+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Türk Tarihi Forumunda Neydi Osmanlı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. D.K.F.Q
    Devamlı Üye

    Neydi Osmanlı








    NEYDİ OSMANLI


    AĞACA ASILAN ZEKAT PARASI


    FATİH SULTAN MEHMET HAN DEVRİNDE BİR MÜSLÜMAN,GÜNLERCE DOLAŞIP YILLIK ZEKATINI VEREBİLECEĞİ FAKİR BİRİNİ ARAYIP BULAMADIĞINI,
    BUNUN ÜZERİNE ZEKATININ TUTARI OLAN PARAYI BİR KESEYE KOYARAK CAĞALOĞLUNDAKİ BİR AĞACA ASİP,ÜZERİNE DE;(MÜSLÜMAN KARDEŞİM,BÜTÜN ARAMALARIMA RAĞMEN MEMLEKETİMİZSE ZEKATIMI VERECEK KİMSE BULAMADIM.EĞER MUHTAÇ İSEN HİÇ TEREDDÜT ETMEDEN BUNU AL)DİYE YAZDIĞINI,
    VE BU KESENİN ÜÇ AY KADAR AĞAÇTA ASILI KALDIĞINI BİLİYOR MUYDUNUZ
    FATİH SULTAN MEHMED'TEN GÜNÜMÜZE ANLAMLI MESAJ


    Fatih sultan mehmet Han,istambulu fethettikten sonra imparatorluk sarayını gezer.Bir ara mahzene iner ve zindanda gezeryaşlı bir papaza rastlar.Yaşlı papazasorar:^^Buraya neden hapsedildin?^Papaz cevap verir:Arz ederim sultanımSiz İstanbul'u kuşatmaya başladığınızda imparator beni huzuruna çağırıp.İstanbul'un düsüp düşmeyeceği sordu.


    Ben de bilgime dayanarak bunun İstambul'u uğradığı som muhasara olduğunu ve
    şehrin elimizden çıkacağını söyledim!.Bu sözlerime imparator hiç hoşuna gitmediÇok kızdı bana Bir sürü eziyetten buraya sonra attırdı beni.Fatil sultan mehmet han bir an düşünür ve yaşlı papaza sorar!^^Peki bu şehir bir gün gelip bizim elimizden çıkarmı?Yaşlı papaz cevap verir.

    Ne zamam ki içinizde fesatlr artar ahaliniz kendi menfaatlerine teslim olur.Mülklerini yabancılara satanlar çoğalır,yabancılardan medet umanlar artar:İşte o zaman bu şehir sizin elinizden çıkar

    ^^Bizans Fatihi'i diz çöküp!^^
    Yarabbi!Böylelerini kahrına ve gazabınauğratmanı niyaz ederim
    diye beddua eder








  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Neydi Osmanlı

    Neydi Osmanlı ilgili yazı


    Osmanlı 1299 yılında bir çadırda imparatorluğun temellerini atarken aynı zamanda ahlakın hoşgörünün adaletin de temellerini atıyordu. O temellerde Şeyh Edibali Hacı Bayramı Veli Akşemsettin Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri gibi nice gönül sultanlarının büyük katkısı vardır. Bu gönül Sultanlarının rahle-i tedrisinde yetişen padişahlar üç kıtada da at koşturup adaleti ilimi hoşgörüyü hakim kılarak ortaçağ karanlıklarında inim inim inleyen Avrupa’ya bir güneş gibi doğmuşlardır.



    Osmanlı denilince zalimlerin kalbinde korku mazlumlarınkini ise bir sevinç oluşuyordu. Çünkü Osmanlı hâkim olduğu topraklarda zulme asla müsaade etmeyen ve bu uğurda savaşmaktan kaçınmayan ve âleme nizam vermeye çalışan Peygamber Efendimiz (SAV) ve sahabenin o günkü temsilcileriydi. Bu gün maalesef o ruh uykuda ve Osmanlının hâkim olduğu topraklarda kan gözyaşı sel olup akıyor zulüm ayyuka çıkmış. Şeytanın temsilcileri İslam coğrafyasına tonlarca bomba atıyor ve bir Allah’ın kulu çıkıp da ne oluyor demiyor? Ve maalesef karşı durmak şöyle dursun bu coğrafyadaki işbirlikçileri zalimle kol kola.



    Bugün medeni olduklarını söyleyenler ağızlarını açıp insan hakları diye ahkâm kesenler kurban bayramına vahşet diyenler Irak’ta Afganistan’da çocuklar boğazlanırken kıllarını kıpırdatmıyorlar.



    Osmanlıda uzun süre kalan yabancılar Osmanlıyı kitaplarında anlatırken bizim tarih kitaplarındaki gibi Osmanlının nasıl karalayabiliriz diye bir gayretin içinde değil aksine Osmanlıda ki Asaleti gözler önüne seriyorlar. Nitekim şimdi hatırlayamadığım bir yabancı yazar Osmanlıdan şu şekilde bahsediyor: Yahudilerden bir şey alırsanız ücretin üçte birini Hıristiyanlardan bir şey alırsanız ücretin yarısını Müslümanlardan bir şey aldığınızda ücretin tamamını ödeyin diyor. O zaman ki Osmanlıda var olan ahlakı maalesef yabancılardan öğreniyoruz.



