+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Türk Tarihi Forumunda Kırım tatarları neden sürüldü Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Kırım tatarları neden sürüldü








    Kırım tatarları neden sürüldü

    Uzun bir zaman, Kırım Tatarlarının sürülmeleri sessiz bir şekilde devam etti ve bu tutum daha sonra bir soykırım sekline dönüştü. Özel bir sürgün hareketi gerçekleştirilene kadar resmen bu sürgünlerin açıklanması yasaklandı. Sessizce fakat acımasızca otoriteler. Kırım Tatarlarının kendi ülkelerinde millet olarak eşitlik sağlanması özlemlerine şiddetle karşı çıktılar. Bu problem Sovyetler Birliği sınırlarım aştı. Milletlerarası kamu oyunda ve özellikle Müslüman aleminde, SSCB'dekî küçük bir millette yapılan acımasız aynım büyük bir nefret uyandırdı. Bunu Kırım Tatarlarına karşı baskı tedbirlerinin arttırılması izledi. Halkının problemleri ile ilgilenen bu uğurda mücadele veren yüz kadar değerli şahsiyet, özellikle yeni milliyetçi aydınlar gurubu, hapishanelere ve sürgün kamplarına gönderildiler. Savaş ve sürgün dönemlerinde bu halk aydınlarının aşağı yukarı tamamını kaybetti. Bugün ancak yeni bir grup aydın oluştu ve bunlara da yeni bir darbe indirildi. Kırımlı 12 Tatar özellikle genç entelektüeller bugün hapishanelerdedir. Bunlar arasında son olarak bütün hür dünyada ilgi uyandıran Rollan Kadıyev görülür: Genel görecelik teorisinin sebeplerinden birini oluşturan negatif ıraklık açısı teorisiyle, 1968 Ağustos sonunda, milletlerarası bir sempozyumda görecelik teorisi üzerindeki bir buluşunu bildiri olarak sundu ve astrologlar ve fizikçiler tarafından büyük bir ilgi ile izlendi. Zaten Bollan Kadıyev konuşma zamanının sınırlandırılmaması kararlaştırılan tek raportör oldu. Ekim ayının ilk günlerinde bütün Kırım Tatarlarına "yöneltilen alışılagelmiş suçlamalar üzerinde duruldu, yani Sovyet toplum düzenine ve devlet rejimine zarar veren uydurmaların yayılması gibi. Davaların hiçbirinde, tahkikatlarda ispatlar deliller göz önüne alınmıyordu. Taşkent'te, Angren'de. Çırçık'ta bile Moskova'da olduğu gibi, kanunları hiçe sayarak Kırım Tatarları bir Yahudi gibi kıyıma uğradılar. Onlar Sovyetler'in ve partinin düzmece mahkemelerinden şikayet ettiler. Fakat, milyonlarca İmzalı mektuplarının hiçbirine cevap alamadılar. Bu durumda, onlar söz konusu illegal işkencelerden bahsetmeye başladılar. Buna karşılık K.G.B., onları soruşturma yapmaksızın tutukladı ve onları suçlu olarak mahkemeye şevketti. Mahkeme de hiçbir soruşturmaya girişmedi. Mahkeme K.G.B.'nin ücretsiz yayınlarını delil göstererek, birçok suçsuzu uzun süre tutukladı. Bu tip şeyler Taşkent'te on davada görüldü.

    kirimtatar.jpg

    8u son durumda, her defada Parguet'nin organları büyük bir aptallık işledi ve bizim olaylar üzerine uydurma suçlar ortaya çıkarması imkânımız vardır beyanatı verdi. Bu defa KGB parasız beyanatlar ile yetinmeme kararı almıştı. Ö en azından özel problemlerle ilgili objektif deliller üretmek istiyordu. Gerçekten de, bu insanlık dışı şartların vuku bulduğu ilk iki yılda, ağır bir sürgüne maruz bırakılarak Kırım Tatarları mevcutlarının % 46.3'ünü kaybettiler. KGB bu gerçeği yalanlamak için dokümanları yayınlama kararı aldı. Bundan çıkan sonucu bizzat siz kendiniz yargılayınız :
    Doküman No: 1
    Kopya
    Gizli
    Örnek no: 1

    Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti
    Taşkent Toplum Düzenini Savunma Bakanlığı No: 7/3

