+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Türk Tarihi Forumunda Avar Kağanlığı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Avar Kağanlığı








    Avar Kağanlığı


    Avar Kağanlığı hakında yazı



    Yetenekli ve savaşçı liderleri Bayan komutasında Avarlar, bir süre Bizans'ın Slav saldırılarına sahne olan kuzeybatı sınırlarını korumak karşılığında Bizans'tan haraç almıştır. 587 yılında Bizans İmparatoru'nun Tiveri'nin kendisine gönderdiği takviye birliklerle Bayan, Slav kabilelerini Yunan Yarımadasında yenmiştir. Avarların kurduğu Avar Kağanlığı'nın toprakları batıda Thurungia'ya, güneyde İtalya'ya ve neredeyse Konstantinopolis'e yaklaşmışlardır. İlirya ve Dalmaçya'da hakimiyetlerini kurmuşlardır. En güçlü oldukları dönemde kağanlıkları Elbe Nehri'den Alplere, Karadeniz'den Adriyatik Denizi'ne uzanmaktaydı. Müttefiklik ve anlaşmalar vasıtasıyla Don Nehri ve Baltık Bölgesi'nde da hakimiyet kurmuşlar, sadece savaş ve ganimet ile değil, ticaretten de vergi alarak zenginleşmişlerdir.

    Avarlar, 626 yılında uzun süren Pers-Bizans savaşlarına dahil olmuşlar ve Slav kabileleriyle beraber Konstantinopolis'e saldırmışlar, ancak başarılı olamamışlardır. Deniz kuvveti olmadan saldırıya geçen ve çok iyi savunulan şehri alamayan Avarlar geri dönmek zorunda kalmışlardır. Avarlara karşı oluşan Bulgarlar, Franklar ve Slav birliğiyle olan mücadeleler sonucu olarak gerileyen Avar Kağanlığı öncelikle Macar Ovasını, daha sonra ise Karadeniz kıyılarını ve Dalmaçya kıyılarını kaybetmiştir. Avar Kağanlığı'nın kesin yenilgisi ise 7. yüzyılın sonunda gelmiştir. Frank kralı Charles'a karşı ayaklanan Bavyera Prensi II. Tassilo'nun yardım çağrısıyla savaşa dahil olan kağanlık, 788 yılında Bavyera ve Kuzey İtalya'yı işgal etmiştir. Böylece Franklar ile Avarlar arasındaki uzun sürecek bir savaş başlamıştır. 791 yılında Slovenlerin, Hırvatların da dahil olduğu Frank ordusu, Avarlara karşı büyük bir saldırı düzenlemiştir ve Avar Kağanlığı topraklarına fetih için girmişlerdir. Avarlar arasında savaşta alınan başarısızlıklardan ötürü bir iktidar kavgası yaşanırken 796 yılında Avarların Transilvanya'daki merkezi ele geçirilmiştir. Düşmanları olan Avarları kötü durumda yakalayan Bulgarlar da durumdan faydalanmak istemişlerdir. Avar liderleri her şeye rağmen savaşmışlar ve utsuz durumda teslim olmayı redderek neredeyse tüm Avar soylularının yokolmasına sebep olmuşlardır. Avar Kağanlığı'nı her ne pahasına olursa olsun ayakta tutmak isteyenler direnişi devam ettirse de Avar toprakları yağmalanmış ve bu devlet yıkılmıştır.

    803 yılında tüm Avar toprakları Bulgarlarca ele geçirilmiş ve Bulgarlarla Avarların çok yakın kabileler olmaları Avarların bunlar içersinde asimile olmasını hızlandırmıştır. Avarlar bundan sonra kabile olarak Bizansa karşı Bulgar kabilelerinin yanında savaşmışlardır. Franklar boyun eğdirdikleri Avarlara doğuda bugün Macaristan'ın Szombathely kentinin bulunduğu yeri içeren toprakları vermişlerdir. Burada tekrar gelişen ve güçlenen Avarlar, Frank hükümdarlarına karşı yeniden isyan bayrağını kaldırmışlardır. Frank hakimiyetine karşı başkaldıran kabileden 822 yılı kaynakları bahsetmektedir. 9.yüzyıl boyunca ise Avarlar; Slav ve Cermen yerleşimcilerin arasında erimişlerdir. Buna rağmen, bulgulara göre Avarlar 10. yüzyıla kadar varlıklarını sürdürebilmişlerdir.

