+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türklerde yaşam Forumunda Halifeligin Kaldırılması Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Halifeligin Kaldırılması









    Halifeligin Kaldırılması ilgili bilgi


    Halifeligin Kaldirilmasi (3 mart 1924) : Saltanat kaldirilirken kamuoyu hazir olmadigi için halifelikten ayrilmisti. Fakat saltanat taraftarlarinin halifelik makami etrafinda toplanmasi, abdülmecid efendi’nin saltanati çagristiran davranislari, halifeligin inkilaplarin ve laiklige geçisin önündeki en büyük engel olmasi, islevini kaybettigi i. dünya savasi’yla ortaya çikan halifelik gibi bir kurumun çagdas türkiye cumhuriyet’inde yerinin olmamasi ve basinda gelisen bazi hadiseler yüzünden 3 mart 1924’te halifelik kaldirilmistir.

    Ayni gün ;
    § Ser’iye ve evkaf vekaleti kaldirildi (laiklik yolunda önemli bir adim).
    § Tevhid-i tedrisat kanunu kabul edildi (egitim ve ögretimin birlestirilmesi saglandi).
    § Erkan-i harbiye vekaleti kaldirildi (genel kurmayin politikayla ugrasmasi engellendi)
    § Osmanli hanedaninin yurt disina çikarilmasina karar verildi.
    § Harbiye nezareti kaldirildi. (yerine savunma bakanligi kuruldu)


    Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924) [Detay]

    1517 tarihinde Memlük devletine son verilmesiyle birlikte Osmanlı padişahlarının kullanmaya başladıkları halifelik yetkisi yalnızca Osmanlı ülkesinde yaşayan Müslümanların değil dünyanın her tarafında yaşayan Müslümanlarında dini liderliği anlamına gelmekteydi.Bu makam Osmanlı devletinde teokratik yönetim anlayışının uygulandığının en temel kanıtı olmuştur.
    Halifelik makamının Osmanlı sınırları dışındaki insanlarla da ilgili yetkilerinin olması halifenin dış politika ile aktif şekilde ilgilenmesine neden olmaktaydı.Yine bu yetkiler Osmanlı padişahına başka ülkelerde yaşayan Müslüman toplulukların haklarını korumak için ayrı bir yükümlülük getirmekteydi.Bu durum öncelikle iç düzeni sağlamak ve milli değerlere bağlı bir toplum yapısı ve devlet düzeni kurmak isteyen TBMM’nin faaliyetlerinin zora sokmaktaydı.
    II.TBMM inkılap yanlılarının çoğunlukta olduğu bir meclisti.fakat yenilik karşıtı olan muhalefet grubu daha güçlü olabilmek için halife ile yakın bir ilişki içerisinde olmaya ve bu makamı politika malzemesi yapmaya çalışmaktaydı.Yeni rejim karşıtları ve diğer muhalefet grupları için halifelik bir sığınma makamı haline gelmişti.Ülke dışından Türkiye’ye gelen politikacıların eski alışkanlıklarında etkisiyle halifeye önem vererek Onu ziyaret etmeleri bu makamın siyasi yetkisinin tartışılmasına neden olmuş,TBMM’nin faaliyet alanına giren davranışları tepki çekmiştir.
    Bütün bunlar TBMM’nin halifelik makamının yetkilerinin kesin ve net bir şekilde düzenlenmesini gerekli kılmıştır.


    Halifeliğin Kaldırılmasının Nedenleri:
    • Saltanatın kaldırılıp cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra halifeliğin yetkilerinin belirlenme ihtiyacının doğması ve halifeliğin bir sembol haline gelmiş olması
    • Halifelik makamının TBMM’nin üzerinde gibi hareket etmesi ve görünmesi
    • TBMM tarafından halifeliği onaylanmış olan Abdülmecid efendinin devlet başkanıymış gibi davranması
    • Halifeliğin cumhuriyet rejimine ve laikliğe aykırı bir kurum olması
    • Yeniliklere karşı olan muhalefet grubunun en önemli dayanağının halifelik makamı olması

    Bu nedenlerden dolayı halifelik makamı tartışılmaya açılmıştır. Halifeliği TBMM’nin bünyesinde tutabilmenin mümkün olmadığı görülünce kaldırılması kararlaştırılmıştır.3 Mart 1924’te alına bir kararla halifelik kaldırılmış buna bağlı olarak bazı düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

    Halifeliğin Kaldırıldığı 3 Mart 1924 günü gerçekleştirilen diğer düzenlemeler şunlardır:
    • Şer’iye ve Evkaf vekâleti kaldırılarak “Diyanet İşleri Başkanlığı” ve “Vakıflar Genel Müdürlüğü” kurulmuştur. Böylece laiklik alanında önemli bir adım daha atılmıştır.
    • Erkan-ı Harbiye Umum Vekâleti kaldırılarak “Genel Kurmay Başkanlığı” ve “Milli savunma Bakanlığı” kurulmuştur. Böylece ordunun siyasetten ayrılması yönünde önemli bir gelişme sağlanmıştır.
    • Tevhîd-i Tedrisat kanunu” çıkarılarak eğitimde birlik sağlanmış ve eğitimin laikleşmesi yolunda önemli bir adım atılmıştır.
    • Osmanlı hanedan üyelerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının dışına çıkarılması kararlaştırılmıştır. Böylece Osmanlı devletinin kurucusu olan bu ailenin yeni Türk devletinin iç ve dış politikasında yapılacak yeniliklere engel olmalarının önüne geçilmek istenmiştir.


