+ Yorum Gönder
Türk Dili ve Kullanımı ve Türkçe Dersi Forumunda Atatürk’ün Basına Ve Basın Hürriyetine Verdiği Önem Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Atatürk’ün Basına Ve Basın Hürriyetine Verdiği Önem Hakkında Bilgi








    Atatürk’ün Basına ve Basın Hürriyetine Verdiği Önem Hakkında Bilgi kısaca







  2. Diyar
    Yeni Üye





    Atatürk’ün Basına Ve Basın Hürriyetine Verdiği Önem

    Atatürk;“ Türk milletinin sağlam bir fikre sahip olması gerekir. Bütün çabaların, Türk kamuoyunun gerçeği anlamasına ve duymasına yönelik olduğu millete anlatılmalıdır. Ancak o şekilde millet, günlük fikirlere, sahte ve yanıltıcı sözlere asla önem vermeyecek bir olgunluğa erişebilir” diyerek basının ne kadar önemli bir kitle iletişim aracı olduğu gerçeğini vurguluyordu.

    Atatürk’ün ulusumuzun toplumsal yapısı, uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel inancı ile “Türk” ve “insan” olmanın anlamı konusunda yazdığı yazılar, yaptığı konuşmalar, söylediği sözlerin tamamı ne yazık ki Türk halkına ulaştırılamamıştır.


    Bu nedenle Türk halkının büyük bölümü Mustafa Kemal Atatürk’ü tanıması gerektiği düzeyde tanıyabilme ve anlayabilme olanağından yoksundur. Atatürk Türk halkını aydınlatabilmek için pek çok konuda konuşmalar yapmış, söylevler vermiş, yazılar yazmıştır. Bunlardan biri de basın üzerine yaptığı konuşmadır:

    “Milli egemenlik esasına dayalı temsili bir hükümette, kamuoyu büyük rol oynar. Basın hürriyeti olmadan ve topluma ait işler hakkında geniş bir tenkit sahası bırakılmadan kamuoyu vazifesini yapamaz. Milli egemenlik ve temsili hükümet fikrinin yayılması ve yükselmesi ancak kamuoyunun faaliyetiyle mümkündür.

    Hükümetin fikri, memleketin fikrini temsil etmelidir. Hükümet memleketin fikrini anlayabilmek için bu fikrin belirmesine neden olan vasıtalara sahip olmalıdır. Gerçi hükümet, seçim zamanlarında milletin fikrini öğrenir, seçilmiş olan meclislerde milletin fikrini temsil ederler.
    Fakat milletin seçim zamanlarında belirttiği fikirler sabit kalmaz. Bu sebeple meclislerin bu fikirleri temsil edebilmesi çok zaman devam etmez. Kamuoyu, milletin içinden taşan, çeşitli fikirler denizidir. O denizde çeşitli akımlar, çeşitli münakaşa dalgaları meydana getirmektedir. Kamuoyu ruhi bir ortamdır. Orada cereyan eden fikir mücadelesi dikkatli gözlerden gizli kalmaz.”

    Eski demokrasilerde bu fikir mücadelesi, bütün vatandaşların her gün bir arada toplanarak yaptıkları işlerden meydana gelmekteydi. Bugün vatandaşların sayısal çokluğu ve medeni hayatın vatandaşlara yüklediği günlük işler, onların maddeten ve her gün bir arada toplanmalarına imkan bırakmamıştır. Bu sebeple kamuoyu ideal bir ortam oluşturmuştur ki bu ortamda topluma ait işlerin tenkidi şudur:

    a) Tenkit ve münakaşa tamamen hürdür. Bu hürriyet, herkes tarafından, hiç kimsenin etkisi olmadan, kendi kendine kullanılmaktadır. Hükümeti ve meclisi dikkatli bulunduran kamuoyunun tenkit hürriyetidir.

    b) Kamuoyunun tenkit hürriyeti, başlıca çok sayıdaki yayınlar ile olmaktadır. Hükümet organlarının vazifelerini doğru yapmaya mecbur eder. Yayın en etkili kontrol vasıtalarındandır. Bu noktada tenkidin kolay fakat yapmanın güç olduğu hakikatinin unutulmaması gerekmektedir. Daima hakim ve esas tutulmalıdır. Gerekli görülen fikirler, toplumun iyiliği adına ortaya atılmalıdır. Bu fikir, hareket noktası olunca, tenkit ve münakaşa devletin de iyiliği adına yapılmış olur. Vatandaşların sosyal ve siyasi terbiyelerini yükseltmeye hizmet etmiş olur.

    c) Topluma ait işleri tenkit hürriyeti, hükümet ile millet arasında bir anlaşma ortamı meydana getirir. Hükümet yayın yoluyla kamuoyunu anlar ve gerektiğinde lüzumlu olan belgelerle onu aydınlatır. Hükümetin milleti ve milletin hükümeti anlaması tek vücut olmalarını sağlar.

    Gerçek kamuoyu, dışarıdan kimsenin etkisinde kalmadan, doğal olarak mevcut olan duygu ve düşüncelerin yarattığı havadır. Halbuki insan daima etki altında kalır. Yalnız yeter ki bu etki toplumu meydana getiren insanların hakikaten onları düşünen ve bütün varlığını onlara adayanlar tarafından yaratılmış olsun. Bu şekilde yaratılacak olan kamuoyu bu memleketin geleceği için faydalı olacaktır. Yoksa esen herhangi bir hava ile değişebilecek bir kamuoyu içinde yaşarsak yarına güvenmek mümkün olmaz.

    Türk milletinin sağlam bir fikre sahip olması gerekir. Bütün çabaların, Türk kamuoyunun gerçeği anlamasına ve duymasına yönelik olduğu millete anlatılmalıdır. Ancak o şekilde millet, günlük fikirlere, sahte ve yanıltıcı sözlere asla önem vermeyecek bir olgunluğa erişebilir.





+ Yorum Gönder


ATAT