    Avarlar, (Yunanca: Άβαροι, Ουαρχωννιται, bir tür zırh; Rusça: О́бры, Latince: Avari) Orta Asya kökenli göçebe kabile topluluğudur. 6. yüzyılın başlarında batıya doğru göçerek Orta ve Doğu Avrupa'da görünmeye başlamışlar ve Pannonia Ovası'nda Avar Kağanlığı'nı kurarak 9. yüzyıla kadar ayakta kalmışlardır. Avarlar çok yüksek örgütlenmiş ve güçlü çeşitli göçebelerden oluşan, Türk çekirdekli soylu göçebelerden bir ana hükmetmedeni (Kağan) olan bir birliktir. Avarlara ilişkin bilgiler Teofilaktos Simokates (Yunanca: Θεοφύλακτος Σιμοκάττης / Theophylaktos Simokattes), Menandros Protektor (Yunanca: Μένανδρος Προτίκτωρ / Menandros Protektor) ve Efesli John gibi Bizans kaynakları ile Fredegara Günlükleri ve Pavel Diakon gibi Frank kaynaklarında bulunmaktadır. Avar kelimesinin kaynağı ise tam olarak bilinmemektedir.
    Avarlar
    Köken
    Avarlar hakkındaki bilgiler öncelikle Bizanslı tarihçi Menandros Protektor ve Teofilaktos Simokates'in çalışmaları ile ortaya çıkmıştır. Avarların kökenleri belirsiz olup etnik olarak Avarlara dair farklı teoriler bulunmaktadır. Avarların kökenlerinin Moğol, Pers ve Türk olduğuna dair farklı teoriler vardır. Ancak tüm teorilerin ortaklaştığı nokta Avarlara bağlı kabile topluluğunun homojen bir etnik kökene ait olmadığı yönündedir. Bu konu hakkında Tarihçi Walter Pohl 1998'de H. W. Haussig'in 1953 tarihli çalışmalarını, K. Czeglèdy'nin 1983'teki bulgularını ve kullanılan yöntemler dizgesine ait itirazlarını şöyle derlemiştir: "Avrupalı Avarların atalarının kim olduğunu bulmaya çalışmak önemsiz bir çaba. Yalnız şundan eminiz ki bu topluluk, geçmişi çok eskilere dayanan bir ad taşıyor ve Göktürk boyunduruğu altında yaşamak istemeyen boyların bir karışımından oluşmuş."Avarlar gerçekten özgün bir etnik grup olsalar bile bu durumun Avrupa'da yaşadıkları süre içinde geçerli olduğu söylenemez. 'Avar' olmanın Avar Kağanlığı'nın bir parçası olmak anlamına geldiği anlaşılıyor ('Romalı' olmanın bir etnik anlam içermemesi gibi). Kesin bulgulara dayanan tek olgu, Avarların Avrupa'ya göç ettiklerinde türdeş olmadıkları ve birçok etnik kökenden gelen topluluğu içlerinde barındırdıklarıdır. Bu gruplardan birkaçı İskitler, Xiongnu, Hunlar,Bulgarlar, Avarlar, Hazarlar, Kumanlar ve Moğollardır. Ayrıca Avarlar, Avrupa'ya doğru göç hareketinde özellikle Türk kabilelerinden yoğun şekilde etkilenmişlerdir.