    8 Şubat 1968

    Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi nezdindeki Güvenlik Komitesi Başkanı Tuğgeneral S.I. Kisselev.
    29 Ocak 1968, 3/99 no'lu belgede
    Sovyet Sosyalist Özbek Cumhuriyetine özel sürgünle gelen Kırım Tatarlarının gelmesi 29 Mayıs 1944'de başladı ve 8 Haziran 1944'de son buldu.
    Sovyet Sosyalist Özbek Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı 4. bölümde KGB 9. bölüm arşivleri dokümanlarında, özel sürgüne gelen Kırım Tatarları mevcudu ile ilgili ilk veriler 1 Temmuz 1944 tarihinde mevcuttur. Bu tarihte 151.424 kişilik 35.750 aile geldi.
    1945 Ocak'ında Özbekistan'a özel sürgüne tabi tutulan 36.568 Kırımlı aile vardı, kişi olarak mevcudu 134.742 idi, bunun 21.619'u erkek, 47.537'si kadın ye 65.568'i 16 yaşından küçük çocuktu.
    Eğer T Ocak 1945 tarihi ile 1 Ocak 1946 tarihindeki rakamlar kıyaslanacak olursa, 13.183 kişi ölmüş, bunun 2.562'si erkek, 4.525'i . kadın ve 6.069'u 16 yaşından küçük çocuklardır.
    Özel sürgündeki Kırım Tatarlarının sayılarındaki değişiklik, onların Özbekistan Cumhuriyeti dışına çıkması, onların listelerden çıkarıl-'ması, sürgün yerlerinden kaçma ve işlenmiş suçlardan dolayı tutuklamalar ile açıklanır.
    M. Beglov. III. Bölüm iç servisi generali. Halk düzenini koruma: bakanlığında baş yardımcı.
    Doküman No: l
    S.S. Özbek Cumhuriyeti.
    Halk Düzenini Koruma Bakanlığı
    Taşkent
    Birinci özel bölüm 5 Şubat 1968 No: 7/8-2026
    S.S. Özbek Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi nezdindeki KGB yargı tahkikatı bölümü. Burada, 14.2.1968 no: 3/184'de S.S. Özbekistan Cumhuriyeti N.K.V.D. özel 4. bölüm, KGB 9. bölüm arşivlerinde, Mayıs-Haziran 1944'dön 1 Ocak 1945 yılma kadar olan dönemde Kırım'dan sürülenlerle ilgili değişikliklerle ilgili "istatistik veriler yoktur.
    9 Nisan 1945 tarihli Kırım'dan özel sürgüne tabi tutulanların yerleşme şartları ile ilgili bu servisin şu notu, Mayıs 1944'den 1 Ocak

    1945'e kadar S.S. Özbekistan Cumhuriyeti'ne sürülenlerdeki ölü sayısının birinci bolüm müdür yardımcısı.
    Üçüncü bölüm şefi, imza Strokova.
    Bir davanın tahkikatında bu dokümanlara niçin ihtiyaç vardır? Sorgu yargıçlarının yayınladıkları bildirilerde, 1944 yılındaki sürgünde ölen Kırım Tatarlarının sayısının % 46.3 olduğunu, sanıkların devlet düzenine ve sovyet sosyal düzenine zarar vermek için yalan isnatlarda bulunduklarını göstermek istiyorlardı. Düşük rakamlar veren bir tanıtma belgesinin, bir davanın soruşturmasında daha başka bir faydası olamaz. Bundan da şu sonuç çıkar ki; %46.3'deYt daha az bir insanı yok etme tamamen onaylanmış ve meşru sayılacaktır. Suçlama dosyalarına konulmuş bu türdeki olayları yalnızca aptalca yapılan polisiye açıklamalar açıklanabilir. Böyle olunca, arkadaşlarıyla köye giren bir haydut on kadar kişiyi öldürebilecektir. Sonuç olarak, Kırım Tatarlarını öldürmek veya diğer küçük azınlıkları öldürmenin bir cezası yoktur, öldürme yasaldır, fakat ölülerin sayısındaki bir değerlendirme hatası suç konusu teşkil eder. Sovyet rejimine ve Sovyet sosyal düzenine iftiralar söz konusu gibi görünür, bizim daha iyi göreceğimiz gibi, hiçbir yerde kesin veriler yoktur. Zira yapılan kıyımların istatistiği yoktur. Böyle adi suçlamalar hangi iğrenç ahlâk anlayışında vardır?

