+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Türk Tarihi Forumunda İstanbul'un tarihi tekkeleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Aycan
    Devamlı Üye

    İstanbul'un tarihi tekkeleri









    Tekkeler hakkında bilgi






    İstanbul'un tarihi tekkeleri.jpg

    ÖZBEKLER TEKKESİ



    Üsküdar'da Hacı Hesna Hatun Mahallesi, Servili Köşk Sokağı üzerinde bulunmaktadır. 1752-53 yıllarında Abdullah Paşa tarafından kurulmuştur. Tekkenin ilk şeyhi Seyyid Hacı Hace Abdullah Efendi'dir.

    İlk kuruluşunda küçük ve sade bir yapı olan tekke, daha sonra yapılan eklemelerle tam teşekküllü bir tarikat tesisi haline gelmiştir. Tekke, derviş hücreleri, kadınlar kısmı, erkekler kısmı, mutfak, mescid-tevhidhane, bahçe ve mezarlıktan oluşmaktadır.

    Özbekler Tekkesi Nakşibendi tarikatine bağlı ve sesli zikri benimseyen bir tekke olmuş, son döneminde aynı. tarikatın Halidi kolunu temsil etmiştir. Yüzlerce yıl Orta Asya'dan İstanbul'a gelen seyyah dervişlere barınak görevi gören tekke Kurtuluş Savaşı'nda da önemli bir rol oynamıştır. Tekkenin son şeyhi hukukçu Ata Efendi Kuva-yı Milliye hareketine destek vermiş, Karakol Cemiyeti'ne üye olarak İstanbul'dan Anadolu'ya silah kaçırılmasında, gönüllülerin Anadoluya kaçmasında tekke bir merkez rolü üstlenmiştir. 1994 yılında restore edilen tekke oldukça gündemdedir..



    AZİZ MAHMUD HÜDAİ TEKKESİ

    Üsküdar'da Doğancılar semti, Ahmet Çelebi Mahallesi'nde bulunmaktadır. Celveti tarikatı kurucusu Şeyh Aziz Mahmud Hüdai tarafından 1594-95 yıllan arasında yaptırılmıştır.Tekke külliye şeklinde olup mutfak, mezarlık, türbe, cami, tevhidhane, kütüphane, kadınlar bölümü ve evler bulunmaktadır.

    Celveti tarikatı kişinin kendi benliğinden sıyrılarak topluma geri dönmesi gerektiğini, hem halk hem de Hak'la bir olduklarını kabul ederler. Celveti ayinlerine fatiha ve kelime-i tevhid ile başlanır. İlahiler, diğer tarikat ayinlerinden farklı olarak solo okunur, zikr esnasında zikredenler bedenlerini sağa eğerek, başlarını da sağa sola çevirerek hareket ettirirler. Ayin şeyhin duasıyla sona erer.

    HÜSAMEDDİN UŞŞAKİ TEKKESİ

    Kasımpaşa'da, Hacı Ahmet Efendi Mahallesi, Pir Hüsamettin Sokağı'ndadır. Şeyh Hasan Hüsameddin Uşşaki tarafından 16. yüzyılın son çeyreğinde kurulmuştur. Bazı kaynaklar ise tekkenin şeyhe III. Murad tarafından ihsan edildiğini belirtmektedir.

    Tekke'de tevhidhane, türbe, hazire, erkekler bölümü, kadınlar bölümü, mutfak ve şadırvan vardır. Ancak Cumhuriyet'le birlikte kapatılan tekke harap olmuş, 1982 yılında onarılmış ancak özgün yapısını kaybetmiştir. .

    Uşşaki Tarikatı Halvetiliğe bağlıdır ve 1592 veya 1594 yılları arasında Şeyh Hasan Hüsameddin Uşşaki tarafından kuıulmuştur. Uşşaki ayinlerinde www.alasayvan.net cumhur ilahi, usul ilahisi, devran ilahisi gibi beste biçimleri icra edilir, zikir yapılır, ilahiler ve özel olarak düzenlenmiş dua demek olan gülbank okunur.

    KADİRHANE

    Tophane'de Firuz Ağa Mahallesi'nde Kâdiriler Yokuşu'nda yer almaktadır. 1166 yılında Abdülkadir Geylani tarafından Bağdat'ta kurulan Kadiri tarikatının İstanbul'daki merkezi olan tekke, 1630 yılında Hacı Piri tarafından inşa ettirilmiştir. Kadınlar Bölümü, Şeyh İsmail Rûmi Türbesi, mezarlık, erkekler bölümü, tevhidhane, cami, mutfak, kiler, bahçeler ve misafirhane bölümleri vardır.

