+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türklerde yaşam Forumunda Türklerde Savaş ve Taktik Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Türklerde Savaş ve Taktik








    Türklerde Savaş ve Taktik

    Türklerde Savaş


    Dünya üzerinde yaşamış ve yaşamakta olan her bir millet diğerlerinden farklı özelliklere sahip olmuş ve bu karakteristik özellikleriyle tanınmışlardır. Toplumları meydana getiren insanların deri rengi, ırkî ve antropolojik özellikleri, hayat tarzları, dinî inanış ve anlayışları, eğlence ve törenleri, kullandıkları kapkacaklar, silahlar ve araçlar ve hatta ordu teşkilatları kendilerine has ve pek çok farklı özelliklere sahip olup olmamaları onları birbirinden ayıran faktörler olmuştur.

    Milletleri birbirinden ayıran farklı alışkanlık, uygulama ve kurumların detayları üzerinde düşünmemiz de mümkündür. Tarihte, Sümerlerin yazıyı icat etmeleri, eski Mısırlılar inşa ettikleri piramitleri, Fenikeliler ve Venedikliler gemicilikleri ve deniz ticaretindeki ustalıkları, Grekler üzüm, şarap üreticiliğindeki maharetleri, Romalılar sahip oldukları topraklar üzerinde uyguladıkları usta siyasetleri gibi ilk anda göze çarpan bir takım belirgin özellikleriyle tanınmışlardır.


    Türk adının ortaya çıkmasıyla birlikte ise, bu millet ile karşı karşıya gelen diğer toplumların zihninde ilk beliren özellikleri savunma ve ordu kurma konusundaki ustalıkları olmuş, konuyla ilgili akademisyenlerin aynı veya farklı fikirler ortaya koymalarıyla birlikte, her yeni belge ve değerlendirme Türklerin askerî özellikleri hakkında bilinenlere yenilerini eklemekte ve eskilerini desteklemektedir. Bu sebeple, bu makale bir yandan Türklerin askerlik yetenekleri konusunda bilinen bazı özelliklerini yeniden gözden geçirirken diğer yandan da ilk kez ortaya çıkmış olan belgelerle karşılaştırmayı amaçlamaktadır.

    Herodotos’un “Tarih”i, Xenophon’un “Anabasisi”i ve Ammianus Marcellinus’un “Tarih”i, eski Türk topluluklarına mensup kavimlerin yaşayış tarzları, karakter özellikleri hakkında bilgi vermektedirler. Ayrıca, Justinianus’un tarihçisi Procopius, 552-558 yılları arasını ele alan, Wars (Savaşlar) adlı sekiz kitaptan oluşan eserinde, Vandal, Got ve İran savaşlarını anlatırken kendilerini yakından etkileyen Hunlar ve Avarlar gibi kavimlerin özelliklerinden bahsetmektedir.

    Şüphesiz altıncı yüzyıldan çok önce Türkler Orta Asya’da yaşamaktaydılar. Ancak, ilk kez 552’de “Göktürk” Devleti olarak ortaya çıkmalarına kadar Bizans kaynaklarında “Türk” adı geçmemiştir. Altıncı yüzyılda ise; İpek Yolu’nun güvenliği, ipek ticareti dolayısıyla Türk-Bizans ilişkilerinde önemli bir dönem başlamıştır. İki devlet arasında ekonomik ihtiyaçların bir sonucu olarak ortaya çıkan ilişkiler, sonraları askerî ve siyasî bir mahiyet kazanarak artmıştır.
    Altıncı yüzyılın ikinci yarısında, Bizans İmparatorluğu tarihinin de önemli bir meselesi haline gelen Türkler, böylece tarihî kaynaklarda da yer almışlardır. Eski Türk topluluklarına mensup olan Göktürklerin adının geçtiği üç önemli kaynak vardır. Zemarchus başkanlığında Göktürklere gönderilen elçilik heyetinde bulunan Menandros, Protector (Koruyucu) adlı eserinde, Orta Asya’daki Türklerle ilk karşılaşmasında gördüklerini kaleme almıştır.

    Eser, 558-582 yıllarını içine almakta olup bütün halinde günümüze ulaşamamıştır. Menandros eserinde daha çok Türklerin fizikî görünüşleri, inançları, yaşayış tarzları gibi konuları ele almaktadır. Menandros’un kitabı, Orta Asya’daki Türklerden ve “Türk” adından bahseden ilk Bizans kaynağı olarak Türk tarihi için de oldukça önemlidir.

    Theophylactus Simocattes ise, 582-602 yılları arasında hüküm sürmüş olan İmparator Maurice Dönemi’nin tarihini yazmıştır. Theophylactus’un Karadeniz’in kuzeyindeki milletler ve Türkler hakkındaki anlatımlarında Menandros’tan etkilendiği anlaşılmaktadır. İmparator Maurice’in (582-602), ülkesinin etrafında bir güvenlik meselesi oluşturan milletlerin askerî durumlarından bahseden Strategicon (Strateji) adlı eseri ise, konumuzla ilgili doğrudan bilgiler vermektedir.

    Maurice, eserinde sadece Türkler ve diğer milletlerin savaş tekniklerinden bahsetmez. Aynı zamanda bunlara karşı hangi tür stratejiler uygulanması gerektiği konusunda da halkını uyarır. Böylece altıncı yüzyılın ikinci yarısı boyunca, farklı Bizans İmparatorluğu’nun tarihçileri tarafından kaleme alınan eserlerde Türk tarihini ve özellikle de tarihçilerin Türkler hakkındaki görüşlerini kesintisiz olarak öğrenebiliyoruz.

    Kaynaklardaki bilgilerin değerlendirilmesi sonucunda, tarihçilerin Türklerin karakteristiği hakkında ilk gözlemledikleri özelliklerinin askerî vasıfları olduğu göze çarpmaktadır. Şimdi Bizans kaynaklarında Türklerin bu özelliklerini anlatan kısımlarla diğer kaynaklardaki bilgilerin karşılaştırmasını yaparak, bunların doğruluğunu tespit etmeye çalışalım.







  2. Acil

    Türklerde Savaş ve Taktik isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder