+ Yorum Gönder
Türk Dili ve Kullanımı ve Türkçe Dersi Forumunda Deyim nedir nerelerde kullanılır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. captain_41
    Devamlı Üye

    Deyim nedir nerelerde kullanılır








    Deyim Nedir


    AÇIKLAMALI DEYİMLER SÖZLÜĞÜ DEYİM: Çoğunlukla gerçek anlamından ayrı bir anlam taşıyan, en az iki sözcükten oluşan
    kalıplaşmış söz ya da sözcük grupları.eş.Tabir.
    Deyimlerin Özü:
    -Genellikle gerçek anlamından sıyrılarak başka bir anlama bürünürler:
    “Dilinde tüy bitmek”, “El ağzı ile kuş tutmak” gibi

    -Kimi deyimlerde, asıl anlamlarından tamamıyla sıyrılmazlar. Yerine göre asıl anlamından da alınabilir, daha başka bir anlama da gelebilir. Bunu cümle içindeki kullanılış şeklinden anlarız.
    Örneğin “Baltayı taşa vurmak” deyimiyle ilgili olarak: Gerçekten de bir balta taşa vurulabilir; bu söz asıl anlamından ayrı olarak “ağzından dokunaklı, incitici bir laf kaçırmak” gibi mecazlı bir anlama da gelebilir. Bunu cümle içinde sözlerin gelişinden anlarız.
    “Kırk yıllık oduncu, baltasını taşa vurmasın mı?”
    “Kendini bilmezin biri baltayı öyle bir taşa vurdu ki.”
    “Baltayı taşa vurmak” deyimi, birinci cümlede gerçek; ikinci cümlede ise mecazi anlamında kullanılmıştır.

    -Kimi deyimler de, sadece kendi sözlük anlamlarında (gerçek, asıl anlamında) kullanılır, başka bir anlam taşımazlar.
    Örnek: “Hem suçlu hem güçlü.”
    “İyiye iyi, kötüye kötü demek.”

    Sözdizimi:

    -Deyimler, sözdizimi bakımından üç grupta ele alınabilir:
    1) Sonları bir mastarla (-mak/-mek) biten deyimler:
    İğne ile kuyu kazmak.
    Çam devirmek.
    2) Cümle şekline deyimler:
    Ağzını bıçak açmıyor.
    Kaleminden kan damlıyor.
    Dostlar alışverişte görsün.
    3) Yukarıdaki iki türe de girmeyen, daha çok birleşik sözcüklere benzeyen deyimler:
    İlk gözağrısı. Bağrı yanık.
    Kaşla göz arasında. Bir içim su.

    Kalıpların Özelliği:

    -Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Şekli, sözdizimi, sözcükleri değiştirilemez. Örneğin, “Yok devenin başı” deyimi “Devenin başı yok” biçimine sokulamaz. Yine “Kırdığı ceviz kırkı geçti” yerine, bir sözcüğü değiştirilerek “kırdığı fındık kırkı geçti” denilemez.

    -Deyimler kalıplaşmış olmakla beraber, bazı deyimlerin kalıpları büsbütün donmuş sayılmaz. Sonları bir mastarla bağlananlarla, cümle biçiminde olan bazı deyimler, birleşik fiiller gibi çekilebilir. Çekimi göre de zamirleri değişir, sözcükleri değişmez. Örneğin, “gözden düşmek” deyimi: “Gözden düştüm, gözden düştün, gözden düştü; gözden düştük, gözden düştünüz, gözden düştüler” şeklinde çekilir.
    Kalıpları büsbütün donmuş sayılan ya da tarihi bir anekdota bağlı bulunan deyimler kesinlikle çekime gelmez; “eski çamlar bardak oldu” gibi.

    -Çoğunlukla fiil olarak (msl.vakit almak) görülen deyimler, zaman zaman sıfat (msl. Kabak kafalı), zarf (msl.öğle üzeri) biçimlerinde; bazen de soru cümlesi (msl.ne dese beğenirsin?) ve ünlem cümlesi (msl. Vay anam vay) biçimlerinde görünürler.

    Deyimlerin Başka Verimlerle İlişkileri:
    -Deyimler, çok kez, başka türlü halk verimlerine ve daha başka anlatım araçlarına karıştırılır; atasözlerine, birleşik sözcüklere, Türkçe terimlere ve argo denilen sözlere
    Bir karşılaştırma yapacak olursak:
    Atasözleri, az sözcükle çok şey anlatan özlü sözlerdir. Anlattıkları denenmiş, doğruluğuna inanılmış düstur (genel kural, kaide) niteliğindedirler.

    Deyimler ise, kalıplaşmış anlatım araçlarıdır. Cümle şeklinde olanlar bile bir anlam bütünlüğü taşımaz. Asıl anlamlarını içinde bulundukları cümleden alırlar; aldıkları anlam da değişmez bir kural niteliğinde değildir. Örneğin:
    Denize düşen yılana sarılır. (Atasözü)
    Dört yanı deniz kesildi. (Deyim)
    Her iki sözde bir çaresizliği belirtiyor. Ancak birinci söz inanılmış, benimsenmiş bir düşünce, değişmez bir kural. İkinci söz ise, bir anlam bütünlüğü taşımıyor. Ancak şöyle bir cümle içinde: “Varını yoğunu kaybedince dört yanı deniz kesildi, tutunacak bir dal bulamadı” denilirse, bir çaresizlik anlamı ortaya çıkıyor ama, bu da değişmez bir kaide değil; varını yoğunu kaybeden herkesin dört yanı deniz kesilmez ki Tutunacak bir el, tutunacak bir dal bulanlar da olur. O halde bu bir deyimdir.