    KAŞGARİ TEKKESİ


    Eyüp'te Karyağdı Sokağı üzerindedir. Şeyh Yekçeşm el-Hac Müraaaa Efendi tarafından 1745- 46 yıllarında yaptırılmıştır. Tekke'de cami, tevhidhane, kadınlar bölümü, erkekler bölümü, mutfak ve hamam bulunmaktadır. Kaşgâri Tekkesi Nakşibendi tarikatına bağlıdır. Tekke'nin son şeyhlerinden olan Seyyid Abdülhakim Arvasi etkileyici fikirleri ve şahsiyeti ile ünlü yazar Necip Fazıl Kısakürek'in eserlerine sık sık konu ve kaynak teşkil etmiştir.

    CERRAHİ TEKKESİ

    Karagümıük'de Canfeda Camii Sokağı'ndadır. Sultan III. Ahmed tarafından 1703 yılında Nureddin Cerrahi için yaptırılmıştır.Tekkede, tevhidhane, türbe, erkekler bölümü, kadınlar bölümü bulunmaktadır. Özgün unsurlarını yitirmeden varlığını devam ettirebilen nadir tekkelerdendir.

    Halvetilik'ten kol alan Cerrahi ayinleri bütün Halvetilerde olduğu gibi halka oluşturarak ve dönerek icra edilir. Ayinlerde Kur'an-ı Kerim, ilahiler ve tarikatın özel bir duası olan gülbank okunur, Cerrahi müziklerinin Türk Tasavvuf Musikisi'ne de önemli katkıları olmuştur.


    SÜMBÜL EFENDİ TEKKESİ


    Kocamustafapaşa semtinde, Ali Fakih Mahallesi'nde Kocamustafapaşa Külliyesi içindedir. 1490 yılında Sadrazam Koca Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır.Tekke, bünyesinde yer aldığı külliyenin merkezini oluşturmaktadır.

    Bizans döneminde manastır olarak inşa edilip, sonradan camiye dönüştürülmüş olması nedeniyle iki ayrı mimari tarzın senaaai halindedir. Derviş hücreleri, cami-tevhidhane, kadınlar bölümü ve türbe gibi kısımlan vardır.Halvetiliğin Cemalilik kolundan ayrılan Sünbüli'lik, merkez tekkesi. İstanbul'da bulunan ilk tarikattır.Sünbüli ayinlerinde müzik eşliğinde ilahiler okunur, zikr yapılır. Sünbüli tekkelerinden ünlü musiki sanatçıları da yetişmiştir.

    ŞAHKULU SULTAN TEKKESİ


    Kadıköy'de, Merdivenköy Mahallesi'nde yer alır. İstanbul çevresindeki en eski Türk yapılanndandır. Bazı kaynaklara göre 1329 yılında Bizans-Osmanlı Pelekanon Savaşını Osmanlıların kazanmasından sonra Orhan Gazi tarafından bir Ahi zaviyesi olarak kurulmuştur. Burası uzun yıllar savaşcı kolonizatör dervişlerin Bizans'ı gözetleme faaliyetini üstlendiklerini ileri karakol niteliğini taşımıştır. Tekkenin ilk şeyhi olarak kabul edilen Şah Kulu'nun yaşamı kesin olarak bilinmemekle birlikte Bizanslılarca katledildiğine inanılmaktadır. Ayrıca farklı rivayetler de anlatılmaktadır. 15. yüzyıl sonlarında tekke Ahilerden Bektaşilere intikal etmiştir. Tarikat bundan sonra da Osmanlı topraklarındaki en önemli tekkelerinden biri olmuştur.

    Tekkenin dervişlere ikametgah, ahırlar, kadınlar bölümü, aşevi, ayinlerin icra edildiği meydan evi, hamam, Şahkulu Sultan'ın türbesi çamaşırhane kısımlan vardır. Tekke'de Bektaşiliğe özgü semboller ile Osmanlı ampir üslubu bir arada yer almaktadır.


    YAHYA EFENDİ TEKKESİ

    Beşiktaş'ta, Yıldız mahallesi, Yahya Efendi Çıkmazı'nda yeralmaktadır. Şeyh Yahya Efendi tarafından 1538'de kurulmuştur. Tekke mescid, tevhidhane, medrese, hamam, mezarlık ve çeşitli evlerden oluşan bir külliye niteliğindedir. Tekaaae zaman içinde farklı mekanlar eklenmiştir. Bu durum yapıyı girift ve aynı zamanda organik bir hale getirmiştir. Tekkenin bir diğer özelliği ise mimari yapıların doğal çevre ile kurduğu yakın ilişkidir.