    Halifeliğin Kaldırılmasının sonuçları:
    • Laikliğe geçiş süreci hızlanmıştır.
    • Ulusal egemenlik anlayışı güçlenmiştir.
    • Yapılacak inkılâpların gerçekleştirilmesi kolaylaşmıştır.
    • TBMM’deki muhalefetin etkisi azalmıştır.
    • Halifeliğe bağlı kurumlarda yeni düzenlemeler gerçekleştirilerek bu kurumların TBMM’nin denetimine girmesi sağlanmıştır.
    • Ümmetçi devlet anlayışından ulusçu devlet anlayışına geçiş süreci hızlanmıştır.
    • Saltanatın kaldırılmasına rağmen hala etkisini sürdürmeye çalışan Osmanlı hanedanının bu duruma son verilmiştir.


    Halifeliğin Kaldırılmasının Önemi:
    Millî direniş esnasında Halife ordularının verdiği zarar ve millete çektirdiği acı unutulmamıştı. Saltanatın kaldırılmasından sonra başka isimle aynı anlamda bir kuruluşun yerinde kalışı yeni rejimi tehdit eden büyük bir tehlike teşkil edebilirdi. Hilâfetin kaldırılmasıyla bu kuşku ortadan kalkmış oldu. O devirde Cumhuriyetin ilânından memnun olmayanlar, Halifelik kuruluşunu siyasal hırslarına araç olarak kullanma fırsatını bulamadılar. Türkiye, siyasal iktidarda, dinsel, nitelik taşıyan yarı teokratik vasfından biraz sıyrıldı. Tam anlamıyla layık bir devlet olabilmesi için aşılacak bazı engeller vardı. İlk Anayasanın layık olmayan hükümlerinin de kalkması gerekiyordu (Bak. sayfa 111). Dini siyasetten ayıran, devlet idaresinde dinsel ilke ve kuruluşları, devlet dışı tutan layık bir devlete doğru yöneldi. Mustafa Kemal in tasarladığı devrim hareketlerine engel olacak bir kuvvet yıkılmış oldu. Cumhuriyet Hükümeti için uygarlık yolunda ilerleme ufuklarının açılmış olması bakımından da Halifeliğin kaldırılması önemli bir olaydır.

    Son Halife Abdülmecit Efendinin Vatan Torakları Dışında Çıkarılması
    Hilâfetin ilgasını Abdülmecit Efendiye tebliğ eden İstanbul Valisi Haydar Bey bu hatırasını şöyle nakletmektedir :
    "Büyük Millet Meclisinin kararını Halife Abdülmecit Efendiye tebliğ etmek üzere gece yarısı Dolmabahçe Sarayına gittim. Gazetelerin neşriyatından ve kendi hususî istihbaratından halife ve hanedan zaten o gece böyle bir tebliğe muntazır imişler. Huzuruna girip kararı tebliğ ettiğim zaman kemali heyecanla dinledi ve tebligat bittikten sonra bir kelime söylemeden derhal salonu terk ederek yanındaki odaya çekildi. Gelinceye kadar büyük bir endişe ve helecan içinde geçti. Çünkü ne maksatla oraya çekildiğini bilmiyordum ve huzura yalnız olarak girmiştim. Emniyeti Umumiye ve İstanbul Polis Müdürleri dışarıda bekliyorlardı.

    Maksadını anlayamadığım için ilk aklıma gelen şey, kararı verenler hakkındaki gayzını benden çıkaracak ve kendisiyle hanedanın intikamını benden almak isteyecek zannettim ve kemali metanetle neticeye ve vazife uğrundaki mukadderatıma intizar ettim.

    Fakat bir de baktım elinde birtakım gazete kupürleri, telgraf ve tahrirat müsveddeleri olduğu. halde tekrar geldi ve yana yakıla kendisinin Kuvayi Millîyeye ifa etmiş olduğu hizmetleri sayıp dökmeğe başladı, bu evrakı da, şahit, vesika olarak gösteriyordu.

    Bu hali görünce ve tarzı müdafaayı dinleyince helecan ve hayretim zail oldu. Cevaben, bunların faydalı olmadığını, milletçe verilmiş bir kararın tatbikatının zarurî bulunduğunu, şehri terk için daha iki saat vakit olup bu müddet zarfında saraydan ne gibi şeyler istenirse birlikte götürülmesine milletçe müsaade edilmiş olduğunu söyledim. Bunun üzerine çarnâçar hazırlanmağa başladılar."







  2. Zarafet
    Üye





    Hz. Muhammed, hem İslâm dininin peygamberi hem de kurduğu ilk İslâm devletinin devlet başkanı idi. Onun ölümünden sonra yerine geçen devlet başkanlarına halife denmiştir.
    İlk dört halife, seçimle iş başına geldiler. Emevîler zamanında halifelik babadan oğula geçen bir saltanat hâline geldi. Bu durum Abbasîler zamanında da devam etti. İslâm dünyasında başlangıçta bir tek halife var iken, Abbasîlerin zayıflamasıyla birden fazla halife ortaya çıktı. Abbasîler, Müslümanlar üzerinde egemenliklerini sürdürebilmek için, halifeliğin dinî yönüne ağırlık verdiler. Abbasî Devleti yıkıldıktan sonra Mısır'daki Memlûk Devleti, Abbasî soyundan Ahmed'i halife ilân ederek İslâm dünyasında etkin bir hâle gelmeye çalıştı.
    Osmanlı Devleti, 1517'de Memlûk Devleti'ne son vererek İslâm dünyasında büyük ölçüde birliği sağladı. Bu tarihten sonra Osmanlı padişahları da halife unvanını kullanmaya başladılar. Özellikle Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında bu makama büyük bir önem verildi. Halifeliğin siyasî gücünden faydalanılmak istendi. Buna rağmen devletin yıkılışı önlenemedi.
    Milliyetçilik ve millî egemenlik fikri üzerine kurulmuş olan yeni Türk devletinin yapısıyla saltanat ve halifeliği bağdaştırmak mümkün değildi.
    1 Kasım 1922'de saltanat ve halifelik birbirinden ayrılarak saltanat kaldırıldı ve halifeliğin yetkileri dinî konularla sınırlandırıldı. Vahdettin'in ülkeyi terk etmesinden sonra, Osmanlı sülâlesinden Abdülmecit Efendi, TBMM tarafından halife seçildi. Kendisine sadece Müslümanların halifesi unvanını kullanması bildirildi. Halife olan Abdülmecit Efendi'nin, zamanla hükümetin talimatlarının dışına çıktığı görüldü. Kendisini devlet başkanı gibi görmeye başladı. Bu durum ise yeni rejim için bir huzursuzluk kaynağı oluyordu. Buna karşı derhal tedbir alınması gerekiyordu. Ayrıca Türkiye'de gerçekleştirilmesi düşünülen inkılâpların yapılabilmesi için halifeliğin kaldırılması zorunlu idi. Diğer taraftan Mustafa Kemal Paşa, halifeliğin yabancı güçler tarafından aleyhimize kullanılmasından endişe ediyordu.
    Bu sebeplerden dolayı, Mustafa Kemal Paşa 1924 yılında halifeliğin kaldırılmasına karar verdi, l Mart 1924 tarihinde yaptığı Türkiye Büyük Millet Meclisini açış konuşmasında, bu düşüncesini açıkladı. 3 Mart 1924'te TBMM'de kabul edilen bir kanunla halifelik kaldırıldı.
    Halifeliğin kaldırılmasıyla, lâik düzenin kurulması yolunda önemli bir adım atıldı. Aynı zamanda saltanat ve hilâfet yanlılarının dayandığı en önemli güç odağı ortadan kaldırılmış oldu.





  3. Zeyneb
    Bayan Üye
    Halifeliğin kaldırılmasının sebepleri nelerdir madde madde inceleyelim.

    Mustafa Kemal Atatürk Türk milletini makus talihinden kurtarmış ve Cumhuriyeti kurup refah bir Türkiye’nin temellerini atmıştır. O, kişilerin özgürlüklerinin önemli olduğunu düşünüyordu ve çağdaş bir insandı. Özgürlüğün sağlanmasının ise ancak demokrasi ile olabileceği görüşündeydi. Başta bu sebep olmak üzere Halifeliğin kaldırılmasının sebepleri şöyle sıralanabilir:

    - Cumhuriyet ilan edilince ve Saltanat kaldırılınca halifeliğin önemi kalmaması.

    - Bir Cumhurbaşkanı ile bir halife aynı anda yönetici olarak düşünülemezdi.

    - Sadece o gün için bir sebep söylemek gerekirse o günkü halife Abdülmecit Efendi TBMM tarafından tayin edilmişti ancak buna rağmen bir devlet başkanı gibi tavırları vardı.

    - Laiklik ve cumhuriyet, halifelik ile taban tabana zıt kavramlar olması.

    - Saltanat kalkınca ve cumhuriyet ilan edilince yeni rejime karşı olanların eski rejimden kalan tek kurum olan halifeliğe sığınmış olmaları.

    - Bazı milletvekillerinin dahi halife tarafından akıllarının karıştırılmış olması. “TBMM halifeliğin, halife de TBMM’nindir” görüşlerinin boy göstermeye başlaması.

    - Halifelik kurumunun korunması konusunda islam ülkelerinin İsmet Paşa’ya yazdıkları mektup İsmet Paşa daha okumadan Tanin isimli gazetede yayınlanması





+ Yorum Gönder