdi.
    1456'da voyvoda olmuş, hem mezalimiyle nam salmış hem Osmanlı'nın epey başını ağrıtmıştı.
    Uzunçarşılı, Eflak Prensi Vlad'ın Osmanlı sarayında yetiştiğini belirtiyor.
    Rumen kaynakları ise Vlad'ın Osmanlı'nın elinde esir düştüğü inancında; ihanetle suçlanıp hapsedildiğini, bu hapislik döneminde Osmanlı sistemini, askeri tekniklerini, hatta dilini öğrendiğini yazıyor.
    Türklerin desteğiyle kendi ülkesine voyvoda olarak atanmıştı.
    İlk zamanlar devlete sadık görünür, her yıl vergisini getirip verirdi.
    Ancak, yine Uzunçarşılı'ya göre "Macarlarla anlaşıp sadakatten ayrılarak Bulgaristan taraflarına sarktı ve epi fenalık yaptı."

    Memeleri kesilen kadınlar
    "Osmanlı Tarihi"nden okuyalım: "Pek zalim olan ve öldürmek istediği kimseleri kazığa vurarak onların ortasında yemek yemekten zevk duyan, rivayate göre fakirleri ziyafete davet ederek sofra masasıyla beraber bu zavallıları yaktıran, kadınların memelerini keserek onların yerine çocuklarının başını çaktıran ve daha bunun gibi tüyler ürpertici facialar yapan Vlad Çepeş'in Macarlarla ittifak ettiği duyulunca hakkından gelinmesi kararlaştırıldı."
    Osmanlı bunu ona sezdirmeden gerçekleştirmek için bir plan yaptı:
    "Kendisi bir taraftan Rumdan dönme Slistire Beyi katip Yunus Bey vasıtasıyla ve yaldızlı sözlerle İstanbul'a davet edildi. Öte taraftan da Niğebolu sancak beyi Çakırcı Hamza Bey'e her ne suretle olursa olsun Vlad'ı elde etmesi emredildi."

    "Padişah müteessir oldu"
    Sonuç mu? Vlad komployu fark etti ve hem Yunus Bey'i hem Hamza Bey'i kollarını ve bacaklarını kesip kazıklara vurdurdu.
    Hamza Bey daha yüksek rütbeli olduğundan daha yüksek bir kazığa oturtulmuş, kesik başı da Macar kralına yardım talebi niyetine yollanmıştı.
    Cellad Vlad bununla da kalmadı; nehir boyu şehirlerini katliam yaparak yağmaladı; 25 bin kişilik esir kafilesiyle Eflak'a döndü.
    Bu, açıkça harp ilanıydı.
    Padişah Fatih Sultan Mehmet "çok müteessir olmuş", yani deliye dönmüştü.
    Tez elden sefere karar verildi.

    Karargahı bastı
    150 bin askerlik Osmanlı ordusunun öncü birliğini yöneten Mahmud Paşa Tuna'yı geçip Eflak'a yürüdü. Ama Vlad'ın ordusunu bulamadı. Bunun üzerine Padişah, 25 kadırga ve 150 nakliye gemisiyle Karadeniz'den Tuna'ya girip Vidin'e kadar gitti.
    Vlad halkını ormanlara saklamıştı.
    1462 yılında 16 Haziran'ı 17'sine bağlayan geceyarısı Türk savaşçıların giysileri içinde, Otağ-ı Hümayun'u, yani padişahın karargahını bastı. Ama bastığı yer, karargah değil, kumandan çadırlarıydı. Büyük panik yarattıysa da fazla zayiat verdiremedi.

    Korkunç gösteri
    Rumen kaynaklarına göre, ordusuna güvenini kaybeden Sultan, o gece Tuna kıyılarına geri döndü.
    O kaynaklardan okumaya devam edelim:
    "Lidersiz kalan Türk orduları da Tuna'ya doğru çekildiler. Ama Targovişte yakınlarında onları korkunç bir gösteri bekliyordu:
    Geçtikleri orman, ağaçlara asılmış ya da kazığa oturtulmuş Türk esirlerle doluydu. 5 kilometrelik yol boyunca 25 bin erkek, kadın, çocuk diri diri kazığa geçirilmişti. Asker, aklını yitirecek duruma geldi."
    Vlad zaferini kanıtlamak için Tuna yoluna kadar onları taciz etmeyi sürdürdü. Kuyuları zehirledi, ekinleri yaktı, hayvanları öldürttü. Orduyu sıcakta aç ve susuz bıraktı. Hapishanedeki cüzamlı ve vebalı mahkumları salıverip salgın yarattı.