    Ve böyle bir saomalıkda mahkeme önünde sergilenir. Ve bundan hiçbir zaman şüphe etmedim, bu saçmalıklar sanıkları çeşitli cezalara mahkûm edecektir nitekim daha önce Ramazan Muratov ve on-dop önce birçok kişi benzer suçlamalarla mahkûm edildi. Yukarıdaki iki doküman sanıkların suçunu ortaya koymada önemli bir rol oynar ve suçlama zihniyetini gösterir. Mademki durum böyle bu dokümanları dikkatlice incelemeliyiz ve hiçbir itiraza gerek bırakmayacak şekilde onların yapmak istedikleri şeyi ortaya çıkarmak mecburiyetindeyiz. Her halükârda, onlar bütün çabalarına rağmen, arzu ettikleri şeylere ulaşamayacaklardır. Tam aksine, aşikâr bir şekilde ortaya çıkan husus şudur:

    1) Sürgünde 1 Ocak 1945 tarihi arasında katan zaman döneminde . Kromdan sürülen kişilerle ilgili önemsiz, değişikleri içeren istatistikler, yoktur. (Doküman no: 2)

    2) ilgili servisin rapor ettiği 2 nolu dokuman hatalıdır.








  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    13.592 ölü bunun da % 9.1 oranına tekabül ettiğini, temel sayının bu olduğunu her dokümanında bunu teyit edebileceğini düşünüyorum. Hiç şüphesiz gerçek dokümanlardan elde edilen verilerle 1 nolu doküman üzerindeki veriler .birbirini tutmaz. Fakat 1 nolu doküman, sorgu yargıcını memnun etmez, zira o şu soruna cevap vermez:

    Kırım Tatarları halklarının kayıplarının % 46.3 olduğunu belirtirken yalan söylemiyorlar. İşte bu nedenledir ki; ikinci bir dokümana gerek hissedildi ve bu ikincisi ortaya çıktı. Bu kötünün iyisiydi. Bu dokümanda bir yandan halkın gelişigüzel kıyıma uğradığı belirtiliyor, diğer yandan Kırım'dan özel sürgüne tabi olanlarla ilgili servisin notuna göre, Kırım Tatarlarının kayıp oranı onların bizzat kendilerinin bildirdiğinden beş defa daha aşağıda olduğunu suçlama mercii öğrenecekti. Ve işte tam olarak memnun edici suçlama onun için Kırım Tatarlarının belirttiği sayının nasıl hazırlandığının bilinmesinin pek önemi yoktu. Suçlama mercii artık doküman 2'deki notun dikkate değer olup olmadığı ne de, ne derece resmi olup olmadığı ile ilgilenmiyordu. Onlara yapılan kıyımın gerçek değerlerini -belirlemenin onlar için pek bir önemi yoktu. Kırım Tatarları bunun üzerine, bütün Kırım'dan sürülenlerin bir listesini hazırladı. Onlar sürgünde gerek vagonlarla taşıma esnasında vagon içinde kilitli kalıp 1944 ya2 sürgününde ve korkunç 1944-1945 kışında ölenlerin listesini kesin belirlediler. Suçlama mercii için Önemli olan ister doğru ister yanlış imzalı kaseli-bir belge olması yeterliydi. Mahkeme savunmanın ortaya koyduğu ispatlan delilleri dikkate almıyor sahte delillere değer veriyordu. Fakat sanıyorum onlar bu tip bir mahkemeye bunu ispatlamayı denemeyeceklerdir. Onların istediği tek şey; eğer 12.592 kişi gerekçesiz bir kıyma uğratılmışsa bunun doğrulanmasıdır.

