+ Yorum Gönder
Masal ve Hikaye ve Türk Masalları Forumunda Maziye Vefa Masalı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Uğur Baki
    Devamlı Üye

    Maziye Vefa Masalı








    MAZİYE VEFA adlı hikayemiz, Vefa ile ilgili hikadir..

    Yelkovan kaçı vurmuş, akrep hangi rakamdan alıyor öcünü bilmek mümkün değildi o Temmuz sıcağında. İnsanın gözlerini kapattığında unutulmuş bir kasabanın mavi verandalı bir evinde hissettiği günlerden biriydi. Çıt yok. Gözlerimi kapatmış sadece kendimi dinliyor, saç tellerimden ayak parmaklarıma inen bir yorgunlukla baş etmeye çalışıyordum. Hayal gücünü zaptetmek zor, hele de yalnızlığı seviyorum diyerek kendini avutmanın yaşla orantılı olduğu gerçeği insanı daha da yıpratıyor. Kurulan hayallerle, içine gömüldüğünüz yalnızlığı dengelemeye çalışıyorsunuz.
    Canavar kesilmiş kabuslardan kendini kurtarabilseydi insan. Ya da sabah ezanında titremeyecek kadar güçlü hissedebilseydi kendisini, ne ölüm ne de yaşam korkusu görürdük gözlerinin ferinde.
    Kavak yapraklarından süzülen çiğ tanelerini gözyaşına, kedilerin gururunu efsane kahramanlarının cahil cesaretine benzeterek hayatın özünde bir romantizm yakalamaya çalışıyoruz. Oysa ki bundan ne çiğ damlasının, ne de kedinin haberi var. Kendi kendine yeteyim derken iyice kaptırıp, ruhunu bir Tibet keşişine çevirmek işten değil.
    İsteksizce ayağa kalktım. Bira bardağına doldurduğum musluk suyuna bir avuç dolusu buz atıp rehavet köşeme döndüm. Dünya üzerinde yaşamını bir saniye daha uzatmak için çırpınan insanları düşündüm, ben buzlu bardağımı vücudumda gezdirirken Aynı anda bir annenin çocuğu başında yaktığı ağıtlar geldi kulağıma. "Haksızlığın böylesi" dedirten reality show spikerleri havasına girip biraz ağlamak istiyordum aslında. "Gözyaşlarımız yüreğimizin parçalarıysa eğer, hiç bitmeyecek. Çünkü dağlar kadar büyük bir yüreğimiz var bizim".
    Okunmamış kitap sayfalarının baştan çıkarıcı kokusu var sende. Bir an önce bitirmek ve katilin uşak olduğunu anlamak istiyorum. Öte yandan da her harfi aklımda tutmak, kelimeler arasındaki uyum içinde kaybolmak, saatlerce bu gizem kokusu içinde sarhoş olmak. Keşke sen de beni, ıssız bir adaya giderken götüreceğin 3 şeyden biri gibi sevseydin!
    "Seversen alırsın, alamazsan aşık olursun" diyordu rahmetli dedem. Güzel tanımlama! Şimdi nektarin ağaçlarının altında bizleri bekliyor olmalı o güzel köyde. Taş plaktan çalınan içli ayrılık şarkılarını söylüyorum ben ona kimi zaman. Koroda öğrendiğim ilk Nihavendi (o zamanki arkadaşların deyimiyle "sızlayan mitolojik nağmeler(!)) ellerini tutarak söylediğimde ağlamaya başlamıştı. İşte o zaman hissettim ki, insan ancak mazisine tutunarak ayakta kalır, ruhunu satmaz Şeytana. O zaman bir bebeğin tebessümünden keyif alırsınız, ya da yalnız başına dahi ıslık çalarak tempo tutarsınız yürek atışlarınıza. Maziniz, sadece ruhsuz insan siluetlerinden, ya da tozlu raflarda okşanmayı bekleyen fotoğraf yığınından oluşuyorsa; bir adamı/kadını çok sevmiş de alamamışsanız (ve aşık olmuşsanız); ona, gözlerini kapattırırıp yazdığınız şiiri okumamışsanız, ya da üşüdüğü zaman kollarınız ona dolanmamamışsa; korkarım siz sadece nefes almışsınız!
    "İstikbale taltif, ancak maziye vefayla imkan dahilidir."
    Akşam serinliğinde çok oyalandığımı hissederek sandalyemden kalktım. Pikaba, sevdiğin plağı koyduğumda ellerim titredi birden.
    Üşüyordum







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Ahde Vefa

    Hz.Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler, derlerki
    -Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.
    Bu söz üzerine Hz.Ömer suçlanan gence dönerek:
    -Söyledikleri doğrumu diye sorar.
    Suçlanan genç derki evet doğru bu söz üzerine Hz Ömer:
    -Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar.
    Bunun üzerine genç anlatmaya başlar,derki :
    -Ben bulunduğum kasaba hali vakti yerinde olan bir insanım ailemle beraber gezmeye çıktık kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Hayvanlarımın arasında bir güzel atım varki dönen bir defa daha bakıyor hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyva koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı atım oracıkta öldü, nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım babası öldü, kaçmak istedim, fakat arkadşlar beni yakaladı,durum bundan ibaret,dedi.
    Bu söz üzerine Hz Ömer söyleyecek bir şey yok bu suçun cezası idam, madem suçunu da kabul ettin
    Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:
    -Efendim bir özrüm var, ben memleketinde zengin bir insanım babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı, gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım şimdi siz bu cezayı ifnaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettğiniz için Allah indin'de sorumlu olursunuz, bana üç gün izin veriseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün için de yerime birini bulurum der.
    Hz Ömer dayanamaz derki:
    -Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalırki? der,
    Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar derki,
    -Bu zat benim yerime kalır, o zat Hz peygamber (s.a.v) efendimizin en iyi arkadaşlarından, daha yaşarken cennetle müjdelen Amr ibni Asr' dan başkası değildir. Hz Ömer Amr 'a dönerek
    -Ey amr delikanlıyı duydun, der.
    O yüce sahabi:
    -Evet, ben kefili, der ve genç adam serbest bırakılır.

    Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur, Medinenin ileri gelenleri Hz Ömere çıkarak gencin gelmeyeceğini, dolayısıyla Amr ibni Asr'a verilecek idamın yerine, maktülün diyetinin verilmesini teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz, derler.
    Hz Ömer kendinden beklenen cevabı verir, derki,
    -Bu kefil babam olsa farketmez, cezayı infaz ederim.
    Hz Amr ibni Asr ise tam bir teslimiyet içerisinde derki,
    -Biz de sözümüzün arkasındayız.
    Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.
    Hz Ömer gence dönerek derki,
    -Evladım gelmeme gibi önemli bir fırsatın vardı neden geldin.
    Genç vakurla başını kaldırır ve:
    -Ahde vefasızlık etti demeyesiniz diye geldim, der.
    Hz Ömer başını bu defa çevirir ve Amr ibni Asr'a derki,
    -Ey amr sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?
    Amr ibni Asr :
    -Bu kadar insanın içerisinden beni seçti, insanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim der.
    Sıra gençlere gelir derlerki,
    -Biz bu davadan vazgeçiyoruz, bu sözün üzerine Hz Ömer :
    -Ne oldu biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz?
    Gençlerin cevabı dehşetlidir :
    - Merhametsiz insan kalmadı deneyesiniz diye.





+ Yorum Gönder


vefa ile ilgili hikayeler kısa,  vefa ile ilgili kısa hikayeler