+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türklerde yaşam Forumunda Yaşanmış türk olaylar ve türkler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Yaşanmış türk olaylar ve türkler








    Yaşanmış türk olaylar ve türkler

    Yaşanmış türk olaylar ve türkler.jpg

    Gurur Yok !

    Fatih'in bir ziyaretinde Akşemseddin, Padişahın huzura girmesinde ayağa kalkmaz. Fatih Sultan Mehmed bir yakınına buna üzüldüğünü söyler. Akşemseddin, "Cenab-ı Hakk'ın eski hakan ve sultanlara nasip olmayan fethi(İstanbul 'un Fethi) müyesser kıldığından, Padişahta olması muhtemel gururu terbiye etmek için" bu hareketi yaptığını anlatır.

    Kır Bu Okları

    Kurultay açılınca, eline bir ok alan Tuğrul Bey, bunu büyük kardeşi Çağrı Bey'e vererek, kırmasını istedi. Çağrı Bey bu tek oku kolayca kırdı. Üç ok birden verdi ve yine kırmasını istedi. Çağrı Bey üç oku zor kırdı. Ok sayısı dörde çıkınca kıramadı. Tuğrul Bey, Selçuklu ailesi için birlik ve beraberliğin şart ve kaçınılmaz olduğunu anlatmak için yaptığı bu hareketten sonra bir konuşma yaptı:

    "Birlik halinde kalmadığımız takdirde, tek ok gibi kolaylıkla yenilebiliriz. Selçuklu ailesinin birleşik oklar gibi birlik içinde kalmaları halinde hiç kimse bizi yenemeyecektir. Bu şekilde cihanı fethedebiliriz."

    "Seni Kanuna Şikayet Ederiz"

    Kul hakkına özen gösteren Sultan Süleyman, bu konuya duyduğu titizlik nedeniyle "Kanuni" lakabını almıştır.

    Budin Seferi'nden dönen ordu, yolların darlığı sebebiyle tarlalardan geçmek zorunda kalmıştı. Bu sırada bir köylü, elindekini padişahın atının geçtiği yere fırlatınca at ürkmüş, köylü de yakalanarak padişahın huzuruna getirilmişti.

    Sultan Süleyman köylüye:

    - "Derdin nedir de böyle yaptın?" diye sorunca, köylü:

    - "Biz fakir köylüleriz. Askerlerinizden bazıları, bizim yeni ektiğimiz tarlalardan geçtiler. Ya bu zararı ödersiniz, ya da sizi şikayet ederim." demiş.

    Bunun üzerine Kanuni köylüye:

    - "Peki bizi kime şikayet edeceksiniz?" diye sormuş. Köylü:

    - "Siz Kanuni değil misiniz? Sizi kanuna şikayet ederiz." deyince Sultan Süleyman çok memnun olmuş ve hemen köylülerin zararlarını hesaplattırıp zararı ödemiş.



    6 Nisan 1453 Cuma günü İstanbul kuşatması başlamasına rağmen, ilerleyen günlerde bir netice alınamamıştı. İşte bu sıralarda, Fatih Sultan Mehmed Hân dahiliğini bir defa daha göstermiş, 72 parçalık Türk donanması 21-22 Nisan Pazar günü gecesi karadan yürütülerek Haliç'e indirilmişti. Aslında bu olay, akıllara durgunluk verecek şekilde azâmetli bir işti.

    1750 metre civarında uzunluğu olan bu güzergâhın büyük bir kısmı ağaçlık, çalılık ve üstelik büyük yokuş ve inişlerle dolu idi. Çalılıkların temizlenmesi için Bizanslı esirler çalıştırılmıştır. Karadan gemi naklinin bilhassa inişlerde çok zor olduğu, çok ince hesaplara dayandığı, birçok yerde kayıtlıdır.

    "Tıraş Edilen Sakal Daha Gür Çıkar!"

    Başta Sultan Selim Hân ve Vezir-i âzam Sokullu'nun gayretleri ve bütün tersane personelinin durmak bilmez çalışmalarıyla, sefer mevsimine iki yüzden fazla kadırga ve mavuna tam teçhizatlı silâh, âlet ve edevatlarıyla teçhiz edilerek hazırlandı. İnebahtı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu'nun antlaşmayla Haçlılara taviz vereceğini zanneden Venedik elçisi Barbaro'ya, Sokullu'nun 7 Mart 1573'te verdiği tarihi cevapta Osmanlı diplomasisinin, teşkilât, müessese ve ordusu gibi kuvvetinin ifadesidir:

    "İnebahtı muharebesinden sonra cesâretimizin sönmediğini görüyorsun. Sizin zayiatınızla bizimki arasında fark vardır. Biz sizden Kıbrıs'ı alarak kolunuzu kestik. Siz ise donanmamızı mağlup etmekle sakalımızı tıraş etmiş oldunuz. Kesilmiş kol yerine gelmez, lâkin tıraş edilmiş sakal daha gür çıkar."

    "Biz Seni Uyanık Bilirdik"

    İstanbul’da kenar semtlerden birinde oturan yaşlı bir kadın, padişahın huzuruna çıkmak istediğini saraydaki görevlilere bildirmiş. Bunun üzerine sultanın karşısına çıkarılmıştı. Yaşlı kadın :

    Evinin soyulduğunu ve bu olaydan padişahın sorumlu olduğunu söyleyerek, şikayette bulunur. Bunun üzerine hiddetlenen Kanuni: "Bana bak kadın, sen niçin bu kadar derin uyku uyudun da evinin soyulduğunu duymadın?" deyince, yaşlı kadın: "Padişahım! Kusura bakma, biz seni uyanık bilirdik, onun için evimizde rahat uyuyorduk." der. Bu cevap üzerine Kanuni utanarak: "Haklısınız" diyerek, kadının çalınan mallarının bedelini kendi malından öder.

    Sultan I.Murad'ın Duası

    Anadolu'da Bizans sınırına dayanan Osmanlı Türkleri, Çanakkale Boğazı'ndan Avrupa'ya o koca imparatorluğu tamamen çevrelemişlerdi. Tabii, Avrupa'daki fetihler de devam ediyordu. Orhan Gazi'nin yerine geçen oğlu I. Murad'ın hedefi Sırbistan'ı ele geçirmekti.

    Osmanlı ilerleyişine karşı büyük bir birlik oluşturan Lehistan, Sırbistan, Macaristan, Bosna, Romanya, Hırvatistan ve Bohemya kuvvetleriyle bunlara katılan başka gruplar derhal harekete geçtiler. Topladıkları ordu, sayıca Osmanlı ordusundan iki - üç kat fazlaydı. Kosova'ya doğru yürüdüler.

    Sultan Murad, oğulları Beyazıd ve Yakup Beyler, Vezir Çandarlı Ali Bey, Gazi Evrenos Bey ve öteki ileri gelenlerle toplanıp durumu görüştü. Vezir Ali Paşa, Kur'an-ı Kerim'den ayetler oku Cenab-ı Allah'ın sabredenlerle beraber olduğunu, azın çoğa galip gelebileceğini söyledi. Öteki beyler de savaş yapılması görüşündeydiler. Savaş için sabahın olması beklenecekti.

    O gece Kosova çevresinde şiddetli bir rüzgar çıktı. Adeta göz gözü görmüyor, insanlar ve atlar seçilmiyordu. Hava şartları böyle devam ederse savaşmak çok zor olacaktı.

    Sultan Murad herkes yatıncaya kadar bekledi. Kalkıp abdest aldı, iki rekat namaz kıldı ve yaşlı gözlerle şöyle dua etti:

    "Ya Rab! Bunca kere duamı kabul edip beni mahcup etmedin. Duamı yine kabul eyle. Bir yağmur verip şu tozu toprağı def et. Ta ki, düşman askerini gözümüzle görüp yüz yüze cenk edelim.

    Ya İlahi! Mal ve mülk senindir, kime istersen verirsin. Benim durumum Sana malumdur ki, mal ve mülk istemem. Yalnızca Senin rızanı isterim.

    Ya Rab! Beni bu Müslümanlara kurban eyle. Tek bu müminleri Küffar diyarında mağlup ve helâk eyleme. Beni bunca insanın ölümüne sebep eyleme. Bunları üstün ve muzaffer et. Onlar için ben canımı kurban ederim. Yeter ki Sen kabul et. İslam askeri için ruhumu teslim etmeye hazırım.

    İlahi! Beni kendi yanına alıp; müminlerin ruhuna benim ruhumu feda kıl. Beni önce gazi kıldın, sonunda da şehadeti göster!.."

    Sultan Murad'ın bu içten duası Allah katında kabul edilmiş olacak ki, yağan yağmur tozu - toprağı yatıştırdı, sisler dağıldı.

    Sabah olduğunda Türk ordusu savaşa hazırdı. Sekiz saat süren şiddetli bir savaştan sonra düşman büyük ölçüde imha edilmiş, kaçabilenler kaçmıştı. Sıra savaş alanını gezmeye gelmişti ki, olan oldu! Her şey Sultan Murad'ın duasına göre oluyordu. Miloş Kobiloviç isimli Sırp asilzadesi O'nu hançerle yaraladı ve oracıkta şehit oldu.

    Evet Sultan Murad şehid olmuştu ama, Balkanlarda 500 yıldan fazla sürecek olan Türk hakimiyetinin temelleri de atılmıştı. Ruhu şad olsun







  2. Acil

    Yaşanmış türk olaylar ve türkler isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder