+ Yorum Gönder
Coğrafya ve Türkiye coğrafyası Forumunda Ülkemizde Dağların Temel özellikleri ve oluşumları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Ülkemizde Dağların Temel özellikleri ve oluşumları









    Ülkemizde Dağların Temel Özellikleri


    turkiyenin-daglari-nelerdir.jpg

    1) Ortalama yükselti oldukça fazladır(1132m).Yükselti batıdan doğuya doğru artar.Yükselti basamaklarının dağılımı şöyledir:

    -0-500 m arasında olan yerler > %17,5

    - 500 - 1000 " " " %26,

    - 1000- 2000 " " " %49,9

    - 2000m’den yüksek yerler %7

    2) Düzlükler geniş yer kaplar. Ovaların yükseltileri de fazladır.

    3) Ülkemizin yaklaşık yarısı 1000 – 2000 m arasıdır.

    4) Ülkemizin, yüksek sıradağları doğu-batı doğrultusunda uzanır. Kuzey ve güneydeki bu sıradağlar doğuda birleşirler.

    5) Anadolu; Karadeniz Akdeniz havzaları arasında yüksek bir kütledir.

    6) Denizlerin derin kesimi ile kıyı dağları arasındaki fark 5000m’yi geçer.

    Türkiye’deki dağlar orojenik hareketlerle ve volkanik olaylar sonucu oluşmuştur.
    3








  2. Zühre
    Devamlı Üye





    Dağların oluşumu

    Dağların Oluşumu;
    Oluşumlarına göre dağlar temelde iki grupta toplanır: Volkanik olaylar, yani yanardağ etkinlikleriyle oluşan ve yer kabuğunun yatay ve dikey hareketleri, yükselme ve alçalma (faydalanma ve epirojenik hareketler) kıvrılma ve kırılma (orojenik hareketler sonucu oluşan dağlar. Volkanik ve yerkabuğu hareketleri, yeryüzünün biçimlenmesinde etkili olan iç kuvvet yeryüzünün biçimlenmesinde rol oynayan akarsular, rüzgârlar, buzul ve dalgalarsa dış kuvvetler olarak nitelendirilir.

    Volkanik Dağlar:
    Yanardağ adı verilen bu dağlar, yerkürenin içindeki sıcak magmanm, bulabildiği yarık ve çatlaklardan yeryüzüne çıkması sonucu oluşur. Vezüv örneğinde olduğu gibi, tek bir tepe biçiminde ya da diziler oluşturan yanardağların konisi, püsküren sıcak küllerin birikmesi sonucu ortaya çıkar. Yanardağın püskürttüğü maddeler, magma ve erimiş kayalardır. Magmanın, yeryüzündeki çatlaktan büyük bir basmçla püskürmesi sessizce olabildiği gibi gürültülü patlamalar biçiminde de olabilir. Yanardağın ağzı krater adım alır. Krater, volkan bacası adı verilen bir yolla iç bölümlere bağlanır. Yanardağların konisinde önemli oranda yumuşak kül bulunduğundan, kolayca aşınıp yüksekliklerini yitirebilirler. Yanardağlar yerkürenin belirli yerlerinde toplanmaktadır. Kuzey ve Güney Amerika’ nın batı kıyılarındaki sıradağlar üzerinde, Orta Amerika’nın doğusunda, Büyük Antiller üzerinde çok sayıda yanardağ vardır. Afrika’da Kızıldeniz’ in güneyiyle Mozambik kıyısı arasındaki dağlık alanda, İtalya, Yunanistan, Anadolu, Hazar Denizi’nin güneyi, Güneydoğu Asya’da Sumatra, Cava, Gine adaları, Doğu Asya’da Japonya adalarında volkanik yükseltiler uzanır. Büyük bölümü günümüzde etkin olmayan yanardağların bazıları oldukça yüksektir: Fujiyama (3.778 m), Teide (3.718 m), Mauna Kea (4.205 m). Okyanus tabanındaki hareketler sonucu ortaya çıkan çatlaklardan magmanın yeryüzüne çıkmasıyla, İzlanda örneğinde görüldüğü gibi volkanik kökenli adalar oluşur.
    Dağların oluşumu.jpg
    Endonezya, Japonya ve Kanarya Adaları’ndaki volkanik oluşumlar, okyanus tabanındaki hareketlerden kaynaklanmıştır. Türkiye’de dağların oluşumunda volkanizmanın önemli rolü olmuştur. İç Anadolu’da Erciyes, Hasan Dağı, Konya çevresinde Karadağ (2.271 m), Erenler Dağı (2.319 m), Aladağ (2.203 m), Aksaray çevresindeki Hasan Dağı (3.257 m), Küçük Hasan Dağı (3.040 m); Keçiboydaran Dağı (2.727 m), Doğu Anadolu’da Van Gölü’nün kuzeyinde Nemrut Dağı (2.828 m), Süphan Dağı (4.058 m), Büyük Ağrı Dağı (5.13 m) başlıca yanardağ konileridir.

    Yeryüzünün dikey hareketleri sonucu oluşan dağlar: Katmanların sürekli hareketleriyle yerkabuğunun ibçimi değişebilir. Bu olgu sonucunda, kıvrılma ve kırılmalar oluşmadan, uzun bir zaman sürecinde geniş alanlar yükselip alçalabilir. AB D’deki Colarado Yaylası, böyle bir epirojenik oluşuma örnek gösterilebilir. Binlerce kilometrelik alanı kaplayan bu bölge, zaman içerisinde 3 km kadar yükselmiştir. Yükselme sonucunda, Colarado Irmağı, yayla üzerinde 1300 m derinlikte Büyük Kanyon’u oymuştur. Türkiye’ nin fiziksel haritasında, genellikle Kuzey Anadolu Dağları’nın güneyinde, doğu-batı yönünde dar ve uzun oluklar halinde çöküntü alanları uzanır. Aynı biçimde, güneyde Toros Dağları ile Menderes kütlesi arasındaki geçiş bölgesinde (İç Anadolu ile Toroslar arasında), büyük bölümü göllerle kaplı çöküntü alanları vardır. Bunların çoğu kayma oluşum (tektonik) kökenli kırılma yani fay sonucu çökmüş alanlardır, bu alanların hemen tümü miyosende çökmüştür. Kayma oluşum kökenli havzalar, geç alpin döneminde, gevşeme ya da gerilme sonucunda sert kütlelerin kırılmasıyla oluşmuştur. Epirojenik hareketlerde arazi bütün olarak alçalır, yükselir. Türkiye’de Adana Havzası, Trakya’da Ergene Havzası, epirojenik alçalmaya, Silifke-Mut arası epirojenik yükselmeye örnektir. Bitlis ve Doğu Karadeniz dağları pleistosende yükselmeye uğramışlardır.

    Kırılmalar: Yerkabuğu katmanları hızla hareket ettiğinde genellikle kırılmalar ortaya çıkar. Kırılmalar, büyük kaya parçalarının yükselerek (horst) ya da alçalarak (rift vadileri) engebeli bir alan oluşturmalarına yol açar. Zamanla yükseltilerin parçalanması ve vadilerin dolması sonucu, kırılma düzlükleri özelliğini yitirir. Bu tip dağlar, yer kabuğunun büyük baskı altında olduğu bölgelerde ya sıkışma ya da gerilmeler sonucu oluşur. Yukarı Ren Vadisi böyle bir sıkışmanın sonucunda ortaya çıkmıştır. İki yanı da dağlık olan bu yarık (Voj’lar ve Karaormanlar), Afrika tabakasının Avrupa tabakasıyla çarpışması sonucu Alp Dağları ile birlikte doğmuştur. Gerilim sonucu oluşan kırılma dağlarının en belirgin örneği, Doğu Afrika’dadır. Tanganika ve Malawi göllerini de içeren büyük yarık, Afrika’nın doğu bölümünün batısından yavaş yavaş ayrılması sonucu oluşmuştur.

    Kıvrılmalar: Karalar üzerindeki dağların büyük bölümü kıvrılmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Yükseklikleri en fazla, jeolojik olarak en ilginç olan dağlardır. Kıvrılma için büyük enerjice gereksinim vardır. Bu enerjinin, dünya merkezinden fışkıran erimiş kayalarca sağlandığı bilinmektedir. Dağ oluşumları birkaç aşamalıdır. İlk aşamada bir yer teknesi (jeosenkinal bölge) oluşur. Burası kolayca çöken ve içinde kaim tortul tabakalar oluşan, oldukça dar, uzun bir bölgedir. Bu tortul tabakaların kalınlığı birkaç kilometreye varabilir. Yer tekneleri ve bu tür yarıklar, yeryüzünün dış tabakalarının çarpışması sonucu oluşur. Yer teknesinin çevresindeki alanlar, aşınma sonucu birçok maddenin bu çöküntü alanına dolmasıyla yükselir. Gerçek dağ oluşumu, yer teknesinin sıkıştırılması sonucunda kırılma ve kıvrılmaların oluşmasıyla gerçekleşir. Sıkışma, yüksek basınç ve ısı altında gerçekleşir. Dağ oluşumundan sonra ortaya çıkan kütleler her türlü dış etkilere açıktır. Hızla akan sular vadileri oyar, genişletir. Gerek yağışlar, gerekse volkanik ve buzul kökenli hareketler, dalga ve rüzgâr etkisiyle kıvrılma, kırılma, çökme, yükselme sonucu oluşan kütleler; aşınıp yarılarak yeniden yüzeysel değişime uğrar.

    Yerkürede dağların toplandığı iki ana kuşak vardır. Afrika ve Avrupa tabakaları arasında uzanan Testis Kuşağı (Atlas Dağları, Pireneler, Alpler, Ape-ninler, Karpatlar, Kafkaslar ve Himalayalar) ve Büyük Okyanus Çemberi (Kayalık Dağlar, And Dağları). Yer kabuğunun hareketleri ve dağ oluşumu süreklidir ve bu süreklilik bugün de sürmektedir. Dağ oluşumunu hazırlayan temel koşullardan biri aşınmadır. Himalayalar’da ve Colarado’da olduğu gibi sert zeminli yüksek düzlükler dağ sayılamaz. Aşındırmalar sonucunda ilginç jeolojik oluşumlar ortaya çıkar. Dağlar, atmosfer hareketlerine yön verebilirler. Bu nedenle de bulundukları bölgenin iklimi üzerinde etkileri vardır. Dağ üzerinde yükselti artışı ve batıya bağlı olarak hava durumları farklılık gösterir.





+ Yorum Gönder


dağların ortak özellikleri,  ülkemizdeki dağların temel özellikleri ve oluşumları,  ülkemizdeki dağların temel özellikleri ve oluşumları nelerdir,  dağların özellikleri,  turkiyenin daglari ve ozellikleri,  türkiyedeki dağların temel özellikleri ve oluşumları