    Deyimleri öteki anlatım araçlarından da ayırabiliriz:
    Deyimler, terimlere benzer. Terimler, anlamları daraltılmış bilimsel sözlerdir Deyimler ise, anlamları genişletilmiş mecazlı sözlerdir ve en az iki sözcükten meydana gelirler.
    Deyimler argoya da benzemez. Argo (bkz.), halkın geneli tarafından kullanılmayan, yalnızca belli çevrelerin kullandıkları, genel dilden ayrı, bir çeşit külhanbeyi ağzıdır. Deyimler ise, toplumun geneline mal olmuş, halk yapısı söz gruplarıdır.
    Bu bakımdan: Diktörgen terimdir; cızlamı çekmek argodur; deyim değildir.







  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Deyimle İlgili Örnek

    Birden fazla sözcükten oluşmuş, bir kavramı karşılamak amacıyla kulllanılan ve bir durumu en kısa yoldan anlatıp, cümleye çekici anlatım özelliği katan, çoğu mecaz anlamlı kalıplaşmış söz öbeklerine "deyim" denir.

    Türkçede kullandığımız deyimler şu özellikler taşırlar:

    1. Birden fazla sözcükten oluşmuşlardır.

    2. Çoğunlukla bir anlam kayması (mecaz) söz konusudur.

    3. Cümle içinde anlatıma çekicilik kazandırır.

    4. Deyim kalıbı aynen kullanılmalıdır.

    a) Sözcüklerin yerini değiştiremeyiz.

    b) Deyimi oluşturan sözcüklerin eşanlamlısını kullanamayız.

    5. Deyimlerin arasına başka sözcükler girebilir:

    Örnek:

    Sen, ağzını hiçbir zaman hayra açmazsın.

    6. Dilimizde kullandığımız deyimlerin çoğu "-mak/-mek" mastar ekiyle adlandırılan "Deyimleşmiş Bileşik Eylem"lerdir. Bu kurala göre deyimleri oluştururken kullanılan adlar, bazı ad çekim eklerini alarak kullanılabilirler.

    Örnek:

    El ayak çekmek. (mastar)

    Deyimleri anlam ve biçim (kuruluş) yönünden iki grup altında değerlendirebiliriz:

    1. Anlamlarına göre deyimler:

    a) Gerçek anlamlı deyimler

    b) Mecaz anlamlı deyimler

    2. Biçimlerine (Kuruluşlarına)göre deyimler:

    a) Tam yargı anlamı vermeyen deyimler

    b) Tam yargı anlamı veren deyimler

    1. Anlamlarına Göre Deyimler:

    a) Gerçek anlamlı deyimler:

    Bu gibi deyimler anlatıma güzellik katmak amacıyla kurulmuştur. Deyimi oluşturan sözcüklerin anlamı benzerlik (mecaz) anlamını düşündürmeden, kavramları olduğu gibi karşılayan kalıplaşmış söz öbekleridir.

    Örnek:
    Canı sağ olsun

    b) Mecaz anlamlı deyimler:

    Bu tür deyimlerde, kullanılan deyimin okuyu-cuya verdiği anlamın, gerçek anlamından farklı bir anlama büründüğünü görmekteyiz.

    Mecaz anlamlı deyimlerde kullanılan sözcük-lerin ya biri ya da tümü gerçek anlamını yitir-miştir.

    Türkçemizde bu çeşitteki deyimler gerçek anlamlı deyimlere nazaran daha çok karşımı-za çıkmaktadır.

    Örnek:
    Buz gibi soğumak
    Beyninden vurulmuşa dönmek

    . Biçimlerine Göre Deyimler:

    a) Tam yargı anlamı vermeyen deyimler:

    Türkçemizdeki deyimlerin bazılarında sonunda eylem veya ekeylem yoktur. Bu tür deyimler tam yargı anlamı vermezler.

    Örnek:

    Göz ağrısı, cebi delik, yarım ağız, sofrası açık, gözü açık vb.

    b) Tam yargı anlamı veren deyimler:

    Bu türdeki deyimlere anlam yükleyebilmek için çekime girmeli veya cümle biçimindeki deyimler olmalıdır.

    Çekime girecek biçimdeki deyimler "-mak/-mek" mastar ekiyle adlandırılan "anlamca bileşik eylem" özelliğindeki deyimlerdir. Bu tür deyimler değişik ad çekim ekleri kip ve kişi ekleri ile çekime girerler.

    Örnek:
    Babası bağırınca dut yemiş bülbüle dönmüştü.

    Deyimlerin bir bölümü de benzetme istiare, mecaz-i mürsel kurallarıyla kalıplaşmıştır.

    Örnek:

    Dama taşı gibi oynatmak. (Benzetme)

    Eli kolu bağlı kalmak. (İstiare)

    Başını belaya sokmak (mecaz-ı mürsel)




+ Yorum Gönder


efkar dağıtmak deyimi nerede kullanılır