    Eski milletvekili ve araştırmacı Hasene Ilgaz’a göre Karakol Cemiyeti tekkelerden yaygın olarak yararlanıyordu. Üsküdar’daki Özbekler Tekkesi ve Merdivenköy’deki Bektaşi Tekkesi bunlardan ikisiydi. Bu tekkeler Anadolu’ya giden ve gelenlere menzil vazifesi görüyordu. Tekkelerin üstlendiği bu rol öncelikle coğrafi konumlarıyla ilgilidir. Mütareke yıllarında genel olarak Boğaz’ın Asya yakası, Anadolu’ya yapılan her türlü sevkiyatın çıkış noktasıydı. Bu dönemde başlıca yollar ve her türlü ulaşım, sıkı kontrol altında tutulduğundan vatanseverlerin gizlice Anadolu’ya geçmelerinin tek yolu bu köylerden içeri uzanan patikalardı. Halide Edip Adıvar “Türk’ün Ateşle İmtihanı”nda bu hazırlıkları şöyle anlatır: “…Kemalettin Sami ile Anadolu’ya kaçmak meselesini konuştum. Şayet ihtiyaç hasıl olursa, ilk sığınılacak yer Sultantepe’de Özbekler Tekkesi’ydi…”

    Bu tekkeler vasıtasıyla Anadolu’ya gizlice geçen Kuvayi Miliyeciler şunlardı:

    Miralay İsmet (İnönü) Bey, Meclis-i Mebusan Başkanı ve Erzurum Mebusu Celalettin Arif Bey, Yozgat Mebusu İsmail Fazıl (Cebesoy) Paşa, Saruhan Mebusu Celal (Bayar) Bey, Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey, İsmail Suphi (Soysallıoğlu) Bey, Mehmet Akif (Ersoy) Bey, Halide Edip (Adıvar), eşi Dr. Adnan (Adıvar) Bey, ve Milli Mücadele yıllarında 1.Ordu Komutanı olarak savaşan Nurettin Paşa.

    Saruhan Mebusu Celal (Bayar ) Bey’in, Anadolu’ya geçişi şöyle olmuştur:

    Meclis-i Mebusan’ın son toplantısından sonra teşkilat tarafından Fatih’te bir evde saklanır. Birkaç gün sonra sivil kıyafetle - hatta uzun yola çıkmıyor da bir ziyarete gidiyor intibaını vermek için jaketatay kıyafetle - sandala binerek Üsküdar’a geçer ve Üsküdar’dan da vatanseverlerin Anadolu’ya geçişlerinde menzil vazifesi gören yerlerden biri olan Merdivenköy’deki Tekke’ye gelir. Burada toplanan, aralarında Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey’in de bulunduğu kafileyle yaylı arabalara binerek yola çıkılır. Büyük Millet Meclisi’ne katılmak üzere Ankara’ya geçmeden önce Adapazarı, Bilecik üzerinden ailesinin yanına Bursa’ya gider. Beş on dakika geçer geçmez kapı çalınır ve yüzünü göremediği birisi tarafından kendisine bir kağıt uzatılır. Bu, telgrafhaneden gönderilmiş, Ankara mahreçli bir telgraftır. Telgraf “Heyet-i Temsiliye namına Mustafa Kemal” imzasını taşımaktadır. Telgrafta yazılı olan “Karacabey, Kirmastı (Kemal Paşa) istikametinden Bursa üzerine yürümekte olan Anzavur’un, mahalli Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti ile işbirliği yaparak savletini def ediniz” emri üzerine harekete geçer.



    Özbekler Tekkesi’nin Türk ulusçuluğunun doğmasında ve yayılmasında da önemli bir rolü vardır. Burası, Türkçe çalışmalarının yapıldığı ilk yerlerden biridir. 1847’de İstanbul’a gelerek Özbekler Tekkesi’ne şeyh olan Buharalı Süleyman Efendi’nin 1882’de neşrettiği Lugat-i Çağatay ve Türki-i Osmani adlı eser, Türkçe’nin öz köklerinin Arapça’nın dışında olduğunu göstermeye yönelik ilk eserlerden biridir. Tekke, Kırım Savaşı’ndan sonra (1853-1856) Anadolu ile ilişkilerini arttıran Çağatay ve Osmanlı aydınlarının başlıca buluşma yeri olmuş, bu aydınların dil ve tarih üzerine yaptığı çalışmalar Türk ulusçuluk hareketine güç kazandırmıştır.







  2. Acil

    İstanbul'un tarihi tekkeleri isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


özbekler tekkesi