    J. Markvart, V. Eberhard, R. Grusse, K. Menges, P. Pelo ve E. A. Helimsky gibi tarihçilere göre Avarlar, Moğollardan gelmektedir. Bu teori kanıtlarını genellikle dilbilim alanından bulmaktadır. Ayrıca Moğol kabilelerinin sadece Avar Birliği'nde bulunup bu birliğin çekirdeğini oluşturmadığı genel olarak kabul görülmektedir. Erken Moğol kaynaklarının Slav dillerine olan benzerliği Avarların Moğollardan geldiği hakkındaki bu teoriyi kuvvetlendirici şekilde benzerdir. Ayrıca Avarlar, Avrupa'da bulundukları sürede Slav topluluklarıyla kaynaşdıkları bilinmektedir.[9] Slav dili, kağanlığın yabancılara karşı lingua franca olarak kullandığı bir araçtır.[10][11] Antropolojik kazılarda Moğol etkisini gösteren yalnızca birkaç iskelet bulunmuştur. Avrasya'da yaşayan göçebe toplulukların Moğolların etkisinden bu ölçüde uzak olmaları ise ilgi çekici bir bulgudur. Encyclopædia Iranica'ya göre Avarlar ve daha sonra Moğollar gibi Sien-pi (Śyän-bi, Çince: basit: 鲜卑; geleneksel: 鮮卑; pinyin: Xiānbēi; Wade-Giles: Hsien-pei; Sien-pi) göçebe birliğidir, böylece "İlk defa tarihsel olarak kanıtlanmış Moğol kabilesidir".[12] Bir başka kaynaklara göre Śyän-bi etnik kökeni hala bilinmemektedir.[13]

    Referans kitaplarında[14] ise Türk kabilelerinin geçmişi Avarlara kadar genişletilmektedir. Bu tanım özellikle Avar Kağanlığı dönemindeki Türk etkisinin arttığı son dönemler için geçerlidir. Bilimsel alanda bu teoriyi geliştiren Macar tarihçi András Róna-Tas'a göre Avar kabile birliğinin iskeletini Uygur Türkleri oluşturmakta ve birlik Orta Çağ'da Orta Asya'da yaşamakta olan kabilelerin kaynaşmasıyla meydana gelmiştir. Alman Dilbilimcisi Harald Haarmann'a göre Avarlar kesin bir Türk ulusu'dur.[15] Türk Tarih Tezi'ne göre de Avarlar Türk ulusu'dur.[16] Avarların Çinlilerin Juan-Juan, Rouran veya Cücen (柔然, 蠕蠕, 芮芮, 茹茹, 蝚蠕) dedikleri kavim ile aynı olup olmadığı ise kanıtlanmamaktadır. Avarların Cücenler ile olan ilişkisi kimi düşünürlerin Avrupa Avarlarının yönetici kadrosunun Moğol kökenli olduğunu düşünmelerine yol açmıştır ancak bu görüş diğer tarihçiler tarafından kabul edilmemiştir.[17]
    Bazı araştırmacılar da Bizanslı tarihçi Teofilaktos Simokates ve Menandros'a dayanarak Avrupa'da bazı kabilelerin düşmanlarını korkutmak için Avar ismini kullandığını belirtmiştir. Avarlar, 6. yüzyıl başlarında Göktürkler (Göktürkler daha önce Ruanruan boyunduruğunda yaşayan göçmen topluluklardan biriydi) tarafından fethedilmiştir. Teofilaktos Simokates, Dünyanın Tarihi adlı kitabında (Gök)türklerin Ogur boyunu köleleştirdiğini ve bunu üstün savaş yeteneklerine borçlu olduklarını yazmıştır. Göktürk boyunduruğunda yaşamak istemeyen bir grup 555'te güney Kafkas bölgesine göç etmiştir. Teofilaktos Simokates, bu grubun komşularınca gerçek Avarlar olarak görüldüklerine değinmektedir. İmparator II. Justiniaus, Bizans tahtına çıktığı zaman Yap ve Hinni isimli bazı kabileler Avrupa'ya gelmiş durumdaydılar. Bu kabileler kendilerine Avarlar diyecek ve liderlerine de kağan ismini vereceklerdir. Bu kabilelerin neden başka bir kabilenin ismini aldığına dair tarihçiler Gumilev ve Artamonov'un da katıldığı bir açıklamaya göre Yap ve Hinni kabilelerinden Varselt, Unnigi Sabiri gibi kabileler bulundukları askeri olarak kötü durumlardan dolayı komşu Avar kabilelere elçiler gönderecek, değerli hediyeler karşılığında yardım talep edeceklerdir. Avarların da onlara elçiler göndermesini fırsat bilen kabileler İskit halkları arasında en gözükara ve en savaşçı kabile olan Avarların isimlerini çalarlar. Ne var ki, Göktürkler Bizanslıları bu göçebe grubun gerçek Avarlar olmadığına, bunların Göktürklerden kaçan "İskit" boyuna ait olduklarına ikna etmiştir.[7] Bu kabileleri asıl Avarlardan ayırt etmek için tarihçiler, sahte anlamına gelen pseudo-Avarlar (sözde Avarlar) terimini kullanmaktadır.