    Vlad'ın sonu
    Bu, tarihin Rumen versiyonu
    Türk tarihçilere göre ise Vlad'ı takip eden Osmanlı ordusu karşılarında kuvvet göremeyince orduya gerekli 200 bine yakın at ve yük hayvanını yedeğine alıp geri döndü.
    Ya Vlad?
    Türklere göre önce Moldavya'ya, sonra Macaristan'a sığındı. Osmanlı'yla iyi geçinmeye çalışan Macar kralı tarafından hapsedildi.
    Rumenlere göre ise Vlad'ın sonunu getiren Osmanlılar değil, onun "kardeşi kardeşe kırdırma taktiği"ydi. Vlad'ın kardeşi "Güzel Radul" voyvoda yapılınca halk ikiye bölünmüş, sonunda Vlad ülkeyi terk etmek zorunda kalmış; Radul da Osmanlı hazinesine her sene 12 bin duka vergi vermeyi kabul etmişti.



    Drakula'nın yaratılışı

    Peki bizim Kazıklı Voyvoda nasıl "Drakula" namını aldı? Rumenlerin ilginç bir açıklaması var:
    15'inci yüzyıl başlarında, Osmanlı tehdidine karşı Avrupa bir siyasi-askeri birlik kurmaya karar vermiş. Bu birlik, çok sınırlı sayıda basılan bir sikke ile tescil edilmiş. Sikkenin bir yüzünde Vlad'ın simgesi olan ejderha resmi varmış. İngilizcede "Dragon" olarak bilinen ejderhanın Romanca karşılığı "Dracul" imiş. "Drakula" ismi oradan gelmiş.
    İrlandalı yazar Bram Stoker 1897'de Vlad'ın öyküsünü romanlaştırırken onu gündüzleri mezarında uyuyan, geceleri ortaya çıkan bir vampir olarak resmetmiş. Stoker'ın kitabı 5 milyon kopya satarak, İncil'den sonra en çok basılan eser unvanını almış. Bu başarı turizmcilerin, sinemacıların, gazetecilerin iştahını kabartmış. Ve yaratılan vampir, bir anda medya kahramanı haline gelmiş.
    Bu gelenek hâlâ sürüyor.
    Rumenler ise hâlâ Drakula'nın bir cani değil, zenginlere şiddet uygulayan, yoksulların dostu bir Robin Hood olduğunda ısrar ediyorlar.
    Cellat mıydı, Robin Hood mu, bilmem; bildiğim, Irak işgaline katılan Rumen birliklerinin askeri kampına "Drakula kampı" adı verildiği
    Bu isim, Drakula'nın ne mene bir adam olduğunu kanıtlıyor.
    Romanya'da Drakula'nın izini bulamadıysam da, sosyalist rejim sonrası Bükreş'e üşüşen uluslararası sermayenin dişlerini görünce Drakula'yı görmüş kadar oldum.


    Satılık şato

    Bran kalesi 1212'de inşa edilmiş. Kazıklı Voyvoda'nın şatoyu sık sık ziyaret etmesinden dolayı "Drakula'nın şatosu" olarak nam yapmış.
    Hanedan döneminde şatonun sahibi olan Kraliçe Marie, 1938'de şatoyu kızı Prenses İliana'ya miras bırakmış.
    1948'de sosyalist Rumen yönetimi şatoyu kamulaştırmış.
    Çavuşesku devrildikten sonra şato 26 Mayıs 2006'da Veliaht Domini Von Habsburg'a törenle iade edilmiş.
    Romanya'nın her dönemine tanıklık eden ve Drakula filmlerinde set olarak da kullanılan şato, şimdilerde müze olarak hizmet veriyor.
    Ancak Romanya yönetimi bakım masraflarıyla başa çıkamadığı şatoyu geçenlerde 100 milyon dolara satışa çıkardı.








  2. Ezlem
    Üye





    Drakula bir canavardır.Kazıklı voyvoda da canavardır.İkisinin ortak noktası budur.Kazıklı voyvoda bir gerçek kişi drakula ise hayal unsurudur.




+ Yorum Gönder