+ Yorum Gönder
Vücudumuzu Tanıyalım ve Vücut Sistemleri Forumunda Aşırı Duyarlılık (Bağışıklık Sistemi Hastalıkları) Konusunu Okuyorsunuz..
  1. HARBİKIZ
    Moderator

    Aşırı Duyarlılık (Bağışıklık Sistemi Hastalıkları)








    Aşırı Duyarlılık (Bağışıklık Sistemi Hastalıkları)

    Aşırı Duyarlılık, (Hipersensitivite), vücutta yabancı bir antijene maruz kalma durumunda gelişen, uygunsuz veya aşırı bağışıklık yanıtı ve buna bağlı vücudun zedelenmesi durumudur. Aşırı duyarlılık, P.H.G. Gell ve R.A.A. Coombs tarafından geliştirilen sınıflandırmaya göre 4 temel tipte incelenir.

    Tip I Aşırı Duyarlılık Reaksiyonu, Alerji

    Normalde zararsız olan belirgin bir çevresel antijenle (alerjan) tekrar karşılaşma sonucu gelişir. Birey, söz konusu alerjene karşı daha önce IgE sınıfından antikor üretmiştir. Kişinin alerjene maruz kalması, yutma yolu ile, nefes alma yolu ile, cilte temas ile veya injeksiyon ile gelişebilir. Allerjen karşılaştığı dokulara bağlı olarak sistemik veya lokal bir reaksiyon meydana getirir. Alerjinin tetiklenmesi, söz konusu alerjenin, mast hücresi ve bazofil hücrelerin zarlarında yer alan alerjene özel IgE antikorlar ile birleşmesi sonucu gelişir. Bu birleşme sonrası hücrelerden histamin, ve benzeri kimyasal etken maddeler salınır, gelişen reaksiyon alerjenin dozuna ve maruz kalınma yoluna göre değişebilir, göz konjonktivasında, ödem, gözlerde kaşıntı ve sulanma olabileceği gibi, dolaşım yetmezliği ve şok meydana gelebilir. Bazı alerjik hastalıklara örnek olarak, alerjik astım, alerjik konjonktivit, allerjik rinit, anaflaksi, anjiödem ve ürtiker gösterilebilir.

    Tip II Aşırı Duyarlılık Reaksiyonu

    Antikor aracılığıyla aşırı duyarlılık reaksiyonunda, vücudun kendi hücreleri üzerinde yer alan antijenlere karşı gelişen bağışıklık yanıt sonrası antikorlar gelişmiştir. Hücreler üzerinde yer alan bu antikorlar içsel, diğer bir deyişle vucuda ait veya dışsal olabilir, dışsal antijenler virüsIgG ve IgM sınıfı antikorların söz konusu antijenlerle birleşmesi sonrası, klasik yol üzerinden kompleman sistemi aktivasyonu gerçekleşir. Kompleman aktivasyonu normalde, patojen maddeleri bağışıklık sistemine sunan hücrelerin ve dolayısıyla patojen taşıyan hücrelerin yok edilmesi amacını taşır. Reaksiyon bölgesinde, akut yangı etken maddeleri salgılanır ve hücre zarı eritici bileşenlerin varlığı ile hücreler parçalanır ve hücre ölümü gerçekleşir. Bu reaksiyonun oluşması ve etkinliği, saatler veya günler boyunca sürebilir. Bazı örnekleri, otoimmün hemolitik anemi, Goodpasture sendromu, pemfigus, pernisiyöz anemi, immün trombositopeni ve kan transfüzyonu reaksiyonları olarak sıralanabilir. parçacıkları gibi hücre zarlarına bir infeksiyon sonrası yapışmış etkenler olabilir.


    Tip III Aşırı Duyarlılık Reaksiyonu

    İmmün kompleks hastalığı veya immün kompleks aşırı duyarlılığı olarak da adlandırılır. IgG veya IgM antikorlarının antijenler ile birleşmesi sonucu meydana gelen immün komplekslerin oluşması ve bu immün komplekslerin sistemik dolaşımda yani kanda bulunmaları ile açığa çıkar. Bu immün kompleksler değişik dokularda birikerek etkilerini gösterirler, immün kompleks birikimi sıklıkla cilt, böbrekler, ve eklemler gibi dokularda olur, biriktikleri dokuda Tip II aşırı duyarlılık reaksiyonunda olduğu gibi kompleman aktivasyonu ve doku zedelenmesi meydana gelir. Bu reaksiyonun gelişmesi ve etkinliği saatler veya günler boyunca sürebilir. Bazı örnekleri, immün kompleks glomerülonefriti, romatoid artrit, serum hastalığı, subakut bakteriyel endokardit, sıtmanınsistemik lupus eritamatozis ve Arthus reaksiyonu olarak sıralanabilir. bulguları,

    Tip IV Aşırı Duyarlılık Reaksiyonu [değiştir]

    Hücre aracılığıyla aşırı duyarlılık olarak da adlandırılır, etken bileşenler bağışıklık sistemi hücreleridir. Değişik alt grupları vardır;