    3) Yazarların karşı isteklerine rağmen 1 nolu belge Kırım Tatarlarının kayıpları konusunda bazı kesinlikler ortaya koyar. Bu doküman 1 Temmuz 1944'den 1 Ocak 1945'e kadar Özbekistan'a sürülen Tatarların ve Tatar ailelerinin sayısını belirtir. Kişilerin sayısı 16.682'yi geçtiği halde, ikinciden 818 aile, birinciden daha azdır. Buraya yeni -aile gelmediğine göre, hiç şüphesiz bu sayı kayıpları gösterecektir. Bu gelmeler olduğu zaman 1 Temmuz'dan sonra gelen 818 aileyi de kayıpların mevcuduna eklemek gerekir. 1944 Temmuz'unun 1Mnde belirtilen rakamlarla ilgili olarak ortalama bir ailenin nüfusu 4,24 kişiye yükselecektir. Buna göre, 16.862'ye göre, Kırım Tatarlarının 1945 Ocak'ının Tindeki toplam kaybı 20.150 kişiye yükselir.

    Aynı belgeye göre 1945 yılında 13.183 kişi Öldü. Buna göre sürgün yerlerinde kayıpların toplam sayısı 33.333 kişidir, yani 1944 Temmuz 1'de Özbekistan'a gelen Tatarların sayısının % 22'si demektir.

    4) Bununla birlikte bu belirtilen kayıplar bu toplumun ortadan kaldırılmasına yetmedi. Şuna inanıyorum ki, sürgün esnasında havasız, aç karma, üst üste vagona doldurulan insanlar, bu vagonlara dışardan gelen korkunç sıcaklık bu insanların burada telef olmasına neden olmuştur. Bir nolu belgede Kırım Tatarlarının 29 Mayısta Özbekistan'a gelmeye başladıkları belirtilir. - Belgelerde de belirtildiği gibi, sürgün 18 Mayıs'ta şafakla birlikte başlamıştı. İnsanlar pislik kokan vagonlarda aç susuz 11-21 gün seyahat ettiler veya seyahatten ziyade can çekiştiler. Bu sürgünden sonra yaşayanların veya gidecekleri yere varabilenlerin yüzdesini çıkarmak çok güçtür. Gönderilen vagonlar gönderildikleri yere ulaşamıyorlar ulaşanlarda tabiri caizse adeta yüklerini boşaltıyorlardı. Zaten bu "ölüm vagonlarında" seyahat edenler vagonları dolduran leş kokusunu nefretle hatırlayacaklardır. Süngün çok barbar bir şekilde gerçekleşti: eşyalarınızı hazırlamak için 20 dakika diyerek sert bir haykırıştan sonra göğse dayanan bir ma ki nah tüfek. Bunlar daha en iyi geçen durumlardı. Fakat daha kötüsü de vardı: "'Kalkın! (İnsanlar uyuyorlardı) hemen çıkın! eller yukarı!" Şurası bir gerçektir ki; 20 dakikalık verilen bir süre üstelik bir de uyku sersemliği, bu insanlara alınması gereken şeyi unutturdu, hiçbir şey hatta bir dilim ekmek dahi alamadan bitmez tükenmez bu yolculuğa çıktılar. Onlara hazırlık yapabilmeleri için hiç zaman bırakılmadı.

    O zamanki mevcut şartlarda, sürülenlerin en az yarısı ölmek zorundadır. 8 Haziran'dan itibaren konvoyların gelişinin bittiğinden tamamen eminim, çünkü bütün sürülen Kırım Tatarları sürgün yerine gelmişti, fakat konvoyların "yükü" ölmüştü, henüz yolda bulunanların trajedisini aramak boşuna olacaktır,

    5) Sürülen Kırım Tatarlarının mevcudu konusunda 1 no'lu dokümanda belirtilen rakamlar, kayıpların çok büyük olmadığını gösteremiyordu. 1 Ocak 1945'de, % 16'sı erkek geri kalanını kadın ve çocuklar teşkil ediyordu. Bu "kalanın" İçinde, bu sonuncular zaten % 60'a yakındı. Grupların her biri içinde zaten ölüm yüzdesi aynıydı. Bununla birlikte sürgündekiler arasında erkeklerin oranı çok zayıftı ve bunların nedenlerini ve de ne olduklarım belirlemek zorundayız. Gerçekte söz konusu olan yaşlılar ve güçsüzlerdi. -Eli silah tutabilenler İse, cephede savaşıyorlardı. Onlar cephede savaşırken anasının ipini pazara çıkaran bu zibidiler sürgünleri organize edip gerçekleştirirken, bunlara kim karşı koyacaktı. Bu soruya elbette cevap bulmak güç olacaktır, çünkü, bu serseriler çocuklar, yaşlılar, kadınlar ve sakatlara karşı savaşıyorlardı. İste namuslu, çalışkan bu halka böylesine bir jenosit çeyrek asır sürdü, (bitmez tükenmez zıtlıklar) düzmece suçlamalar ülkesi Özbek Cumhuriyeti. Kırım Tatarlarına yapılan bu korkunç Jenosidi gerçekleştirenleri korumak ve bu korkunç sürgünü yaşayanların evlatlarının ağızlarını kapatmak için bu nesli suçluyordu. Svetlana Ahmetov, Ömer Bâyev, Reşat Bayramov, Aide Bariyev, Rıdvan Gafarov, Rollan Kadıyev, İzzet Hayırov, Munira Halilova, Rıza Ömersu, Ruslan Eminov ve İsmail Yazıcıyev'e yapılan haksızlıkları bu mantalite ile açıklamak gerekir. Kırım Tatarlarına karşı yapılan bütün bu illegal suçlamaların mantığı da budur.