    Etimoloji
    Avar kelimesinin etimolojik kökenini açıklayan bir kaç hipotez bulunmaktadır. Pers kültürünü inceleyen Vasily Abaev, kelimenin İran kökenli olduğunu iddia etmektedir.[18] Kelime İran dilinde getirmek, sonuçlandırmak, geçiş yapmak anlamına gelmektedir. Ayrıca gezgin, serseri, mülteci gibi anlamlarda da kullanılmaktadır.[19] Kafkas dillerinde sık kullanılan awarag kelimesi, peygamber, elçi, mesih anlamına gelmektedir.[20] Türkçede ise avare kelimesi boş gezen, aylak, derbeder anlamındadır.[21] Avrupalıların da Arap ve Bizans kaynaklarına dayanarak Avar adını verdiği bu kavmi Göktürkler Apar olarak adlandırmıştır. Apar adı karşı koyan manasına gelmektedir. Mehmed Tezcan ise apar isminin tarihteki rolünü araştırdığı eserinde dönemin Ermeni kaynaklarında bu ismin kullanıldığını belirtmiştir. Benzer değerlendirmelerden yola çıkan tarihçiler Ermeni kaynaklarında bahsedilen Aparların Avarlar olduğunu kabul etmiştir. Tezcan eserinde fonetik açıdan Avarların Moğollardan gelmiş olamayacağını da belirtmektedir.[22] Laslo Rasoni, Türkçe olarak basılan Tarihte Türklük adlı eserinde avar kelimesinin karşı koyan anlamında kullanıldığını yazmaktadır.[23] Nemet'e göre ise awa ön ekinin Bulgarcadaki direnmek, karşı koymak anlamından avar isminin kaynaklandığını yazmıştır.[24] P. Pelo'ya göre ise av fiili imha etmek, tahrip etmek anlamındadır, buna göre avar kelimesi tahrip eden anlamındadır.
    Dil

    Avarların diline dair veriler oldukça azdır ve bu verilerin azlığı güvenilir yorumlar yapmaya engel olmaktadır. Yazılı kaynaklarda bulunan Avar ünvanları ve kişi isimleri Altay dil ailesinde yaygın isimlerdir. Arkeolojik verilere göre Avarlara ait yazılı metinler çözülmeyecek kadar kısadır. Avar diline dair veriler içeren tek bir anıtta ise batık bir Nad-Sent-Miklosh define gemisinden çıkmış, ancak Yunan harfleriyle yazılı olan metin Rus dilbilimci E. Helimski, ekibi tarafından incelenen buluntulardan sonra kullanılan dilin Tunguzca olduğunu söylemiştir.[25] Başka bir dilbimici olan O. Mudrak ise dilin Bulgarcaya benzediğini iddia etmiştir.[26] Macar tarihçi András Róna-Tas'a göre Avarlar ilk dönemlerden itibaren Türk dilinin bir lehçesini konuşmaktaydılar. Szarvas şehrinde bulunan iğne kutusundaki yazılar András Róna-Tas'a göre Türk dilinde yazılmıştır. Gábor Vékony bu yazıların Macarca olduğunu söylemiştir. Fakat bir sonuca ulaşılamamıştır.[27]. 6. yüzyıl tarihçisi Menandros Protektor, Avarların konuştuğu dilin Hunların diliyle aynı olduğunu belirtmektedir. Dilin kökeni belirleyen etmenlerden biri olduğu varsayılırsa Avarların Ogur Türklerinin bir parçası oldukları öne sürülebilir.[28]








  2. Asel
    Bayan Üye





    Siyasi Tarih
    Avrupa'ya geliş

    Avarlar, 555 yılında Göktürk'lerin basksıyla batıya doğru göç etmek zorunda kalır ve Aral Gölü ile İdil Nehri arasındaki bölgeye yerleşir. 557 yılında Avar atlıları, Kuzey Kafkasya'da görülmüşler ve buralardaki kabilelerle çatışma içine girmişlerdir. Bizans'ın müttefiki olan Alanlar ve liderleri Sarosija ile Bizans topraklarına girmeleri için Bizans hükümdarından izin istemesi konusunda anlaşan Avarlar, Konstantinopolis'e elçi göndermişlerdir. Kandykom ismindeki elçinin önderliğindeki Avar heyeti Konstantinopolis'e giderek, kabilesinin durumunu şöyle anlatmıştır:

    Sizin huzurunuza en onurlu ulus gelmiştir. Sizin düşmanlarınızı rahatlıkla yenecek ve alt edecektir. Bu yüzden onlarla müttefik olarak olmanız yararınızadır, onlar iyi muhafızlardır.