    • Gecikmiş tip aşırı duyarlılıkta, etken hücreler T lenfositleri ve antikorları bu lenfositlere sunan özelleşmiş hücrelerdir. Antikorlar bağışıklık sistemindeki etkin hücrelere sunulmadan önce işlenir, bunu antikorla karşılaşan dokuda yerleşik olan makrofaj, Langerhans hücresi veya damar endotel hücresi gibi hücreler gerçekleştirir. Kendisine antikor sunulan T lenfosit aktif bir hale geçer ve bazı sitokinler salgılar, bu sitokinlere örnek olarak tümör nekroz faktörü (TNF), interlökin 2 (IL-2), ve interferon gama (IFN-gama) verilebilir, bu sitokinler, bağışıklık sistemindeki hücreleri uyarır ve etkinleşmelerini sağlarlar. Temel etken hücre, makrofajlardır, bu hücreler doku düzeyinde antikoru ortamdan kaldırmak için etkinlik gösterirler, makrofajlar daha sonra gelişen gerileme fazında da rol oynarlar. Bazı örnekleri, kontakt dermatit, BCG aşısı veya tüberküloz etkeni ile karşılaşma sonrası gelişen PPD testi, olarak sıralanabilir. Gelişmesi saatler ve günler alır.
    • Bazı kronik alerjik hastalıklar veya parazit infeksiyonlarında gelişen hücresel bağışıklık yanıtında etken hücre makrofaj değil de eozinofil ve bazofil hücrelerdir. Bazı örnekleri, kronik astım, kronik alerjik rinit, gibi hastalıklarıdır.
    • Sitolitik T lenfositlere (STL), bağlı gelişen hücresel bağışıklık yanıtı, bu tip reaksiyonda, antijen ile uyarılmış STL hücreleri, zarlarında özel antijen kompleksi bulunan hücreleri ortamdan kaldırırlar. Bu bağışıklık reaksiyonu, viral infeksiyonlara ve organ transplantasyonlarına karşı gelişir.
    • Doğal öldürücü hücreler (natural killer cells) tarafından meydana gelen hücresel bağışıklık. Bu hücreler yüzeylerinde immün globulin veya T hücresi reseptörü taşımayan büyük lenfosit (Akyuvar) hücreleridir. Virüs veya mikropla infekte olmuş hücreleri, ve tümör hücrelerini eritici mekanizmaları öldürerek doğal bağışıkta rol oynarlar.








  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Seslere aşırı duyarlılık
    "Psikolojik rahatsızlıklarla ilgili birçok siteyi dolaştığım halde benim sorunuma yönelik birine rastlayamadım. Seslere karşı çok aşırı duyarlılığım var. Babam başta olmak üzere tüm aile bireylerinin yemek yerken, öksürürken vb. Çıkardığı seslerden inanılmaz rahatsızlık duyuyorum. Sürekli dişlerinden sesler çıkaran, çayı höpürdeterek içen vb insanlardan nefret eder oldum. Uzun zamandır evde odamdan çıkmaz oldum. Dolaşmak istediğimde de kulaklarıma pamuk tıkıyorum. Söylediğim gibi artık seslerden rahatsız olmak boyutunu çoktan aştı ve "takıntı" haline dönüştü. Bir kere psikiyatriste başvurdum ama tedaviyi yarıda bıraktım."
    Seslere aşırı duyarlılık “hyperacusis” olarak bilinen bir rahatsızlıktır. Aslında kulak burun boğaz ve nöroloji uzmanlık alanlarının incelemesi gerekiyor. Bu rahatsızlığın psikolojik sonuçları olabilir ve sosyal yaşamdan uzaklaşmaya ve yoğun sıkıntıya yol açabilir. Psikiyatri belki bu sonuçları açısından yardımcı olabilir ama ilk başvuru yeri KBB ya da nörolojidir. 12 yıl gibi uzun bir süre bir uzmanla görüşmemişsiniz. Kendi kendine çare bulmaya çalışmanın bence en önemli olumsuzluklarından birisi tanı ve tedaviyi geciktirmesidir. Psikiyatride yalnızca seslerden rahatsız olmayla karakterize bir hastalık yok. Ama psikiyatrik tanı koymanın ilginç ve dikkate alınması gereken yanı kişiye özel tanıların konulabilmesidir. Hatta aynı belirti farklı kişilerde farklı sebeplerle ortaya çıkabilir ve belirti aynı olmasına rağmen konulan tanı farklı olabilir. Kişilin öyküsünü ve gelişimini de içine alan bu tanıya dinamik tanı ya da formülasyon diyoruz. Eğer KBB ve nöroloji bir tanı koyamazsa (ki üniversite hastanelerine başvurmadan bu sonuca varmamanızı tavsiye ederim) o zaman psikiyatriye başvurun.
    Gürültüye tahammülsüzlük ise genellikle depresyondaki hastalarımızın ifade ettikleri bir şikayettir. Ritmik doğadaki seslerden, örneğin damlayan bir musluğun çıkardığı sesten aşırı derecede rahatsız olan hastalarım da oldu. Bu hastalarımın klinik özellikleri de hipnoza aşırı yatkınlıklarıydı. Ritmik seslerin bu hastalarımı transa soktuğunu ve trans halinde canlanan bazı anıların kendilerini rahatsız ettiği şeklinde hipotetik bir açıklama yapılabilir. Küçük yaştaki travmatik olaylar çocukluk çağının doğal hipnoza yatkınlığını kalıcı bir şekle sokabilir. Ritmik seslere duyarlılığı olan hastalarımın ortak diğer bir özelliği de erken yaşlarında üzücü ve travmatik yaşantılarının olmuş olmasıydı. Özetle bu seslerden duyduğunuz rahatsızlık tek başına bir sorun olmaktan çok başka sorunlarla birlikte olma olasılığı yüksektir. Bu nedenle detaylı bir değerlendirme yapılması faydalı olacaktır.
    Dr. Mehmet Akif Ersoy




+ Yorum Gönder


seslere aşırı duyarlılık,  hyperacusis nedir,  hyperacusis belirtileri,  hyperacusis hastalığı nedir