    Tatarların daha önceki davalarının bugünkünden daha farklı olmasını beklemek, bu defa mahkemenin daha önceki durumları incelemesi gerçeği araştırmak olacak bu gerçekte affedilmez bir hatayı ortaya koyacak, eğer aksine bir durum ortaya konursa hatanın en kötüsü olacaktır.

    Mahkeme adaletle bağdaşmayan gözlemlere dayanır, Kadınların, çocukların, yaşlıların ve sakatların kıyımları başta yetkili kişiler tarafından gerçekleştirildiği sanılır ve legaldir. Bir yandan suçluların cezalandırılmasının istenmesi olayı diğer yandan suç delillerinin ortadan kaldırılmaya çalışılması bu soykırımının yasal bir hak olarak devlet tarafından yasallaştırıldığını gösterir.

    Nasıl bir mahkeme böyle yasal bir yargıya varabilir? Bu yargıçların bizzat kendileri aşikâr bir cinayet, insanlığa karşı cinayet işleyecekler; bu bir soykırımdır. Bu tür mahkemeye karşı nasıl bir tutum seçilebilir? Ancak küçümsenebilir! onların yargı görevlerini yerine getirmekten başka çareleri yoktur, fakat onlar şunu iyi bilsinler ki; onlar yaptıkları bu cinayetlerden ve küçük halk kitlelerine yaptıkları İşkencelerden dolayı namuslu ve soylu her insan tarafından hor görüleceklerdir. O halde yargı görevlerini tam anlamıyla yapsınlar ve de şunu da bilsinler ki, zamanı gelince tarih onları en acımasız şekilde yargılayacaktır. Ve bu dava esnasında, onlar kime hizmet ettiklerini itiraf etmek zorundadırlar. Bugün suçlananlar kendi halklarına hizmet etmektedirler. Onlar da bizzat halktı ve kendi isteklerini tam anlamıyla gerçekleştiriyorlardı. Bunun için onlar yargılanmadı hatta bizim kanunlarımıza ters hareketleri olsa bile. Onlar yargılanmadı zira bu durumda, onların gerçek kıyımını değil, onları bu kıyıma yönlendiren sebepleri araştırmak gerekecek. Sanıkların yaptıkları hiçbir harekette suç unsuru yoktu ve yargılamayı yapan yargıçlar onların suçsuzluğunu tam anlamıyla biliyorlardı. Fakat bunu bilmelerine rağmen yine de gerçekleri gizlemek için birçok şahit buluyor, davaları çok kompleks hale getirerek çok suç oluşturmak istiyorlar ve bunun için yirmi ciltlik bir suçlama hazırlayarak gerçeği gizlemeye çalışıyorlardı. Bunun için davalara mümkün olduğu kadar az kişinin katılmasını istemesinin sebebi de kesinlikle budur. Yargıçların halktan gizlenmesi için tüm güvenlik önlemleri-alındı. Fakat yine de onlar amaçlarına ulaşamadı, halk muhakkak gerçeği öğrenecektir ve Özellikle bu haksızlığı yapan yargıçlara yargılanma sırası geldiğinde onlar bütün bu gerçekleri bütün kamuoyu önünde açıklamak zorunda kalacaklardır




+ Yorum Gönder


kırım,  kirim,  kırım türkleri,  kırım haritası,  kirim haritasi