    Bölgedeki siyasi durum Bizans İmparatorluğu'nun Avarlarla ittifak kurması için uygundur. 558 yılında Bizans ve Avarlar arasında müttefiklik antlaşması imzalanmıştır. Avarlar, o dönem Bizans'ın en büyük düşmanı olan Perslere karşı saldırmak yerine Dağıstan'da Kuma Irmağı çevresindeki Sabirov, Barsilami ile Don üzerindeki Utigileri ağır yenilgiye uğratmışlardır. Ayrıca Bizans'ın onayını almaksızın Sasaniler ile müttefiklik ilişkisine girmişlerdir. Ardından Avarlar, Karadeniz kıyılarında Bizans'a düşman kabileleri de yendiklerinden ötürü daha fazla yağmanın bulunduğu Tuna bölgesine, Karpatlara gitmişlerdir. Burada Avarlar, Bizans'ı zorlayan Antam kabilesine saldırdıktan sonra hakimiyet kurumuşlardır. Bizanslılarla diplomatik ilişkiler kuran Avarlar göç ettikleri yeni yerlerde hoşça karşılanıyorlardı.

    Avarlar, Karadeniz'den sonra kuzeye saldırmışlardır. Tarihçi Efesli John'a göre Avarlar o dönemde birçok halkı fethetmiş durumdadır. 565 yılında Bizans İmparatoru II. Justiniaus, artık Avarlara hediyeler gönderme politikasına son vererek Bizans'ın Avarların hizmetlerine artık ihtiyacı olmadığını düşünmüştür. Avarlar sonraki dönemde sürekli olarak barbar kavimlerle savaş halinde olmuştur. Avarlar, 565 yılında Thuringia'yı talan etmişler ve Frank kralı I. Sigibert'i esir almışlardır. Bizans İmparatoru, Don üzerindeki Utigileri yenen Avarlara günkü Sırbistan'ın bulunduğu toprakları vermiş, fakat Avarlar bu toprakları beğenmemiş, Tuna kıyısındaki Dobruca bölgesini istemişlerdir. Ovalık arazi göçebe Avarları daha mutlu etmekteydi. Ardından Avarlar, 567 yılında Lombardlar ile ittifak kurarak Ostrogot Gepidleri yenerek Gepid Krallığı'na son vermişlerdir. Lombardlara İtalya'yı bırakan Avarlar, kağanları Bayan liderliğinde Zadunavja'yı merkez alarak Pannonia'ya yerleşmişler ve Bizans'a bağlı toprakları yağmalamak için seferler düzenlemişlerdir. Bizans İmparatoru kendisini tehdit eden Gepidlerin yenilmesinden memnun olmuştur. Bayan, 568 yılında Bizans'ı tehdit ederek vergi istemiş ve isteğinin yerine geirilmemesi halinde Bizans topraklarını yerle bir edeceğini söylemiştir.[29]
    Avar Kağanlığı
    Yetenekli ve savaşçı liderleri Bayan komutasında Avarlar, bir süre Bizans'ın Slav saldırılarına sahne olan kuzeybatı sınırlarını korumak karşılığında Bizans'tan haraç almıştır. 587 yılında Bizans İmparatoru'nun Tiveri'nin kendisine gönderdiği takviye birliklerle Bayan, Slav kabilelerini Yunan Yarımadasında yenmiştir. Avarların kurduğu Avar Kağanlığı'nın toprakları batıda Thurungia'ya, güneyde İtalya'ya ve neredeyse Konstantinopolis'e yaklaşmışlardır. İlirya ve Dalmaçya'da hakimiyetlerini kurmuşlardır. En güçlü oldukları dönemde kağanlıkları Elbe Nehri'den Alplere, Karadeniz'den Adriyatik Denizi'ne uzanmaktaydı. Müttefiklik ve anlaşmalar vasıtasıyla Don Nehri ve Baltık Bölgesi'nde da hakimiyet kurmuşlar, sadece savaş ve ganimet ile değil, ticaretten de vergi alarak zenginleşmişlerdir.