    Yine yabancı bir tüccar Osmanlı tüccarından mal satın alıyor ve Osmanlı kumaşları o zaman kök boyalardan dolayı çok meşhur. Osmanlı tüccarı kumaş toplarını yabancı bir tüccara satarken kumaş toplarının birisinde bir hatayı görüyor ve onu bir kenara ayırıyor



    —Yabancı tüccar: “Neden onu ayırdın?” diyor



    —Osmanlı tüccarı: “O kumaş hatalı” diyor



    —Yabancı tüccar : “Olsun onu ucuza ver”



    —Osmanlı tüccarı:”Olmaz. Ayıplı bir malı satamam” diyor



    — Yabancı tüccar “Olsun senin fark ettiğin hatayı kimse fark etmez”



    — Osmanlı tüccarı: “Kimsenin fark etmesi önemli değil. Allah biliyor”.







    Yani Osmanlı da bekçi dışarıda değil kalplerdeydi. Bu gün zamanımızda fahiş fiyatlarla eksik gramajla mal satmak ve her türlü hileyi yapmak bir alışkanlık haline gelmiş ve fütursuzca devam etmektedir.. Okullarımızda öğrenci terörü sokaklarda kap kaç olayları çöplüklerden beslenen insanlar fuhuş uyuşturucu alışkanlığı ve daha niceleri velhasıl sokaklarımızdan çamur akıyor.



    Her ırkın farklı bir vasfı vardır. Nasıl Yahudiler zeki bir milletse Türkler de boyunduruk altına girmeyen savaşçı bir ırktır ve bunu tarih ispatlamıştır. Ama Türk’teki bu vasıf ancak ahlaki değerleri erozyona uğramamışsa bir değer ifade etmektedir. Nitekim Ünlü Türk denizci Osmanlı kaptan-ı deryası Barbaros Hayrettin Paşa . Preveze Deniz Savaşı’nda kendisinden gemi top ve asker sayısı bakımından üstün olan Andrea Dorya komutasındaki birleşik Hıristiyan donanmasına karşı kazandığı parlak zaferde .Andrea Dorya endişeli. Savaş öncesi Yanındaki komutanları Andrea Dorya’ya soruyorlar:



    -Neden bu kadar endişelisin asker sayımız onların üç katı gemilerimiz yüksek bordalı ve sayısı onlarınınkinden çok fazla üstelik bu mevsimde rüzgar bizim arkamızdan esiyor



    - Andrea Dorya cevap veriyor: Biz ölmemek için savaşıyoruz. Onlar ise şehit diye bir şeyden bahsediyorlar ve ölmek için savaşıyorlar



    Nitekim Barbaros Hayrettin Paşa sabaha kadar uyumadan Allah’a dua ediyor ve Allahû Tealâ’ya şöyle yakarıyor: Yarabbi ben şan şöhret için savaşmıyorum İlahi kelumatullah için savaşıyorum. Sabaha karşı Allah’tan gelen emre göre Barbaros Hayrettin Paşa yelkenlere şu yazıyı yazıyor “Allah dilerse rüzgârları tersten estirir. Ve sonuç Akdeniz Türk gölü haline geliyor.



    Çünkü geçmiş dönemde haçlı ruhu ile saldıran zihniyet bu coğrafyaya girmesine engel olan Selçuklu ve Osmanlı’daki iman olduğunu biliyorlardı. Günümüzde haçlıların bu günkü torunları da bunu net bir şekilde biliyor. Bundan dolayıdır ki Türk’teki o iman zırhının çıkarılması için tüm imkânlarını kullanıyorlar. Bu silahların en etkilisi hiç kuşkusuz medyadır.. Bunda da nispeten başarılı olmuşlardır Osmanlının torunları müthiş bir ahlaki bir erozyona uğrayarak geçmişteki Atalarının şanlı geçmişine gölge düşürmüşlerdir.



    Günümüzde Allah’a karşı bir savaş var. Bilmiyorlar ki Allah’a karşı yapılan savaşı kimse kazanamamıştır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Hz. Nuh'u ve O'nu dinlemeyen kavminin nasıl bir tufan ile helak edildiğini herkes bilir. Hz. Hud'un uyarıcı korkutucu olarak gönderildiği Ad kavmi O'nu yalanlamalarına karşılık olarak korkunç bir kum fırtınası ile sanki hiç yaşamamışçasına yok olması. Sebe halkının Arim seli ile helak edilmesi Hz. Musa'ya saldırmaya çalışan Firavun'un denizde boğulması Kur'an-ı Kerim bahsi geçen bu kavimlerin nasıl helak edildiğini ayrıntılarıyla anlatır.



    Ama korkunun ecele bir faydası yoktur. Allahû Tealâ bu ırka tekrar Osmanlının o misyonunu tamamlama görevini verecek ve Allah’ın nuru dünyayı tekrar aydınlatacaktır





+ Yorum Gönder