    Avarlar, 626 yılında uzun süren Pers-Bizans savaşlarına dahil olmuşlar ve Slav kabileleriyle beraber Konstantinopolis'e saldırmışlar, ancak başarılı olamamışlardır. Deniz kuvveti olmadan saldırıya geçen ve çok iyi savunulan şehri alamayan Avarlar geri dönmek zorunda kalmışlardır. Avarlara karşı oluşan Bulgarlar, Franklar ve Slav birliğiyle olan mücadeleler sonucu olarak gerileyen Avar Kağanlığı öncelikle Macar Ovasını, daha sonra ise Karadeniz kıyılarını ve Dalmaçya kıyılarını kaybetmiştir. Avar Kağanlığı'nın kesin yenilgisi ise 7. yüzyılın sonunda gelmiştir. Frank kralı Charles'a karşı ayaklanan Bavyera Prensi II. Tassilo'nun yardım çağrısıyla savaşa dahil olan kağanlık, 788 yılında Bavyera ve Kuzey İtalya'yı işgal etmiştir. Böylece Franklar ile Avarlar arasındaki uzun sürecek bir savaş başlamıştır. 791 yılında Slovenlerin, Hırvatların da dahil olduğu Frank ordusu, Avarlara karşı büyük bir saldırı düzenlemiştir ve Avar Kağanlığı topraklarına fetih için girmişlerdir. Avarlar arasında savaşta alınan başarısızlıklardan ötürü bir iktidar kavgası yaşanırken 796 yılında Avarların Transilvanya'daki merkezi ele geçirilmiştir. Düşmanları olan Avarları kötü durumda yakalayan Bulgarlar da durumdan faydalanmak istemişlerdir. Avar liderleri her şeye rağmen savaşmışlar ve utsuz durumda teslim olmayı redderek neredeyse tüm Avar soylularının yokolmasına sebep olmuşlardır. Avar Kağanlığı'nı her ne pahasına olursa olsun ayakta tutmak isteyenler direnişi devam ettirse de Avar toprakları yağmalanmış ve bu devlet yıkılmıştır.

    803 yılında tüm Avar toprakları Bulgarlarca ele geçirilmiş ve Bulgarlarla Avarların çok yakın kabileler olmaları Avarların bunlar içersinde asimile olmasını hızlandırmıştır. Avarlar bundan sonra kabile olarak Bizansa karşı Bulgar kabilelerinin yanında savaşmışlardır. Franklar boyun eğdirdikleri Avarlara doğuda bugün Macaristan'ın Szombathely kentinin bulunduğu yeri içeren toprakları vermişlerdir. Burada tekrar gelişen ve güçlenen Avarlar, Frank hükümdarlarına karşı yeniden isyan bayrağını kaldırmışlardır. Frank hakimiyetine karşı başkaldıran kabileden 822 yılı kaynakları bahsetmektedir. 9.yüzyıl boyunca ise Avarlar; Slav ve Cermen yerleşimcilerin arasında erimişlerdir. Buna rağmen, bulgulara göre Avarlar 10. yüzyıla kadar varlıklarını sürdürebilmişlerdir.

    Ekonomi
    Avarların ekonomik sistemi zayıftır ve göçebe hayvancılık üzerine kuruludur. Tarım, Avarlarda gelişmemiş, ancak onlara bağlı kabilelerde görülmektedir. Kölelik Avar toplumunda çok yaygın değildir. Köleliğin yaygın olmadığı özellikle 6. yüzyıldaki bir fetihten sonra Avarların esir ettikleri yaklaşık 10 bin kişiyi öldürmelerinden anlaşılmaktadır. Aynı zamanda Avarlar tarafından esir edilerek ülkenin bir başka bölgesine gönderilen esirlerin bir süre sonrasında özgürlüklerine kavuştukları bilinmektedir. Avar kabileleri liderleri olan kağanlarını belirlerdi. Avarlar bir süreden sonra asker yetiştiren bir kavime dönüşmüştür. Avarlara ait mücevher eşyaları çok estetiktir ve sanat alanındaki ilerlemeyi göstermektedir. Avarlar çok güzel halılar, işlemeler meydana getirmiş, ayrıca gümüş işlemeciliğinde ilerlemişlerdir. Tüm Avrupa'da Avarların özel kemerleri aranmaktadır. Avar sanatında Türk, Pers ve Çin izleri görülebilir.

    Ordu
    Avarlara ait ailahlar ve zırhlar Alman ve Bizans tarzlarını andırmaktadır. Avar ordusunun temel gücü süvaridir. Avrupa'daki şövalye geleneğinin bu tür süvarilerden geldiği öne sürülmektedir. Avrupa kavimleri ilk kez Avarlarda üzengiyle tanışmış, ayrıca süvari kılıcını da ilk onlarda görmüştür. Avar soylularının miğferleri diğerlerinden farklı olurdu. En yetkili komutan olan kağanın iktidarı toplanan ulusal meclis tarafından verilmekteydi. Kağanın eşine hatun, kağanın yardımcılarına ise tudun denirdi. Tudunlar büyük çoğunlukla ülkenin başka bölgelerindeki yöneticilerden oluşurdu. Bölgelerde ise yerel soylular, tarkanlar bulunurdu. Tarkanlar çeşitli düzeyde kabile liderleriydi. Kabile ve kağanlık hayatında yaşlıların ayrı bir yeri olurdu. Burada bahsedilen terimlerin birçoğu Tüklerde görülen terimlerle aynıdır. Bu yönde yapılan araştırmalarda ise Avarların doğrudan Asya'yı terk ederek göçen bir Türk kabilesi olduğu tezinin doğru olduğuna ait kanıtlar bulunmamaktadır.

    Sonradan Avar ismini alan kabilelere nazaran gerçek Avarlar kağanlıkta azınlıktadır. Bu karışıklık yüzünden Avarların etnik bileşiminin anlaşılması zordur. Avar Kağanlığı da göç eden uluslar içinde bir tanesidir. Avarların yarattığı ortamda onlara bağlanan birçok kabile asimile olmuş ve karışmışlardır. Avarların savaş taktikleri Moğolların savaş taktiklerine benzemektedir. Sürekli düşmanı rahatsız ederek yakından savaş yerine uzaktan ok saldırıları ve beklenmedik anda süvari hücumu tercih edilmektedir. Saldırının tarzı belirsiz olduğundan düşman sürekli olarak moralsiz bırakılacak ve beklenmedik saldırılarla ordusunun dağıtılması başarılacaktır. Bizanslılar Avarların saldırı taktiklerini yıllarca incelemişler ve bu taktikleri benimsemişlerdir, ayrıca Avarlardan üzengiyi almışlardır. Ayrıca Avarlar süvariye karşı başarısız olsa da ormanlık alanda savaşmak için Slav piyadelerini de yetiştirip kullanmıştır. Avarların özel uçlu okları 500 metreden hedefi öldürebilmekte, 200 metreden ise metal zırhı delebilmektedir. Avar okçuları dakikada 20 ok atabilirdi.

    Antropolojik veriler
    Avarların %80’i Avrupa kökenli, %38’i Baltık ve Akdeniz kökenlidir. Avrupa'da Avar kabileleri etnik olarak Avrupalıdır. Arkeolojik kazılarda elde edilen bulgular bu verileri doğrulamaktadır. Çıkık burun ve çene kemiklerinin yanısıra uzun boylu sarışın erkeklere ait kalıntılar bulunmuştur. Buluntuların arasında Sarmat, Kafkasya ve Moğol halklarına ait örnekler de bulunmuştur ama sıklık olarak azınlıktadır. Mezarların yapısına göre yapılan değerlendirmelerde sosyal yapı olarak Moğollarla benzerlikler bulunmuştur. Uzmanlar arasında buna karşı çıkanlar olduğu gibi (Gumilyovym), onaylayanlar da bulunmatadır (Istvan Erdeji). Muhtemelen Avrupaya ilk ayak basan Avarlar uzun ve sarışın olsa da azınlıktaydılar ve Cermen kavimleri, Sarmatlar, Baltlar içerisinde asimile oldular.

    Gelenekleri

    Avarlar, Cermen kabilelerinden Bavarialılarla temas etmiştir. Bavaria kelimesinin ise Beyaz Avarlar veya Asil Avarlar anlamına geldiği iddia edilmektedir. Ayrıca eski Yunan şehirlerinden Navarin'in isminin de eis ton Avarinon (burada avarlar vardı) anlamına geldiği söylenmektedir. Arnavutluk'daki Antivari'nin Civitas Avarorum (Latince: Avarların topluluğu) olan ismi de Avarlardan gelmektedir. Ayrıca J. Markvart, O. Pritsak, V. F. Minorsky, V. M. Bejlis, M. G. Magomedov ve Т. M. Ajtberov gibi tarihçilerin geneli tarafından kabul edilen teze göre Kafkaslarda ve özellikle Dağıstan'da Avarların bulunmuştur. Afganistan'daki Kunduz bölgesi ortaçağda Var-Valiz (Avarların şehri) olarak bilinmekteydi. Çin kaynaklarında ise bu şehirden Ahuan diye bahsedilmektedir. Birçok Slav dilinde Avar kelimesi büyük, dev anlamına gelmektedir ve özellikle edebiyat eserlerinde ve bilgisayar oyunlarında doğaüstü yaratıklar için kullanılmaktadır.

    Mirasçıları

    Kafkasyalı Avarlar genetik olarak yeterince araştırılamamıştır. Y-DNA verisi konusunda sıkıntı olduğu için Kafkasya Avarları'nın Avrasya Avarlarıyla bağları bilimsel olarak incelenememiştir. Dağıstan'da Avarlara ait zengin arkeolojik sahalar keşfedilmiş olmasına rağmen, bu sahalar arkeoloji disiplini haricinde incelenmemiştir. 8. ve 9. yüzyıllara ait kimi bulguların Sarmatlara ait olduğu düşünülmektedir. Ancak bölgedeki Pers etkisi de durumu karmaşıklaştıran bir unsur olaak değerlendirilmektedir. Bölgedeki Avarlara ait bilgilerin hangisinin bir efsane hangisinin doğru olduğuna dair veriler çok azdır. Bilinen gerçekler; Avar kelimesi etnik olarak var olmasına rağmen bölgede Avar varlığına dair bilgi çok azdır, Moğollarla Avarlar arasındaki yakın ilişkilere dair belgeler mevcuttur, gen yapısı olarak Avarlar İranlılardan çok Dağıstanlılara benzemektedir.

    Bilimsel analizler

    Mitokondri DNA ve Y tipi kromozomlarına göre 2004 yılında Nasidze ve Ling tarafından yapılan araştırmalarına göre Avarlara Ruslar ve Polonyalılar Kafkasya halklarından (Karaçaylar, Balkarlar, Azeriler, İnguşlar, Adigeler, Kabardeyler, Abhazlar, Gürcüler, Ermeniler, Dağıstanlılar) daha yakındır. Araştırmalarda Osetler, Çeçenler, Kürtler, İspanyollar arasında yakın benzerlikler ortaya çıkmıştır. İranlılar ve Dağıstanlılarla Avarların aralarında da yakınlık bulunamamıştır. Özellikle kavim olarak Avar olmayan ancak kendilerine Avarlar diyen kabilelerin Kafkasya'daki varlığı için bu yöntem geçersizleşmektedir. Kafkasya Avarlarının Avrupa-Asya Avarlarıyla farkının belirtilmesi gerekmektedir. Genlerine dayanan yapılan araştırmalara göre ise Hırvatların büyük bir olasılıkla Avarlardan geldiği düşünülmektedir. Eldeki gen haritalarına göre Y-kromozomlarına göre yapılan incelemelerde Güney Avrupa'da yaygın görülmeyen gen sıralanışı Dağıstan kaynaklı olduğu bulunmuştur. Hırvatlarda bulunan ve özellikle Avarlara özgü olan gen yapısı Avrupa'da sık görülmeyen yapıdadır. Ancak yapılan tüm bilimsel incelemeler tek bir bilimsel disiplinle sınırlı kaldığında hataya açık olduğundan arkeoloji, dil bilimi, genetik ve tarihçilerin birlikte üretecekleri bilimsel analizler daha sağlıklı olacaktır.




+ Yorum Gönder